[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 41 (5) }
| Devrimci Bülten

DEVRÝMCÝ BÜLTEN YAZI KURULU’NUN NOTU : Aþaðýda yayýnlamakta olduðumuz yazý PDK’nýn internet sitesi olan www.komunistdunya.org’dan alýnmýþtýr.

Proleter Devrimciler Koordinasyonu’nun
Ýnternet Sitesi Komünist Hareketin Hizmetinde

Baðlantý kurduðunuz www.komunistdunya.org Proleter Devrimciler Koordinasyonu’nun sitesidir. Bu site, diðer þeylerin yaný sýra, merkez yayýn organýmýz olan Devrimci Bülten aracýlýðýyla ulaþamadýðýmýz hedef kitlemize ulaþmanýn bir aracýdýr. Sitemiz aracýlýðýyla merkez yayýn organýmýz artýk elektronik olarak da izlenebilecektir. Yayýn organý-örgüt iliþkisi üzerine belirgin görüþleri olan Proleter Devrimciler Koordinasyonu (PDK) açýsýndan site, kullanacaðý araçlardan biri olarak, iþlevlerini yerine getirmesinde merkez yayýn organýnýn yardýmcýsý rolünü oynayacaktýr.

PDK nedir? Neyi amaçlar?

Ýþçi sýnýfýna dayanan sosyalizm anlayýþýný benimseyen Proleter Devrimciler Koordinasyonu (PDK), proletarya diktatörlüðü aracýlýðýyla komünist bir dünyanýn kurulmasý için komünist devrimci savaþým yürüten politik bir örgüttür. Genel olarak dünya komünist hareketinin, özel olarak da Türkiye-Kuzey Kürdistan komünist hareketinin bir parçasý olan PDK’ya göre, iþçi sýnýfý, kapitalizme karþý sosyalist devrim savaþýmýnýn önder tarihsel-politik öznesidir. PDK, dünya proletarya diktatörlüðü kurulmasý savaþýmýnda, iþçi sýnýfýnýn leninist tipte bir komünist partinin önderliðine gereksinim duyduðu görüþündedir. Böylesi bir parti hem tekil devletler düzeyinde, hem de dünya düzeyinde kurulmak durumundadýr. PDK, Türkiye-Kuzey Kürdistan ölçeðinde komünist hareketin partileþmesi sürecinin öznelerinden biri olmasýnýn yaný sýra, dünya düzeyinde komünist parti olarak örgütlenme sürecinin de bir öznesidir.

PDK olarak þunu saptýyoruz ki, dünya komünist hareketi, on yýllardýr teorik, politik ve örgütsel olarak aðýr bir genel ve kronik kriz içinde bulunmaktadýr. On yýllardýr bu genel ve kronik kriz durumuna, onu aþmaya yönelik olarak, ne ülkesel ne de küresel düzeyde, güçlü bilinçli-planlý bir örgütsel müdahalede bulunulamýyor. Komünist hareket, krizine güçlü ve sonuç alýcý müdahalede bulunma yeteneðinde olan örgüt ya da örgütleri henüz ön plana çýkaramadý.

Verili durumda komünist hareketin en çok gereksinme duyduðu þey, genel ve kronik kriz içinde yaþandýðýný kabul eden, krizin nedenlerini anlayan ya da en azýndan bunlarý araþtýran, sorular soran, komünist hareketin varolan görevlerini ve önceliklerini doðru saptayabilen komünistlerden oluþan, özellikle ideolojik-teorik olarak güçlü ve gizli örgütlenme sanatýnda görece ustalaþmýþ bir çekim merkezi örgütlemektir: komünist devrimci bir sinir merkezi!

Genel ve kronik bir kriz içinde çýrpýnan bir bütünün parçasý olarak PDK, sýnýrlý kadro gücüyle komünist hareketin kriziyle boðuþmayý göze alan, bu anlamda gözü kara ve inatçý komünistlerden oluþan, açýk ve ilan edilmiþ politik amaçlarý olan küçük bir komünist-devrimci politik propaganda örgütüdür.

PDK olarak, sözü edilen türden bir sinir merkezinin uzun erimde kurulabileceðinin bilincindeyiz. Komünist hareketin kriziyle uðraþma görevini verili durumda temel görevimiz olarak kabul ediyoruz. Komünist devrimci bir sinir merkezinin kurulmasý görevini komünist hareketin krizden çýkýþ sürecinin kavranacak halkasý olarak saptýyoruz. Böylesi bir komünist devrimci sinir merkezinin kurulmasý için alçakgönüllü bir çalýþma içindeyiz. Komünist hareketin hizmetine giren sitemiz böylesi bir uðraþýn araçlarýndan biri olacaktýr.
Sitemizde Türkçe dýþýndaki dillerde yazýlmýþ yazý, broþür, vb. ulaþmak da olanaklýdýr.

Komünist-devrimci politik örgütler, çevreler ve bireylerin yaný sýra, demokratik devrimci politik güçler de, kurallarý tarafýmýzdan belirlenecek bir çerçeve içinde, sitemizden yararlanma olanaðýna sahip olacaklardýr.

Komünist bir dünya kurulacaktýr!



Marksizmde Durgunluk ve Ýlerleme (1903) (Rosa Lüksemburg)

Karl Gruen, yüzeysel ama yine de ilginç Die sociale Beweung in Frankreich und Belgien (Fransa ve Belçika’da Sosyalist Hareket) baþlýklý denemesinde, yeterince yerinde olarak, Fourier ve Saint-Simon’un kuramlarýnýn izleyicileri üzerinde çok farklý etkilerde bulunduðuna dikkat çekmiþ. Saint-Simon entelektüel etkinliðin çeþitli alanlarýndan parlak bir araþtýrmacýlar ve yazarlar kuþaðýnýn tinsel öncüsü oldu; oysa Fourier’nin izleyicileri, birkaç istisnayla, hocalarýnýn laflarýný papaðan gibi tekrarlayan ve onun öðretisine hiçbir katký yapamayan adamlardý. Gruen bu farký, Fourier, tüm dünyayý en ince ayrýntýlarýna kadar tamamlanmýþ bir sistem olarak açýklarken, Saint-Simon’un tam tersine, öðretililerinin önüne büyük düþüncelerden oluþmuþ gevþek bir yýðýn atmýþ olmasýna baðlar. Her ne kadar bana Gruen bu ütopyacý sosyalizmin bu iki klasik otoritesinin kuramlarý arasýndaki derindeki, esas farka pek dikkat etmemiþ gibi geliyorsa da, bütüne bakýldýðýnda bu gözleminin anlamlý olduðunu hissediyorum. Hiç þüphe yoktur ki, kabataslak çizgileri içinde sunulmuþ geniþ bir fikirler çerçevesi, hiçbir katkýya yer býrakmayan ve etkin bir aklýn baðýmsýz çabasýna hiçbir alan tanýmayan tamamlanmýþ ve simetrik bir yapýya oranla daha ilham verici olacaktýr.

Bu acaba Marksist doktrinde yýllardýr görülen duraðanlýðý da açýklayabilir mi? Gerçek þu ki – kuramsal bir ilerlemeye iþaret eden birkaç baðýmsýz katkýyý saymazsak- Kapital’in ve Engels’in son yazýlarýnýn yayýnlanmasýndan bu yana, Marksist kuramýn birkaç yetkin popülerleþtirilmesinden baþka bir þey ortaya çýkmadý. Bu kuramýn özü, iki kurucusunun býraktýklarý noktada duruyor.

Bunun nedeni, Marksist sistemin zihinsel etkinliðe çok katý bir çerçeve dayatmasý mý? Marx’ýn kuramýn özgürce geliþmesi üzerinde belli bir kýsýtlayýcý etkisi olduðu, onun birçok öðrencisinde gözleyebildiðimiz yadsýnamaz bir gerçektir. Marx da Engels de kendilerini Marksist olarak adlandýranlarýn iddialarýndan sorumlu olmadýklarýný ifade etme gereði duymuþlardýr. Titizce “Marksizmin sýnýrlarý içinde” kalma gayreti, zaman zaman bunun tam karþýtý kadar (Marksist bakýþýn toptan reddi ve her tehlikede “düþünce baðýmsýzlýðýný” ilan ediverme tutumu) zararlý olmuþtur.

Þu da var ki, yalnýzca ekonomik konular söz konusu olduðunda, Marx’ýn bize býraktýðý mirasýn az ya da çok tam olarak iþlenmiþ bir doktrinler gövdesi biçiminde olduðunu söyleyebiliriz. Onun en deðerli öðretisi, tarihin materyalist-diyalektik kavrayýþý, yalnýzca yepyeni bir dünyaya göz atmamýza imkân veren, baðýmsýz etkinliðe sonsuz bir perspektif açan, önceden keþfedilmemiþ alanlara cesaretle uçma isteðimizi kanatlandýran bir araþtýrma yöntemi, birkaç öncü ilham verici düþünce biçimindedir.

Ne var ki, bu alanda bile, birkaç istisnayla Marksist miras sýðdýr. Görkemli yeni silah bir köþede paslanmaya býrakýlmýþtýr ve tarihsel materyalizm kuramý yaratýcýlarý tarafýndan ilk formüle edildiði biçimiyle iþlenmemiþ ve taslak halinde varlýðýný sürdürmektedir.

Marksist binanýn saðlamlýðý ve tamamlanmýþlýðý, Marx’ýn izleyicilerinin onun inþasýna devam etme konusundaki baþarýsýzlýklarýný açýklamaz.

Hareketimizin Marx’ýn kuramlarýnýn daha ileri düzeyde geliþtirebilecek yetenekli insanlardan yoksun olduðu sýklýkla dile getirilmektedir. Bu uzun zamandýr süregelen bir yoksunluk; ancak kendisi bir açýklama bekliyor ve sorduðumuz sorunun cevabý olarak ileri sürülemez. Her çaðýn kendi insan malzemesini ürettiðini göz önünde tutmalýyýz; herhangi bir dönemde kuramsal savunucular için gerçek bir ihtiyaç varsa, dönem bu ihtiyacýn giderilmesi için gereken güçleri de yaratacaktýr.

Peki ama, Marksist kuramýn daha ileri geliþmesi için gerçek bir ihtiyaç, güçlü bir talep var mý?

Fabian yarým-sosyalizminin yetenekli savunucusu Bernard Shaw, Ýngiltere’de Marksist ve Jevonsian Okullar arasýndaki tartýþmayý ele alan bir makalede, Hyndman’ý, Kapital’in ilk cildini okuyarak Marx’ýn bütün düþüncesinin anlayabildiðini ve bu kitapta Marksist kuramýn hiç eksiksiz sunulduðunu söylediði için alaya alýr – oysaki Friedrich Engels, Kapital’in ikinci cildine yazdýðý önsözde, ilk ciltte verilen haliyle deðer kuramýnýn temel bir sorunu çözmeden býraktýðýný ve bunun üçüncü cildin yayýnlanmasýna kadar çözümsüz kalacaðýný sonradan ilan etmiþti. Shaw hiç þüphesiz Hydman’ý gülünç duruma düþürmeyi baþarýyor, yine de Hydman bütün sosyalist dünyanýn kendisiyle ayný kafada olmasýndan avuntu çýkarabilir.

Kapitalin, kar oraný sorununun (Marksist ekonominin temel sorunu) çözümünü veren üçüncü cildi 1894’e kadar ortaya çýkmadý. Ama Almanya’da, diðer ülkelerde olduðu gibi, ajitasyon ilk cildin tamamlanmamýþ malzemesinin yardýmýyla yürütüldü; Marksist doktrin yalnýzca ilk cilt temelinde popülerleþtirildi ve benimsendi; tamamlanmamýþ Marksist kuramýn baþarýsý olaðanüstüydü ve kimse öðretideki herhangi bir boþluðun farkýnda deðildi.

Bunun da ötesinde, üçüncü cilt nihayet ilk kez gün ýþýðýna çýktýðýnda en baþta yalnýzca dar uzman çevrelerinin dikkatini çekti ve bu çevrelerce bazý yorumlar yapýldý – sosyalist harekette ise, yeni cilt orijinal kitaptan kaynaklanan görüþlerin benimsendiði geniþ çevrelerde pratik olarak hiçbir etki yaratmadý. Üçüncü cildin kuramsal sonuçlarý þimdiye kadar hiçbir popülerleþtirme giriþimine konu olmadýklarý gibi yaygýnlýða da kavuþmadýlar. Aksine, sosyal demokratlarýn bugünlerde burjuva iktisatçýlarýnýn Kapital’in üçüncü cildi hakkýnda dile getirdikleri “hayal kýrýklýklarýný” sosyal demokratlar arasýnda bile yankýladýðýný duyuyoruz – ve durum, sosyal demokratlarýn deðer kuramýnýn ilk ciltteki “tamamlanmamýþ” sunumundan nasýl da büsbütün benimsemiþ olduklarýný göstermektedir.

Bu kadar ilginç bir olguyu nasýl açýklayabiliriz?

Baþkalarýna, kendi deyimiyle “kýs kýs gülmeyi” pek seven Shaw, bu konuda, Marx’a dayanarak kurulmuþ olduðu ölçüde, sosyalist hareketin bütününü de alaya alabilirdi. Ancak bunu yapmakla, toplumsal yaþantýmýzýn çok ciddi bir ifadesine “kýs kýs gülmüþ” olacaktý. Kapitalin ikinci ve üçüncü ciltlerinin garip kaderi, hareketimiz içindeki kuramsal araþtýrmanýn genel kaderinin kesin bir göstergesidir.

Bilimsel açýdan bakýldýðýnda, Kapital’in üçüncü cildi, hiç þüphesiz, öncelikle Marx’ýn kapitalizm eleþtirisinin tamamlanmasý olarak görülmelidir. Bu üçüncü cilt olmadan ne mevcutta hakim olan kar oraný yasasýný; ne artýk deðerin kar, faiz ve rant halinde bölünmesini; ne de deðer yasasýnýn rekabet alanýndaki iþleyiþini anlayamayýz. Ama esas olan nokta þudur ki, bütün bu sorunlar saf kuram açýsýndan ne kadar önemli iseler de, sýnýf savaþýnýn pratik bakýþ açýsýndan görece önemsizdirler. Sýnýf savaþý söz konusu olduðu ölçüde temel kuramsal sorun artýk deðerin kaynaðý sorunudur, yani sömürünün bilimsel açýklamasýdýr; buna ek olarak üretim sürecinin toplumsallaþma eðilimlerinin aydýnlatýlmasý, yani sosyalist devrimin nesnel önhazýrlýðýnýn bilimsel açýklamasý.

Her iki sorun da “mülksüzleþtirenlerin mülksüzleþtirilmesini” artýk deðer üretiminin ve sermayenin kaçýnýlmaz ve nihai sonucu olduðunu gösteren Kapital’in ilk cildinde çözüme kavuþturulmuþtur. Bununla, emek hareketinin kuramsal ihtiyaçlarý tatmin edilmiþ olur. Sýnýf savaþýna etkin olarak katýlan iþçilerin, artýk deðerin sömürücü gruplarý arasýnda kar, faiz ve rant gibi nasýl daðýtýldýðý sorunuyla ya da bu daðýlým esnasýnda rekabetin, üretimin yeniden düzenlenmesine nasýl yol açtýðýyla doðrudan ilgilenmeleri gerekmez.

Bu yüzdendir ki, Kapital’in üçüncü cildi sosyalistler için genel olarak okunmayan bir kitap olarak kalmýþtýr.

Ancak hareketimizde, Marx’ýn ekonomik doktrinlerini ilgilendiren her þey kuramsal araþtýrmanýn genelini de baðlar. Ýþçi sýnýfýnýn yukarýya doðru týrmanýþý içinde kendi iradesiyle kuramsal alanda sýnýrsýzca yaratýcý olabileceði saf yanýlsamadýr. Engels’in günümüzde yalnýzca iþçi sýnýfýnýn kuramsal sorunlarý anlayabilme yeteneðini koruduðu ve kurama karþý bir ilgisi olduðunu söylediði doðrudur. Ýþçilerin bilgiye olan ihtirasý günümüzün en kayda deðer kültürel olaylarýndan biridir. Ahlaki olarak da, iþçi sýnýfý mücadelesi, toplumun kültürel yenilenmesini göstermektedir. Ancak iþçilerin bilimin yürüyüþüne etkin olarak katýlmalarý çok belirli bazý toplumsal koþullarýn yerine getirilmesini gerektirir.

Bütün sýnýflý toplumlarda, entelektüel kültür (bilim ve sanat) yönetici sýnýf tarafýndan yaratýlmýþtýr ve bu kültürün amacý kýsmen doðrudan toplumsal geliþmenin ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý ve kýsmen de yönetici sýnýfýn zihinsel ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasýdýr.

Sýnýf mücadelelerinin daha eski geçmiþinde, iktidara talip olan sýnýflar (Üçüncü Tabaka gibi) politik hâkimiyetini bir entelektüel hâkimiyet kurarak gerçekleþtirmeyi umabilirlerdi. Bunlar hala zapturapt altýndaki sýnýflar olarak, çökmekte olan dönemin modasý geçmiþ kültürüne karþý yeni bir bilim ve yeni bir sanat kurabilecek durumdaydýlar.

Proletarya tamamen farklý bir konumdadýr. Mülksüz bir sýnýf olarak, burjuva toplumu çerçevesinde kaldýðý sürece iktidar mücadelesini sürdürürken ayný zamanda kendiliðinden bir zihinsel kültür yaratamaz. Bu toplumun içinde ve bu toplumun ekonomik temelleri ayakta durduðu sürece, burjuva kültüründen baþka bir kültür var olamaz. Bazý “sosyalist” profesörler, kravat takmayý, kimlik kartlarý taþýmayý ve bisiklet kullanmayý proleterlerin çaðdaþ kültüre katýlmalarýnda çok önemli adýmlar olarak alkýþlasalar da, iþçi sýnýfý çaðdaþ kültürün dýþýnda kalýr. Bu kültürün bütün altyapýsýný kendi elleriyle yaratan iþçiler olduðu halde, onun zevkine ancak kapitalist toplumun ekonomik ve sosyal süreci içindeki iþlevlerini yerine getirmek için gerekli olan ihtiyaçlarýný tatmin etmek için gerektiði ölçüde katýlmalarýna izin verilir.

Burjuva kültürünü burjuva gericiliðinin vandalizmine karþý korumak ve özgür bir kültürel geliþme için gerekli koþullarý yaratmak proletaryanýn günümüzde yapabileceklerinin azamisidir. Ýþçiler bu sýnýrlar içinde bile, toplumun mevcut biçiminde, ancak kurtuluþ mücadeleleri için entelektüel silahlar yaratacak kadar ilerleyebilirler.

Ýþçi sýnýfý mevcut sýnýf konumundan tam olarak kurtulmadan kendine ait bir bilim ve sanat yaratacak duruma gelemeyecek.

Ancak bu itiraz kaydý iþçi sýnýfýna (bir baþka deyiþle iþçilerin entelektüel liderlerine) entelektüel etkinlik alanýnda çok dar sýnýrlar dayatmaktadýr. Yaratýcý enerjilerinin alaný bilimin tek bir özgül departmanýna, sosyal bilimlere sýkýþmýþ olur. “Dördüncü Tabakanýn çaðýmýzla alýþýlmamýþ fikirsel iliþkisi sayesinde”, toplumsal geliþmenin yasalarý hakkýnda aydýnlanma sýnýf mücadelesi içindeki iþçiler için görev haline gelmiþtir, bu iliþki sosyal bilimlerde iyi bir meyve vermiþtir, günümüz proleter kültürünün anýtý Marksist doktrindir.

Ne var ki, Marx’ýn devasa bir bilimsel baþarý olan eseri, çýkarý için yaratýlmýþ olduðu proletaryanýn sýnýf mücadelesinin tüm isteklerinin ötesine geçer. Gerek kapitalist ekonominin anlaþýlýr analizinde, gerekse de ölçülemez uygulama alanýyla tarihsel araþtýrma metodunda, Marx sýnýf mücadelesinin pratik yürütülmesi için esas olandan çok daha fazlasýný sunmuþtur.

Hareketimiz ileriye gittikçe ve yeni pratik sorunlarýn çözümü ihtiyacý ortaya çýktýkça onun doktrininden yeni parçalar çýkarmak ve bunlarý kullanmak üzere yeniden Marx’ýn düþünce hazinesine dalarýz. Ancak hareketimiz, pratik yaþamýn tüm mücadelelerinde olduðu gibi eski düþüncelerin tekerlek izlerini takip etme ve zamanlarý geçmiþ olduðu halde belli düþüncelere yapýþýp kalma eðiliminde olduðu için, Marksist sistemin kuramsal kullanýmý çok yavaþ ilerlemektedir.

Hareketimizde bu kuramsal konularda günümüzde saptadýðýmýz durgunluk beslendiðimiz Marksist kuramýn geliþme özelliðinden yoksun olduðunu ya da modasý geçmiþ bir kuram olduðunu göstermez. Aksine, bu durum, Marksist cephanelikten aldýðýmýz en önemli zihinsel silahlarý hakkýyla kullanmayý bilmeyiþimizden kaynaklanmaktadýr. Pratik mücadelede Marx’ýn modasý geçmiþ olduðu, Marx’ý aþmýþ olduðumuz doðru deðildir. Aksine Marx bilimsel eseriyle, bizim pratik savaþçýlar partimizi aþar. Marx’ýn artýk bizim ihtiyaçlarýmýza karþýlýk veremediði doðru deðildir. Aksine, ihtiyaçlarýmýz bizi henüz Marx’ýn fikirlerini tam olarak kullanmaya zorlayacak düzeye ulaþmamýþlardýr.

Böylece proletaryanýn ilk kez Marksist kuram tarafýndan aydýnlatýlmýþ var oluþ koþullarý, yine Marksist kurama dayattýklarý kaderle intikam alýrlar. Bu kuram entelektüel kültürün eþsiz bir aracý olduðu halde, kullanýlmadan kalmýþtýr, keza burjuva kültürüne uygulanamaz nitelikte olduðu gibi, iþçi sýnýfýnýn günlük mücadelesinin ihtiyaçlarýný da fazlasýyla aþar. Ýþçi sýnýfý mevcut varoluþ koþullarýndan kurtuluncaya dek, Marksist araþtýrma yöntemi diðer üretim araçlarýyla birlik halinde toplumsallaþtýrýlamayacaktýr, çünkü o, ancak genel anlamda insanlýðýn çýkarý için kullanýlabilir, çünkü o, ancak bu þekilde iþlevsel kapasitesinin tam ölçüsünde geliþtirilebilir.

kaynak: www.marxists.org
ilk kez Stalin Arþivi tarafýndan Türkçeleþtirilmiþtir.



DEVRÝMCÝ BÜLTEN’DEN OKURLARA

Devrimci Bülten’in bu sayýsý, baþyazý hariç, Teori ve Politika dergisinin teorik görüþlerinin kýsa bir eleþtirisine ayrýldý. Aslýnda uzun zamandan beri Teori ve Politika dergisinin teorik görüþlerinin bir eleþtirisini düþünüyorduk. Ancak önümüze koyduðumuz bazý teorik araþtýrmalar ve yine bazý pratik sorunlardan kaynaklanan zaman sýkýntýsý böyle bir çalýþmayý yapmamýza engel teþkil etti.

Bu sayýda yeralan A.H.Yalaz’ýn “Bir Taslak Üzerine Bazý Eleþtirel Düþünceler” makalesi 1995 yýlýnda yazýlmýþ ve ayný tarihte Teori ve Politika çevresine gönderilmiþtir ve de baþka bir yerde yayýnlanmamýþtýr. Bu makalede yeralan eleþtiriler bugün de geçerlidir ve bundan dolayý da yayýnlanmayý uygun gördük.Kaldý ki, bu makalede yeralan eleþtiriler aradan on yýl geçtikten sonra doðrulanmýþtýr.

Yine bu sayýda yayýnladýðýmýz K.Salman’ýn “Teori ve Politika ve Marksizmin Krizi” adlý makalesinin bazý bölümleri bundan aþaðý-yukarý iki yýl önce yazýldý.Bazý tartýþmalardan ve gözden geçirmelerden sonra , makalenin Teori ve Politika dergisinin çok önemli yanlýþ teorik tespitlerini teþhir ettiðinden dolayý yayýnlanmasýný uygun gördük. Makalede kullanýlan polemik üslubunda tarafýmýzdan bazý deðiþiklikler yapýlmýþtýr ancak üslubun genel çerçevesi muhafaza edilmiþtir. Makaledeki üslup elbette sadece yazarýn kendisini baðlar.

Bu iki makaledeki eleþtirilerden de çok açýk bir þekilde anlaþýlacaðý gibi, Teori ve Politika dergisi abartmasýz bir þekilde denebilir ki, Marksizmin açýktan bir revizyonuna soyunmuþtur. Onun bu görüþlerinin teþhir edilmesi ve devrimci hareket içerisinde tasfiyeci etkisinin yayýlmasýna karþý saðlam bir ideolojik duruþ sergilenmesi kanýmýzca komünist hareketin bugün önemli görevleri arasýndadýr.

Okuyucu bu sayýda, PDK’nýn web sayfasýnýn kuruluþu ile ilgili olarak bir açýklama yazýsý da bulacaktýr. Bu açýklamada da belirtildiði gibi , okuyucular, Devrimci Bülten’i, broþürleri ve bazý önemli yazýlarý www.komunistdunya.org sitesinde de bulabilirler ve yayýn organýný buradan da takip edebilirler. Ayrýca, Devrimci Bülten’in geçmiþ sayýlarýný da sitenin arþiv bölümünden temin edebilirler. Her ne kadar þu an geçmiþ sayýlarýn hepsi yüklenmemiþse de, zaman içerisinde eksik olan sayýlar da arþiv bölümüne yüklenecektir.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN
|
_ _