[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 42 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER

  • Danýþtay Saldýrýsý ve Devlet
  • Enternasyonalizmin Bazý Teorik Sorunlarý Üzerine (III)
  • Devletin Ýþlevlerini Açýklamada Diyalektik Sýnýf Analizinin Vazgeçilmezliði
  • Þubat-Ekim 1917 Rus Devrimi Üzerine Tezler


DANIÞTAY SALDIRISI VE DEVLET

“Politik ve toplumsal veriler gösteriyor ki, Türkiye’de politik atmosfer sertleþmektedir. Devletin ve sivil faþist hareketin provokasyonlarý, faþist saldýrýlar, devletin devrimcileri ve diðer silahlý muhaliflerini fiziksel olarak yok etme politikasý, Dersim’de Maoist Komünist Partili 17 devrimcinin katledilmesi örneðinde olduðu gibi, daha saldýrgan bir karakter kazanmaktadýr.

AB ile Türkiye Cumhuriyeti arasýnda tam üyelik görüþmeleri 3 Ekim tarihinde baþlasýn ya da baþlamasýn, Türk devletinin politik karþýtlarýna karþý izlediði iç politikanýn giderek sertleþmesinin yaný sýra, politik rejim içi iktidar savaþýmý, özellikle þoven Türk milliyetçisi politik güçlerle “ýlýmlý” politik Ýslamcý güçler ve Avrupa Birliði’yle yakýn iliþkiler kurulmasýndan yana olan diðer politik odaklar arasýnda, sertlik derecesini artýrarak sürecektir. Özellikle vurgulanmalýdýr ki, askeri otorite, sivil otorite karþýsýnda gerek iç ve gerekse dýþ politika sorunlarýnda sahip olduðu politik etkinin zayýflatýlmasý giriþimlere karþý sert biçimde direnmeye devam edecektir.”


Devrimci Bülten’in Eylül 2005 tarihli 40. sayýsýnda “Devimci Bülten’den Okurlara” bölümünde yaptýðýmýz bu deðerlendirme adeta bugün oluþan politik ortama iþaret ediyordu.

Danýþtay saldýrýsý olarak özetlenebilecek olay, Türkiye’de politik sistem içi çeliþkilerin ne denli yoðunlaþtýðýný ve keskinleþtiðini gösteriyor. Veriler, saldýrýnýn Türkiye Cumhuriyeti (TC)’nin Avrupa Birliði üyeliðine ve yüksek askeri bürokrasinin politik hiyerarþide tuttuðu yerin, sahip olduðu politik etkinin zayýflatýlmasýna karþý çýkan politik güçler tarafýndan örgütlendiðini gösteriyor. Bu saldýrý, provokasyon zincirinin halkalarýndan biridir: Þemdinli provokasyonu, Van Cumhuriyet Savcýsýnýn görevden alýnmasý, Cumhuriyet gazetesine yönelik saldýrýlar ve bu saldýrýlarda Kara Kuvvetleri’ne ait olduðu söylenen bombalarýn kullanýlmasý vb.

Þemdinli provokasyonu ve onu izleyen olaylar ve Þemdinli iddianamesi, yüksek askeri bürokrasinin saygýnlýðýný sarstý. Danýþtay saldýrýsýyla ulaþýlmak istenen amaçlardan biri, büyük bir toplumsal þok ve tepki yaratmaktý. Bu amaca ulaþýldý. Diðer þeylerin yaný sýra, Genelkurmay Baþkaný Hilmi Özkök’ün, Danýþtay saldýrýsý sonrasý Adalet ve Kalkýnma Partisi (AKP)’yi hedef alan tepkileri kastederek, bu tepkilerin sürekli olmasý yönünde çaðrý yapmasý bunu gösteriyor. Özellikle AKP hükümetinin de taraf olduðu toplumsal ve politik anlaþmazlýklar bilinçli olarak körükleniyor ve týrmandýrýlýyor. Kýsa erimli amacýn, en azýndan, bir hükümet krizi yaratmak olduðu anlaþýlýyor. AKP hükümeti erken bir genel seçime zorlanmak isteniyor. Orta ya da uzun erimli amaç, genel politik bir kriz (“rejim krizi”) yaratarak iç ve dýþ politikada daha militarist bir politika izlenmesinden yana olan gerici ve faþist politik güçlerin, özel olarak vurgulamak gerekirse askeri otoritenin/bürokrasinin, devlet içindeki etkilerini artýrmaktýr. (1) Politik veriler gösteriyor ki, AKP hükümetine karþý, baþlýca iç oyuncularý Cumhurbaþkaný, askeri otorite, TÜSÝAD, MHP gibi þoven Türk milliyetçileri ve CHP olan “kutsal” bir ittifak oluþmuþ durumda. Böylesi fiili bir ittifaký oluþturan bu sosyoekonomik ve politik güçlerin her birinin AKP hükümeti sonrasý döneme iliþkin farklý planlarý vardýr.

Faþist bir provokasyon olan Danýþtay saldýrýsýnýn zamanlamasý da dikkat çekici. Kimi iç ve dýþ politik geliþmelere bir göz atýlmasý yeterli bunu anlamak için: Cumhurbaþkanlýðý seçiminin yaklaþmasý ve Baþbakan Erdoðan’ýn ve Arýnç’ýn olasý adaylar arasýnda olmalarý ve seçimin varolan bileþimiyle bugünkü mecliste yapýlacak olmasý, askeri otorite-hükümet gerginliðinin daha da artmasý, borsa ve döviz piyasalarýnda dalgalanmalar yaþanmasý, TÜSÝAD-AKP iliþkilerinde sertleþme, Danýþtay-AKP hükümeti gerginliði, Meclis Baþkaný Arýnç’ýn laikliðin yeniden tanýmlanmasý önerisi ve laik-antilaik karþýtlýðýnýn/ kutuplaþmasýnýn kýþkýrtýlmasý, AKP hükümetiyle bazý büyük medya þirketleri arasýnda varolan gerginlik, AKP hükümeti sözcülerinin IMF ve Dünya Bankasý’ndan “baðýmsýzlaþma” söylemleri, AKP hükümeti-ABD iliþkilerinde “soðukluk”, ABD emperyalizminin Ýran politikasýnýn sertleþmesi ve savaþ rüzgarlarýnýn esmesi, emperyalist koalisyonun Irak’ta bataða saplanmasý ve Ortadoðu’da gerginliðin, Filistin’de Hamas’ýn seçimleri kazanmasýnýn da etkisiyle, genel olarak giderek daha da týrmanmasý. Kýsacasý, “baþörtüsü” ile ilgili bir karar alan Danýþtay Ýkinci Dairesi’ne saldýrý yaparak ve saldýrý eylemini politik islamcý akýmýn yaptýðý izlenimini yaratarak, özel olarak AKP hükümetini zor duruma sokmak ve devlet içinde militarist-þoven politik-askeri güçlerin etkilerini artýrmak için son derece uygun bir ortam. Ölen yargýcýn cenaze töreninde yaþananlar da bunu kanýtlýyor.

Danýþtay saldýrýsýyla, bilinen bir halk deyiþiyle, at izinin it izine karýþtýðý (iyice karýþtýðý, demek yerinde olur) bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir ortamýn varlýðý nedeniyle kapsamlý ve ayrýntýlý politik bir çözümleme yapmak için zamana gereksinim var. At izinin it izine karýþtýðý bir ortamda “þu at izine benziyor, bu ise it izine” türünden sözde derin politik çözümleme giriþimleri temel sorunlarý dikkatten kaçýrmaya yarar. Labirentte kaybolmamak gerek. Ama, bu durum genel çizgileriyle de olsa, politik bir çözümleme yapmaya da engel deðil. Çok bilinmeyenli bir denklemle karþý karþýya olunduðu havasý yaratýlýyor ve bir bakýma da öyledir. Ulusal ve uluslararasý “bilinmeyenleri” olan bir denklem.

Þu “bilinmeyenlere”, genel çizgileriyle de olsa, bir göz atalým.
Politik geliþmeler gösteriyor ki, baþta iþbirlikçi tekelci sermayenin en büyük katmaný ve ABD emperyalizmi olmak üzere, Türkiye’de politik iktidarý ellerinde tutan/kontrol eden iç ve uluslararasý kapitalist politik güçler, devletin önemli kurumlarýndan biri olan hükümeti de dolaysýz olarak kontrol etmek istiyorlar. Monteskiyö’nün burjuva güçler ayrýlýðý teorisine göre, iki gücü (yasama ve, hükümeti asýl yürütme gücü olarak kabul edersek, yürütme) elinde bulunduran ama politik iktidar sahibi olamayan AKP hükümeti, artýk onlarýn gereksinimlerine yanýt verebilecek durumda deðil ve baþýndan beri çeliþkilerle dolu olan ve karþýlýklý olarak birbirini kullanmaya dayanan iliþkileri sürdürmek iyice zorlaþtý.

AKP hükümetinin yalnýzca dolaysýz politik otoritelerle, yani devlet baþkanlýðý kurumu, askeri bürokrasi ve yargýyla deðil, iþbirlikçi tekelci kapitalist burjuvazinin en büyük katmanýyla olan çeliþkileri de, özellikle son bir yýldýr, giderek keskinleþiyor. Türk Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði (TÜSÝAD)’ýn Yüksek Ýstiþare Konseyi (YÝK) toplantýsýnda hükümete yöneltilen sert eleþtiriler ve TÜSÝD Baþkaný Ömer Sabancý’nýn “Türkiye, siyasi istikrar konusunda piyasalarýn güvenini sarstý. Üç yýlda oluþan güven erozyona uðramaya baþladý” diye konuþmasý ve YÝK Baþkaný Mustafa Koç’un siyasi gündemde dini referanslý tartýþmalara ve laiklik ekseninden sapma izlenimi uyandýrabilecek giriþimlere asla yer olmadýðýný vurgulamasý ve diðer þeylerin yaný sýra, hükümetin Avrupa Birliði idealinin gerçekleþtirilmesi konusunda eskisi kadar belirgin bir kararlýlýk sergilemediði gibi açýklamalar yapmasý Türkiye’nin en etkili kapitalistler örgütünün, AKP hükümetinin yýkýlma zamanýnýn artýk geldiðine iþaret etmesi anlamýna geliyor.

AKP hükümetinin yýkýlmasýný gerçekleþtirmek için, diðer þeylerin yaný sýra, hükümet içindeki anlaþmazlýklarý artýrmak, kýþkýrtmak ve AKP’yi bölmek gerekiyor. Danýþtay provokasyonu bunu gerçekleþtirmenin araçlarýndan biridir. AKP, içinden baþka kapitalist politik partiler ve gruplar çýkarabilecek denli verimli bir topraktýr.

Türkiye’de cumhurbaþkanýnýn kim olacaðý sorunu, bu makamýn devlet hiyerarþisi içindeki ve toplumdaki büyük politik ve sembolik önemi göz önünde tutulduðunda, son derece önemli bir sorundur. Yalnýzca devlet düzeyinde deðil, uluslararasý düzeyde de böyledir. Devlet baþkanýnýn kim olacaðý sorunu, eski genelkurmay baþkaný Faruk Gürler’in bu makama aday olduðu ve Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iþbirliði yapmalarý nedeniyle seçilemediði 1973 yýlýndan bu yana geçen sürede bu denli büyük bir önem kazanmamýþtý. Cumhurbaþkanýnýn bugünkü meclis tarafýndan seçilmesi demek, askeri otoritenin de onay vereceði politik islamcý olmayan bir aday üzerinde anlaþma saðlanmamasý durumunda, politik islamýn konumunu saðlamlaþtýracak olmasýnýn yaný sýra, Türkiye’nin imajýnýn devlet düzeyinde ve küresel düzeyde büyük bir deðiþikliðe uðramasý anlamýna gelecektir.

Türk ulus-devletinin tarihi boyunca kapitalist sistemin, gerek iç politikada gerekse dýþ politikada, karþýlaþtýðý en önemli konu ve sorunlarda belirleyici bir rol oynayan yüksek askeri bürokrasi, oluþmasýnda kendisinin de önemli, hatta baþrol rol oynadýðý varolan ortamý politik sistem içindeki yerini saðlamlaþtýrmak için kullanýyor. Burada özellikle vurgulanmalýdýr ki, varolan askeri bürokrasi, özellikle yüksek katman, on yýllardýr yalnýzca aylýklarýyla geçinen, “ay sonunu getirmeye çalýþan” askeri bürokrasi deðildir artýk. Türk askeri bürokrasisi, kapitalist ekonominin ve politik sistemin durumuna yalnýzca aylýklý profesyonel bir organizma olarak deðil; ama, ayný zamanda ve özellikle OYAK Grubu tarafýndan temsil edilen kapitalist sýnýfýn ayrýlmaz bir parçasý olarak da ilgi duyuyor. OYAK Grubu kendi faaliyet raporuna göre, çeþitli sektörlerde faaliyet gösteren 30 iþtiraki bulunan ve 2005 yýlý sonu itibarýyla üye sayýsý 227 bini geçen ve yaklaþýk 32 bin kiþiyi istihdam eden bir iþbirlikçi-tekelci kapitalist bir þirkettir. Ýþte, Türkiye’de, banka sahibi de olan, böylesine kapitalistleþmiþ bir silahlý kuvvetler var. Bu silahlý kuvvetler öz ekonomik ve politik çýkarlarýný olduðu gibi, genel olarak küresel kapitalist sistemi de savunuyor. Yalnýzca iþbirlikçi tekelci sermayenin deðil, uluslararasý sermayenin de Türkiye’deki ve bölgedeki en “zinde” savunucusu, ulusal karakteri son derece zayýflamýþ olan, bu kapitalist kurumdur.

Devrimci savaþýmýn hedefi “derin devlet” deðil, genel olarak devlettir

Sürekli olarak “çete” tartýþmasý yapýlýyor. Üyeleri arasýnda muvazzaf ve emekli subay ve astsubaylarýn da bulunduðu ve yine subaylar tarafýndan yönetilen birtakým çete denilen “gizli” örgütler açýða çýkarýlýyor (!) ve bu çeteler politik analiz düzeyi olarak kullanýlýyor.

Türkiye’de kuruluþlarý ve görevleri varolan Anayasa ve yasalara dayanan devlet örgütlerinin yaný sýra, herhangi bir yasaya dayanmayan “yasadýþý” devlet örgütleri de var. Monteskiyö’nün güçler ayrýlýðý teorisine (trias politica) göre, devletin hukuksal olarak yasa koyucu kurumu olan parlamentonun koyduðu yasalara uygun olarak kurulan yasal örgütlerinin de yasadýþý çalýþmalarý var. Ekonomik yaþamýnda naylon þirketler kurma geleneði görece güçlü olan Türkiye’de, devletin yine kendi yaptýðý yasalara göre kurulmuþ olan örgütlerinin yaný sýra, asker otorite ve sivil otorite, yani devletin yasal örgütleri tarafýndan çeþitli “örtülü” amaçlarla kurulmuþ birtakým “gizli” örgütlere örnek olarak Özel Harp Dairesi verilebilir. Devleti yöneten kapitalist politik güçler, devletin yasal örgütleri aracýlýðýyla yapamayacaklarýný ya da devletin yasal örgütleri tarafýndan yapýlmasý uygun bulunmayan iþleri veya ancak uzun erimde yapabileceklerini, adý ne olursa olsun, yasadýþý devlet örgütleri aracýlýðýyla yaparlar. Bu devlet örgütleri, diðer iþlevlerinin yaný sýra, politik gündemi etkilemek gibi görevleri üstlenirler. Danýþtay saldýrýsý da bu görevlerden biriydi.

TC dendiðinde yalnýzca yasal örgütlerden deðil, yasadýþý dar örgütlerden de oluþan geniþ bir politik örgüt anlaþýlmalýdýr. Herkes tarafýndan bilinebilecek kimi devlet örgütlerinin yaný sýra, halk tarafýndan ve hatta kapitalist politik sistemin kimi unsurlarý tarafýndan bile bilinmeyen devlet örgütleri de var. Devlet denilen devasa politik örgütün içinde mevziler ele geçirmek isteyen devlet-dýþý politik odaklar olduðu gibi, devletin içinde olup da sahip olduklarý mevzileri korumak, geniþletmek ve güçlendirmek isteyen politik güçler de var. Devlet hiyerarþisi içinde de her þey “emir-komuta zinciri” içinde yürümez. Türkiye politik tarihinin de tanýk olduðu gibi, “emir-komuta zinciri”nin halkalarý kopmaz deðildir. Devlet örgütleri arasýnda ve her bir örgütün içinde rekabet ve politik etkinlik savaþýmý öylesine sýcak bir hal alabilir ki zincirin halkalarý eriyebilir. Ulusal ve uluslararasý iliþkiler karmaþýklaþtýkça, toplumsal yapýlar parçalandýkça ve politika sahnesinde yer alan ulusal ve uluslararasý politik oyuncu sayýsý arttýkça devlet içinde mevzi ele geçirme savaþýmý da þiddetleniyor. Bu da zincirin halkalarýný zorluyor. Burada gerici ve faþist Türk milliyetçisi hareketin Türkiye politik tarihinde daha önce tanýk olunmamýþ derecede parçalanmýþ olmasýna özel olarak dikkat çekmek gerekir. Örneðin, baþýný Alparslan Türkeþ’in Milliyetçi Hareket Partisi’nin çektiði görece birleþik “sivil” faþist hareket yok artýk. Bu geliþme, diðer þeylerin yaný sýra, devlet-içi politik iktidar savaþýmýný da sertleþtirici bir etki yapýyor.

Türkiye Cumhuriyeti (TC), yani devlet deðil de “derin devlet” denilen þey baþlýca politik çözümleme düzeyi, “derin devlet” terimi de, sol olarak tanýmlanan hareketin geniþ bir kesimi tarafýndan da, baþlýca politik çözümleme aracý olarak kullanýlýyor. Kapitalist devlet bir politik çözümleme düzeyidir; ama irili ufaklý ve farklý adlý “çeteler” deðildir. Devlet denilen politik örgütün geliþiminin tarihi incelendiðinde görülecektir ki, o, baþlangýçta özel silahlý küçük insan gruplarý (küçük olmalarý nedeniyle isterseniz “çeteler”den deyiniz) olarak ortaya çýkar.

Komünist ve devrimci-demokratik hareket “derin devlet” teriminin kullanýlmasýna karþý çýkmalý ve devleti bir bütün olarak politik saldýrý hedefi olarak almalýdýr. Danýþtay saldýrýsýný hangi gizli ve yarý-gizli “devlet dýþý” ya da devlet-içi örgüt yapmýþ olursa olsun, “derin devlet” gibi terimlerin kullanýlmasý komünist politika anlayýþý açýsýndan kabul edilemez. “Devlet iyi ama, þu çeteler olmasa!” politik ahmaklýðýný güçlendirici politik çözümleme ve söylemlere itibar etmemek gerekir. Komünist-devrimci savaþýmýn en somut politik hedefi devlet içindeki ya da yakýn çevresindeki þu ya da bu dar anlamda örgüt ya da örgütler deðil devlet denilen kurumun bütünüdür. Bir çete aranýyorsa eðer, en büyük çete Türkiye Cumhuriyeti’nin bizzat kendisidir.

Komünist devrimciler kapitalist sistem içi, özel olarak da, yekpare ve çeliþkisiz bir politik yapý olmayan kapitalist devlet içi geliþmelere kayýtsýz kalamazlar. Bu geliþmeleri en kapsamlý ve ayrýntýlý olarak incelemek, çözümlemek ve politik sonuçlar çýkarmak önemli bir politik görevdir; ama ayrýntýlar ve ikincil derecede sorunlar içinde boðulmamak gerekir. Kapitalist devletin iþleyiþinin çözümlenmesi devlet örgütleri/organlarý arasýnda ayrým yapmayý gerektirir; ama böylesi bir çözümleme yöntemi “ derin devlet” vb. kavramlarýn kullanýlmasýný gerektirmez. Böylesi kavramlar politik çözümleme aracý olarak kullanýlmamalý. Özünde silahlý insanlarýn örgütlenme biçimlerinden biri olan devleti oluþturan örgütler arasýnda da ayrým yapmak komünist devrimci politikanýn gereklerinden biridir; ama politik propaganda ve ajitasyonda hedef alýnmasý ve politik-askeri savaþým yoluyla yýkýlmaya çalýþýlmasý gereken devletin kendisidir. Devrimci politik savaþýmda, politik gerçekleri açýklama görevinin gerektirdiði gibi, taktik olarak, devletin þu ya da bu kurumunun ön planda tutulmasý bununla çeliþmez. Her devlet gibi kapitalist devlet de örgütlenmiþ þiddet olduðuna ve þiddet kullanma tekelini de “yasal olarak” elinde bulundurduðuna göre, devletin özü silahlý insanlarýn oluþturduklarý örgütlerinden (ordu, polis, vb.) oluþur. Politik devrimci savaþýmýn temel hedefleri bu örgütlerdir.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN


(1) Militarizm, Türkiye’de, genel kültürün bir parçasý olan politik kültürün baþlýca unsurlarýndan biridir. Askeri bürokrasinin üyeleri bir yana, Türkiye’de “ortalama” bir insan politik sorunlarý, hatta her türlü sorunu, askeri yöntemlerle çözme anlayýþýna çok eðilimlidir.

Devrimci Bülten Sayý 42 Devamý...



|
_ _