[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 40 (3) }
| Devrimci BültenKOMÜNÝST HAREKETÝN GENEL VE KRONÝK KRÝZÝ ÜZERÝNE (1) (A.H.Yalaz) -1. Bölüm-
"... Sorunlarý laf kalabalýðýyla geçiþtirmeye çalýþmak kadar zararlý, ilkelere aykýrý bir þey olamaz. Bugün en önemli görevimiz, bunalýmýn derinliðini ve onunla savaþma gereðini anlamýþ bütün marksistleri bir çatý altýnda toplayarak, marksizmin teorik temellerini ve ana ilkelerini, burjuva etkisinden sýyrýlamayan 'yol arkadaþlarýnýn' çeþitli yönlerdeki sapmalarýna karþý savunmaktýr..." (Lenin, Karl Marx ve Doktrini, Bilim ve Sosyalizm Yayýnlarý, s.144)
"... bu parçalanmayý kaçýnýlmaz kýlan nedenleri anlamak ve onu önlemek için kararlý ve birlik içinde savaþmak, yaþadýðýmýz dönemin marksistlere yüklediði en önemli görevdir."(a.g.y.,s.145)
    
“ Bilime giden zahmetsiz yol yoktur, ve yalnýzca onun sarp patikalarýna yorucu  bir týrmanmadan korkmayanlar onun aydýnlýk doruklarýna ulaþma þansýna sahiptirler.” (Karl Marks, Kapital’in I. Cildinin Fransýzca baskýsýna Önsöz)

1. Giriþ
    
Gelinen aþamada artýk öyle kabul edilmese bile, dünya komünist hareketinde uzun yýllardýr her þeyin yolunda gittiði, zaferden zafere koþulduðu düþüncesi var olan sorunlarýn görülmesini, teorinin geliþtirilmesi ve sorunlarýn çözümü için kullanýlmasý çalýþmasýný olumsuz yönde ve devasa ölçüde etkiledi. Türkiye'de ve Kuzey Kürdistan’da da  öyle oldu. Komintern dönemindeki egemen hava ve dünya devriminin kaderinin Sovyet devletinin kaderine ve Sovyetler Birliði'nde sosyalizmin kuruluþuna baðlanmasý bu açýdan özellikle dikkate deðerdir. Vurgulanmalýdýr ki,  1920’li yýllarýn sonlarý ve 1930’lu yýllarýn baþlarýndan baþlayarak Ekim Devriminin kesintiye uðramasýyla küçük-burjuva bürokratik bir parti olarak yozlaþan SBKP’de egemen olan ve uygulanan “Marksizm-Leninizm yorumu/anlayýþý”, gerek sol hareket içinde gerekse kapitalist politik çevrelerde egemen olan anlayýþýn tersine, Marksizm-Leninizm’i ve dünya komünist hareketini temsil etmiyordu.  (2)

Bürokratik devlet kapitalisti sistemin çöküþünün sosyalizmin ve dolayýsýyla onun teorisi olan Marksizm-Leninizm’in çöküþü ve sonu olduðu propagandasýnýn, hem saðdan hem de “soldan”, kulaklarý saðýr edercesine, yapýldýðý biliniyor. Kapitalizme karþý sosyalizm seçeneðinin, kapitalizmin sömürdüðü ve ezdiði iþçilerin ve diðer emekçi kitlelerin bilincinden, özellikle geliþmiþ kapitalist ülkelerde, çok uzakta olduðu bir tarihsel dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dönem, en azýndan son yüzyýl söz konusu olduðunda, daha önce yaþanmadý. Sosyalizm, “Sovyet bloðu” olarak anýlan devlet kapitalisti sistemin yýkýlmasýndan sonra,  geniþ emekçi kitleler tarafýndan da antik bir þey olarak görülmeye baþladý. Komünizmi savunanlar da eksantrikler ve dinozorlar olarak.

Sosyalizm, hatta komünizm olarak gösterilen devlet kapitalizminin çöküþünün pratik sonuçlarýndan biri de “Marksizm’in krizi” tartýþmasýnýn yeniden canlanmasýdýr.  Ýyi de oldu. Komünist akýmýn böyle bir tartýþmaya gereksinimi vardý ve vardýr. On yýllardýr ertelenen, ya da teorik-politik bilinç düzeyinin düþüklüðü ve deneyimsizlik de dahil olmak üzere, çeþitli nedenlerle ertelenmek zorunda kalýnan böylesi bir sorunun ele alýnmasýndan artýk kaçýlamaz. Ya gerçekle ve öncelikle de kendi gerçeðimizle karþý karþýya kalmaktan ve hesaplaþmaktan korkacak ve kabalaþtýrýlmýþ bir Marksizm-Leninizm yorumunun afyonumuz olmasýna izin vereceðiz ya da isyan edeceðiz.

Kendi sorunlarýmýz, hatalarýmýz ve eksikliklerimiz/yetersizliklerimiz için geçmiþ/eski kuþaklarý suçlama ve bir teorik-pratik akým olarak komünizmin içinde bulunduðu genel ve kronik kriz için yalnýzca onlarý sorumlu tutma gibi bir tutum içinde deðiliz ve olamayýz. Ancak, unutulmamalýdýr ki, bugün karþý karþýya olduðumuz ve boðuþmak zorunda kaldýðýmýz birçok sorunu da bu kuþaklardan miras olarak devraldýk. Birçok teorik sorunun yaný sýra, belli bir politik kültür de miras kaldý bize. Marks bir yerde þöyle der: “Ölü kuþaklarýn geleneði, yaþayanlarýn beyinlerinde bir kabus gibi asýlý durur.”  Miras aldýðýmýz ya da fiilen miras olarak kabul etmek zorunda býrakýldýðýmýz kimi gelenekler var ki, beyinlerimizde gerçekten de bir kabus gibi asýlý durur. Komünist devrimci anlamda  elimizi her þeyden kolayca yýkayýp arýndýrma giriþimi olarak da deðerlendirilebilecek olan basitçe bir reddi-miras lüksüne de sahip deðiliz. Böylesi bir tutum komünist devrimcilerin tutumu olamaz.
 
Diðer yandan, neyi miras olarak kabul edeceðimiz konusunda düþünce açýklýðýna sahip olmak zorunlu. Böylesi bir düþünce açýklýðýna ulaþmak için de komünist hareketten ne anlaþýlmak gerektiði konusunda da düþünce açýklýðý gerekiyor. Þu ya da bu nedenle komünist bir ideolojik-politik kimliðe sahip olma savýnda olan ya da kendini Marksizm alanýnda (örneðin “Batý Marksizm”i olarak tanýmlanan akým) ya da Marksizm-Leninizm alanýnda (örneðin revizyonist-oportünist SBKP gibi) gören her partinin, örgütün, çevrenin ve bireyin “mirasýna” sahip çýkýlacak deðildir. Komünist devrimciler bu anlamda reddi-mirasçýdýrlar. Komünistler Marksizm-Leninizm’in revizyonist çarpýtýlmasýnýn ve bu çarpýtmaya uygun düþen pratiðin yükünü miras olarak kabul edemezler; böylesi bir yükü sýrtlayamazlar.  Marksizm’in, revizyonizm, devrimci kanadý da dahil olmak üzere küçük-burjuva sosyalizmi, “Batý Marksizmi” vb.  akýmlar tarafýndan sürekli olarak çarpýtýlmasý ve, özellikle “Batýlý” akademisyenlerin eliyle “Marksizm’in akademik bozulmasý” da dahil, bu çarpýtýlmýþ Marksizm anlayýþýnýn/yorumunun Marksizm olarak propaganda ve kabul edilmesi komünist hareketin krizi sorunu tartýþýlýrken üzerinde durulmasý gereken son derece önemli bir noktadýr.  

Sahip çýktýðýmýz miras, dünya ve Türkiye ve Kuzey Kürdistan komünist hareketinin mirasýdýr. Karl Marks’ýn, Friedrich Engels’in, Vladimir Ýliç Ulyanov’un (Lenin’in) ve bilimsel komünist teorinin geliþtirilmesine deðiþen derecelerde katký yapan diðer komünist devrimcilerin mirasçýsýyýz. Ýlk materyalist komünist devrimci örgüt olan Komünistler Birliði’nin mirasçýsýyýz. Ýkinci Enternasyonal oportünizmine karþý savaþým yürütenlerin mirasçýsýyýz. Bolþevizmin ve 1920’li yýllarýn ortalarýna kadarki Üçüncü Enternasyonalin (Komintern’in) miraççýsýyýz. Deðiþik tarihsel dönemlerde, gerek dünya düzeyinde, gerekse Türkiye ve Kuzey Kürdistan düzeyinde SBKP’nin bürokratik-revizyonist yozlaþmasýna karþý direnenlerin, Sovyetler Birliði’nin korunmasýný dünya devrimi perspektifinin önüne geçirilmesi teori ve pratiðine karþý teorik ve pratik savaþým yürütenlerin ve “sol” içinde SBKP revizyonizminin egemen akým olduðu dönemde, devlet olarak da örgütlenmiþ olduðu için de “güçlü” olan bu komünizm düþmaný akýma karþý deðiþen derecede direnenlerin, bu akýma karþý Marksizm-Leninizm’in teorik temellerini ve temel ilkelerini, þu ya da bu derecede var olabilecek eksikliklere ve hatalara karþýn, savunan parti, örgüt, çevre ve bireylerin mirasçýsýyýz.

Marksizm-Leninizm / bilimsel komünizm adýna hareket etme savýnda olan her akýmýn, partinin, vb. mirasçýsý olmadýðýmýzdan, onlarýn teorileri ve pratiklerinden de sorumlu deðiliz.  Bize saðladýðý teorik temelleri ve temel ilkeleri kullanarak hatalarýný komünist devrimci anlamda aþmamýz ve eksiklerini tamamlamamýz gereken bu mirasýn içinde bürokratik-revizyonist yozlaþmanýn, proletarya enternasyonalizmini yadsýyan ulusal dar görüþlülüðün vb. yükleri yok. Komünist olmayan ya da komünist devrimci ideolojik-politik kimliðini yitirmiþ olanlarýn mirasý bize kalmadý. Ama ne yazýk ki, komünizm deyince akla belli bir akým, Sovyetler Birliði Komünist Partisi (SBKP)’nde cisimleþen bir akým geldiði için ve bürokratik-revizyonist yozlaþmayý inceleyip ondan dersler çýkarmak gerektiði içindir ki bu mirasý ayrýntýlý olarak irdelemek, anlamak ve açýklamak zorundayýz. Böylesi bir devasa görev yerine getirilmeksizin sosyalizmin bütün ülkelerin iþçilerinin ve ezilen emekçilerinin gözünde yeniden bir umut olmasý, kendilerini sömüren ve ezen kapitalizme karþý yalnýzca teorik deðil, pratik bir seçenek olmasý da beklenemez. Komünistler on yýllarca fiilen taþýmak zorunda býrakýldýklarý bu kamburla da hesaplaþmak zorundadýrlar. Bu kamburun gerçekte komünizmin kamburu olmadýðý sabýrla, ýsrarla ve inatla anlatýlmak durumundadýr. Ne yazýk ki, özellikle Sovyet modern revizyonizmi bize böyle bir yükü de yükledi ve bu yükün altýndan “bu yük bize ait deðildir” türünden açýklamalar yaparak kalkamayýz.

Vurgulanmalýdýr ki, komünist hareketin ve/veya komünist olma savýndaki hareketin hatalarýnýn, eksikliklerinin ve yenilgilerinin faturasý Marks, Engels, Lenin ve diðer komünistlerin oluþturduklarý ve geliþtirdikleri durumuyla Marksist-Leninist teoriye fatura edilemez.

2. Komünist Hareketin Krizine Ýliþkin Yaklaþýmlar

Bu yazýda Marksizm-Leninizm’in krizi sorununa iliþkin yaklaþýmlarýn özel bir eleþtirel deðerlendirilmesi, en azýndan örgütler, çevreler ve bireyler açýsýndan, yapýlmayacaktýr. Marksizm-Leninizm’in krizine iliþkin baþlýca yaklaþýmlarý kýsaca aþaðýdaki gibi  ele alabiliriz.

Birincisi, Marksizm-Leninizm’in düþmanlarýnýn, açýkça anti-komünist olanlarýn yaklaþýmýdýr. Onlara göre, özellikle Sovyet bloðunun çöküþünden sonra, Marksizm—Leninizm’in varolma koþullarý yoktur; o artýk tarih olmuþtur, vb. Onlara göre, ulusal merkezi planlamaya dayanan bürokratik kapitalist sistemin çöküþünden sorumlu olan Marksizm-Leninizm’in kendisidir.

Ýkincisi, komünist olmayan; ama varolduðu durumuyla kapitalist sistemi savunmayan ve verili sisteme devrimi ve devrimci dönüþümleri gerektirmeyecek bir seçeneðin bulunmasýndan yana olan ve kendilerini “solda” ya da burjuva solda konumlandýranlarýn yaklaþýmý. Komünist olmayan solcularýn yaklaþýmý olarak da tanýmlanabilecek bu yaklaþýma göre, genel teorilerin, devrimlerin ve köklü devrimci dönüþümlerin geçerli olduðu veya olabileceði tarihsel dönem geride kalmýþtýr; ama durum böyle de sürüp gidemez.

Üçüncüsü, Marksizm-Leninizm’in krizinden söz edilemeyeceði yaklaþýmý. Bu yaklaþýmý savunanlar arasýnda komünist devrimcilerin yaný sýra, Marksizm-Leninizm’den oldukça etkilenmiþ ve komünist devrimci örgütlerin ve diðer komünist organizmalarýn yakýn çevresinde bulunan devrimciler  ve kendilerini komünist olarak tanýmlayan demokrat devrimciler ya da küçük-burjuva/halkçý sosyalistler de var.

Dördüncüsü, Marksizm-Leninizm’in, kimi teorik eksiklere, hatalara vb. karþýn asýl olarak/hemen tamamen uygulama alanýnda ya da pratik-politika (kitlelerle birleþme, onlarý harekete geçirme ve onlara önderlik etme) ve örgütlenme alanýnda krizde olduðu yaklaþýmýdýr. Bu yaklaþýmý “yamacý” bir yaklaþým olarak da niteleyebiliriz. “Yamacýlara” göre, kimi teorik eksiklikler giderilir ve hatalar düzeltildikten sonra sorun pratiðin sorunudur.

Beþincisi, Marksizm-Leninizm’in krizinin genel ve kronik olduðunu kabul eden ve krizin üstesinden gelmek için komünist devrimci potansiyelin çok yönlü olarak harekete geçirilmesi yaklaþýmýdýr. Bu yazýnýn yaklaþým da budur.

3. Komünist hareketin krizi sorunu nasýl anlaþýlmalý?

Neyin krizi?
Marx, Engels, Lenin ve deðiþen derecelerde katkýlar yapan diðer komünistler tarafýndan oluþturulup geliþtirilmiþ durumuyla, dayandýðý temel ilkeler ve genel olarak teorik temelleri bakýmýndan, Marksizm-Leninizm'in krizinden söz edilemez. Yani, felsefesi (diyalektik materyalizm), ekonomik teorisi ve tarih teorisi (tarihsel materyalizm) genel olarak kapitalist sistemin, özel ve esas olarak kapitalist ekonomik sistemin evriminin sonucu olarak geçerliliklerini yitirmemiþler ya da teori olarak çürütülmemiþlerdir. Bir öðreti olarak Marksizm-Leninizm, yukarýdaki anlamda, üç oluþturucu unsuru bakýmýndan bir kriz içinde deðildir.

Komünist hareketin krizi, bir toplumsal bilim olarak Marksizm-Leninizm’in tarih teorisi, politika teorisi ve ekonomik teorisinde temele iliþkin hatalar ve eksiklikler varolduðu için ya da bu anlamda olmak üzere teorik kriz içinde olduðu için ortaya çýkmýþ deðildir. Ama, on yýllardýr geliþtirilmeyen bu özgürleþtirici teorinin de geliþtirilmesi ve yanlýþ okumalardan, yanlýþ yorumlardan, bilinçli çarpýtmalardan ve karikatürünün aslý gibi gösterilmesinden ve öyle de kabul edilmesinden de, olabildiðince özgürleþtirilmesi, kurtarýlmasý gerekiyor. Olabildiðince özgürleþtirilmesinden söz ediyorum; çünkü, temel nesnesi olan kapitalist sistem varlýðýný sürdürdüðü sürece marksist-leninist teorinin yanlýþ yorumlanmasý, yanlýþ okunmasý, bilinçli olarak çarpýtýlmasý ve bu çarpýtýlmýþ, revizyona uðratýlmýþ “Marksizm”i   aslýnýn yerine geçirme teori ve pratiði de sürecektir. Marksizm-Leninizm’in teorik temelleri ve temel ilkeleri bugünkü dünyayý anlamak, açýklamak ve onu bu bilimsel teorinin yol göstericiliðinde bilinçli-planlý olarak deðiþtirme uðraþýna giriþmek için yetersiz deðildirler. Söz konusu olan marksist-leninist teorinin gereði gibi kullanýlmýyor ve geliþtirilmiyor olmasýdýr. Toplumsal deðiþimlerin teoriye yansýmamasý ve bilimsel alandaki buluþlarýn marksist-leninist teoriyi geliþtirmek için kullanýlmamasý ya da kullanýlamamasý söz konusudur.

Marksizm-Leninizm toplumsal bir bilim olduðuna göre, temel nesnesi olan kapitalizmin evriminin bilimsel bilgisi olma özelliðini sürdürmelidir, sürdürebilmelidir. Marksist-Leninist teori, gereði gibi geliþtirilmiyor ya da geliþtirilemiyor.  Maddi gerçeklikteki deðiþiklikleri açýklamakta yetersiz kalmasý, bu deðiþiklikleri gereði gibi yansýtmamasý anlamýnda marksist-leninist teorinin krizden söz etmek gerekir. Dinamik bir teori olarak görülmesi gerekirken  marksist-leninist teorinin bir kez verilmiþ ve deðiþmeyen ve deðiþmeyecek bir  metinler dizisi olduðu anlayýþýnýn yaygýnlýðý kriz durumunu aðýrlaþtýrýyor. Sözün özü komünist hareket “bilimsel bilgi” açýsýndan sorunludur.

Teorinin geliþtirilememesinin bizzat kendisi bir kriz göstergesidir. Marksizm-Leninizm, geliþtirilmeme anlamýnda kriz geçirmektedir. Geliþtirilmezse var olma nedenini yitirir ve yaþayamaz. Ansiklopedik bilgi alanýyla sýnýrlý kalýr. Geliþtirilmeyen teori ölüm tehlikesiyle karþý karþýyadýr.  Sözcüðün gerçek anlamýyla bundan daha tehlikeli bir sonuç olabilir mi? Saðlam teorik temelleri sayesinde onca on yýlýn krizine dayanma yeteneði gösterebilmiþ ve toplumsal yaþamýn her alanýndan gelen onca burjuva ve küçük-burjuva saldýrýya direnmiþ yaþayan bir öðreti olarak Marksizm-Leninizm’in ölü teoriler arasýna karýþmasý ve  gelecek kuþaklar için yalnýzca bir tarih araþtýrmasý konusu olmasý istenmiyorsa geliþtirilmek zorunda olduðu tartýþma konusu bile yapýlamaz.

Marksizm-Leninizm, diðer bilimlerle yakýn bir iliþki içinde bir toplumsal bilim olarak kurulmuþ ve geliþtirilmiþtir. Temelleri saðlam atýlmýþ bir yapýdýr. Teorik temellerinin ve temel ilkelerinin yeniden kurulmaya ve formüle edilmeye gerek duymadýðý bir yapý. Söz konusu olan onu sürekli olarak geliþtirmek, uygulama alanýný da durmaksýzýn geniþleterek zenginleþtirmektir. Toplumsal bir bilim olarak Marksizm-Leninizm'in geliþtirilmediði, bilim gibi irdelenmediði ve kullanýlmadýðý anlamýnda bir krizden söz etmek doðru olur. Geliþtirilememe krizi. Eksiklikleri giderilmeyen, yanlýþlarý düzeltilmeyen, toplumdaki deðiþmeleri yansýtmayan, yani geliþtirilmeyen ve zenginleþtirilmeyen bir bilim er ya da geç kriz geçirir. Kitap sayfalarýna sýkýþýp kalýr. Varlýðýný sürdürebilmesi ve geliþebilmesi için gerekli oksijeni alamaz. Eski eserler  müzesine kaldýrýlýr. Marksizm-Leninizm'in tamamlanmýþ, her þeyin yanýtýný, zaman ve mekan üstü olarak, içeren "dinsel bir ideoloji" olmadýðý biliniyor. Marksist-leninist teori her þeyi kapsayan, kesin ve mutlak bilgi deðildir. O, konusunun çok çeþitliliðine, sýnýrsýzlýðýna açýktýr. Marksist-leninist teori, sorunlarý inceleyerek sürekli olarak bilgi üretir. Üretmek zorundadýr. Bunu yapamamasý durumunda süreç içinde bilimsel karakterini yitirir. Kendini sürekli olarak tekrarlayan, geliþme özelliklerini yitirmiþ bir teori durumuna düþer. Eðer bir teori gereði gibi kullanýlmaz ya da kullanýlamazsa ve sürekli olarak geliþtirilmezse iþe yaramaz bir duruma düþer ve ölür gider.
    
Ýdeolojik kriz, teorik kriz ve pratik kriz ayrýmý
Sözcük anlamýyla kriz, tehlikeli sonuçlar doðurabilecek durum, güç dönem demektir. Bir birey böyle bir dönemden geçebileceði gibi, bir toplum, bir ideolojik-politik akým, bir örgüt vb. de geçebilir. Örneðin, bir ideolojik-politik akým olarak komünizm kriz geçirmektedir dendiðinde anlaþýlmasý gereken onun tehlikeli sonuçlara yol açabilecek ve/veya açmýþ bir dönemden geçmekte olduðudur.

Komünist hareketin krizi sorunu irdelenir, çözümlenir ve tartýþýlýrken ideolojik kriz,  teorik kriz ve örgütsel ve politik yönleriyle pratik kriz ayrýmý yapýlmalýdýr. Kriz sorununa yaklaþýrken böylesi bir ayrým yapmak yöntem bakýmýndan doðru olduðu gibi, krizi çözümlememizi, anlamamýzý, ve üstesinden gelmemizi, en azýndan ilk ikisini yapmamýzý, kolaylaþtýrýr da. Komünist hareketin kriz içinde olmasý onun yalnýzca politik bir hareket olarak kriz içinde olmasý olarak anlaþýlamaz. Hareket kavramýndan ortak bir amaca sahip olan ve kolektif olarak düþünülen bir grup birey, kolektif bir organizma ya da yapý anlaþýlýyorsa eðer, söz konusu olan yalnýzca pratik-politik hareket deðildir. Toplumsal bir hareket olarak komünist hareketin de, diðer toplumsal hareketler gibi, belirli bir ideolojisi ve genel bir teorisi ve alt-teorileri/alan teorileri vardýr. Marksizm-Leninizm kavramý, genel olarak, belli bir bilimsel toplumsal teoriyi  ifade etmek için kullanýlýr. Komünist akým, komünist hareket vb. terimlerse belli bir toplumsal hareketi ifade etmek için. Ama, Marksizm-Leninizm kavramý, belli bir toplumsal teorinin yaný sýra, belli bir pratik hareketi ifade etmek için de yaygýn olarak kullanýla gelmiþtir. Teorik-pratik bir akým olarak anlaþýlmamasý durumunda, Marksizm’in ya da Marksizm-Leninizm’in krizinden söz etmek, gereken açýklamanýn yapýlmamasý durumunda, krizi teoriyle ya da bilimsel düzeyle sýnýrlamak anlamýna gelir.

Ýdeolojik kriz
Komünist hareketin ideolojik krizinden ne durumda söz edilebilir? Marksizm-Leninizm’in teorik temelleri ve temel ilkeleri hakkýnda kuþku duyuluyorsa, bunlarý gözden geçirme ya da bunlardan vazgeçme eðilimi vb. varsa komünist hareket ideolojik kriz geçirmektedir. Örneðin, iþçi sýnýfýna dayanan sosyalizm anlayýþý sorgulanýyorsa, komünist toplumun örgütlendirilmesi için proletarya diktatörlüðünün zorunlu olduðu  düþününden vazgeçme eðilimi varsa söz konusu olan ideolojik krizdir. Marksizm-Leninizm’in teorik temelleri revizyondan geçirilerek terkedilmiþse, temel ilkelerden vazgeçilmiþse artýk komünist hareketin krizinden söz edilemez; çünkü o hareketin yerini bir baþka hareket, örneðin revizyonist bir hareket almýþtýr.

Teorik kriz
Teori sözcüðünün bilimsel kullanýlýþý da bir sorun olageldi. Bir þeye bakmak anlamýna gelen Yunanca ‘theorein’ sözcüðünden türeyen  teori sözcüðü, bilimsel olarak maddi gerçekliðin insan bilincine düþünsel olarak yansýmasý anlamýna gelir. Teori terimi farklý anlamlarda kullanýlýr. Gözlem tarafýndan desteklenmeyen, pratikte denetlenemeyen bir varsayým (hipotez), bir tahmin, tam olmayan/ eksik bilgiye dayanýlarak oluþturulan düþün anlamýnda kullanýlabileceði gibi, gözlem tarafýndan desteklenen, pratikte doðrulanan bir  varsayým, bilimsel bir varsayým anlamýnda da kullanýlabilir. Bilimsel anlamda teori, gerçekliðin düþünsel olarak kendi içinde tutarlý bir modeli ya da çerçevesi olarak tanýmlanabilir. Bilimlerde teoriler ya da teorik düþünceler bilimsel yönteme göre formüle edilirler (bilimsel düzeyde teorik düþüncelere bilimsel bir anlatým biçimi verilir), geliþtirilirler ve deðerlendirilirler. Birçok durumda maddi gerçeðin bir modeli olarak görülen teori, gözlemler ve insansal deneyimler konusunda genellemeler yapar ve iç-iliþkilere sahip olan, tutarlý ve sistemli bir dizi düþünceden oluþur. Bir varsayýmýn teori olarak geliþmesi ya da teoriye dönüþmesi için onun pratik tarafýndan doðrulanmasý gerekir. Teori sahip olduðumuz verileri genel olarak açýklayan ve denenebilir geçerli tahminlerde bulunan kurulmuþ bir model, bir paradigmadýr. Örneðin, Marksizm-Leninizm kendi içinde tutarlý ve sistemli bir modeldir.

Ýnsanlýðýn tarihi bize teoriye duyulan gereksinimin vazgeçilmez insansal gereksinimlerden biri olduðunu gösterir. Teoriye neden gereksinim duyarýz? Ýnsan olarak olgularý açýklamak, öngörmek ve hakim olmak isteriz. Bunun için, diðer þeylerin yaný sýra, teoriler oluþtururuz. Toplumsal bir teorinin ortaya çýkmasý için ortada çözülmesi gereken bir sorunun ve yerine getirilmesi gereken bir görevin olmasý gerekir. Baþka sözcüklerle, toplumun maddi geliþme düzeyinden baðýmsýz bir toplumsal teorinin ortaya çýkmasý, ütopya olmasý dýþýnda, olanaksýzdýr. Ancak toplumun maddi geliþmesi toplumsal bir teoriye gereksinim yaratýr. Örneðin, bilimsel komünizm/Marksizm, kapitalist ekonomik, sosyal ve politik sistemin 19. yüzyýlda ulaþtýðý geliþme aþamasýnýn yarattýðý sorunlarýn irdelenmesi ve toplumun önüne koyduðu yeni görevlerin yerine getirilmesi çalýþmasýnýn  bilimsel ürünü oldu.

Marksizm-Leninizm, her þeyden önce kapitalist toplumun yýkýlýp yerine komünist bir toplumun kurulmasý politik projesidir.  Kapitalist toplumun maddi yaþamýndaki geliþmeler Marksizm-Leninizm’in de geliþtirilmesini zorunlu kýldý. Marksizm, kapitalizmin çeliþkilerinin çözümlenmesi sürecinde doðdu. Geliþmesi de öyle oldu. Öyle olmayý da sürdürecektir. Onun bilimsel materyalist bir teori olmasý bunu kaçýnýlmaz kýlar.

Marksizm-Leninizm kapitalizmin çok yönlü ve derin eleþtirisini sunan biricik toplumsal teoridir. Bu özelliðini sürdürebilmesi için kapitalizmin çeliþkilerini çözümleme iþini sürdürmek zorundadýr. Aksi durumda, Marksizm-Leninizm bilimsel bir teori olarak krize girer ki, on yýllardýr yaþanmakta olan da budur. Genel olarak konulacak olursa, genel bir teorinin ya da onun herhangi bir alan/alt teorisinin krizinden onun varolaný irdeleme ve açýklama bakýmýndan yetersizliði durumunda söz edilebilir. Temelleri saðlam olan Marksist-leninist teorinin krizi de onun genel olarak kapitalist sistemdeki geliþmeleri irdeleme ve açýklamada  yetersiz kalmasý olarak anlaþýlmalýdýr. Bunun sorumlusu teorinin kendisi deðil, onu geniþliðine ve derinliðine geliþtirme konusunda üzerlerine düþen görevleri yapmayan/yapamayan komünist kuþaklardýr. Komünist kuþaklarýn seksen yýldýr görevlerini gereði gibi yapamamalarýnýn faturasý, kendilerinden önceki kuþaklarýn oluþturduklarý ve geliþtirdikleri teorinin kendisine çýkarýlamaz. Ýdeolojik-politik bir akým olarak komünizmin teorisi de dinamiktir; ama bu dinamikliði saðlayacak özneler gereðince dinamik deðillerse teori ne yapsýn? Örneðin, önceki kuþaklarýn çöküþünü yakýn gördükleri kapitalizmin nasýl olup da bu denli direngen çýktýðý ya da bu duruma geldiðini açýklayan, en azýndan benim bildiðim, bir marksist-leninist teori yok. Örneðin, bütünsel  bir “sömürü teorisi”, yine bildiðim kadarýyla, yok. Örnekler çoðaltýlabilir; ama burada vurgulamakla yetinmek gerekir ki, teorinin dinamikliði onu geliþtirecek teorisyenlerin dinamikliðini zorunlu kýlar. Bu yoksa öbürü de yoktur.

Kapitalizmin dünya ölçeðinde yeniden örgütlendirilmesi komünist teoriye nasýl yansýmalý/yansýyor? Komünist hareketin teorisi kapitalizmin ulaþtýðý geliþme düzeyini, dünya kapitalist  sisteminin politik-ekonomik yeniden örgütlendirilmesinin nedenlerini ve ortaya çýkan sonuçlarý açýklayabilmeli ve olasý sonuçlara iliþkin bilimsel varsayýmlarda bulunabilmelidir. Ancak bunu yaparak dünyanýn komünist devrimci dönüþümü için kullanýlacak bir silah olma özelliðini koruyabilir. Kapitalizmin dünya ölçeðinde yeniden örgütlendirilmesi ya da kapitalizmin giderek daha uluslararasý/küresel bir karakter kazanmasý komünist hareketin de uluslararasý/küresel  karakterini geliþtirir ve güçlendirir. Giderek artan derecede küreselleþen kapitalizme karþý küresel taktiklerle (savaþým ve örgüt biçimleriyle) savaþým yürütmek zorunluluðu vardýr. Sermayenin yeni örgütlenme biçimleri, emperyalist kapitalizme karþý savaþýmý daha doðrudan ve uluslararasý karakteri  daha güçlü bir savaþým kýlýyor. Komünist hareket bunun teorisini formüle edebilmelidir.

Vurgulanmalýdýr ki, komünist hareketin ve iþçi sýnýfý hareketinin karþý karþýya bulunduklarý pratik-politik sorunlara iliþkin olarak, en azýndan teorik düzeyde, çözüm üretememe ve genel olarak sýnýf savaþýmýnda, özel olarak da sosyalist sýnýf savaþýmýnda ortaya atýlan sorulara yanýt verememe ya da yanýt     verebilecek biçimde geliþtirilmeme ve kullanýlmama anlamýnda da bir kriz vardýr.

Politik kriz
Komünist hareket, elveriþli nesnel  koþullara karþýn politik hareket olarak büyüyemiyor, hatta güç yitimine uðruyorsa, yani iþçi sýnýfý hareketiyle kitlesel politik baðlar kurmasýný saðlayabilecek ya da bu baðlarý sürdürebilecek taktikler uygulayamýyorsa, genel olarak toplumsal geliþmeler, özel olarak politik geliþmeler karþýsýnda edilgin kalýyorsa, politik sýnýf savaþýmýnda ciddiye alýnabilir bir politik güç durumuna gelemiyorsa politik bir kriz içinde demektir. Bu durum politik hareket olarak büyüyememe krizi olarak da tanýmlanabilir. Komünist hareketin politik krizi þöyle özetlenebilir: On yýllardýr süren savaþýma karþýn bilimsel komünizm ile iþçi sýnýfý hareketi ayrý yollardan yürümeyi sürdürüyorlar, yani ortada komünist bir iþçi hareketi yok. Ne tekil ülkeler düzeyinde, ne de dünya düzeyinde.

Örgütsel kriz
Tekil bir devletteki komünist hareketi örnek olarak alalým. Komünist parti ve komünist hareketin henüz parti-öncesi örgütlerden oluþtuðu geliþme aþamasýnda parti-öncesi politik örgütler büyüyüp güçlenme yerine bölünüyor ve güç yitimine uðruyorlarsa, partinin ve örgütlerin yapýlarý örgüt-içi demokrasinin uygulanmasýnýn ve geliþtirilmesinin önünde engel oluþturuyorlarsa, örgüt-içi  anlaþmazlýklar, örneðin temel örgütlenme ilkeleri ve bunlarýn uygulanmasý sürekli olarak örgüt-içi savaþým konusu oluyorlar ve örgüt olarak davranýlmasýný engelliyorlarsa ortada örgütsel bir kriz vardýr.

Örgütsel kriz sorunu dünya düzeyinde ele alýnacak olursa, bu krizin bir diðer önemli unsuru da dünya komünist hareketinin parçalanmýþlýðý ve politik olarak büyüyememesidir. Dünya komünist hareketini oluþturan parti ve parti-öncesi örgütler arasýnda örgütsel iliþki ve birlikte çalýþma yokluðudur Dünya komünist hareketinin durumu tek bir sözcükle özetlenebilir: paramparçalýk.

Tekil ülkelerde teorik, politik ve örgütsel olarak görece olgunlaþmýþ komünist partilerin varolmadýðý tarihsel koþullarda komünist partiler ve örgütler arasýnda dünya düzeyinde örgütsel iliþkilerin komünist-devrimci bir merkez aracýlýðýyla saðlanmasý ve sürdürülmesi  daha bir önem taþýr. Dünya komünist hareketi seksen yýldýr dünya proletarya diktatörlüðü için savaþým yürütme yeteneðinde olan böylesi bir merkezden yoksun. Genel ve kronik kriz bataklýðýnda debelenip duruyor. Bataklýktan kurtulma çabalarý son derece zayýf ve örgütsüz. Komünizmin ancak dünya ölçeðinde kurulabileceði  nasýl gereði gibi anlaþýlmamýþsa, krizi atlatmanýn da dünya ölçeðinde gerçekleþebileceði anlaþýlmamýþtýr.

Örgütsel krizin temel bir öðesi de komünist devrimci önderlik krizidir. Yalnýzca komünist hareketin önderlikten yoksunluðu anlamýnda deðil, hem tekil devlet düzeyinde, hem de dünya düzeyinde iþçi sýnýfýnýn devrimci önderlikten yoksunluðu anlamýnda da önderlik krizi vardýr.  Komünist hareketin önderlik kriziyle iþçi sýnýfýnýn savaþýmýnýn devrimci önderlikten yoksunluðu arasýnda diyalektik bir iliþki vardýr.

Komünist hareket, krizinin nedenlerini, çok yönlülüðünü, derinliðini kavrayan ve olasý çýkýþ yollarýný bulabilecek     ideolojik-teorik-politik olgunluða sahip önderlerden yoksundur. Var olan örgüt önderleri komünist hareketin kriz durumundan çýkýþýna önderlik edemedikleri gibi, veriler gösteriyor ki, önderlik edebilecek yeteneklere de sahip deðildirler. Özellikle teorik (yeniden) üretim alanýnda.

Ýçinden geçilen dönem komünist-devrimci önderlerin aðýr yükümlülükler taþýmak zorunda olduklarý bir dönemdir de. Önderler bir önderlik sýnavýndan geçmektedirler. Ya krizden çýkýþ savaþýmýna önderlik edecekler ya da yerlerini bu zorlu görevi yapabilecek olanlara býrakacaklardýr.

4. Krizlerin  tarihi
 
Komünist devrimci hareketin tarihi, ayný zamanda onun krizlerinin ve kopukluklarýn tarihidir. Teorik-pratik bir akým olarak dünya komünist hareketi, söylenebilir ki, devrimci yükseliþ veya devrim dönemleri gibi kýsa zaman dilimleri dýþýnda, genel bir kriz içinde oldu. On yýllardýr sürmekte olan “güncel” kriz, komünist hareketin en aðýr krizi olma özelliðine sahip.

Bilimsel komünist teori kapitalist toplumun bilimsel irdelenmesinin ürünüdür. O, kapitalist toplumsal gerçekliðin düþünsel yansýmasý olduðu içindir ki, týpký kapitalizm gibi eþitsiz ve sýçramalý olarak geliþir ve dönemsel krizler geçirir. Gerek kapitalizmin, gerekse komünist hareketin tarihi, kapitalizmin geliþme aþamalarý ve kriz dönemleriyle komünist hareketin geliþme aþamalarý ve kriz dönemleri arasýnda yakýn bir iliþki, diyalektik bir iliþki  olduðunu gösteriyor. Genel bir kural olarak birincisi ikincisinin geliþme aþamalarýna damgasýný vura geldi.

Komünist hareket, 1848 devrimlerinin yenilgiye uðramalarýnýn bir sonucu olarak ilk kez krize girdi. Komünistler Birliði’nin kapatýlmasý bunun en çarpýcý örgütsel göstergesidir. 1848 devrimlerinin yenilgisini kapitalizmin görece hýzlý geliþmesi izledi. Bu dönemde iþçi hareketi oldukça zayýftý. Hýzlý kapitalist geliþmeyi 1859 ekonomik krizi izledi. Bu dönem iþçi sýnýfý hareketi ve komünist hareketin görece canlanma dönemiydi ve 1863’te komünist bir ideolojik-politik bir kimlik taþýmamasýna karþýn bilimsel komünist akýmý da içinde barýndýran Birinci Enternasyonal kuruldu. 1871’de Paris Komünü’nün yenilgisi Birinci Enternasyonalin de sonu oldu. Paris Komünü’nün yenilgisini kapitalizmin hýzlý olarak büyüdüðü bir dönem izledi. Politik düzeyde reformizm güç kazandý. Ýkinci Enternasyonal ancak on sekiz yýl sonra, 1889’da kuruldu. (3) Ýkinci Enternasyonalin komünist kimlik taþýdýðýný varsayarsak, komünist hareketin, onun teorisini ve politikasýný derinden etkileyen ve etkisini günümüzde de sürdüren son derece kapsamlý sonuçlara neden olan ilk ön önemli krizi, Almanya’da kapitalizmin hýzlý geliþmesinin ve bu geliþmenin iþçi sýnýfý ve komünist harekette ideolojik ve politik olarak güçlü bir burjuva etki yaratmasýnýn ürünü olarak 19. yüzyýl sonunda ortaya çýktý. Eduard Bernstein’ýn babasý olduðu kabul edilen revizyonist akýmýn ortaya çýkýþý, iþçi sýnýfý ve komünist hareketin tarihindeki en önemli kilometre taþlarýndan biri oldu. (4)  Dünya kapitalist-emperyalist sisteminin genel krizi sosyal-reformist Ýkinci Enternasyonalin de sonu oldu. Birinci Emperyalist Savaþ sýrasýnda son derece güç yitiren komünist akým, özellikle Ekim Devrimi’nin etkisiyle savaþ sonrasýnda büyük bir çekici güç oldu. Denilebilir ki, Birinci Emperyalist Savaþ sayesindedir ki,  bilimsel komünist akým sosyal-reformizmden ideolojik-teorik, politik ve örgütsel olarak kesin kopuþu gerçekleþtirdi ve uluslararasý düzeyde merkezi olarak örgütlendi. Mart 1919’da Üçüncü Enternasyonal (Komintern) kuruldu. Doðrudan komünist ideolojik-politik karaktere sahip olan bir enternasyonal örgütün kurulmasý için küçük-burjuva oportünist Ýkinci Enternasyonalin çökmesi gerekiyordu.

Üçüncü Enternasyonalin (Komintern) ilk yýllarý dýþta tutulacak olursa 20. yüzyýl, özellikle yüzyýlýn ilk yarýsý, yalnýzca kapitalizmin genel ve devresel krizlerinin deðil, komünist hareketin krizinin de yüz yýlý oldu. Genel olarak saptanabilir ki, kapitalizmin krizi ve emperyalist savaþ dönemleri, toplumsal bir teori ve hareket olarak Marksizm-Leninizm’in de kriz içinde olduðu dönemler oldu. (5) Birinci Emperyalist Savaþýn baþýnda Ýkinci Enternasyonalin “ihaneti” yaþanýrken, kapitalizmin aðýr bir genel kriz geçirmekte olduðu 1930’lu yýllarda ve Ýkinci Emperyalist Savaþ öncesi dönemde ve sýrasýnda Üçüncü Enternasyonalin “ihaneti” yaþandý.

5. “Güncel” kriz

Dünya komünist hareketi, tarihinde daha önce görülmeyen uzunlukta bir kriz sürecini yaþamaktadýr. On yýllardýr teorik, politik ve örgütsel olarak çok yönlü aðýr bir kriz, kronik bir kriz içinde bulunmaktadýr. Yine on yýllardýr, bu kronik kriz durumuna, onu aþmaya yönelik güçlü bilinçli-planlý, ne ülkesel ne de küresel düzeyde, bir örgütsel müdahalede bulunulmuyor, daha doðrusu bulunulamýyor. Komünist hareket, krizine güçlü ve sonuç alýcý müdahalede bulunma yeteneðinde olan örgüt ve örgütleri henüz ön plana çýkaramadý. Varolan görece büyük komünist örgütler, örneðin Türkiye ve Kuzey Kürdistan coðrafyasýnda, ne kendi krizlerinin, ne de parçasý olduklarý komünist hareketin krizinin farkýndalar ya da farkýnda deðillermiþ gibi davranýyorlar. Böyle devam etmeye de kararlý gözüküyorlar.

Komünist hareket ideolojik-teorik hareket olarak az geliþmiþtir. Söz konusu olan,diðer þeylerin yaný sýra, ideolojik-teorik olarak olgunlaþamama krizidir. Genel bir çekim gücüne sahip olan teori ya da teoriler yok. On yýllarýn birikmiþ sorunlarý son derece aðýr. Bu sorunlarýn çözümü büyük ideolojik-teorik ve politik güçlerin harekete geçirilmesini gerektiriyor
Türkiye ve Kuzey Kürdistan komünist hareketi açýsýndan sözü edilecek olursa, komünist hareketin sorunlarýný, görevlerini ve önceliklerini kavrayabilen az sayýda komünist bu sorunlar ve devasa görevler karþýsýnda çaresiz kalýyor. On yýllardýr , ne teorik ne de pratik olarak çekim merkezi olan ya da olabilecek kapasiteye sahip komünist odak ya da odaklar var.

Krizin tarihsel kökenleri
Komünist hareketin geçirmekte olduðu krizin kökleri çok eskilere dayanýr. Þimdilik kýsaca deðineceðim bu kökler, ayný zamanda, krizin neden bu denli uzun sürerek kronik bir karakter kazandýðýnýn da ipuçlarýný verecektir. Komünist hareketin genel ve kronik krizine neden olan etkenler nesnel  ve öznel etkenler olarak ayrýlarak irdelenmeli, çözümlenmeli ve sonuçlar çýkartýlmalýdýr.

  • Sosyal-reformist Ýkinci Enternasyonalden kopuþta gecikme
Komünist hareketin “güncel” sorunu ele alýnýrken üzerinde durulmasý gereken noktalardan biri de Ýkinci Enternasyonal içinde bulunan komünist-devrimci akýmýn bürokratik-revizyonist akýmdan kopuþu gerçekleþtirmekte geç kalmasýdýr. Devrimci Bülten’in 31. Sayýsýnda (Aralýk 2002) yayýmlanan “Komünist Hareketin Sorunlarý, Görevleri ve Önceliklerine Genel Bir Bakýþ ve Öneriler” baþlýklý yazýda bu konuya da deðindim:

“Eleþtiri silahýný daha gerilere de çevirme söz konusu olduðu sürece vurgulanmasý gereken noktalardan biri de, Lenin baþta olmak üzere Rusya komünistlerinin ve diðer ülkelerden komünistlerin Ýkinci Enternasyonal revizyonist-oportünizmine karþý komünist devrimci savaþýmý baþlatmada gecikmiþ olmalarýdýr. Lenin’in önderliðinde Rusya komünistleri ve diðer ülkelerin komünistleri, Ýkinci Enternasyonalin açýk ihanetine karþý devrimci tutum takýnarak ve sosyal-reformist Ýkinci Enternasyonalin karþýsýna Komünist Enternasyonali çýkararak dünya komünist ve iþçi hareketine büyük bir hizmette bulundular. Ancak, kabul etmek gerekir ki, onlar, Alman Sosyal-Demokrat Partisi (ASDP)’nin bürokratik-revizyonist yozlaþma sürecini yaþadýðýný, bürokratik bir sosyal-reformist düzen partisi durumuna geldiðini saptayamadýlar, onun yozlaþmasýna zamanýnda karþý çýkamadýlar. Asýl önemli olan açýk revizyonist ihanetten sonra ASDP’ye ve onun önderlik ettiði Ýkinci Enternasyonal revizyonizmine karþý tutum almak deðil, onun geliþimini önceden görmek ve daha aðýr zararlar vermeden ona karþý savaþým bayraðýný kaldýrmak ve komünistlere ve sýnýf-bilinçli iþçilere önderlik etmekti. Komünist devrimci önderlik bunu gerektirir. Bu anlamda, baþta Lenin olmak üzere komünistler görevlerini yapmadýlar ya da yapamadýlar. Uluslararasý komünist hareketin, sonuçlarýnýn ortaya çýkmasý on yýllara yayýlan, aðýr bedeller ödemesinin nedenlerinden biri de iþte bu baþarýsýzlýk oldu.”
  • Avrupa devrimlerinin yenilgiye uðramalarý
Birinci emperyalist yeniden paylaþým savaþýný izleyen yýllarda (1918-1923 dönemi), Almanya baþta olmak üzere Avrupa’da patlak veren devrimlerin yenilgiye uðramalarý da dünya komünist hareketi içinde oportünist, ulusal dar görüþlü ideolojik-politik eðilimlerin geliþmesine elveriþli bir zeminin oluþmasýna katkýda bulundu.
  • Komünist-devrimci önderlik eksikliði
Lenin’in ölümü Üçüncü Enternasyonalin tarihindeki kilometre taþlarýndan biri oldu. Dünya komünist hareketi geç bulduðu Lenin gibi bir önderi çabuk yitirdi. Onun ölümü yalnýzca Komintern’in deðil, Sovyetler Birliði Komünist Partisi’nin ve Ekim Devrimi’nin de öndersiz kalmasýna neden oldu. Avrupa devrimlerinin yenilgisi, Lenin’in ölümü gibi nedenler komünist hareket-içi kimi öðelerle (örneðin, dünya komünist hareketinin teorik ve örgütsel olarak azgeliþmiþliði, küçük-burjuva milliyetçi sosyalizm anlayýþýnýn etkisi) birleþince Üçüncü Enternasyonal bürokratik-oportünist bir yozlaþma sürecine girdi. Bunun olumsuz etkileri bugünümüzü etkilemeye devam ediyor.
  • Ekim Devriminin kesintiye uðramasý. Bürokratik yozlaþma
Nesnel nedenlerden (örneðin, Avrupa devrimlerinin yenilgisi gibi) dolayý Ekim Devrimi’nin yalnýz kalmasý ve Avrupa devrimlerinin yenilgisiyle birleþen ve bir anlamda da onun sonucu olan öznel nedenlerden (örneðin, komünist devrimci önderlikten yoksunluk ve komünist harekette oportünizmin güç kazanmasý gibi)  dolayý 1920’li yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren küçük-burjuva milliyetçi bürokratik yozlaþma sürecine girilmesi komünist hareketin krizi sorunu irdelenirken titizlikle üzerinde durulmasý gereken bir nokta. Bir akým olarak komünizmin “güncel” krizi, denilebilir ki, Ekim Devrimi’nin kesintiye uðramasýyla baþladý. Þöyle ki, Ekim  Devrimi’nin kesintiye uðramasý ve küçük-burjuva bürokratik yozlaþma dikkatleri tek ülkede komünist toplumun alt aþamasýnýn (sosyalizmin), hatta  üst aþamasýnýn kurulmasý ve yaþatýlmasý üzerinde toplanmasýna neden oldu. Baþka biçimde ifade edilecek olursa, SBKP’nin, Sovyetler Birliði’nin ve Üçüncü Enternasyonalin bürokratik yozlaþmasý Ekim Devrimi’nin kesintiye uðramasýnýn sonuçlarý arasýndadýr.
  • Marksizm-Leninizm Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliði (SSCB)’nde devletin varlýðýnýn korunmasýnýn ideolojik silahý durumuna getirildi
Komünizmin bugünkü krizi ile Marksizm-Leninizm’in, Kruþçev revizyonizmi ya da modern revizyonizm olarak adlandýrýlan akýmýn ortaya çýkmasýndan çok daha önce, Josef Stalin’in baþýnda bulunduðu bürokratik kliðin yönetimi döneminde gerçekleþtirilen oportünist-revizyonist çarpýtýlmasý arasýnda dolaysýz bir iliþki vardýr.

Marksizm-Leninizm kapitalizmi yýkmanýn ve yerine komünist bir toplum kurmanýn teorisidir. Statükonun korunmasýnýn, sosyalist bile olsa, bir devletin iç ve dýþ politikasýnýn aleti deðil. Veriler gösteriyor ki, Marksizm-Leninizm, SSCB’de politik iktidarý ele geçiren bürokrasinin çýkarlarýna uygun olarak kurulan “yeni” bir toplumun ideolojik olarak haklý çýkarýlmasý amacýyla revizyondan geçirildi. SBKP’nin otoritesi kullanýlarak teori ve teorik geliþme üzerinde bürokratik bir tekel kuruldu. Giriþkenlik ve yaratýcýlýk engellendi. Marksizm-Leninizm devrimci bir teoriden evrimci bir teoriye dönüþtürüldü. Bu ikinci durumda artýk Marksizm-Leninizm’den deðil, revizyonist reformizmden söz edilebilir.
  • SSCB’nin devlet gücünün ve SBKP’nin otoritesinin komünist hareket üzerinde denetimi saðlamak için kullanýlmasý
Genel olarak dünya komünist hareketi ve özel olarak SBKP, devlet olarak Sovyetler Birliði’nin korunmasýnýn aracý durumuna getirildi. Parti olarak SBKP’nin, devlet olarak da Sovyetler Birliði’nin otoritesi dünya komünist hareketi üzerinde ideolojik, teorik, politik ve örgütsel denetimi saðlamak için kullanýldý. SBKP’de ve Komintern’de egemen olan eðilimlere muhalif olan ve komünist olarak deðerlendirilebilecek eðilimlerin bürokratik olarak bastýrýlmasý pratiði uygulandý. Dünya komünist partisi olarak kurulan Komintern, dünya proletarya diktatörlüðü uðruna savaþýmýnýn bir aracý olmaktan çýktý, Sovyetler Birliði devletinin dýþ politikasýnýn bir aleti durumuna geldi.

Bir akým olarak komünizm, SBKP’nin Lenin sonrasý bürokratik yozlaþmaya uðramasýnýn ve diðer ülkelerde kurulu bulunan komünist partilerin ve parti-öncesi örgütlerin ezici çoðunluðunu etkisi altýna almasýndan sonra bir daha kendini toparlayamadý. Dönemsel olarak hafifleyen sürekli bir kriz içerisinde yaþamýný sürdüre geldi.

Ýkinci Dünya Savaþýnda SSCB’nin zafer kazanmasý da  Marksizm-Leninizm’in “Stalinist” yorumunun sürmesine katkýda bulundu. Otoritesi güçlenen ve uluslararasý etki alaný geniþleyen SSCB’nin devlet gücü daha da artan derecede kullanýldý.
  • Kruþçevci karþý-devrim ve sonrasý
Stalin’in ölümünden sonra “Kruþçevci” gerici bürokratik katmanýn parti ve devlet yönetimini ele geçirmesinden sonra oportünist-revizyonist harekette bölünme daha da belirginleþti. Faþizme karþý zafer kazanmýþ bir devletin gücü ve onu yöneten partinin otoritesi uluslararasý etkiyi sürdürmek için kullanýldý. Dünya iþçilerinin ve emekçilerinin önemli bir kesiminin gözünde Sovyet modern revizyonizminin Marksizm-Leninizm’in yaratýcý biçimde uygulanmasý olarak görülmeye devam edilmesi ve  SSCB’nin sosyalist olduðu yanlýþ bilinci gibi nedenler de krizin farkýna varýlmasýnda gecikildi.  (6)
  • “Refah devleti” olgusu
Kapitalizm, Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda 1970’li yýllarýn baþlarýna dek görece istikrarlý olarak büyüdü; ve iþçi sýnýfýnýn ve diðer emekçi kesimlerin sosyo-ekonomik koþullarýnda daha önce görülmemiþ derecede bir iyileþme dönemi yaþandý. Özellikle geliþmiþ kapitalist ülkelerde, iþçi sýnýfý hareketi üzerinde sýnýf iþbirlikçiliði egemenlik saðladý. Anti-komünist saldýrýlarýn da etkisiyle komünist devrimci hareketin iþçi sýnýfý hareketi üzerindeki etkisi çok zayýf kaldý.
  • “Ulusal”  savaþýmýn ve uluslararasý savaþýmýn birleþtirilememesi
Dünya komünist hareketinin krizinin nedenlerinden biri de tekil ülkelerdeki sosyalizm savaþýmýnýn küresel sosyalizm savaþýmýyla birleþtirilmemesi ya da birleþtirilememesidir. Bunda tekil ülkeler iþçi sýnýfý  hareketi içinde milliyetçi ideolojik-politik etkilerin ve dar ekonomik çýkarlar için yürütülen rekabetin yaný sýra, “komünist” olarak tanýnan revizyonist-reformist partilerin de büyük bir rolü oldu. Proleter örgütlenme sorunu hem ulusal, hem de uluslararasý bir sorundur. Komünist örgütlenme sorunu da. Bu ikisinin buluþamamasý komünist hareketin krizinin belli baþlý öðelerindendir. Býrakalým bu ikisinin buluþamamasýný, komünist hareket kendine uluslararasý düzeyde birleþik örgüt karakteri kazandýramadý.
  • Küçük-burjuva sosyalizminin büyüyen etkisi
Küçük-burjuva devrimci sosyalizminin önderliði altýnda Çin, Vietnam, Küba gibi ülkelerde gerçekleþen devrimler nedeniyle küçük-burjuva sosyalizminin etkisi arttý. Çin ve Vietnam gibi ülkelerde devrime ve ulusal kurtuluþ savaþýna önderlik eden partilerin kendilerini “komünist” olarak adlandýrmalarý nedeniyle bu partilerin ve toplumlarýn sosyalist olduðu yanlýþ bilinci yaygýnlaþtý ve devrimci kuþaklar üzerinde etki saðladý.  (7)

1 Baþlýðýnda dile getirilen sorunun görece ayrýntýlý olarak ele alýnmasýna genel bir giriþ olarak görülmesi gereken bu yazý, 1980’li, 1990’lý ve 2000’li yýllarda yazmýþ olduðum kitaplardan, broþürlerden, yazýlardan, mektuplardan ve notlardan da büyük ölçüde yararlanýlarak hazýrlandý. 
2 1920’li yýllarýn sonu ile 1930’lu yýllarýn baþlarýndan bu yana Marksizm-Leninizm’i kimlerin temsil ettiði, yani kimlerin komünist ideolojik-politik kimliðe sahip olduklarý ayrýca ele alýnmasý gereken bir konu.
3 Genel olarak kabul edilenin tersine, Ýkinci Enternasyonalde bilimsel komünizmin egemen akým olup olmadýðý benim için bir soru iþaretidir. Eðilimim olmadýðý yönündedir. Bilimsel komünizmin egemen akým durumuna gelmiþ olduðu kabul edilse bile bunun çok kýsa sürmüþ olduðu söylenmelidir. Ýkinci Enternasyonal, özel olarak anmak gerekirse, Alman Sosyal Demokrat Partisi (ASDP) 1914 Aðustos’undan çok önce sosyalist devrimci savaþým alanýný terk etmiþ, sosyal-reformist bir ideolojik-politik karakter  kazanmýþtý.
4 Revizyonist görüþlerine raðmen  ASDP üyesi olarak kalan Bernstein’ýn ideolojik-teorik etkisi arttý ve yandaþlarý parti yönetimi içinde giderek artan derecede etkili mevkiler ele geçirdiler.
5 Kapitalizmin krizi dönemlerinin Marksizm’in yükselme dönemleri olmasý beklenirdi. Ama öyle olmadý. Nesnesi krizde olan bir teori ve hareket, nesnesinin geçirdiði krizden onun nesnesi olmasý durumuna son vermek için yararlanamýyor. Bu durum nasýl açýklanabilir? Ýþte, son derece ilginç bir araþtýrma konusu.
6 Marksizm-Leninizm’in krizi sorununun komünist devrimcilerin gündemine geç girmesinin ulusal ve uluslararasý nedenleri vardýr. Bu yazýda baþlý baþýna ele alýnmamýþ olmasýna raðmen,  farkýna varýlacaðý gibi, yazýnýn birçok yerinde, özellikle bu bölümde, bu konu , þu ya da bu derecede, iþlenmektedir.
7 Yakýn politik tarihin konularý olmalarýna karþýn, SSCB’nin çökmesinin olumsuz ve olumlu etkileri ve Çin, Kuzey Kore, Küba gibi ülkelerin, burjuva propagandasýnýn etkisi altýnda,  iþçi kitlelerinin ezici çoðunluðu tarafýndan da  hala “sosyalist ülkeler” olarak görülmeleri komünist hareketin krizi sorunu irdelenirken  dikkate alýnmalarý gereken noktalar arasýndadýr.

Devrimci Bülten Sayý 40 Devamý...

|
_ _