[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 42 (4) }
| Devrimci BültenDevletin Ýþlevlerini Açýklamada Diyalektik Sýnýf Analizinin Vazgeçilmezliði (A.H.Yalaz)


Giriþ
Kapitalist toplumun iþleyiþini incelemede, anlamada ve açýklamada sýnýf analizinin artýk zamanýnýn geçtiði düþünü, son on yýllarda, sosyal bilim çevrelerinde alýþýlmýþ bir þey ya da moda olageldi. Ona kuþku yok ki, bugünkü kapitalist toplumun sosyoekonomik, politik ve kültürel yapýlarý büyük deðiþiklikler geçirdi. Kapitalist ekonomik geliþme daha karmaþýk yapýlarýn ortaya çýkmasýna yol açtý. Özellikle, egemen sermaye birikimi biçimi olarak Fordist kitle üretiminin yerini esnek üretim sistemlerinin aldýðý ve hizmet sektörünün giderek artan bir önem kazandýðý ekonomik olarak geliþmiþ kapitalist ülkelerde toplumun sýnýfsal yapýsý daha da karmaþýklaþtý. Sosyoekonomik geliþmelere koþut olarak devletin iþlevleri de deðiþti. Bu çalýþmada sýnýf analizinin kapitalist toplumda devletin iþlevlerini açýklayýp açýklayamayacaðýný inceleyeceðim. Yukarýdakiler temelinde aþaðýdakini araþtýrma sorusu olarak belirliyorum: Sýnýf analizi bugünkü kapitalist devletin iþlevlerini açýklayabilir mi?


1. Sýnýflara-bölünmüþ kapitalist toplum

Bugünkü kapitalist toplum, birbiriyle çatýþan çýkarlara sahip olan deðiþik sosyoekonomik gruplardan oluþan oldukça bölünmüþ bir toplumdur. O, yalnýzca sosyal sýnýflar, sýnýf fraksiyonlarý olarak deðil, ama, ayný zamanda, örneðin, etnik gruplar ve bazen zaten kendileri de sýnýflara bölünmüþ olan uluslar olarak da bölünmüþtür. Bugünkü burjuva toplum, ne olarak adlandýrýlýrlarsa adlandýrýlsýnlar, ayný zamanda ekonomik gruplar olan deðiþik sosyal gruplar olarak bölünmüþtür. Bir baþka deyiþle, her sýnýf aslýnda ekonomik bir gerçektir.

Marks ve Engels tarafýndan geliþtirilen tarihin materyalist kavranýþýna (tarihsel materyalizme) göre, insansal varoluþun maddi üretimi ve yeniden üretimi insan tarihinde eninde sonunda belirleyici faktördür. “ (...) Özellikle Avrupalý yorumcular arasýnda egemen olan görüþ, sosyal farklýlaþma sistemlerini anlamada üretimin öneminin azaldýðýdýr. (...)” (Grusky ve Sorensen 1998: 1212). Ama, “üretim, bütün sosyal varoluþ biçimlerinin meddi temelini yaratýr ve üretim süreçlerinde insan çabalarýnýn birleþtirilme biçimleri, yönetim biçimi de dahil olmak üzere, sosyal yaþamýn bütün yönlerini etkiler” (Cox 1987: 1). Cox’un belirttiði gibi, “üretimin merkeziliðinin öne sürülmesi, gerçekten de, sosyal sýnýflar sorununa götürür.” (1987: 2) Sosyal sýnýflar sosyal yaþamýn temsilcileridirler ve sosyoekonomik, kültürel ve politik yaþamda farklý konumlar tutarlar.

Sosyal sýnýflar nasýl tanýmlanabilirler? Sýnýf terimi birçok kiþi tarafýndan birçok biçimde tanýmlandý. Carchedi’nin savunduðu gibi, sýnýflar her þeyden önce üretim iliþkileri açýsýndan tanýmlanabilirler: “üretim süreçlerinin ayný yönlerini üstlenen bütün insanlar nesnel olarak ayný sýnýfa aittirler. Sýnýflar böylece sosyal yaþamýn ve sosyal araþtýrmanýn temel (ama açýktýr ki tek deðil) birimi oldu.” (1987: 80) Örneðin, Max Weber, sosyal sýnýfý, “pazarýn yapýsý içinde verili olduðundan dolayý, bireyin kendi durumunu kavrayýþýndan baðýmsýz olarak iþleyen bir olgu” olarak tanýmlar (Giddens 1977: 80) Talcott Parsons, “sýnýf” terimini neredeyse “statü grubu”yla eþ anlamda kullanýr. O, “sýnýf statüsünü, sosyal yapýnýn birimi olarak, sosyal sistemin farklýlaþmasýnýn hiyerarþik boyutunda bir pozisyon olarak tanýmlamayý; ve sosyal sýnýfý, bireysel ve/veya kolektif olsun, kendilerinin ve diðerlerinin gözünde toplumda bu anlamda yaklaþýk olarak eþit statüye sahip olan böylesi birimlerin bir toplamý olarak düþünülmesini” önerir (aktaran Giddens 1997: 315, n.19) M. Khon ve K. M. Slomcynski sosyal sýnýflarý “ her biri geniþ bir meslekler tayfýný kapsayan, içsel olarak heterojen farklý gruplar olarak” tanýmlarlar (Grusky ve Sorensen 1998: 1189). Þimdiye kadar karþýlaþtýðým tanýmlar içinde, bu yazýda kullandýðým V.Ý. Lenin’in tanýmýný, en bilimsel ve tatmin edici taným olarak deðerlendiriyorum:
“(...) Sýnýflar, tarihsel olarak belirlenmiþ sosyal üretim sistemi içinde tuttuklarý yerlerine, (çoðu durumda sabit olan ve yasalarla kesin ve açýk olarak belirtilmiþ olarak) üretim araçlarýyla iliþkilerine, emeðin sosyal örgütleniþindeki rollerine ve dolayýsýyla da sahip olduklarý toplumsal zenginlikten aldýklarý payýn boyutlarýna ve bunu edinme biçimlerine göre birbirlerinden ayrýlmýþ geniþ insan gruplarýdýr. Sýnýflar, belirli bir sosyal ekonomi sistemi içinde tuttuklarý farklý yerler nedeniyle birinin emeðini diðerinin mülk edinebildiði insan gruplarýdýr.”(1971: 231)
2. Kapitalist devlet ve iþlevleri

2.1 Kapitalist devlet nedir?
Devlet, iþbölümünün gerektirdiði farklý kurumlar olarak örgütlenmiþ bir sosyal iliþkiler biçimi olarak tanýmlanabilir. Jessop, devleti, müdahale ve temsili etme biçimlerinin karmaþýk kurumsal bir bütünü ve devlet iktidarýný ise politik güçlerin biçim olarak belirlenmiþ bir yansýmasý olarak tanýmlar. (1982: xiv). Devlet, kapitalist toplumda belirli bir sýnýf karakteri olan çok sayýda örgütten biridir. Kapitalist toplumda egemenliðin bir örgütleniþ biçimi olarak devlet, esasen ekonomik olarak güçlü toplumsal sýnýfýn baskýcý bir aracýdýr. Kapitalist sýnýfýn kurumlaþtýrýlmýþ gücüdür. Özünde örgütlenmiþ þiddettir, veya, Marks ve Engels’in Komünist Parti Manifestosu’nda savunduklarý gibi, politik iktidar bir sýnýfýn diðer sýnýfý baský altýnda tutmasý için örgütlenmiþ gücüdür (Marks ve Engels 1980: 53). Marks ve Engels, Alman Ýdeolojisi’nde devletin toplumsal iþbölümüyle birlikte ortaya çýktýðýný ve egemen sýnýfýn kendi ortak çýkarlarýný dile getirdikleri bir biçim olduðunu savunurlar” (Jessop 1982: 9). Harvey’nin savunduðu gibi, “kurumlaþmýþ þiddet tekeline sahip olan baskýcý bir otorite sistemi olarak devlet, egemen sýnýfýn onun aracýlýðýyla kendi iradesini yalnýzca muhaliflerine deðil, ama kapitalist modernizmin eðilimli olduðu anarþik akýþa, deðiþime ve belirsizliðe karþý zorla kabul ettirmenin ikinci unsurudur.” (1995: 108)

Kapitalist sýnýf, kapitalist toplumda devleti yöneten yönetici veya egemen sýnýftýr. Devlet kapitalist bir karaktere sahiptir ve kapitalist devlet kapitalist sýnýfýn kolektif iktidarýdýr. Ama bu sýnýf yekpare deðildir. Büyük, orta ve küçük kapitalistler olarak deðiþik katmanlara bölünmüþtür. Endüstriyel, ticari, mali, tarýmsal vb. olmak üzere deðiþik sermaye fraksiyonlarý vardýr. Devlet iktidarý, en güçlü sermaye fraksiyonlarý, özellikle yüksek derecede geliþmiþ ülkelerde büyük (ulus-ötesi) þirketler, tarafýndan kontrol edilir.

Kapitalist toplumun devleti kapitalist bir karaktere sahiptir; ama, bu, kapitalist sýnýfla kapitalist devlet arasýnda bir ‘ emir ve uygulama iliþkisi’ olduðu anlamýna gelmez. Devlet genel olarak toplumsal sýnýflar ve katmanlarla ve egemen kapitalist sýnýfla iliþkilerde görece bir özerkliðe sahiptir. Kapitalist devlet kapitalist sýnýf adýna davranýr. Bürokratikleþme, politik yönetimin merkezileþtirilmesi ve sosyalizasyon, kapitalist sýnýfa, kapitalist üretim iliþkilerinin ve bir bütün olarak burjuva sosyal iliþkilerin korunmasý, geliþtirilmesi ve yeniden üretilmesi iþini bu iþ için görevlendirilmiþ insanlara ve devlet organlarýna býrakmayý olanaklý kýlar. Sosyalizasyon ve öz-çýkar sayesindedir ki, kapitalist toplumu korumak ve sürdürmek ve kapitalist burjuvazinin, özellikle egemen fraksiyonunun, sýnýf çýkarlarýný savunmak için devlet bürokrasisine ya da bürokratik burjuvaziye emir vermek gerekmiyor. Miliband’a göre, devletin görece özerkliði, “ devletin (bu baðlamda normal olarak yürütme gücü anlamýnda) iktidarý ellerinde tutanlarýn ‘ulusal çýkar’ olarak kabul ettiklerine en iyi biçimde nasýl hizmet edebileceðini saptamaya iliþkin olarak sahip olduðu özgürlük derecesinden oluþur ve gerçekte yönetici sýnýfýn çýkarlarýna hizmet etmeyi içerir.” (1977: 83)

Benim devletin görece özerkliði kavrayýþým Miliband’ýn kavrayýþýndan farklýdýr. Benim kavrayýþýmda devlet yalnýzca örgütlenmiþ profesyonel devlet görevlilerinden (devlet seçkinleri) oluþmaz; ama, o, ekonomik ve politik gücün birliðinin vücut bulmasýnýn ta kendisi olan bürokratik burjuvazi tarafýndan yönetilen bir sýnýf örgütüdür. Devletin görece özerkliði, diðer þeylerin yaný sýra, devletin ekonomide oynadýðý role baðlýdýr. Sivil ve asker yüksek devlet görevlilerinden (devlet bürokrasisinin üst kademesi, bürokratik seçkinler) oluþan bürokratik burjuvazi, devlet iþlerini yönetir, üretim araçlarýnýn önemli bir bölümünü, mali ve diðer ekonomik kaynaklarý kontrol eder ve düzenleyici güce sahiptir. Bürokratik burjuvazi, kendi sosyoekonomik ve politik çýkarlarýna ve ekonomik olarak güçlü toplumsal sýnýflar ya da o sýnýflarýn fraksiyonlarý karþýsýnda görece özerliðe sahip olmasýný daha da olanaklý kýlan ‘baðýmsýz’ ekonomik güç temeline sahiptir. Bu bürokratik sýnýfý toplumda çok önemli bir güç yapan þey, bir yandan, onun üretim araçlarýnýn önemli bir bölümünü kontrol etmesi ve hatta bazen sahip olmasý, diðer yandan da baský araçlarýný doðrudan kontrol etmesidir. Yani, o, ekonomik ve politik gücü birleþtirir. Bununla birlikte, bürokratik sýnýf yekpare bir güç deðildir. Tam tersine, devlet içindeki iþbölümüne ve iç ve uluslararasý sosyal güçlerle iliþkilerine baðlý olarak, farklý fraksiyoncu sýnýf çýkarlarýný temsil eden farklý fraksiyonlardan oluþur.

2.2. Devlet-toplum iliþkileri
Sýnýf yönetiminin karmaþýk bir aracý olarak devlet, toplumdaki karmaþýk sýnýf yapýsýný ve sýnýf çýkarlarýný hesaba katmak zorundadýr. Kapitalist toplumda devletin iþlevlerinden biri üretim, ulaþtýrma, bilgi ve iletiþim araçlarýnýn mülkiyetine iliþkin olarak özel mülkiyet haklarýný iç ve dýþ tehlikelere karþý korumaktýr. Örneðin, artýk-deðer üretmeye yetenekli tek sýnýftan, iþçi sýnýfýndan gelen tehlikelere karþý. Vurgulanmalýdýr ki, kapitalist mülkiyet iliþkilerini sürdürmek ve korumak burjuva devletin merkezi görevidir.

Devlet, politik bir oyuncu olduðu gibi, ayný zamanda, toplumun ekonomik yaþamýnda vazgeçilmez bir rol oynayan ekonomik bir oyuncudur da. Çeþitli ekonomik iþlevleri yerine getirir ve kapitalist ekonomik sistemin destekleyicisi ve koruyucusu görevini yapar. Ayný zamanda hem yatýrýmcý, hem üretici ve hem de tüketicidir. Devlet, çeþitli sanayi ve hizmet sektörü giriþimlerinin sahibi ve yöneticisidir. O, altyapýya yatýrým yapar, özellikle de bireysel ve þirketleþmiþ kapitalistlerin yatýrým yapamayacaklarý ya da yapmak istemedikleri büyük projelere. “Araþtýrma ve Geliþtirme” projelerinin bir çoðu devletin para yardýmýyla yapýlýr veya projeler üzerinde devletin etkisi vardýr. Devlet emek-gücü satýn alýr ve iþçi sýnýfý tarafýndan yaratýlan artýk-deðere el koyar. Bireysel sermayelerin kolektif çýkarlarýný temsil ettiði ölçüde, kapitalist devlet kolektif bir kapitalisttir. Bu nedenledir ki, üretim, ulaþtýrma, iletiþim ve bilgi araçlarýnýn devlet mülkiyeti kapitalist bir karaktere sahiptir. Kapitalist devletin en temel görevi üretim araçlarýnýn kapitalist mülkiyetinin ya da genel olarak burjuva mülkiyet iliþkilerinin sürdürülmesi ve korunmasý olmakla birlikte, söylenmelidir ki, devlet harcamalarý olmaksýzýn kapitalist ekonomik sistem iþleyemez.

Devletin kapitalist mülkiyet iliþkilerini koruduðu ve sömürülen iþçi sýnýfýna ve ekonomik olarak ezilen sosyal sýnýflara ve gruplara karþý sýnýf savaþýmýnda (sýnýf savaþýmý sosyal sýnýflar arasýdaki iliþkidir) kapitalist sýnýfýn elindeki en önemli araç olduðu doðrudur. Devlet, ayný zamanda, çeþitli sosyal güçler, özellikle de emek ve sermaye, arasýndaki sýnýf savaþýmýnýn bir nesnesi, bir alanýdýr. O belirli bir tarihsel-sosyal bir baðlamda iþ görür ve kendini bütünüyle kapitalist sýnýfýn ya da bu sýnýfýn belirli bir fraksiyonunun sýnýf çýkarlarýný korumakla sýnýrlayamaz. Kapitalist bireylerin özel çýkarlarýyla kapitalist sistemin kolektif çýkarlarý arasýndaki anlaþmazlýklarý düzenleme burjuva devletin iþlevlerinden biridir. O, kapitalist toplumun çöküþüne karþý bir koruyucu iþlevi görür.

Devlet kendini meþru kýlmak ister ve sýnýf savaþýmýnýn üstündeymiþ gibi davranýr. Sýnýf savaþýmý kapitalist düzenin bütünlüðünü tehdit ettiði zaman, devlet, kapitalist sýnýfla iþçi sýnýfý arasýnda sanki bir arabulucuymuþ gibi davranýr. Böylesi koþullarda, devlet, iþçi sýnýfýna ödünler vermeye zorlanabilir. Cox’un da dikkat çektiði gibi, kapitalist devlet, birikim yapma çabasýnda sermayeyi desteklediði gibi, refah ve istihdam üstündeki olumsuz etkilerini azaltmak yoluyla bu birikimi halkýn zihninde meþrulaþtýrýr (1987: 281-82). Bunu yapabilmesi için devletin kapitalist sýnýf, özellikle de bu sýnýfýn egemen fraksiyonu karþýsýnda görece bir özerkliðe sahip olmasý gerekir. Jessop (1982: 97) Holloway ve Picciotto’nun görüþlerini aþaðýdaki sözcüklerle anlatýr: “Devlet, genel, yansýz ve dýþsal biçimini yitirdiði ve belirli kapitalist çýkar adýna ekonomik yeniden üretime doðrudan karýþtýðý ölçüde onun fetiþleþmiþ olan sýnýf-tarafsýzlýðý görünüþü azalýr ve böylece iþçi sýnýfý üzerindeki burjuva egemenliðinin temeli zayýflamýþ olur.” E. Altvater, ‘ideal kolektif kapitalist’ olarak devletin hareketleri tarafýndan garanti edilmesi gereken kapitalizmin dört sosyal koþulunu aþaðýdaki gibi belirtir:
“ (...) üretimin (veya altyapýnýn) genel maddi koþullarýnýn yerine getirilmesi; burjuva hukuksal düzenin yaratýlmasý ve uygulanmasý; sermaye ve ücretli-emek arasýndaki anlaþmazlýðýn düzenlenmesi; ve toplam ulusal sermayenin kapitalist dünya pazarýnda tutunmasýný saðlamak için çalýþýlmasý (...)” ( Baþka sözcüklerle anlatan Jessop 1982: 91).

2.3 Bir sosyal üretim iliþkisi olarak sermaye, sermaye birikimi ve devlet
Sermaye birikimi kapitalist ekonomik sistemin özüdür; ve, Marks’ýn ifade ettiði gibi, kapitalist üretim süreci ayný zamanda bir sermaye birikim sürecidir de (1984: 218). Sermaye birikimi kapitalist sistemin itici gücüdür; ve “sermaye burjuva toplumdaki her þeye hükmeden ekonomik güçtür” ve “ayný zamanda hem çýkýþ noktasý, hem de sonuç olmalýdýr” (Marx 1981: 213); ama kavramýn marksist anlamýnda sermaye nedir? Sermaye artýk-deðer yaratmak için kullanýlan para ve mallar olarak tanýmlanabilir. O “bir tür depolanmýþ emek” veya “ölü emektir” (Engels 1979: 15-16). “Sermaye nedir?” sorusuna Engels þu karþýlýðý verir: “ (...) Baþlangýçtaki toplam miktardan daha fazla paraya çevrilmek için mala çevrilen para (...)” (1979: 24). Kendini geniþleten bir deðer olarak sermaye, diðer þeylerin yaný sýra, “sýnýf iliþkilerini, ücretli-emek biçiminde emeðin varlýðýna dayanan belirli bir karaktere sahip olan bir toplumu” kapsar (Marx 1986: 108). Marks’ýn belirttiði ettiði gibi, “sermayenin büyüyen birikimi onun artan merkezileþmesini beraberinde getirir” ve “sermaye, temsilcisi kapitalist olan bir sosyal güç olarak, giderek artan biçimde öne geçer” (1986: 264). Marks, gelirleri ve onlarýn kaynaklarýný tartýþýrken sermayenin bu sosyal karakterini vurgular:
“Sermaye, toprak, emek! Bununla birlikte, sermaye, bir nesne deðil, ama tersine toplumun belirli bir tarihsel oluþumuna ait olan, bir nesnede kendini ortaya koyan ve bu nesneye belirli bir sosyal karakter veren belirli bir sosyal üretim iliþkisidir. Sermaye, maddi ve üretilmiþ üretim araçlarý toplamý deðildir. Sermaye, daha çok, týpký altýn ve gümüþün kendi baþlarýna para olmamalarý gibi, kendi baþýna sermaye olmayan üretim araçlarýnýn sermayeye dönüþtürülmesidir. Toplumun belirli bir bölümü tarafýndan tekelleþtirilmiþ olan bir üretim aracý olarak sermaye, canlý emek-gücünün karþýsýna, bizzat bu emek-gücünden baðýmsýz kýlýnan ürünler ve çalýþma koþullarý olarak, ki bunlar sermayedeki bu antitez/zýtlýk aracýlýðýyla kiþileþtirilmiþ koþullardýr, olarak çýkar (...)” (1984: 814-15).
Sermaye sosyal emekten doðar ve bir iþbölümü biçimini ifade eden temel bir sosyal iliþki olarak anlaþýlmalýdýr. Sermaye birikimi bir sosyal sömürü iliþkisi olarak kavranmalýdýr. Sermaye birikimi artýk-deðer üretiminin ayrýlmaz bir parçasýný oluþturur. Artýk-deðerin bir bölümü bireysel kapitalistlerin ve onlarýn ailelerinin tüketim gereksenmelerini tatmin etmek için deðil, ama sermayeyi geniþletmek için kullanýlýr. Marks, sermaye birikimini, artýk-deðerin (ödenmemiþ emek) bir bölümünün sermayeye yeniden dönüþtürülmesi olarak tanýmlar. “Belli bir kar oraný verilmiþse, kar kitlesi, daima, yatýrýlan sermayenin büyüklüðüne baðlý olacaktýr. (2) Bununla birlikte, o zaman birikim, bu kitlenin yeniden sermayeye dönüþtürülen bölümü tarafýndan belirlenir (...)” (1984: 245) Marks’a göre, artýk-deðer üretimi, kapitalist üretimin dolaysýz amacý ve zorlayýcý devindiricisidir (1984: 243-44). J. Holloway ve S. Picciotto’nun savunduklarý gibi, burjuva devletin geliþme biçimleri ve iþlevleri, “bir sosyal sömürü iliþkisi olarak sermayenin birikimi için gerekli olan tarihsel olarak karmaþýk ekonomik, politik ve ideolojik koþullarýn daima yenilenen yeniden örgütlenmesi açýsýndan saptanmalýdýr.” ( Baþka sözcüklerle anlatan Jessop 1982: 96).

Devlet iktidarý/gücü, diðer þeylerin yaný sýra, sermayenin birikim süreci için gerekli olan ekonomik, sosyal, politik ve ideolojik koþullarý oluþturmak için de kullanýlýr. Kapitalist devlet, kapitalist yeniden üretimin kurallarýný ve zorunluluklarýný savunur. Poulantzas’a göre, tekelci kapitalist aþamada devletin üstünlüðü, büyük sermayenin geniþletilmiþ yeniden üretimi için kesinlikle vazgeçilmez olan ekonomik iþlevlerinin büyük ölçüde büyümesine karþýlýk düþer. “ (...) Devletin ekonomik iþlevleri, aslýnda, onun sömürüde ve sýnýf egemenliðinde oynadýðý kapsayýcý politik rolün bir ifadesidir; bu iþlevler, doðalarý gereði, sosyal bir oluþumun sýnýf savaþýmý alanýnda devletin baskýcý ve ideolojik rollerinde ifadesini bulurlar (...)” (1975: 81). Üretim ve daðýtým süreçlerindeki eþgüdümleþici ve destekleyici iþlevlerinin yaný sýra, kapitalist devlet, ekonomik sisteme ve ekonomik stratejinin belirlenmesine aktif olarak karýþýr. Bundan dolayýdýr ki, sermaye birikim sürecine devlet müdahalesi politik ekonomide en çok tartýþýlan konulardan biridir.

Van der Pijl’in savunduðu gibi, “Somut sýnýf savaþýmlarý, sermayenin üretimde zorla kabul ettirilmesi etrafýnda döner; ama gerçek yaþamda diðer iki boyuttaki (ilk birikim, üretim) savaþýmla ve modern topluma geçmiþten kalan topluluk mirasýyla iç içe geçmiþtir.” (1998: 49). Ýþçi sýnýfýný, kapitalist sýnýfý ve diðer sosyal sýnýf ve katmanlarý içeren sýnýf savaþýmlarýnýn yaný sýra, sermayenin çeþitli fraksiyonlarý arasýndaki savaþým veya rekabet de her bir sosyal oluþum içindeki sermaye birikim biçimiyle ilgili olarak önemli bir rol oynar. Ekonomideki rolünün neoliberal küçümsenmesine karþýn, devlet, genel olarak ekonomide, özel olarak da sermaye birikim sürecinde merkezi bir yer tutar. Ekonomik liberalleþme ve düzenlemeden vazgeçilmesi (deregülasyon) gibi politik kararlarýn yaný sýra, ulusallaþtýrýlmadan vazgeçilmesi ya da devletin sahip olduðu ekonomik iþletmelerin özelleþtirilmesi bu tartýþma çizgisini güçlendirir. Devlet “ sosyal üretim iliþkileri biçimlerinin hakim-ikincil gibi düzenleniþlerinin oluþmasýný” kolaylaþtýrýr “ ve öylelikle ikincil olanlardan hakim olanlara doðru artýk-deðer transferiyle gerçekleþen sermaye birikim sürecini etkiler.” (Cox 1987: 106).

Kapitalist devletin yapýsý statik deðildir ve devletin toplumun ekonomik yaþamýnda iþlevleri sermaye birikimi biçimindeki deðiþikliðe uygun olarak deðiþir ve tersi de doðrudur (vice versa). Toplumun ekonomik yapýsýyla genel olarak üstyapýsý ve özel olarak politik üstyapýsý arasýnda diyalektik bir iliþki vardýr. Kapitalist geliþmenin deðiþik aþamalarýnda, devlet, o aþamalara karþýlýk düþen ekonomik iþlevlere sahiptir. Kapitalizmin bir aþamasýndan bir diðer aþamasýna geçiþ, diðer þeylerin yaný sýra, ekonomik kriz, iþbölümünde ve sermaye birikim biçiminde deðiþikliklerle nitelenir. Devletin ekonomik rolü bu deðiþikliklerle birlikte deðiþir ve, Kolko’nun belirttiði gibi, kamu düzenini korumanýn yaný sýra, devletin birincil görevi ekonominin yeniden yapýlandýrýlmasý sürecinde sermaye birikiminin koþullarýný yenilemektir (1988: 188). “Devletler, belirli sosyal iliþki biçimlerinin bir arada varolan diðer biçimler üzerinde hakimiyet saðladýklarý koþullarý oluþtururlar; ve ya kasýtlý ya da kasýtsýz olarak, birikim sürecinin hakim-ikincil baðlantýlarýný düzenlerler. Devletler, böylece, güç uygulamak için kendisinden yeterli kaynak çektiði bütün bir karmaþýk üretim yapýsýný belirlerler (...)” (Cox 1987: 399).


3. Neoliberal (küresel) yeniden yapýlandýrma, sýnýflar ve devlet

Geliþmiþ merkez kapitalist ülkelerde devlet, 1945 ile 1973 yýllarý arasýnda, diðer þeylerin yaný sýra, devlet harcamalarý aracýlýðýyla ekonomik yaþamda önemli bir rol oynadý. Bununla birlikte, bu, devletin, ekonomik geniþlemeyi olanaklý kýlan ve onun neredeyse otuz yýl boyunca sürmesini saðlayan tek büyük oyuncu olduðu anlamýna gelmiyordu. 1950’li ve 1960’lý yýllarda karlýlýk yüksekti ve kar miktarý hýzla büyüdü ve devlet bu dalgayla sürüklendi. Karlýlýkta ve yatýrýmda düþüþ, iþsizlikte yükseliþ gibi ekonomik sorunlar kötüleþtiðinde, devlet , kredi sistemini desteklemek ve istihdamý sürdürmek için ekonomiye mali kaynak pompalamak zorunda kaldý. Bu, devletin, artýk-deðerin giderek daha büyük bölümünü gittikçe artarak kendine mal etmesi ve artýk-deðerin gittikçe küçülen bölümünün yatýrýma ve geniþlemeye gitmesi demekti. Olan þuydu; ortalama kar oranýnda ve ekonomik büyüme oranýnda düþüþ nedeniyle devlet, kýsa erimde sorunlarý hafifletmek için, sisteme mali kaynak pompalamaya zorlandý. Ama, bu, büyüme oranýnda daha fazla düþüþe neden oldu ve geleceðin sorunlarýný, daha fazla devlet müdahalesi gerektirecek biçimde, kötüleþtirdi vs. Sistemin potansiyel geniþleme (büyüme) oraný düþtüðü için, sisteme artarak süren kaynak pompalanmasý, gittikçe artan bir enflasyona ve gerçek geniþlemede bir düþüþe, yani stagflasyona (3) neden oldu (Shaikh 1986: 99-100).

1974-75’te 1930’lardan sonraki en büyük ekonomik durgunluk meydana geldi. “1970’lerde kapitalist devletlerin karþý karþýya geldikleri enflasyon ve ekonomik durgunluk birliði, hükümetler kapitalist ekonomik kategorilerin sýnýrlarýyla sýnýrlandýrýlmýþ olduklarýndan, hükümet politikasýnda çeliþkili zorunluluklara yol açtý. Anti-enflasyonist tepkilerin enflasyonla iliþkileri yoktu ve durumu daha da kötüleþtirdiler. Ama, bütün hükümetler, özünde, enflasyonun kaynaðýný yüksek iþçi maliyetlerine atfetmeyi seçtiler (...)” (Kolko 1988: 17-18).

Kapitalist sýnýfýn stratejisi, iþçi sýnýfýný ve ekonomik olarak baský altýnda tutulan ve dezavantajlý olan/zarar gören sosyal gruplarý, özellikle iþçi sýnýfýný, krizin yükünü taþýmaya zorlamak ve böylece ortalama kar oranýný artýrmak için ekonomik sistemi yeniden yapýlandýrmaktý. Yalnýzca yüksek iþçi maliyetleri deðil, ayný zamanda refah devleti de krizin baþlýca nedenleri olarak görülüyordu. Uluslararasý düzeyde sermaye birikim merkezleri ve kapitalist dünya ekonomisinin ana devindirici gücü olan ileri kapitalist ülkelerde egemen sermaye birikim biçimini deðiþtirmenin tam zamanýydý. Bundan dolayý, dünya ekonomisinin neoliberal yeniden yapýlandýrýlmasý (“neoliberal küreselleþme”), sistemin merkezini oluþturan o ileri ülkelerde baþladý.

Ekonomiye ve genel olarak devlet, sermaye ve emek arasýndaki iliþkilere devlet müdahalesi, ve özel olarak sermayenin çeþitli fraksiyonlarý arasýndaki savaþým söz konusu olduðu sürece, örneðin, özelleþtirme, küresel yeniden yapýlandýrmada özel bir rol oynadý ve oynuyor. Bütün neoliberal retoriðe/belagata karþýn, özelleþtirme, genel olarak sermaye birikim sürecine ve özel olarak sermaye ve emek arasýndaki güç iliþkilerine “aþýrý” bir devlet müdahalesinden baþka bir þey deðildir. Hem iç, hem de dýþ sermaye lehine bir devlet müdahalesidir. O, iþçi sýnýfýna, sözde refah devletine ve üretim araçlarýna ne sahip olan, ne de onlarý kontrol eden iþçilerin ve diðer çalýþan insanlarýn bütün diðer ekonomik ve sosyal kazanýmlarýna yönelik neoliberal saldýrýnýn ayrýlmaz bir parçasýdýr. Sermayenin devlet mülkiyetinin tam veya kýsmi olarak kaldýrýlmasý, sermayenin özel ellerde daha da yoðunlaþmasý ve merkezileþmesine yol açar ve kapitalist sýnýfýn politik gücünü artýrýr. Sözde neoliberalizm devrinde devlet, sosyal sermayenin devlet sermayesi biçiminden sermayenin özel biçimine dönüþümünün temsilcisi iþlevini görür.

Dünya ekonomisinin yeniden yapýlandýrýlmasýyla devletin daha da uluslararalýlaþmasý arasýnda çok yakýn bir iliþki vardýr. Cox’a göre, “Devletin uluslararalýlaþmasý, onun aracýlýðýyla ulusal politikalarýn ve uygulamalarýn dünya ekonomisinin uluslararasý üretiminin zorunluluklarýna uygun olarak düzenlendiði küresel bir süreçtir. Bu süreç boyunca ulus-devlet, uluslararasý üretime karþýlýk düþen daha geniþ ve karmaþýk bir politik yapýnýn parçasý durumuna gelir.” (1987: 253). Devletler yalnýzca iç ve küresel ekonomik iliþkiler arasýnda bir aracý deðil, ama, ayný zamanda, dünya ekonomisi içinde aktif oyunculardýr da:
“ (..) Onlarýn [devletlerin] kendileri pazar oyuncularýdýrlar. Philip G. Cerny’nin iþaret ettiði gibi, devletler, ‘doðrudan doðruya ulus-ötesi bir çevrede iþ gören bir tür ulusal “þirket” veya karteldirler’. Bundan dolayý, devletler, küresel ekonomide hem dolaysýz hem de dolaylý bir role sahiptirler. “Ulusal þirketler” gibi davranýrlar, ayný zamanda da, iç pazarý yasalar ve kurallar, uluslararasý pazarý da antlaþmalar ve sözleþmeler aracýlýðýyla biçimlendirirler. Böylece, son birkaç yýl boyunca olduðu gibi, küresel ekonomi geniþledikçe devletlerin etkinlikleri de giderek daha karmaþýklaþtý.” (Stubbs ve Underhill 1994: 423).
Panitch’in savunduðu gibi, “kapitalist küreselleþme, devletler içinde, onlar aracýlýðýyla ve onlarýn himayesi altýnda meydana gelir; onlar tarafýndan kodlaþtýrýlýrlar ve önemli yönlerden onlarýn eserleridirler; ve küresel pazar disiplininin eþlik edicisi ve zorunlu koþulu olarak çoðu kez devlet gücünün yoðunlaþmasý ve merkezileþmesi anlamýna gelen devletler-içi güç iliþkilerinin deðiþmesini içerir.” (1996: 86). Son birkaç on yýlda, devlet müdahalesinin doðasý oldukça deðiþti; ama, bu, devletin rolünün ister istemez azaldýðý anlamýna gelmez. Devlet, “anayasal etkileri olan uluslararasý antlaþmalar aracýlýðýyla, sermayenin iç ve küresel hakkýný tanýmlayan ve garanti eden bir rejimin yaratýcýlarý olarak” iþlev görürler.” Kapitalizm içinde sýnýf egemenliðinin örgütlenmesinde, baðlayýcý kýlýnmasýnda ve meþrulaþtýrýlmasýnda ulus-devletlerin merkezi rolü sürmektedir (Panitch 1996: 85, 89).

Sonuç

Gördüðümüz gibi, sermaye birikimi kapitalist sistemin özüdür ve bu sistemde iki temel sýnýf karþý karþýyadýr: üretim, ulaþtýrma, bilgi ve iletiþim araçlarýnýn sahibi olarak kapitalist sýnýf ve emek-gücünün sahibi olarak iþçi sýnýfý. Kapitalist toplumun sosyal sýnýf ve katmanlara bölünmesi söz konusu olduðu sürece üretim alaný can alýcý bir rol oynar ve sýnýf, sosyal yaþamýn temel birimidir. Sýnýf iliþkileri (sýnýf savaþýmlarý olarak okuyunuz) çaðdaþ (küresel) kapitalizm için temel olduklarýndan, sýnýf, sosyal güçleri ve onlarýn, kendisi de sosyal bir güç olan devletle iliþkilerini çözümlemede hala anahtar bir kavramdýr. Devlet, deðiþik sýnýf güçlerinin varolan güç iliþkilerini koruma veya deðiþtirmeye iliþkin teori ve pratikleri olarak tanýmlanabilecek olan politikada (hem iç politika, hem de dünya politikasý ) merkezi bir rol oynar. Bundan dolayý, diyalektik sýnýf analizi, sýnýflara bölünmüþ toplum varolduðu sürece kapitalist devletin iþlevlerini hala açýklayabilir ve açýklayacaktýr. Yani, sosyal gerçeklik devletin iþlevlerinin sýnýf analizini gerektirir.


Kaynakça

Carchedi, G. (1987), Class Analysis and Social Research [Sýnýf Analizi ve Sosyal Araþtýrma]. Oxford: Basil Blackwell Ltd. New York: Basil Blackwell Inc.

Cox, R. W. (1987), Production, Power, and Worldorder: social forces and the making of history [Üretim, Güç ve Dünya Düzeni: sosyal güçler ve tarihin yapýlmasý]. New York: Columbia University Press.

Engels, F. (1979), On Marx’s Capital [Marks’ýn Kapital’i Üzerine]. Moscow: Progress Publishers.

Giddens, A. (1977), The Class Structure of the Advanced Societies [Ýleri Toplumlarýn Sýnýf Yapýsý]. London: Hutchinson & Co (Publishers) Ltd. (1973).

Grusky, B. D. and J. B. Sorensen (March 1998), ‘Can Class Analysis Be Salvaged?’ [Sýnýf Analizi Kurtarýlabilir mi?] In: American Journal of Sociology [Amerikan Sosyoloji Dergisi], Volume 103, Number 5, pp.1187-1234.

Harvey, D. (1995), The Condition of Postmodernity: An Enquiry into the Origins of Cultural Change [Postmodernciliðin Durumu: Kültürel Deðiþimin Kökenlerinin Bir Araþtýrmasý]. Cambridge, Massachusetts: Basil Blackwell Inc. Oxford: Blackwell Publishers Ltd. (1990).

Jessop, B. (1982), The Capitalist State [Kapitalist Devlet]. Oxford: Martin Robertson & Company Ltd.

Kolko, J. (1988), Restructuring the World Economy [Dünya Ekonomisinin Yeniden Yapýlandýrýlmasý]. New York: Pantheon Books.

Lenin, V. I. (1971), ‘A Great Beginning: Heroism of the Workers in the Rear. “Communist Subbotniks.” [Büyük Bir Baþlangýç: Arkadaki Ýþçilerin Kahramanlýðý. “Komünist Cumartesiler”.] In: Selected Works Volume 3 [Seçme Eserler Cilt 3] , pp.219- 242, (1964).

Marx, K. and F. Engels (1980), Manifesto of The Communist Party [Komünist Partinin Manifestosu]. In: Selected works in one volume [Tek Ciltte Seçme Yapýtlar]. Moscow: Lawrence & Wishart Ltd. (1968).

Marx, K. (1981), A Contribution to the Critic of Political Economy [Politik Ekonominin Eleþtirisine Bir Katký]. Moscow: Progress Publishers. London: Lawrence & Wishart (1970).

Marx, K. (1984), Capital: A Critique of Political Economy [Kapital: Politik Ekonominin Bir Eleþtirisi]. Volume III [Cilt 3]. London: Lawrence & Wishart.

Marx, K. (1986), Capital: A Critique of Political Economy [Kapital: Politik Ekonominin Bir Eleþtirisi]. Volume II [Cilt 2]. London: Lawrence & Wishart.

Miliband, R. (1977), Marxism and Politics [Marksizm ve Politika]. Oxford: Oxford University Press.

Panitch, L. (1996), ‘Rethinking the Role of the State.’ [Devletin Rolünün Yeniden Düþünülmesi] In: Mittelman, J. H. (ed.), Globalization: Critical Reflections [Küreselleþme: Eleþtirel Düþünceler], pp.83-113. Boulder & London: Lynne Rienner Publishers.

Poulantzas, N. (1975), Classes in Contemporary Capitalism [Çaðdaþ Kapitalizmde Sýnýflar]. London: NLB (1974).

Shaikh, A. (1986), ‘Günümüz Dünya Bunalýmý: Nedenleri ve Anlamý’. Onbirinci Tez, Birinci Kitap, s. 82-103, (1985).

Stubbs, R. and G. R. D. Underhill (1994), ‘State Policies and Global Changes.’ [Devlet Politikalarý ve Küresel Deðiþimler] In: R. Stubbs and G. R. D. Underhill (eds.), Political Economy and the Changing Global Order [Politik Ekonomi ve Deðiþen Küresel Düzen], pp. 421-24. London: Macmillan.

Van der Pijl, K. (1998), Transnational Classes and International Relations [Ulus-ötesi Sýnýflar ve Uluslararasý Ýliþkiler]. London and New York: Routledge.


Devrimci Bülten Sayý 42 Devamý...


(1) Bu yazý, akademik bir çevreye sunulmak üzere Aralýk 1999’da yazýlan yazýnýn Ýngilizce’den çevirisidir. Marksist-leninist sýnýf analizi yönteminin, özellikle kapitalist devletin iþlevlerini anlama ve açýklama bakýmýndan, zamanýný doldurduðu savlarýna karþý bir yanýt oluþturan bu yazýyý Ýngilizce bilmeyen okurlarýn da eleþtiri ve hizmetine sunmak istedim.  Baþlangýçta seslendiði okur nedeniyle, kullanýlan terminoloji ve yazma biçemi komünist hareket içinde kullanmaya alýþkýn olduðumuz terminolojiden ve biçemden oldukça farklý sayýlabilir. Okurun bunu göz önünde tutmasýný öneririm.
(2) Kapital’in Sol Yayýnlarý tarafýndan yapýlan çevirisinde bu tümce þöyle çevrilmiþtir: “Belli bir artý-deðer oraný verilmiþ ise, kar oraný, daima, yatýrýlan sermayenin büyüklüðüne baðlý olacaktýr.” (Kapital, Üçüncü Cilt, s. 258). Bu nedenle, burada, daha önce bir baþka yerde yaptýðým gibi, bir kez daha Kapital’in Türkçe çevirisi konusunda okura dikkatli olmasýný öneririm.
(3) Ekonomik durgunluk ile enflasyonun bir arada yaþandýðý ekonomik durum.
|
_ _