 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 42 (3) |
 |
 |
ENTERNASYONALÝZMÝN BAZI TEORÝK SORUNLARI ÜZERÝNE (III) -2 (KOMÜNÝST ENTERNASYONAL ÝÇÝN BÝR DÜNYA STRATEJÝSÝ) K. Erdem Gömülerde yani para fonlarýnda biriken paranýn,çeþitli biçimlerini mantýksal olarak birbirinden ayýrdetmek gerekir. Bugün bu emperyalist dünya ekonomisinde çok karmaþýk bir yapýya bürünür. Yýðýlan paranýn biçimleri, üretken sermayenin unsurlarýna baðlý olarak biçimler alýr. Üretken sermayenin deðiþen ve deðiþmeyen sermayesine (bu sonuncusu da kendi içerisinde döner ve sabit sermaye olarak bölünür) baðlý olarak para birikim fonlarýnda çeþitli zamanlarda ve çeþitli biçimlerde (bu biçim farklýlýðý da bu biriken fonlarýn farklý kullanýlma iþlevlerinden kaynaklanýr) para birikir. Bu biriken paranýn kaynaðý genellikle þunlardýr: - Yatýrýlan sermayenin (deðiþen ve deðiþmeyen sermaye) geri dönen kýsmý. Ama bu biçim de kendi içerisinde Kesim-I ve Kesim-II’nin yatýrýlan sermayesi olarak ikiye ayrýlýr. Bu yatýrýlan sermayenin deðiþmeyen kýsmýnýn sabit sermayesini oluþturan kýsýmýn para biçiminde geri dönüþü uzun bir devir dönemini kapsar. Çünkü sabit sermayenin tek tüketilen kýsmý geri döner. Sabit sermayenin tamamen geri dönmesi için ise, yeni bir üretken devrenin açýlmasý gerekir. Ama bu devre açýldýðý zaman sabit sermayenin tamamý da tüketilmiþ olur ve geri dönüþü de tamamlanmýþ olur. Tamamen tüketilen sabit sermaye, üretken süreci daha üstün ve büyük bir sabit sermaye yatýrýmý için terk eder. Böylece sabit sermayenin tamamýnýn para biçiminde geri dönüþü ile yeni bir üretken devrenin açýlýþý çakýþýr. Bu dönemin ise yaklaþýk olarak 10,5 yýllýk bir dönemi kapsadýðýný yukarýda belirttik. Hemen hemen yaklaþýk olarak bu böyledir. Çünkü genellikle yeni bir devrenin açýlýþý ile sabit sermayenin para biçiminde geri dönüþü arasýnda göreli aþýrý–üretimden kaynaklanan bunalýmlar yer alýr. Bunalýmlar, sermayeye yeni bir üretken sermaye devresini açmada itici bir etki yapar. Ona ne yapmasýný göstererek, zorla bir çeki düzen verir.
Kesim-I’deki sabit sermayenin para fonu, Türkiye gibi ülkelerde mevcut deðildir. Yine ayný þekilde bu kesimin deðiþen sermayesinin ve artý-deðerinin biriktiði fonlar da mevcut deðildir. Olsa dahi emperyalist ülkelerdeki Kesim-I sermayesine baðlý ve onun çok cýlýz bir uzantýsý þeklindedir. Ayný þekilde para-birikim fonlarýnda Kesim-II’nin yatýrýlan sermayesinin (deðiþen ve deðiþmeyen) geri dönen kýsmý ile artý-deðeri birikir. Deðiþmeyen sermayenin sabit sermayesi burada Kesim-I için söylenenin aynýsýdýr. Ancak bir farkla, o da Kesim-II, uluslararasý ölçekte, uluslararasý tekel ile iþbirlikçi tekelci sermayenin toplamýndan oluþur. Sadece Direkt Sermaye Yatýrýmlarý (DSY) ile faaliyet gösteren uluslararasý tekellerin yatýrýlan sermayesi ile artý-deðeri, bir bütün olarak kendilerine döner. Ama iþbirlikçi tekelci sermaye ile “Ortak-Giriþim” biçiminde faaliyet gösteren uluslararasý tekellerin yatýrýlan sermayeleri ile artý-deðerleri, ortaklýðýn oranýna göre ayrý ayrý birikim fonlarýnda geri döner. Ama bu iþin özünü deðiþtirmez. Türkiye gibi yarý-sömürgecilikten modern sömürgeciliðe evrilen toplumlarda Kesim-II’nin para birikim fonlarý, bir bütün olarak dünya genelinde Kesim-II’nin sermayesinin içerisinde yeraldýðý orana göredir. Kýsacasý Kesim-II’nin para fonlarýnýn bir kýsmý, yarý ve modern sömürgelerde bulunur. Ama bunlar uluslararasý yeni bir üretim sürecinde, uluslararasý tekellerin (tüketim araçlarý üreten) para fonlarý ile birleþerek ortak giriþim biçiminde yeni bir üretken devreyi açar. - ·Ama bu para birikim fonlarýndan farklý olarak, Kesim-I ve Kesim-II’nin en iyi üretkenliðine sahip olan kapitalistlerinin artý artý-deðerin biriktiði bir para fonu vardýr. Ýþte bizi asýl ilgilendiren bu para-birikim fonudur. Burada biriken para belirli bir niceliðe ulaþmaksýzýn serbest kalmaz:
“Bu arada p (küçük p. P’=P+p’deki artý-deðeri belirten küçük p---K. E) birikmiþ olur ve bu birikim kendi iþlevi olmayýp, yinelenen R ... R hareketinin sonucudur. Onun kendi iþlevi, yinelenen artý-deðer yaratma devrelerinden, yani dýþardan yeterli bir artýþ alýp da kendi iþlevi için gerekli asgari büyüklüðe sahip olana kadar para durumunda kalmaya devam etmektir; ancak bu asgari büyüklüðe ulaþtýktan sonradýr ki, para-sermaye olarak -bizim ele aldýðýmýz durumda, iþlev yapmakta olan para-sermaye P'nin birikmiþ kýsmý olarak- P'nin iþlevi içerisine gerçekten girebilir. Ama bu arada birikmeye devam eder, ve, oluþum süreci, büyüme süreci içerisindeki bir para-yýðma biçiminde varlýðýný sürdürür. Demek oluyor ki, paranýn birikimi, yýðýlmasý, burada, gerçek birikime, sanayi sermayesinin boyutlarýndaki geniþlemeye geçici bir süre eþlik eden bir süreç olarak görülüyor. Geçicidir, çünkü, para-yýðma, para-yýðma koþullarý içerisinde kaldýðý sürece sermaye iþlevini yapmaz, artý-deðer yaratma sürecine katýlmaz, yalnýzca ayný kasaya yýðýlan ve hiç bir þey yapmadan miktarý çoðalan bir para topluluðu olarak kalýr. ” (Marx,a. g. e. s. 80) Burada biriken parayý Marx gizli para-sermaye olarak adlandýrýr. Çünkü yeni bir üretken devrenin açýlýþýna kadar ve bu yeni devreyi açabilecek düzeye gelinceye kadar birikir. Bu gizil para-sermaye en iyi üretkenliðe sahip olan kapitalistlerin para birikim fonlarýnda birikir. Ama bu birikimin de kendi içerisinde çeþitli yýðýlma kanallarý vardýr. Bu en iyi üretkenliðe sahip olan kapitalistler de,toplum içerisine (bugün bu uluslararasý emperyalist sistemdir ve bu sistem içerisindeki emperyalist ülkelerdir) þu ya da bu þekilde daðýlmýþlardýr ve kendi içerisinde bir çok kapitalist olarak bölünmüþ durumdadýrlar ve rekabet halindedirler. Ýlk baþlarda fark edilmeyen, bundan dolayý da gizli bir þekilde biriken bu para-sermayenin de kendi içerisinde çeþitli yýðýlma biçimleri vardýr: “... gelecekte kullanýlmak üzere biriken gizil para-sermayenin þunlardan oluþtuðunu görürüz: 1-Bankalardaki mevduattan. Ve bu,aslýnda,bankalarýn hizmetinde bulunan nispeten önemsiz bir miktardýr. Para-sermaye burada ancak itibari olarak birikir. Fiilen biriken þey,salt çekilen para ile yatýrýlan para arasýnda belli bir denge doðduðu için paraya çevrilebilen (eðer çevrilirse) bakiye alacaklardýr. Bir banka para olarak elinde yalnýzca çok küçük bir miktar tutar. 2-Devlet tahvillerinden. Bunlar hiçbir þekilde sermaye olmayýp,yalnýzca ulusun yýllýk ürünü üzerinde bakiye alacaklardýr. 3-Hisse senetleri. Bunlardan,sahte olmayanlar,gerçek anonim sermayeler üzerinde tasarruf hakký ve yýllýk olarak bunlardan artý-deðer üzerinden gelen poliçelerdir. (...) “Kapitalist üretim esasýna göre,para-yýðmanýn oluþumu hiçbir zaman kendi baþýna bir amaç olmayýp ya dolaþýmdaki bir durgunlaþmanýn---genellikle olduðundan daha fazla miktarda paranýn yýðýlma biçimini almasý--- ya da, devrin gerektirdiði birikimlerin bir sonucudur; ya da ensonu, para-yýðma, yalnýzca üretken sermaye iþlevi görmek üzere geçici olarak gizil bir biçimde bulunan para-sermayenin yaratýlmasýdýr. (abç) Demek oluyor ki, para olarak gerçekleþtirilen artý-deðerin bir kýsmý bir yandan dolaþýmdam çekilir, yýðýlý para biçiminde biriktirilirken, artý-deðerin diðer bir kýsmý, ayný zamanda,sürekli olarak üretken sermayeye çevrilmektedir. (abç) Ek deðerli madenlerin, kapitalist sýnýfýn üyeleri arasýnda bölüþülmesi dýþýnda, para biçiminde birikim hiçbir zaman bütün noktalarda ayný zamanda yeralmaz. (abç)” (Marx, Kapital-II, s. 312-313, Sol Yayýnlarý) Aslýnda gizil para-sermaye biçiminde yýðýlan para-sermayenin bir kýsmý, artý-karý oluþturan kýsýmdýr. Yukarýdaki alýntýda Marx’ýn belirtmiþ olduðu “bir kýsmý biriken ve bir kýsmý da üretken sermayeye çevrilen artý-deðer” içerisinde aslýnda bu artý-karý oluþturan artý artý-deðeri de barýndýrýr. Peki Marx bunu niçin ilgili bölümü yazarken belirtmemiþtir? Ýþte Marx’ýn teorisinin çok önemli noktalarýndan ve hatta kilit noktalarýndan birisi. Bu nokta doðru anlaþýlmadýkça Marx’ýn yeniden-üretim þemalarý anlaþýlmaz. Aslýnda Marx ilgili yerde bunu çok kýsa bir paragrafla da olsa belirtmiþtir ama üzerinde durmamýþtýr. Ama hemen belirtelim ki, bilerek üzerinde durmamýþtýr. Son alýntýnýn yapýldýðý bölüm þu satýrlar ile son bulur: “Bir kapitalistin, bir baþkasýna ait artý-deðerin ya da hatta sermayenin bir kýsmýna el koyduðu ve böylece tek yanlý bir para-sermaye ve üretken sermaye birikimi ve merkezileþmesini meydana getirdiði dolaþým serüvenlerine burada yer verilmemiþtir. Örneðin, A tarafýndan para-sermaye olarak biriktirilen aþýrma artý-deðerin bir kýsmý, B'ye ait olan ve kendisine geri dönmeyen artý-deðerin bir kýsmý olabilir. ” (abç)(Marx,a. g. e. s. 313) Burada çok açýk bir þekilde ama özellikle de alýntýnýn son cümlesinde, gizil para-sermayede biriken artý-deðerin, artý artý-deðeri (artý-karý) de barýndýrdýðý belirtilmektedir. Ama Marx bu bölümde buna yer vermediðini belirtiyor. Peki neden? Nedeni çok basittir. Çünkü Marx, Kapital’in I. ve II. Ciltlerinde sürekli olarak metalarýn üretim-fiyatlarý üzerinden deðil deðerleri üzerinden satýldýðýný varsayýyordu. Eðer sermayeyi teorik olarak açýklamak istiyorduysa da bunu böyle varsaymak zorundaydý. Aksi taktirde analiz edemezdi. Metalarýn deðerlerinin üzerinde satýldýðýnýn varsayýlmasý, onun teorisinin temel ölçütünü oluþturuyordu. Bu ölçütü bir koyduktan sonra, teorideki herþeyi buna indirgeyerek yapmak zorundaydý. Ama ne zaman ki sermayenin eleþtirisinde en yüksek biçime gelindi yani genel kar oraný ve bunun biçimlerine gelindi, Marx, metalarý deðerleri üzerinden deðil, üretim-fiyatlarý üzerinden satýldýðýný varsaymaya baþladý. Ýþte Marx, geniþletilmiþ yeniden-üretimin sonunda ortaya çýkan bu artý-kar kýsmýný, genel kar oraný sorununu ele aldýðý zaman iþledi. Onun için Marx’ýn teorisi somut bir döneme uygulanýrken, Geniþletilmiþ Yeniden-Üretim (GYÜ) ile Genel Kar Oranlarýnýn Eþitlenmesi (GKOE) birleþtirilerek ele alýnmalýdýr. Zaten F. Engels, Kapital’in II. Cildine yazmýþ olduðu önsözde, Kapital’in II. Cildinin Kapital’in III. Cildine bir giriþ olduðunu belirtmiþtir: “Bu ikinci cildin parlak incelemeleri ve þimdiye deðin neredeyse hiç el atýlmamýþ alanlardaki yepyeni sonuçlarý, Marx'ýn kapitalist bir temele dayanan toplumsal yeniden-üretim sürecinin tahlilinin sonal sonuçlarýný geliþtiren üçüncü cildin içeriðine yalnýzca bir giriþtir. ” (abç) (F. Engels,Kapital-II, Önsöz,s. 28) Engels’in de belirttiði gibi “yeniden-üretim sürecinin tahlilinin sonal sonuçlarý” Kapital’in III. Cildinde yeralýyordu. Yani yeniden-üretim sürecinin doruk noktasý Genel Kar Oranlarýnýn Eþitlenmesi içerisinde kendisini gösteriyordu. Kapital okurlarý, Kapital’in II. Cildi ile III. Cildi arasýndaki mantýksal baðý kendileri yapmak zorundadýrlar. Demek ki her ne kadar Marx, geniþletilmiþ yeniden-üretim ile genel kar oranlarýnýn eþitlenmesinin teorik serimini ayrý ayrý yapmýþsa da, pratikte bunlar iç içe geçmiþ bir þekilde ortaya çýkarlar. Biz yine konumuza dönersek eðer, artý-karýn gömü biçiminde yýðýlmasý da kendi içerisinde eþitsiz bir þekilde ortaya çýkar. Zaten daha önce yaptýðýmýz alýntýnýn son cümlesinde “para biçimindeki birikim hiçbir zaman bütün noktalarda ayný zamanda yeralmaz” diye belirtilmektedir. Bu para-sermaye çeþitli zaman dilimlerinde ve çeþitli yerlerde derece derece ortaya çýkar. Ama her ne kadar bu kapitalist katmanýn bireysel kapitalistleri birbirinden tecrit edilmiþ olarak ortaya çýksalar da,bunlarýn bireysel sermayelerinin devreleri,toplumsal ölçekte içiçe geçerek,bu katmanýn toplam toplumsal sermayesinin hareketini meydana getirirler: “ ... bireysel sermayelerin devreleri iç içe girer,birbirlerini öngörür ve zorunlu kýlar,ve salt ördükleri bu að içerisinde toplam toplumsal sermayenin hareketini meydana getirirler. ” (Marx,a. g. e.,s. 316) En iyi üretkenliðe sahip olan bu burjuva katman, kendi içerisinde yani kendi katmaný içerisinde de, birbirlerine rakip bireysel ya da grupsal biçimlere bölünmüþ durumdadýr. Örneðin mali-sermaye çaðýnda, bu katmanýn içerisindeki kapitalistler, birbirlerine düþman kamplara bölünerek,ekonomik ve politik rekabetleri emperyalist savaþlara neden olur. Bu kapitalistlerin artý artý-deðerlerinin bir kýsmý, gömü biçiminde birikirken (bunun için dolaþýma sürekli olarak meta sürmeleri gerektiðini gördük) diðer bir kýsmý da, rekabetin zorlayýcý baskýsý temelinde, sürekli olarak üretken sermayeye çevrilir, ki bu ayný zamanda üretici güçlerin geliþmesidir. Ama yýðýlan paranýn, üretken sermayeye çevrilebilmesi için de bunun belirli bir sýnýra ulaþmasý þarttýr: “Üretken sermayeyi harekete geçirmek için, devir döneminin uzunluðuna baðlý olarak þu ya da bu miktarda para-sermayeye gereksinme vardýr. (abç) Devir döneminin,çalýþma zamaný ve dolaþým zamaný diye bölünmesinin,para biçiminde, gizli ya da sermayede bir artýþý gerektirdiðini de görmüþ bulunuyoruz. (abç)” (Marx,a. g. e.,s. 319) Kapitalistler arasýndaki rekabet ama özellikle de bu katmanýn kendi arasýndaki rekabet, bu gerekli para-sermaye sýnýrýný sürekli yükseltir. Böylece bu katmanýn rakip kapitalistleri, kendi konumlarýný sürekli karþýlýklý olarak rekabet yoluyla düzenlemeye çalýþýrlar. Rekabetin karþýlýklý olarak birbirleri üzerinde yapmýþ olduðu etki, onlarý, daha alt kapitalist gruplarla (bunlara iþbirlikçi ticaret ve sanayi burjuvazisi de dahildir), kendi çýkarlarý temelinde anlaþmalar yapmaya ya da onlarý kendi uluslararasý kapitalist sistemlerine uymaya zorlar. Þu ya da bu þekilde, bu alt kapitalist katman ya da gruplar, bu katmanýn oligarþik diktasý (ister burjuva-demokratik isterse de faþist bir biçime sahip olsun bu oligarþi, iþin özü deðiþmez) altýna girerler ya da girmeye zorlanýrlar. Artý-karýn uzun bir dönem boyunca yavaþ yavaþ geri dönmesi ya da birikmesi ve bu birikimin belirli bir derecesinden sonra da üretken sermaye yatýrýmlarýyla üretici güçleri daha da geliþtirmesi, kaçýnýlmaz olarak, bu katmanýn kendi içerisinde rakip kapitalistleri, þu ya da bu biçimde, uluslararasý alanda savaþ racýlýðýyla karþý karþýya getirir. Artý-kar yavaþ yavaþ gömü biçiminde birikirken ve bu gömünün bir kýsmý da üretken sermaye biçiminde sürekli olarak serbest kalýrken, üretici güçlerin geliþme düzeyine baðlý olarak, uluslararasý mali-oligarþi ilk önce görece baðýmsýzlýða sahip olan geri ülkeleri ya da daha zayýf ülkeleri, daha sonra da yarý-baðýmlý ülkeleri kendisine tam baðýmlý bir hale getirmeye çalýþýr. Üretici güçlerin geliþme derecesinin belirli bir döneminde de bu sefer, bu katmanýn rakip kapitalistleri, kendilerine baðlý olan alt kapitalist katman ve sýnýflarla birlikte, birbirlerinin nüfuz alanýndaki sömürge ve baðýmlý toplumlarý ele geçirmeye çalýþýrlar. Ýþte bunu da ancak bir dünya savaþý aracýlýðýyla yapabilirler. Ama bu noktayý biraz daha açmak gerekir. Bu sorunun mantýðýný doðru anlamak için, emperyalist dünya ekonomisi içerisinde Kesim-I ve Kesim-II arasýndaki iliþkilerin hangi biçimlerde oluþtuðunu ve her ikisi arasýndaki iliþkilerin nasýl zaman zaman bozulduðunu ve aksadýðýný vede bu durumun ne gibi sonuçlara yol açtýðýný anlamak gerekir. Bu da ancak Marx’ýn geniþletilmiþ yeniden-üretim teorisini iyi kavramakla mümkündür. Genellikle geniþletilmiþ ölçekte bir yeniden-üretim, bir bunalýmdan çýkýþ ile yeni devresine baþlar. Her seferinde bunalýma giriþ, Kesim-I ile Kesim-II arasýndaki iliþkilerin bozulmasýnýn ya da deðiþen oranlarda aksamasýnýn bir sonucu olarak ortaya çýkar ve her ikisi arasýnda yeni bir biçimde iliþkilerin kurulmasýyla da bunalýmdan yavaþ yavaþ çýkýlýr. Bunalýmlar kapitalistlere bir tür toplumsal gösterge oluþtururlar ve onlara toplumsal geliþimin yönünü ve araçlarýný gösterirler. Rekabetin temel düzenleyici bir rolünün olduðu bir toplumda bu baþka türlü de olmaz zaten. Sermayenin tarihsel geliþiminde, yeni bir üretken devrenin açýlýþý, her zaman Kesim-I’in sabit sermayesini (Is) üreten kapitalistlerin (Marx, Is’i üreten kapitalistleri A,A’,A’’ vb. biçimlerde sunar) yeni bir üretken sermaye devresinin sonucunda geliþmeye baþlar. Kesim-I’in A,A’,A’’ vb. kapitalistleri (bu kapitalistlere emperyalist dünya ekonomisinde örnek olarak, her türlü uçak üretiminde kullanýlan makineleri üreten,uydu yapýmýnda ve bunu yörüngeye yerleþtirmede kullanýlan makineleri üreten, otomobil yapýmýnda kullanýlan makineleri üreten, nükleer reaktörlerin yapýmýnda kullanýlan makineleri üreten, týpta ve laboratuarlarda kullanýlan geliþkin makineleri üreten vb. kapitalistleri örnek olarak verebiliriz) yeni bir üretken sermaye devresini açarlarken, Kesim-I’in B,B’,B’’ vb. kapitalistleri (B,B’,B’’ vb. kapitalistler,A,A’,A’’ vb. kapitalistlerden satýn aldýklarý üretim araçlarý, yani sabit sermayeleri aracýlýðýyla, Kesim-II’nin kapitalistlerine üretim araçlarý yaparlar. Bu kapitalistlere örnek olarak da Boeing, Airbus,Mc Douglas gibi uçak üretimi yapan þirketleri örnek olarak verebiliriz. ) daha para-yýðma aþamasýndadýrlar. Teorik olarak, A kapitalistleri kendi üretken-sermaye devrelerini bitirirken, metalarýný satma aþamasýna geldikleri zaman, B kapitalistleri para-yýðma aþamasýnýn sonuna gelirler. Yani yeni bir yeniden-üretim sürecine baþlayacak olan gerekli para birikimini tamamlamýþ olurlar. A kapitalistleri, dolaþýma meta (ki bu metalar yatýrýlmýþ sermayeleri ile artý-deðerlerini barýndýrýr) sürerek dolaþýmdan para çekerken,B kapitalistleri,dolaþýma para sürerler ve meta çekerler. A kapitalistleri dolaþýmdan çektikleri parayý hemen bir satýn alma ile tamamlamazlar. Bu zaman zarfýnda onlarda para birikir. B kapitalistleri,yýðýlý paralarýný satýn almalar ile serbest býrakarak yeni bir üretken sermaye devresini açarlar: “Bu noktada her þeyden önce þu nokta vurgulanmalýdýr ki, dolaþýmdan, kendi artý-deðeri miktarýnda para çekmekle ve onu yýðmakla birlikte, A, öte yandan dolaþýma, karþýlýðýnda baþka metalar çekmeksizin metalar sürer. B,B', B'' vb. kapitalistleri, böylelikle, dolaþýma para sürme ve dolaþýmdan yalnýzca metalar çekme olanaðýný elde ederler. Ele alýnan durumda bu metalar, maddi biçimlerine ve gidecekleri yere baðlý olarak, B, B', B'' vb. kapitalistlerinin deðiþmeyen-sermayesine sabit ya da döner öðe olarak girerler. ” (Marx,a. g. e. s. 439) Kýsacasý bir sermaye baþkalaþýmýnýn ilk devresini baþlatýrken, bir baþka sermaye baþkalaþýmýnýn ikinci devresini baþlatýr. Bu aslýnda daha önce ele alýnan M-P-M sürecinin özel bir türünden baþka bir þey deðildir: “... bir meta---baþka bir meta,para biçiminden çýkarak yeniden meta biçimine dönüþtüðü için ---para biçimini kazanýr. Üstelik, burada, alým ve satýmýn ayrýlýðý bir baþka þeyi daha gösterir:Bir sermayenin meta biçiminden para biçimine dönüþmesinin, baþka bir sermayenin para biçiminden yeniden meta biçimine dönüþmesine tekabül etmesi gerektiðini gösterir. Bir sermayenin ilk baþkalaþýmý,ötekinin ikinci baþkalaþýmýna denk düþmelidir; bir sermaye üretim sürecini terk ederken,bir baþka sermaye üretim sürecine döner. Farklý sermayelerin yeniden-üretim ya da dolaþým süreçlerinin bu içiçeliði ve bütünselliði bir yandan iþbölümünün gereðidir, öte yandan rastlantýsaldýr; böylece bunalýmýn içeriðinin tanýmý daha bir tamlýk kazanmýþ oluyor. ”(abç) (Marx, Artý-Deðer Teorileri-II,s. 490) Bu noktada daha önce para birikim fonlarý için söylediklerimiz, burada A ve B kapitalistleri için de geçerlidir. Peki B,B’,B’’ vb. kapitalistleri kendi üretken sermaye devrelerini tamamladýklarý zaman ne olur? Kesim-I’in B kapitalistleri kendi üretken-sermaye devrelerini tamamladýklarý zaman (bunu da doðru anlamak gerekir. Bir yandan para-sermayeleri birikirken, bir taraftan da sürekli üretken sermayeye çevrilir. ), Kesim-II’nin kapitalistlerinin (Bu kapitalistlere örnek olarak da havayolu ve araba üretiminde faaliyet gösteren þirketleri verebiliriz. Örneðin Amerikan Airlines, Air France, Lufthansa, Biritish Airways,THY vb. gibi þirketleri havayolu sektöründe; Mercedes, Audi, Ford, Renault, Peugeot vb. þirketleri de araba sektöründe verebiliriz. ) de elinde para-birikimi az çok belirli bir nicelik sýnýrýna, en azýndan Kesim-I’in B kapitalistlerinden kendi sabit sermayelerini (IIs) tekrar yerine koyacak (elbette her seferinde Kesim-I’deki büyümeye orantýlý olarak büyüyerek) bir sýnýra gelinceye kadar birikir. Az yukarýda Marx’tan yaptýðýmýz alýntýda, bir sermayenin ilk baþkalaþýmýný yaparken bir baþka sermayenin ikinci baþkalaþýmýný yaptýðýný gördük. Bu durum Kesim-I’in B kapitalistleri ile Kesim-II’nin kapitalistleri arasýndaki iliþkide de geçerlidir. Emperyalist dünya ekonomisinde, Kesim-I’in A ve B kapitalistleri, sadece emperyalist ülke ya da bloklarda ortaya çýkarlar. Yarý-sömürge ve modern sömürgelerde çok cýlýz ve varolaný da emperyalist ülkelerdeki üretimin basit bir yan kolu ya da uzantýsý olarak ortaya çýkar. Kesim-II’nin de kapitalistleri genellikle emperyalist ülkelerin uluslararasý tekelleridir. Ancak dünya ekonomisindeki iþbölümü çerçevesinde bu Kesim-II’nin uluslararasý sermayesinin bir bölümü ama uluslararasý tekellere baðýmlý olarak, yarý ve modern sömürgelerdeki iþbirlikçi tekelci sermayesine aittir. Böylece uluslararasý çapta, Kesim-II kendi içerisinde bir çok kapitalist katmana bölünmüþ olarak ortaya çýkar. Ancak hemen belirtelim ki, Kesim-I’deki A ve B kapitalistlerinin sermayelerinin yoðunlaþmalarý ve merkezileþmeleri tarihsel olarak geliþtikçe ve bu temelde de sermaye birikimleri arttýkça, vede tarihsel bir nicelik sýnýrýna ulaþtýkça, Kesim-II’nin kendi iç yapýsýnda,uluslararasý ölçekte önemli deðiþiklikler yaratmasý kaçýnýlmazdýr. Kesim-I’in tarihsel büyümesi ile orantýlý olarak ama özellikle de Is’nin büyümesi sonucunda, Kesim-II içerisindeki uluslararasý tekeller,iþbirlikçi tekelci sermayeyi derece derece yutarak ve onlarý kendi bünyelerine katarak,modern sömürgecilik eðilimini tamamlayacaklardýr. “Makine yapýmcýsýnýn sermayesini kullanmaya devam etmesi ve o sermayeyi yalnýzca yeniden-üretmesi için, yaptýðý bu makineleri kullanan sanayi dallarýndaki üretimin sürekli geniþlemesi gerekir. (Hatta eðer o da sermaye birikimi yapýyorsa,daha da büyük bir geniþlemeye gerek olur. ) Dolayýsýyla(makine yapým---ç) alanýndaki sermayenin yalnýzca yeniden-üretilmesi bile, üretimin geri kalan alanlarýnda sürekli birikimi gerektirir. ” (Marx,Artý-Deðer Teorileri-II,s. 463) Kesim-I’in büyümesi, bu temelde de Kesim-II’nin uluslararasý ölçekte büyümesi ve bu duruma uygun olarak da nüfuz ve pazar alanlarýnýn geliþtirilmesi, modern sömürgeciliði daha da geliþtirecek ve bu temelde de emperyalistler arasýnda modern sömürge ve nüfuz vede paylaþým kavgasýný daha da kýzýþtýracaktýr. Bu süreç, emperyalist ülkelerde ve yarý ve modern sömürgelerde politik gericiliðin (özellikle de faþist-milliyetçi eðilimlerin) bütün toplum yaþamýný kaplamasýyla el ele ilerleyecektir. Biz yine konumuza dönersek, Kesim-I’in kapitalistlerinin deðiþen sermayesi (yani ücretlere yatýrýlan bölümü) ile artý-deðeri (I(d+a)olarak ifade edilir) Kesim-II’nin (Bunun içerisine uluslararasý tekelci sermaye ile iþbirlikçi tekelci sermayeyi sokuyorum. Böylece her seferinde bunu vurgulamaktan kurtulmuþ olacaðýz. ) sabit sermayesi (IIs) aracýlýðýyla yerine konur. Þöyle de ifade edilir: IIs= I(d+a) Ama geniþletilmiþ yeniden-üretimde IIs, I(d+a)’ya eþit olmaz. I(d+a) sürekli olarak IIs’ten büyüktür. Böylece her seferinde yani geniþletilmiþ yeniden-üretim sonucunda IIs, I(d+a) (ki sürekli olarak geniþletilmiþ yeniden-üretim temelinde Is’yle orantýlý olarak büyür)’ya tekabül eden deðeri büyütmek zorunda kalýr. Peki I(d+a)’ya tekabül eden IIs gerekli deðeri yerine nasýl koyar? Ýþte emperyalist dünya ekonomisinde çok önemli bir sorun. Bu sorunun çözümü, yakýn ve orta dönemde emperyalist sistemi neyin beklediði sorunuyla da yakýndan baðlantýlýdýr. Burada bir an duralým ve Marx’ýn geniþletilmiþ ölçekte yeniden-üretim þemalarýna geri dönelim. Marx’ýn kendi kitabýnda vermiþ olduðu örneðin aynýsýný buraya alalým ve bu temelde açýklamamýza bir somutluk kazandýralým (Kapital-II, s. 453-454-455. ). Geniþletilmiþ Yeniden-Üretim için baþlangýç þemasý I. 4000s + 1000d + 1000a =6000 II. 1500s + 750d + 750a =3000 Toplam=9000 Her seferinde Kesim-I’in artý-deðerinin yarýsýnýn tüketim fonuna ayrýldýðý ve yarýsýnýn da sermayeleþtirildiði (I(½a), biçiminde ifade edilir) varsayýldýðýnda ve bu temelde de IIs, kendisini I(d+a),’ya uydurmak zorunda kaldýðý varsayýldýðýnda, bir üretken devrenin sonunda þema þu biçimi alýr (sömürü oraný % 100): I. 4400s + 1100d + 1100a II. 1600s + 800d + 800a Gerekli çýkarmalar yapýldýktan sonra (tüketim fonu ve sermayeleþtirilen kýsým ayrýldýktan sonra) þema þu biçimi alýr: I. 4400s + 1100d + 550a II. 1650s + 825d + 725a Ama I’deki 550a tekrar s/d oranýnda yani dörtte bir (440s + 110a) sermayeleþtirilir (Kesim-II’de bu ikiye birdir). O zaman þema þu hali alýr: I. 4840s + 1210d + 550a II. 1760s + 880d + 660a Yeni üretken devresinin sonucunda oluþan 1210 artý-deðerinin yarýsý tüketilir ve yarýsý sermayeleþtirilmek için ayrýlýr. O zaman þema þu duruma gelir: I. 4840s + 1210d + 605a II. 1815s + 907,5d + 797,5a Toplam=10 175 Bu böyle devam eder gider. 9000’lik bir deðer ile baþlanmýþtý ama yeniden-üretimler sonucunda bu deðer 10 175’e çýktý. Önemli olan burada þunu görmektir: IIs, I(d+a),’yý yerine koyarken, bunu kendi IIa’sýndan temin eder. Ama daha önce de gördük ki, Kesim-II’nin kapitalistleri uluslararasý tekeller ile iþbirlikçi tekelci sermayenin tamamýdýr(Elbette bunlara belirli bir dereceye kadar orta boy iþletmeler de dahildir). Böylece dünyanýn dört bir köþesinde bu kapitalistler, dünya iþçi sýnýfýndan sýzdýrdýklarý artý-deðerler ile kendi sermaye birikimlerini gerçekleþtirirlerken, emperyalist ülkelerdeki Kesim-I’in yeniden-üretiminin de gerçekleþtirilmesini saðlarlar. Ýþte emperyalist dünya ekonomisi bu iki sektörün uluslararasý çapta uyumlu iliþkilerini gerektirir. Kesim-I ile Kesim-II arasýndaki iliþkilere biraz daha yakýndan bakmak gerekir. Ama özellikle de I(d+a),’nýn IIs karþýsýndaki çeþitli durumlarýný incelemek ve bunlarý kapitalizmin tarihinde somut örnekler ile örneklendirmek gerekir. Az yukarýda Marx’ýn yeniden-üretim þemalarýnda da belirtildiði gibi, Kesim-I’de birikimin olabilmesi için,bu kesimin sermayeleþtirilen kýsmý yani I(½a), ve böylece de I(d+½a),IIs’ye eþit ve I(d+a),’dan küçük olmalýdýr. Yoksa Kesim-I’de birikim olmaz: “I(d+½a), IIs'ye eþit ve bu nedenle I(d+a)'dan daha küçüktür. Bu daima böyle olmak zorundadýr, yoksa I birikmez. ” (Marx,Kapital-II,s. 462) Ama yine gördük ki,Kesim-I’in sermayeleþtirilen kýsmý I(½a),geniþletilmiþ yeniden-üretimde IIs’ten sürekli daha büyüktür ve IIs bu düzeye çýkabilmek için IIa’sýndan aktarma yapar: “I(d+½a), IIs'den büyüktür. Bu durumda yerine koyma, IIa'nýn buna tekabül eden bir kýsmýný IIs'ye eklemek yoluyla saðlanýr ve böylece bu miktar I(d+½a)'ya eþit hale gelir. ”(Marx,Kapital-II,s. 462) Peki IIs, I(d+½a)’ya eþit olan kýsmýný yerine koyamazsa ne olur? Bu Kesim-I’de bir aþýrý-üretime neden olur,bu aþýrý-üretim bunalýmý,dalga dalga bu sektörle iliþkisi olan sektörlere,I’in ve II’nin diðer bütün kapitalistleriyle birlikte,para ve ticaret kapitalistlerine de yayýlarak,bir çok kapitalisti iflasa sürükleyerek,bu sektörde çalýþan iþçilerin yýkýmýna yol açar. Buna en iyi örnek 1929 dünya ekonomik krizidir. Özellikle bu kriz döneminde emperyalist ülkelerin bu iki sektörü arasýnda bir uyumsuzluk söz konusuydu. Buna neden olan durum ise 1925-1929 arasý çok hýzlý bir üretim artýþýnýn ve bundan kaynaklanan Kesim-I’in hýzlý büyümesiydi. Kesim-II,Kesim-I’in bu büyümesine pazarlarýn darlýðýndan dolayý ayak uyduramýyordu. Ama bu süreci çok þiddetli bir biçimde pazar alanlarý diðer emperyalist ülkelerden daha dar olan Almanya,Ýtalya ve Japonya yaþadýlar. Bu ülkelerin kapitalistleri bu iki sektör arasýndaki uyumun saðlanmasýný faþist rejimlerin saldýrgan siyasetlerinde aramaya baþladýlar. Sonuç tek kelimeyle felaket oldu. Bu noktada son durum,Kesim-I’in I(d+½a)‘sýnýn yani sermayeleþtirilen kýsmýnýn IIs’ten daha küçük olma durumudur. Hatta bir bütün olarak I(d+a),IIs’ten küçük bir duruma gelebilir. Ama bu tür durumlar,kapitalizmin tarihinde çok özel durumlarýn sonucu olabilir. Bu durumda da Kesim-II’de bir aþýrý-üretim söz konusudur: “IIs yalnýzca I(d+a)'ya eþit deðil ondan büyük hale de gelebilir. Bu, II'de bir aþýrý-üretim demektir ve bu, II'nin sermayesinin bir kýsmýnýn I'e aktarýlmasý sonucunu yaratacak olan büyük bir yýkým dýþýnda herhangi baþka bir yoldan giderilemez. ” (abç) (Marx,Kapital-II,s. 463) Bu nokta ile ilgili olarak tarihten bir örnek verebilir miyiz? Hem de çok güzel bir örnek verebiliriz. Üstelik Komünist Enternasyonal’i yakýndan ilgilendiren bir örnek. Bu noktaya 1920’lerin ve 1930’larýn SSCB’sini örnek olarak gösterebiliriz. Ekim Devrimi,politik olarak Rusya’yý emperyalist sistemin dýþýna çýkardýðý zaman tek Rus ekonomisinin deðil ama dünya ekonomisinin Kesim-I ile Kesim-II arasýndaki iliþkileri de bozdu. Emperyalistler, Rusya’nýn sistemden çýkýþýný baþka sömürgeler ile doldurma olanaðýna sahipken, Rusya çok zayýf olan Kesim-I’ini baþka bir þeyle doldurma olanaðýna sahip deðildi. Ekim devrimiyle birlikte Rus ekonomisinin oranlarý bozularak, IIs, I(d+a)‘dan daha büyük bir duruma yani bir tür Kesim-II’nin,Kesim-I karþýsýnda aþýrý-üretimi söz konusu oldu. Çünkü devrime kadar Rus ekonomisinin Kesim-II’sinin gereksinmeleri,emperyalist ülkelerdeki Kesim-I’den ithal edilerek karþýlanýyordu. Böylece devrim,Rusya’yý emperyalist sistemden kopardýðý zaman ve bu kopma emperyalist ülkelerdeki bir sosyalist devrim ile tamamlanmadýðý zaman, Rus ekonomisi, Kesim-II’nin Kesim-I karþýsýnda bir aþýrý-üretim krizine girdi. Bunun sonucunda, yarý-proletaryanýn politik kliði haline gelen Stalin kliði, politik iktidarý ele geçirdikten sonra ve 1928 yýlýnda da proletarya ile olan politik müttefikliði atýp, onun yerine, kendi hegemonyasýnda küçük-burjuva teknokratlar ile ittifaklýk iliþkisini koyarak, proletaryayý sýký bir diktatörlük altýna aldýðý zaman; Birinci Beþ yýllýk Plan ile SSCB içerisindeki zayýf uluslarý, devrim ile kurulan enternasyonalizmi tamamen parçalayarak sömürgecilik altýna aldýðý zaman; Kesim-II’nin temelini geniþleterek Kesim-I’e, Marx’ýn yukarýda belirttiði gibi sermayeyi “yýkýcý” bir þekilde aktararak ve bu temelde de SSCB’yi iç savaþýn eþiðine getirerek aþmaya çalýþtý. SSCB ekonomisinde iki sektör arasýndaki zoraki uyum,II. dünya savaþýndan sonra,Orta ve Doðu Avrupa’daki ülkelerin Rusya’nýn sömürgeleri haline gelmesiyle az çok saðlandý. Ancak 1991’deki çöküþ bu temelin yine de dar olduðunu ortaya koydu. Bu durum komünistlerin kulaðýna adeta küpe olmalýdýr. Enternasyonalizmin gerekleri dýþýnda bir devrim anlayýþýnýn hareketi yozlaþmaya ve çürümeye götüreceðinin çok açýk bir örneðidir. Enternasyonalizm bir niyet sorunu deðil, emperyalist dünya ekonomisinin ve siyasetinin maddi geliþiminin ve yapýsýnýn kaçýnýlmaz bir sonucudur. Ama tam da bu noktada belirtilmesi geren iki durum söz konusudur: - ·Yeniden-üretim þemalarý, metalarýn deðerleri üzerinden satýldýklarýný varsaydýðý için,Kesim-I’de bir artý-karýn,kar oranlarý eþitlendiði zaman oluþtuðunu göstermez ve bizim bunu varsaymamýz gerekir. Yani Kesim-I, sermayesinin organik bileþiminin yüksekliðinden dolayý, kar oranlarý eþitlenirken bir artý-kar elde eder ve bunu yeni üretken-sermaye devresine aktarýr. Bu noktada þunu rahatlýkla ileri sürebiliriz ki, bu “artý-kar”,gelecekte, komünist ekonominin,kapitalist dünya ekonomisi karþýsýnda üstünlüðünün temelini oluþturacaktýr.
- ·Kesim-I ile Kesim-II arasýndaki uyum,çeþitli devir dönemlerinin sonunda,pazarlarýn durumundan dolayý bozulur. Çünkü pazarlar,sürekli olarak kapitalist ekonomide,üretici güçlerin geliþiminin gerisinde kalýrlar:
“Pazar,üretimden daha yavaþ geniþler;ya da sermayenin,yeniden-üretim sürecinde içinden geçtiði döngüde---içinde sermayenin yalnýzca yeniden-üretilmediði ama geniþletilmiþ ölçekte yeniden-üretildiði,içinde sermayenin bir çemberi deðil bir sarmalý tanýmladýðý döngüde---- bir an gelir ki,pazar, kendisinin üretim için çok dar olduðunu ortaya koyar. Bu döngünün sonunda olur. Ama yalnýzca,pazarýn (metaya-ç) boðulduðunu ifade eder. Aþýrý-üretim belirgindir. Eðer pazarýn geniþlemesi üretimin geniþlemesine ayak uydurabilseydi,pazarda aþýrý mal bolluðu,aþýrý-üretim olmazdý. ” (Marx,Artý-Deðer Teorileri-II,s. 503) Anarþik bir üretim yapýsýna sahip olan kapitalist sistemin itici gücü, pazarlarýn durumunu dikkate almayan azami-kar elde etme dürtüsüdür. Bunun sonuçlarý ise, pazarýn yapýsýyla çeliþkiye düþerek yani aþýrý-üretime yolaçarak ortaya çýkar. Ýþte tam da bu noktada çok önemli bir sorunu incelemek gerekir. Bu sorun geniþletilmiþ yeniden-üretim sürecinin kendi içerisindeki çeþitli dönemlerinin ayrýmýdýr. Ama bu da metalarýn deðerleri üzerinde deðil ama üretim-fiyatlarý üzerinden satýldýklarýnýn varsayýlarak incelenmesi gerekir. Daha önceki bölümde (VII. bölümde) farklý organik bileþimlere sahip olan ayný nicelikteki sermayelerin belirli bir dönemin sonunda ayný kar oranýný elde ettiklerini yani genel kar oranlarýnýn eþitlendiðini gördük. Aslýnda bu durum, yeniden-üretim süreci içerisinde geçici bir durum yada çeþitli dönemlerin sadece biridir. Karýn eþitlendiði dönem,en elveriþli ve en elveriþsiz koþullarda üretim yapan kapitalistlerin arasýnda yeralan ortalama üretkenliðe sahip olan kapitalistlerin,pazara en çok meta kitlesi sürdüðü,böylece de piyasa-deðerinin bu ortalama üretkenliðe sahip olan kapitalistlerin bireysel deðerleri ile çakýþtýðý yani bu sonuncularýn metalarýnýn bireysel deðerlerinin piyasa-deðerini belirlediði dönemdir: “Eðer, ortalama deðerde, yani iki uç arasýnda orta yerde yer alan metalarýn arzý ile normal talep karþýlanýyor ise, bireysel deðerleri, piyasa-deðerinin altýnda kalan metalar, fazladan bir artý-deðer ya da artý-kâr gerçekleþtirdikleri halde, bireysel deðerleri piyasa-deðerini aþan metalar, içerdikleri artý-deðerin bir kýsmýný gerçekleþtiremezler. ” (Marx,Kapital-III,s. 161) Ama bu durum devir hareketinin ortalarýnda yer alýr. Çünkü yeni bir devire baþlayan sermaye (eðer bunun için sermayenin bir biçiminin içerisinde bir katmanýný örnek alýrsak, bu devir 30-33 yýllýk bir döneme yayýlýr), ilk önce kitlesel olarak elveriþsiz durumda bulunan kapitalistlerin bireysel-deðerlerinin piyasa-deðerini belirlediði bir durum ile teorik olarak bir baþlangýç yapar. Bu dönem ayný zamanda yeni devirin yükseliþe geçtiði bir hýzlý büyüme ve refah dönemi, genellikle talebin arza baskýn geldiði bir dönemdir. Bu dönemde piyasa-deðeri ayný zamanda ortalama toplumsal-deðerin üzerine çýkar. “Fiyatýn, en elveriþsiz koþullar altýnda üretilen metalarýn deðeri tarafýndan düzenlenmesi halinde, eðer talep, daralmayacak kadar kuvvetli ise, bu metalarýn deðeri, piyasa-deðerini belirler. ” (Marx,a. g. e. s. 161) Bütün devir boyunca,rekabetin sürekli olarak belirli bir nicelik sýnýrýna ulaþan sermayeyi üretken-sermayeye çevirmesi sonucunda,metalarýn bireysel deðerleri ile piyasa deðerleri arasýndaki iliþkiler de sürekli deðiþikliðe uðrar. Ortalama üretkenkiðe sahip olan metalarýn piyasa deðerini düzenlediði dönemler, ayný zamanda mevcut üretim tarzýnýn kapitalist sistem içerisinde genelleþtiði dönemlerdir. Bu dönemler ayný zamanda kapitalistlerin kendi aralarýndaki rekabetin giderek keskinleþmeye baþladýðý dönemlerdir. Kar oranlarýnýn rekabet yoluyla eþitlenmesi yeni üretim tarzýnýn genelleþmesini gerçekleþtirirken, bu aþamadan itibaren de yeni üretim tarzý giderek iç yapýsýnda bozulmalar yaþamaya baþlar. Rekabetin keskinleþmesiyle ve bu temelde kredinin daha fazla devreye sokulmasýyla, üretken sermayenin daha da geliþmesine ve giderek en elveriþli koþullarda üretilen metalarýn bireysel deðerlerinin piyasa-deðerini belirlemeye baþladýðý bir döneme geçilir. Bu dönem özellikle talepte bir daralmanýn olduðu (bu talep daralmasý bile bir aþýrý-üretimin yavaþ yavaþ geliþmeye baþladýðýný gösterir),arzýn daha baskýn geldiði bir dönemdir. Piyasa-deðerini bu en elveriþli koþullarda üretilen metalarýn bireysel deðerleri belirlemeye baþladýðý andan itibaren,elveriþsiz üretim koþullarýnda üretim yapan kapitalistler iflas etmeye baþlarlar,ortalama bir düzeyde üretim yapan kapitalistler de artý-deðerlerinin bir kýsmýný gerçekleþtiremezler. Bu bir aþýrý-üretim krizidir. “En sonu, eðer üretilen metalarýn kitlesi, ortalama piyasa-deðerleri üzerinden sürülebilecek olandan büyük ise, en uygun koþullar altýnda üretilen metalar, piyasa-deðerini düzenler. Örneðin bunlar, tam kendi deðerleri ya da bu deðere yaklaþýk bir deðer üzerinden satýlabilirler ve bu durumda en uygun olmayan koþullar altýnda üretilen metalar kendi maliyet-fiyatlarýný bile gerçekleþtiremediði halde, normal koþullar altýnda üretilenler, içerdikleri artý-deðerin ancak bir kýsmýný gerçekleþtirirler. Burada, piyasa-deðeri üzerine söylenmiþ olanlar, piyasa-deðerinin yerini alýr almaz üretim-fiyatý için de geçerlidir. Üretim-fiyatý her alanda düzenlendiði gibi, özel koþullar tarafýndan da düzenlenir. Ve bu üretim-fiyatý da gene, etrafýnda günlük piyasa-fiyatlarýnýn dalgalandýðý bir merkezdir ve belli dönemler içersinde birbirini eþitleme eðilimini gösterir. “ (Marx,a. g. e. s. 161) Genellikle en elveriþli koþullarda üretilen metalarýn bireysel deðerlerinin piyasa deðerini belirlediði dönemler,devir hareketinin sonuna doðru yaklaþmaya baþladýðý dönemlerdir. Bu dönem ayný zamanda derece derece aþýrý-üretimin de giderek oluþmaya baþladýðý ve uluslararasý sisteme yayýlmaya baþladýðý dönemlerdir. Kar oranlarýnýn eþitlenmesini izleyen her dönemi, uluslararasý kapitalist sistemin yavaþ yavaþ geliþen aðýr bir ekonomik ve politik krizi izler. Böylece devir hareketinin baþlangýcýnda oturtulan üretim iliþkileri ile devir hareketinin sonunda ortaya çýkan üretici güçler arasýndaki çatýþma kendisini en çarpýcý bir þekilde aþýrý-üretim krizleri ile ortaya koyar. Bu noktada aþýrý-üretimin toplumsal sonuçlarý üzerine biraz daha durulmalýdýr. (9) Aþýrý-üretim krizleri sürekli devir hareketinin yani döngünün sonunda ortaya çýktýðý için, üretim olup bittikten sonra, dolaþým sürecinde ortaya çýkar. Paranýn satýn alma iþleviyle, ödeme aracý iþlevi arasýndaki çatýþma,bunalým dönemlerinde kendisini keskin bir þekilde gösterir. Bu bunalým dönemlerinde,paranýn satýn alýmlarda gerçekleþtiði deðerlerin, ödeme araçlarýnýn gerçekleþtirdiði deðerlerden bir hayli fazla olduðu ortaya çýkar. Özellikle de geliþkin kredi sistemi bu eðilimi daha da geliþtirir. Böylece satýn alýmlar ile dolaþýma sokulan metalar, ödeme araçlarýnýn bunu karþýlayamamasý yüzünden, dolaþýmýn dýþýna fýrlatýlamazlar. Bu noktada yukarýda Marx’tan yapýlan alýntýda da belirtildiði gibi,aþýrý-üretimde bulunan kapitalistlerin metalarýnýn fiyatlarý aþaðýya doðru hareket eder ve maliyet fiyatlarýnýn altýna düþerek iflas ederler. Bir kýsmý da artý-deðerlerini gerçekleþtiremezler. Bu durum ister istemez, bu sonuncularýn üretken sermayelerinin daralmasýna,yeniden-üretimlerinin boyutlarýnýn düþmesine ve sermaye birikimlerinin sekteye uðramasýna neden olur. Bu durumun bütün topluma yavaþ yavaþ yayýlmasý,giderek bütün toplumu ekonomik ve politik bunalýma sürükler. Ayrý emperyalistlere baðlý Kesim-I’in kapitalistlerinin kendi aralarýndaki rekabet, Kesim-II’nin elindeki pazarlarýn düzeyinden daha fazla bir üretken sermaye yatýrýmýna girmelerine neden olur. Özellikle de bütün toplumsal yaþamý Kesim-I’in gereklerine göre örgütlenen emperyalist ülkeler, yarý ve modern sömürgelere daha çok “baðýmlý” hale gelirler. Kesim-I’in büyümesi,Kesim-II tarafýndan karþýlanamadýðý zaman,emperyalist ülkeler çok derin bir bunalýma sürüklenme tehlikesi ile karþý karþýya kalýrlar. Bunu savuþturmak için emperyalistler pazar ve nüfuz alanlarýný zorla ele geçirmeye çalýþýrlar. Bunu da önce iç politikada politik gericiliði körükleyerek yaparlar. Emperyalist paylaþým kavgasýnýn geliþimi,daha öncede belirtildiði gibi, önce “görece daha zayýf” ve geri ülkelerin ele geçirilmesiyle baþlar (Irak,Afganistan vb gibi);yarý-sömürgelerin sömürgeleþmesiyle daha da geliþir ve en sonunda da tamamlanmýþ olan paylaþýmýn tekrar paylaþýlmasýna doðru evrilir. Bu da savaþ olmadan olanaksýzdýr. Bu sürecin geliþimi,emperyalist ülkelerdeki ve yarý-sömürge ve modern sömürge ülkelerdeki burjuvazinin savaþ kýþkýrtýcýlýðý,milliyetçiliði ve þovenizmi ile ele ele yürür. Bu özellikler bütün burjuvazinin temel politik araçlarý (ama deðiþik derecelerde ve biçimlerde) haline gelir. Burjuvazi kendi toplumsal çýkarlarý için dünya savaþlarýný körükler ve milyonlarca iþçi ve emekçiyi savaþ mezbalarýna gönderir. Kapitalistlerin kendi aralarýndaki rekabet,bir bütün olarak iþçi sýnýfýnýn ve genel olarak toplumun yýkýmýna neden olur. Ama alçak burjuva politikacýlar,onlarýn medyadaki sahtekar þakþakçýlarý,iþçi sýnýfýný burjuvaziye peþkeþ çeken oportünist politik pezevenkler hep bir aðýzdan “komünistler akýllý dursalar herþey daha iyi olacak”ýn propagandasýný yaparak,kapitalistlerin suçunu demogoji ile saklamaya çalýþýrlar! (10) Devrimci Bülten Sayý 42 Devamý... a- Üretken sermaye. b- Üretken sürecin sonunda oluþan ve artý-deðeri de barýndýran meta-sermaye.Marx bunu M+m=M’ olarak ifade eder. c- Geri dönen yatýrýlmýþ sermaye ve artý-deðeri barýndýran para-sermaye.Marx bunu P+p=P’ olarak ifade eder. d- M’<E ve ÜA= Para-sermaye P’ ’in yeni bir üretken sermayeye baþlamak için emek-gücüne ve üretim araçlarýna dönüþmesi. e- Eskisinden de daha büyük bir üretken sermayenin ortaya çýkýþý. -------- (9) Özellikle de bir katmanýn diðerine dönüþümünde yaþanan aþýrý-üretimlerin neden olduðu ekonomik ve politik bunalýmlar çok þiddetli olur.Buna örnek olarak,uluslararasý tekelci sermayenin küçük katmanýnýn 1970’lerde orta katmana dönüþmeye baþladýðý dönem gösterilebilir.Ama gelecek aþýrý-üretim bunalým 1970’lerden daha þiddetli ve sarsýcý olacaktýr.1970’lerin bunalýmý gelecek bunalýmýn yanýnda sadece devede kulak kalacaktýr. (10) Aslýnda yazýnýn bu üçüncü bölümünde Komintern için bir dünya stratejisini ele almayý düþünüyordum.Ancak bu bölümde yazýlanlar olmadan bundan sonra ortaya konacak olan uluslararasý politik stratejiye ait olan tespitlerin eksik kalacaðýný düþündüm.Onun için son anda kararýmý deðiþtirerek bu bölümü yazmaya karar verdim.
|
 |
|
|
|