[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  13-06-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayı 37 (2) }
| Devrimci BültenDEVRİMCİ KUŞAKLAR ARASI İLİŞKİLER ÜZERİNE (A. ÇELİK)

I-Giriş

Bugün devrimci kuşaklar arasında yani genç, orta ve yaşlı kuşaklar arasında muazzam bir kopukluk oluşmuştur. Bu kopukluğun sosyal ve tarihsel kökenleri elbette ki,  komünist hareketin ideolojik ve politik krizi içerisinde yatmaktadır. İdeolojik ve politik tıkanma, genel bir hareketin oluşumunu engellediği için, çeşitli kuşaktaki devrimci kadroların birbirleriyle yakınlaşmasını da engellemekte ve böylece tarihsel olarak hem fiziksel hem de manevi bir bütünleşmenin ya da iç içe geçmenin (bir tek hareket içerisinde) de önünü tıkamaktadır.

Gerçek bir komünist hareketin toplumsal ölçekte etkili olabilmesi için, devrimci kuşaklar arasında sağlıklı ve doğru kanalların oluşturulması ve de bunların doğru bir komünist ideolojik ve politik çizgi etrafında süreklileştirilmesi şarttır.

Genel hareket içerisinde her kuşağın kendine özgü bir tarihsel yeri, rolü ve işlevi vardır. Hiçbir kuşak bir diğerinin yerini hiçbir zaman layıkıyla dolduramaz. Bunları birbirinin karşısına çıkarmak da doğru değildir. Bunlar aslında birbirlerini tamamlarlar ve birlikte tek bir nitelik içerisinde daha yüksek bir etkinlik meydana getirirler.

Kuşakların kendilerine özgü tarihsel yerleri vardır. Örneğin,  komünist gençliğin özerk bir örgütlenmeye sahip olması bunun en iyi kanıtıdır. Kuşaklar arasındaki ayırım hem zihinsel,  hem fiziksel,  hem de ruhsal olarak kendini gösterir.

Bu makalede, Türkiye’de komünist hareketin ayakları üzerine dikilmesi sürecinde yani bir partinin yaratılması sürecinde, genel olarak genç ve yaşlı ya da olgun kuşaklar arasında nasıl bir ilişkinin geliştirilmesi gerektiğini, geçmiş deneyimleri de (olumlu ve olumsuz olarak) gözönüne alarak ele almaya çalışacağım.

II-TDH İçerisinde Kuşakların İdeolojik ve Politik Tercihleri Üzerine

Tarihsel gelişimi içerisinde TDH’ye baktığımız zaman, kuşakların ideolojik ve politik tercihlerinde ilginç ayrılıklar bulmaktayız. Örneğin, 1960’lı yılların sonları ve 1970’li yılların başlarında genç ve yaşlı kuşakların (politik önderlik anlamında) politik tercihlerinde belirli bir farklılık söz konusudur.  

Bu dönemde, devrimci hareket içerisindeki ideolojik ve politik sorunlar etrafında meydana gelen gruplaşmalar ya da kopuşmalar aynı zamanda kuşaklar arasında da bir tür kopuşmayı ya da çatışmayı da ifade ediyordu. Gençlik hareketi içerisinde ortaya çıkan devrimci ideolojik ve politik gruplar, (örneğin THKO, THKP/C, TKP/ML-TİKKO vb.) liberal bir politika izleyen ve kendilerinden daha eski olan kuşaklar ile de kopuştular.

Liberal hareketlerin etkisi altında genel devrimci hareket içerisine çekilmelerine karşın,  öğrenci gençlik hareketi, politik bir kriz durumunda hızlı bir ayrışmanın içerisine girdi.  Öğrenci gençlik hareketinin temelini oluşturan örgütler, küçük-burjuva ideolojik ve politik eğilimlere (Maoculuk, Che Guaveracılık vs.) meyil ederlerken, temelini orta ve yaşlı kuşakların oluşturduğu eğilimler ise daha çok liberal bir ideolojik ve politik eğilime meyil gösterdiler. Bu dönemdeki ideolojik ve politik kopuşmalar aynı zamanda kuşaklar arasında bir kopuşmayı da içerisinde barındırıyordu.

Bugün dahi belirli bir devrimci gelenekten gelen bazı eski kuşak devrimcilerin hızlı bir şekilde liberal bir politik zeminde ortaya çıktıklarına şahit olmaktayız.

Yaşlı kuşaktan olan devrimcilerin bir çoğunun zamanla liberal bir politikayı seçmelerine karşın,  öğrenci gençlik içerisinden gelen devrimcilerin daha çok radikal bir mücadeleye meyil etmelerinin hiç kuşkusuz kuşakların tarihsel yapıları ve bu yapıların genel özellikleri ile ilişkileri vardır. (1)

Öğrenci gençliğin daha çok küçük-burjuva akımlara meyil göstermesi,  bu gençliğin toplumsal yapı içerisindeki küçük-burjuva toplumsal konumundan kaynaklanmaktadır. Bu küçük-burjuva toplumsal konumun ideolojik ve politik alandaki görünümü ise, eksik bir bilgi birikiminin sonucunda ortaya çıkan zaaflı bir dünya görüşüdür. Yani burjuva toplumunun en devrimci sınıfının (işçi sınıfı) çıkarlarının tam olarak farkına varılmaması ya da bilince çıkarılamamasıdır.  Bundan daha doğal bir durum olamaz. Çünkü,  gençlik,  yalnızca kendi birikimiyle bunu hiçbir zaman yapacak bir düzeyde olamaz. Kuşaklar içerisindeki tarihsel-fiziksel yeri buna engeldir. Hiçbir zaman gençlik eğilimleri içerisinde bunu başaracak bir zamanı ve birikimi elde edemeyecektir. Bundan dolayı,  onun,  kendi birikimlerini ve devrimci enerjisini,  kendisinden önceki devrimci kuşakların birikimi ve tecrübesi ile birleştirmesi gerekir.

Ancak eğer eski kuşaklar içerisinde doğru bir komünist damar varsa ve bu damar ile bir birleşme olursa,  ancak boyutları sürekli büyüyen bir hareket oluşabilir. (2) Eğer böyle bir durum yok ise:
a-Gençlik hareketi içerisinde ortaya çıkan bir biçimsel komünist eğilim, olgun bir düzeye,  varsa uluslararası alanda varolan bir komünist eğilimin tecrübesinden yararlanarak geçebilir; (3)
b-Bu yukarıdaki durum  sözkonusu değilse, bir çok ulusal ve uluslararası koşulun birleşmesinin sonucunda ve bir çok sancılı ve zorlu bir sürecin sonunda, yaşlı ve komünist kuşaklar arasında oluşan komünist eğilimlerin giderek dengeli bir şekilde iç içe geçerek ve birbirini tamamlayarak gelişip boyatması.

III-Türkiye’de Genç ve Yaşlı Kuşaklar Arasındaki İlişkilerde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Genç ve yaşlı kuşaklar arasındaki devrimci ilişkilerde belirli bir dengenin yakalanması ve korunması şarttır. Her iki kuşaktan birisinin, kendisini diğerinden tecrit etme durumu, hareketin genel çıkarlarının zeminini terketmesi ile sonuçlanacaktır. Çünkü,  kuşaklar birbirleriyle birleşmeksizin gerekli olan maddi ve manevi özellikler bir araya getirilemeyecektir.

Bu noktada tarihsel tecrübelerin sonucunda ortaya çıkan, genç ve yaşlı kuşakların her ikisinde de varolan bazı eksik ve hataların neler olduğunu görelim.

Yaşlı Kuşaklar: Politik yenilgilerin vermiş olduğu büyük bir moral bozukluğu ve uzun yılların sonucunda oluşan bir yorgunluk,  maddi ve manevi dünyalarında büyük tahribatlar yaratmıştır. İçerisinden çıkıp geldikleri küçük-burjuva geleneklerin (Maoculuk,  Checilik, Sovyet revizyonizmi vs.) yetersiz ideolojik durumları, yenilgi dönemlerinde inançsızlığa yol açmakta ve inançsızlığın bilinçaltına yerleşmesine neden olmaktadır. Görünürde  devrimci görünmektedirler ancak aslında bilinçaltlarında devrim ve komünizme büyük bir inançsızlık beslemektedirler. Kendi kafalarının karışık olmalarından dolayı (özellikle de Sovyet deneyimi bunda büyük bir rol oynamıştır. Bürokratik devlet kapitalizmi hep sosyalizmle karıştırılmıştır.)  genç kuşaklara daha çok devrimin malzemesi olarak yaklaşmışlardır.  Onlara göre,  gençliğe düşen görev yalnızca devrimin örgütsel ve askeri yükünü çekmekle sınırlıdır. Genç kuşakların araştırmacı ve dinamik yapılarında (Bu daha çok bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Hareketin durgun ve iflas etmiş durumuna bir tepkidir.) hemen bir fraksiyonculuğun tohumlarını görerek, eleştirel sorgulama ve araştırmanın ve böylece de “teorik susamışlığı” olanların önü bürokratik yollarla kesilmiştir. Varolanın en iyi olarak sunulması ya da en iyi sanılması nedeniyle gençliğin tarihsel dinamizminin sınırları olduğundan daha dar tutularak ya da sıkılarak ya da başka yanlış yerlere kanalize edilerek çarçur edilmiştir.

Bugün gelinen noktada yaşlı kuşakların tutuculuğu (ki uzun yılların küçük-burjuva ideolojik-politik ve örgütsel alışkanlıklarından beslenmektedir), genç devrimci kuşakların kazanılmasında en büyük engeli teşkil etmektedir. Gençliğin araştırmacı ve eleştirel sorgulamasında hemen bir maceracı eğilimin çıkacağını görme anlayışı, kendilerini onlar karşısında daha ayrıcalıklı ya da üstün görme, (bürokratik örgüt geleneğinin kaçınılmaz sonucu)  yeni kuşakların büyük ve karmaşık teorik ve politik sorunlardan “fazla anlayamayacağı” inancı, yaşlı kuşaklar içerisinde güçlü olan sekter eğilimleri daha fazla  geliştirmektedir.

Devrimci örgütler geriye dönüp bir baksınlar, genç kuşaktan kaç tane teorisyen ve önder kadro çıkarabilmişlerdir? Hareketin çok gereksinme duyduğu “teorisyen” diye ortaya çıkanlar ise, kendi örgütlerinin resmi ideolojik sınırlarının dışına çıkamamaktadırlar. Peki son 24 yıllık süreç içerisinde devrimci harekete genç kuşaktan hiç kimse katılmamış mıdır? Elbette ki katılmıştır. Peki nasıl oluyor da bugün örgütlerin önder kadrolarının ezici çoğunluğu 12 Eylül öncesi dönemden gelmektedir? Burada sadece belirmek istediğim, harekete katılan genç kuşakların örgüt yönetimlerinde aynı oranda temsil edilemedikleridir. Burada çok ciddi bir sorun vardır. Bu dahi kuşaklar arasındaki ciddi ayrımın bir göstergesidir. Harekete katılan bu genç kuşaktaki devrimciler çok mu yeteneksiz ya da beceriksizdiler? Yoksa örgüt bürokrasilerinin çarkında eriyip gittiler mi ve toplumsal enerjileri çarçur mu edildi? Ölüm oruçları ve süresiz açlık grevleri gibi eylemler bu tür soruların sorulmasını ister istemez akla getirmektedir.

Yaşlı kuşaklar, genç kuşaklara güvenmek zorundadırlar. Onları yalnızca örgütün tehlikeli ve pratik işlerine koşuşturan unsurlar olarak görmemelidirler; ama onları teorik inşa çalışmaları içerisine çekmeli, örgüt yöneticiliği işlerine çekmeli ve politik strateji ve taktiklerin hazırlanması işlerine de çekerek, deneyim ve birikimlerini paylaşarak onların özgüvenlerinin gelişmesini sağlamalıdırlar. Genç kuşaklara öğretmenlik taslamaktan ziyade, onların da gençlerden çok şey öğrenebileceklerini bilmelidirler. Denge, karşılıklı öğrenme ve karşılıklı paylaşma ve karşılıklı sabır ve ikna ile birlikte karşılıklı anlayış ile sağlanmalıdır. Düşüncenin ve bilincin gelişiminin bürokratik yollarla ya da örgütsel önlemlerle engellenmesi en kötü yoldur. Çünkü, bu eğilimler belirli bir süre örgüt içerisinde bastırılabilirler; ama kendisini örgüt dışında pekala var ederek, başka dinamiklerin etkileşimleri ile ve tarihsel koşulların elverişli hale gelmesiyle, başka noktalarda tekrar ortaya çıkabilirler. Çünkü, örgüt genel hareketin bir parçasıdır.  Örgüt dışına düşenler hareketin dışına düşmezler onun içinde pekala kalabilirler.

Genç Kuşaklar: Yapıları gereği dinamiklerdir. Bu dinamiklik onların militan eğilimlere doğru daha fazla eğilim göstermelerine neden olmaktadır. Bundan dolayı maceracı eğilimlere oldukça açıktırlar.

Genç olduklarından dolayı ilk öğrendikleri teorik bilgiler genellikle basit ve yüzeyseldir. Tecrübe eksikliği ve işin başında olmaları yani yüzeysel bilgi düzeyleri genellikle onları sabırsız yapmaktadır. Bu da onları daha çok basit ve yüzeysel olan küçük-burjuva hareketlere daha çok yaklaştırmaktadır.

Türkiye devrimci hareketine baktığımız zaman, küçük-burjuva hareketlerin en çok  öğrenci gençliğin sosyal enerjisini kullandığını görmekteyiz. Bu da tesadüf değildir. Bu gençliğin küçük-burjuva toplumsal konumu, teorik bilgi eksikliği ve politik bilinç düzeylerinin düşük oluşu, vb. onları, küçük-burjuva ideolojik ve politik eğilimlere daha açık hale getirmektedir.

Burada yaşlı ya da olgun kuşakların dikkat etmesi gereken nokta, genç kuşakların sabırsız ve maceracı eğilimlerini dizginlemeye çalışırken, onların enerjik yapılarını öldürmeden yani pasifliğe itmeden, onların dikkatini nasıl temel sorunlara çekebileceklerinin; içlerinde önemli unsurları nasıl derece derece önder kadrolar düzeyine getirebileceklerinin yöntemini bulmalarıdır. Bu ancak sıkı bir ideolojik mücadele ile birlikte,  bu kuşağın teorik gereksinimlerini giderecek bir teorik birikim düzeyine ulaşmak ile birlikte, ikna yönteminin kullanılması ile mümkündür.

Önemli olan bir diğer nokta da kişisel insiyatiflerin doğru yönlendirilmesidir. Küçük-burjuva örgütler genellikle genç kuşakları, pasif bir konumda (düşünce açısından) tutmaya çalışmaktadırlar. Her ne kadar genç kuşaklar yeterli bir teorik ve politik birikime sahip olmadıkları ya da olamadıkları (4) için küçük-burjuva akımlara eğilim gösterseler de,  bu küçük-burjuva akımların politik krizlerinin geliştiği dönemlerde de içlerinde bazı unsurlar arayış içerisine girmektedirler. Yani onların pasif bir duruma itilmesi aynı zamanda onların toplumsal konumları ile de bir tür çelişki oluşturmaktadır. Tatmin edici bir teori ve pratik içerisinde olmadıkları zaman, kişisel inisiyatifleri onları ister istemez bağımsız çalışmalara yönlendirmekte ve onlar da bu bağımsız ortamda “özgür düşünme” ortamı bulmaya çalışmak istemektedirler. Bu, belirli bir dönemden sonra, hiç kuşkusuz,  bir örgütsel yapılanmaya dönüşmektedir.

IV-Sonuç

Genç ve yaşlı kuşaklar aslında bir tek tarihsel eğilimin iki gelişme derecesini ve bundan dolayı da iki biçimini oluştururlar. Bunlar aslında tek bir harekete mensupturlar ve bundan dolayı da birbirlerine muhtaçtırlar. Aralarındaki ilişkilerin sağlıklı ve sağlam kurulması genel hareket açısından hayati bir önem taşımaktadır. Her iki kuşağın birbirine yaklaşımında biçem çok önemlidir. Hiçbirinin diğerinden üstün ve ayrıcalıklı bir yanı yoktur. İlişkilerde karşılıklı ikna ve ideolojik mücadele aracılığıyla karşılıklı etkileşim temel bir yere sahip olmalıdır.

Gençliğin atılganlığı, yaşlı kuşaklar tarafından yerine göre risk alma ile; sabırsızlıkları da ihtiyat ile dengelenmelidir. Ama asla yapılmaması gereken şey, gençliğe ait olan temel özelliklerin yani militanlık, sabırsızlık, atılganlık (bunlar enerjik olmanın göstergesidirler), asla yok edilmeye çalışılmamalıdır. Bunların sadece doğru bir içerik ile doldurulmasına ya da beslenmesine çalışılmalıdır.

İşte 1960’lı ve 1970’li yılların yaşlı kuşakları bunları yapamadılar. Politik mücadelenin temelindeki militanlığın yadsınması gençlik ile kopuşmanın potansiyelini de zaten içinde taşıyordu.  


Devrimci Bülten Sayı 37 Devamı...
(1) Bu her zaman böyledir demiyorum. Bir komünist hareketin toplumsal ölçekte ortaya çıkmadığı ve devrimci kuşaklar arasında bir eklemlenmenin varolmadığı bir zamanda ve de bu kuşakların kendi hallerine bırakıldıkları zaman ortaya çıkan doğal görünümden bahsediyorum.
(2) Rusya’da Lenin kuşağının Plehanov kuşağı ile birleşmesi gibi.
(3) Genç Plehanov grubunun Marx ve Engels ile yakın ilişki içerisinde bulunan Alman Sosyal-Demokrat Partisi ya da Avrupa Marksizmi ile ilişkisi gibi.
(4) Gençlik kuşaklar arasındaki tarihsel yerinden dolayı olgun bir bilinç düzeyini (komünist hareket açısından) elde edebilecek zaman,deneyim ve birikimden maddi nedenlerden dolayı yoksundur ya da yetersizdir. Onun bu durumu tarihsel bir durumdur.
|
_ _