[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{   PDK Devrimci Bülten - Sayý 43 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER
  • Ateþkes ve Olasýlýklar
  • Ortadoðu’da Dolaylý Emperyalist Savaþ
  • Emperyalist Ýþgal,”Ulusal” Direniþ ve Gerçekler
  • RSDÝP MK’sýnýn Ýkinci Sosyalist Konferansa Önerileri (LENÝN)
  • Devrimci Bülten’den Okurlara
ATEÞKES VE OLASILIKLAR

Ýsrail ile Hizbullah arasýndaki savaþ þimdilik bir karþýlýklý ateþkes ile durdu. Þimdilik diyoruz çünkü, bu ateþkesin fazla uzun ömürlü olmayacaðý her iki tarafýn “zafer” ilan etmesinden dahi bellidir. Ateþkesin Ortadoðu politikasýnda savaþan taraflar açýsýndan ne anlama geldiðinin anlaþýlmasý ve her iki tarafýn da bu ateþkese politik ve askeri açýdan ne tür bir taktik yaklaþým atfettiðinin anlaþýlmasý, Ortadoðu’yu yakýn süreçte ne tür olaylarýn beklediðini anlamak açýsýndan önemlidir.

Bu ateþkes ve sonuçlarý, Türk iç politikasýný da yakýndan etkilemekte ve zaten Lübnan’daki Birleþmiþ Milletler askeri gücüne (UNÝFÝL) asker gönderilmesinin TBMM’de kabul edilmesi sýrasýnda ve öncesinde yaþanan tartýþmalar da bunu göstermektedir. Türkiye UNÝFÝL’e asker vermesiyle aslýnda farkýndan olmadan yavaþ yavaþ Ortadoðu’da süren dolaylý emperyalist savaþa ve gelecekte yaþanacak olan daha büyük ölçekli savaþlara dahil olmaktadýr. Uluslararasý emperyalist ekonominin iç içe geçmiþ yapýsý üzerinde gerçekleþen uluslararasý politik yumaklaþma zaten devletlerin dünyayý ilgilendiren bu tür büyük politik olaylar karþýsýnda baðýmsýz kalmalarýný olanaksýz kýlar. Uluslararasý emperyalist sistem içerisinde bazý devletler istemeyerek de olsa, emperyalist devletlere ekonomik, politik ve mali baðýmlýlýklarýnýn
(Türkiye bu noktada hem AB’ye hem de ABD’ye baðýmlý durumdadýr) sonucu olarak savaþýn içerisine ilk önce pasif olarak sonra da politik ve askeri olaylarýn zorlamasý sonucunda aktif olarak çekilirler. Denebilir ki, burjuva bir ekonomik ve politik temel üzerinde, bu tür durumlarda, burjuvazinin hiçbir sýnýf ya da katmaný (küçük-burjuvazi de dahil) baðýmsýz kalamaz.

Bundan sonra olaylarýn ne tür bir politik yön izleyeceði sorunu, savaþan taraflarýn (Ýsrail ve Hizbullah) baðlý bulunduklarý, uluslararasý emperyalist ve bölgesel gerici güçlerin, karþýlýklý olarak uluslararasý ve bölgesel politikalarýna baðlýdýr.

Ýsrail ve Hizbullah arasýndaki ateþkes ve sonrasýndaki geliþmeler, savaþan taraflara politik açýdan ne tür avantajlar ve dezavantajlar saðlamaktadýr?

Ýlk etapta ateþkes ve sonrasýndaki geliþmelerde yani bir BM gücünün Güney Lübnan’a yerleþmesinde politik ve askeri olarak kazanan Ýsrail ve ABD olmuþtur. Ama moral açýdan yýpranan ve kaybeden de yine Ýsrail olmuþtur. Ýsrail cephesinde böyle ilginç bir çeliþki sözkonusudur. Diðer taraftan ise, ilk etapta politik ve askeri açýdan kaybeden ama moral olarak savaþtan güçlü çýkan bir Hizbullah sözkonusudur. Hizbullah cephesinde de böyle ilginç bir çeliþki sözkonusudur. Ama her iki tarafýn da kazançlarý ve kayýplarý göreli ve geçicidir daha doðrusu telafi edilebilir niteliktedirler. Bu telafi ise karþýlýklý olarak yapacaklarý politik ve askeri manevralara baðlýdýr. Ama bundan sonra yapýlacak politik hatalarýn her iki taraf için de aðýr olacaðý ve aðýr hatalarýn düzeltilmesinin de her zaman daha büyük çabalar gerektireceði ama bunun da karþýlýklý olarak taraflarý daha aþýrý hareketlere iteceði de ayný þekilde maddenin yapýsý gereði açýktýr.

Önce Ýsrail açýsýndan ateþkes ve sonuçlarýna yakýndan bakalým.

Bu savaþ ile Ýsrail’in politik ve askeri açýdan hedeflediði neydi ve ne kadarýný gerçekleþtirebildi?

Ýsrail’in politik hedeflerinin gerçekleþtirilmesi tek kendisine baðlý bir durum deðildir. Onun tek baþýna bölgedeki politik ve askeri olaylar karþýsýnda tutunmasý mümkün deðildir. Ýsrail’in bölge politikasý ancak ABD emperyalizmi ile birlikte düþünülebilecek bir olaydýr. Ýsrail bölgede ABD’nin bir iþbirlikçisidir ve bölgesel politikasý da ABD’nin politik çýkarlarý ile çakýþmak zorundadýr. Elbette ki, Ýsrail’in iþbirlikçi tekelci burjuvazisinin kendi özerkliðini de unutmamak gerekir. Bu noktada her iki taraf da birbirlerine muhtaçtýr.

Ateþkes ile ABD’nin ve Ýsrail’in politik ve askeri açýdan elde etmek istedikleri ancak ABD’nin Ortadoðu politikasýnýn genel çerçevesi anlaþýldýktan sonra anlaþýlabilir. (1) Daha Irak savaþý baþlamadan yaklaþýk altý ay önce Devrimci Bülten’in 30. sayýsýnýn baþyazýsý olan “Ortadoðu Politikasýnda Patlayýcý Maddeler” makalesinde þöyle yazýlýyordu:
“ABD, Irak’ta kendisine saðlam bir destek noktasý yaratmakla ayný zamanda Ýran, Suudi Arabistan ve Suriye’yi de birbirinden tecrit etme olanaðý elde edecek ve kýsa ve orta dönemli olarak buralardaki rejimleri teker teker yýkmaya çalýþacaktýr. Irak’ýn stratejik olarak ele geçirilmesi bu ülkelerin tecriti için gereklidir. Zaten Ýran, Irak’ýn ele geçirilmesinden sonra ABD’nin nüfuzunun bulunduðu Türkiye, Afganistan, Irak ve Kuveyt arasýna sýkýþmýþ olacak;Suriye Türkiye, Irak, Ürdün ve Ýsrail arasýna sýkýþmýþ olacak;yine Suudi Arabistan Irak, Kuveyt, Ürdün ve Ýsral arasýna sýkýþmýþ olacaktýr. Böylece Irak bu ülkelerdeki rejimlerin yýkýlmasý yönünde önemli bir üs iþlevi görecektir. ” (Devrimci Bülten sayý 30, s. 4)
Gerçekten de o günden bugüne geçen zaman zarfýnda, olaylar, Irak’ýn ABD-Ýngiliz emperyalizmi tarafýndan stratejik bir üs olarak seçildiðini göstermiþtir. Irak’ýn iþgali ile Ýran-Suriye ittifaký karasal olarak birbirinden ayrýlmýþ ve zayýf düþürülmeye çalýþýlmýþ, sonra da ayrý ayrý her iki devletin etrafýndaki çember daraltýlmaya çalýþýlmýþtýr.

Irak’tan sonra ABD’nin Lübnan üzerine yoðunlaþmasý ve bu temelde de adým adým Lübnan üzerinde Suriye ve Ýran’ýn etkisinin önce zayýflatýlmasý sonra da tamamen yokedilmek istenmesi anlamlýdýr. Lübnan’ýn iþbirlikçiler aracýlýðýyla ABD ve müttefiklerinin etkisi altýna girmesi, oradaki Suriye ve Ýran yanlýsý iþbirlikçi hareketlerin zayýflatýlmasý ve etkisizleþtirilmesi, politik ve askeri açýdan, Suriye ve Ýran rejimlerinin devrilmesi sorununa sýkýca baðlýdýr. Lübnan’ý kaybeden bir Suriye’de rejim devrilmenin eþiðine gelmiþ demektir. Ýran ise elindeki çok önemli bir politik ve askeri kozu (Hizbullah kozunu) kendisine bir askeri müdahale anýnda kullanamayacak demektir. Kýsacasý Lübnan, Suriye ve Ýran açýsýndan stratejik açýdan ileri bir karakol iþlevi görmektedir ve bu rejimlerin güvenliði açýsýndan da önemli bir kaledir. Onun için bu rejimler, Lübnan’ýn ellerinden kaçýp gitmesine kuzu kuzu razý olmayacaklardýr.

Ýþte Ýsrail’in ve onu arkadan destekleyen ABD’nin, Ýsrail askerlerinin kaçýrýlmasýndan sonra, Hizbullah ve Lübnan’a karþý giriþmiþ olduðu kapsamlý saldýrýnýn arkasýnda ve bu saldýrýda güttüðü politik ve askeri amaç, Suriye ve Ýran ama özellikle de Ýran politikasýyla yakýndan baðlantýlýdýr. Ýsrail’in saldýrýsýnýn çapý ve bunu destekleyen ABD’nin aslýnda daha büyük politik ve askeri hedefler için bir hazýrlýk yaptýklarýný göstermiþtir. Hiç kuþkusuz Ýsrail ve ABD bu saldýrýnýn planýný daha önceden yapmýþlar ve Hizbullah’ýn daha doðrusu onu iþbirlikçi bir biçimde kullanan Ýran ve Suriye’nin yönlendirdiði Hizbullah’ýn bir taciz ya da saldýrýda bulunmasýný beklemiþlerdir. Çünkü daha önceden beri ABD ve Ýsrail, Lübnan’da, gerek içeride gerekse de uluslararasý alanda diplomatik olarak, Lübnan üzerine politik oyunlar oynamaya baþlamýþlardý. Adým adým Lübnan içerisindeki, Suriye, Ýran ve Hizbullah karþýtý güçleri harekete geçirerek, Suriye ve Ýran’ýn etkisini zayýflatmaya çalýþýyorlardý ki, bu politikalarýn sonucu olarak Suriye birlikleri 2005 yýlýnda Lübnan’dan çekilmek zorunda kaldý. Rafik Hariri suikastý (ki hala daha karanlýkta kalan bir suikast) ve sonrasýnda yaþanan Suriye karþýtý gösteriler, uzun zamandan beri Lübnan’da alttan alta Suriye ve Ýran karþýtý bir politikanýn aktif bir þekilde (Ukrayna’da, Gürcistan’da, Özbekistan’da, eski Yugoslavya’da vb. yerlerde olduðu gibi) yürütüldüðünü göstermektedir.

Ýsrail’in Lübnan’a karþý giriþmiþ olduðu saldýrýnýn amacý ve bu saldýrýnýn bilerek yüksek tutulan þiddeti, bir BM gücünün Güney Lübnan’a yerleþtirilmesini saðlamaktý zaten. Daha önce BM güvenlik konseyinde çýkartýlan Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasý da bu planýn bir parçasýydý. Bu karar ile birlikte oraya gidecek olan BM gücünün ayný zamanda görev çerçevesi de belirlenmiþ oluyordu.

Ýran nükleer çalýþmalar ile ilgili sorunda taviz vermeden politik tansiyonu yükseltirken; ayný þekilde de ABD ve müttefikleri de Ýran’ý diplomatik açýdan baský altýna almaya çalýþýrken; Ýran, Ýsrail ve ABD’nin kendisine bir askeri müdahalede bulunmalarýný geciktirmeye ya da onlarý “iki cephede” durdurmaya Hizbullah ve Hamas’ý kullanarak çalýþtý. Ýran ve Suriye’nin amacý (politik göstergeler Ýran ve Suriye’nin gizlice politik ve askeri bir anlaþma imzaladýðýný göstermektedir) Ýsrail ordusunun önemli bir kýsmýnýn Hamas ve Hizbullah aracýlýðýyla Filistin ve Lübnan cephelerinde sabit kalmasýný saðlamaktý. Yine ayný þekilde Suriye ve Ýran, Ýsrail’i Güney Lübnan’ý iþgal etmeye (1982-2000 arasý olduðu gibi) iterek, orada bir yýpratma savaþýnýn içerisine çekilmesini istiyorlardý. Ama ABD ve Ýsrail, Suriye ve Ýran’ýn bu politik ve askeri manevrasýný gördüler.

Lübnan’a askeri harekatý baþlatmadan önce ve bu hareket sýrasýnda, Ýsrail’in hiçbir þekilde Güney Lübnan’ý iþgal etme diye bir niyeti yoktu. Ýsrail’in Güney Lübnan’ý iþgal etmesi, Ýran ve Suriye’nin tuzaðýna düþmesi demekti. Ordusunun önemli bir kýsmýný Güney Lübnan’a baðlamasý, Suriye ve Ýran sorununda politik ve askeri olarak oldukça sýkýþmasý anlamýna gelecekti. Onun için ABD ve Ýsrail, Hizbullah’ýn Ýsrail askerlerini kaçýrmasýndan sonra oldukça riskli olan taktiði devreye soktular. Bu taktik þundan oluþuyordu: Ýsrail, Güney Lübnan’ý iþgal etmeden ve oraya asker baðlamadan (bu Ýsrail açýsýndan asýl sorunun yani Ýran’ýn nükleer kapasitesini yoketme sorununun ertelenmesi anlamýna gelirdi ki Ýsrail ve ABD açýsýndan zaten zaman gittikçe daralmaktadýr ve kabul edilemez bir durumdur) ama Hizbullah’ýn Ýsrail’in kuzeyine yolladýðý füzelerden de kurtulmak için en az 250 km uzunluðunda bir tampon bölgeye ihtiyaç duyuyordu. Bu tampon bölgeyi de bir BM gücünün buraya yerleþtirilmesini saðlamakla kurmaya çalýþýyordu. Ama bu gücün oluþturulmasý ve yerleþtirilmesi için de bir politik iradeye ihtiyaç vardý. Ýþte Ýsrail ve onu destekleyen ABD, Lübnan’ý aðýr ve þiddeti yüksek bir saldýrý altýnda tutarak, birinci olarak, BM’in Güney Lübnan’a bir askeri gücün yerleþtirilmesi için harekete geçmesini saðlamaya çalýþtý. Ýkinci olarak da, Lübnan’daki politik güçlere bunu kabul ettirmeye çalýþtý. Ýsrail, saldýrýyý BM gücünün G. Lübnan’a yerleþtirilmesi temelinde kesmeyi kabul etti. (2) Böylece Ýsrail, kendi güçlerini daðýtmadan ve Güney Lübnan’ýn güvenlik altýna alýnmasýna bir tek asker baðlamadan, BM gücü ile politik ve askeri amacýna þimdilik kavuþmuþ gibi görünmektedir. Ýsrail ve ABD, Lübnan halkýna ölümü göstererek, sýtmaya razý etmiþtir.

Böylece G. Lübnan’a konuþlandýrýlacak olan BM gücüne (UNÝFÝL) asker verip vermeme sorunu, Ýsrail’in güvenliðini saðlama alma ama bu güvenliði saðlarken de, Ýsrail ve ABD’nin bir Ýran ya da Suriye saldýrýsýna da dolaylý destek vermek sorununa dönüþmüþtür. UNÝFÝL’e katýlan devletler, gelecekte Ýsrail ve ABD’nin Ýran ya da Suriye saldýrýsýna da dolaylý olarak destek vermiþlerdir.

Ýtalya Dýþiþleri Bakaný Massimo D’Alema, BM gücünün Ýsrail’in güvenliðini saðlamak için G. Lübnan’a gitmekte olduðunu kabul etmiþtir:

“Askerlerimizi Lübnan’a gönderiyoruz, çünkü Ýsrail’in güvenliðini garanti altýna almak istiyoruz. ” (Aktaran Yalçýn Doðan, Hürriyet Gazetesi, 7 Eylül 2006)


Ýsrail’in Lübnan’a aðýr saldýrýsnýn amacýnýn, bir BM gücünün G. Lübnan’a yerleþtirilmesine yönelik olduðu, BM güvenlik konseyinin ABD’nin bastýrmasýyla daha önceden Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasýný karara baðlamasýndan dahi bellidir.

BM gücünün G. Lübnan’a yerleþmesiyle, Ýsrail ve ABD’nin eli bir Ýran ve Suriye sorununda serbest kalmaktadýr. O halde ABD ve Ýsrail’in bu BM gücünün G. Lübnan’a yerleþtirlmesi taktiðine Suriye ve Ýran nasýl karþýlýk vereceklerdir?

Ýran ve Suriye’nin, Ýsrail’i Güney Lübnan’da ve Filistin’de savaþa sürükleme ve orada askeri olarak yýpratýlmasýný saðlama taktiði, Ýsrail ve ABD tarafýndan þimdilik savuþturulmuþtur. Ama bu Ýran ve Suriye’nin elindeki politik kozlarýn bittiði anlamýna gelmez. Ýran ve Suriye’nin, Ýsrail ve ABD’ye karþý uygulayacaklarý taktik, büyük bir olasýlýkla Ortadoðu’yu genel bir savaþa sürükleyecektir.

O halde “Ortadoðu satranç tahtasý”nda Ýran ve Suriye, ABD ve Ýsrail’in BM gücünü (UNÝFÝL) G. Lübnan’a yerleþtirme ve böylece Hizbullah’ý tecrit etme ve Ýsrail’in güvenlik altýna alýnmasý (Hizbullah’ýn füzeleri karþýsýnda) hamlesine hangi hamle ile karþýlýk vereceklerdir?

Ýran ve Suriye’nin gelecek politik hamlelerini anlamak için önce UNÝFÝL’in G. Lübnan’a yerleþtirilme amacýný ve fonksiyonu anlamak gerekir.

BM genel sekreteri Kofi ANNAN, Ankara ziyareti sýrasýnda, gazetecilerin UNÝFÝL üzerine sorularýný yanýtlarken þunlar söylüyor:
“UNÝFÝL askerlerinin görevi kesinlikle tanýmlýdýr. Askerler orada, Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasý için bulunmayacak. Onlarýn rolü Lübnan ordusunun yetkisini bütün ülkeye yaymak. (abç) Hizbullah ETA örneðinde olduðu gibi ulusal uzlaþmayla silahsýzlandýrýlmalý. Parlamentonuz Lübnan’a katýlma kararý verdi. Türk askerleri de bu güce katýlacak. Avrupa’dan gelen, Hindistan’dan, Endonezya’dan, Katar’dan gelen askerlere katýlacak. ” (Kofi ANNAN, 7 Eylül 2006, Hürriyet gazetesi)
Kofi ANNAN bir baþka soruya da þöyle cevap veriyor:
“Hedef, Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasý, ancak bunu ulusal bir mutabakatla saðlamak gerekiyor. Dýþ güçler böyle bir þeyi baþaramazlar. Dýþ güçler silahsýzlandýrma aracý deðildirler. Silahsýzlandýrma, sadece zorla yapýlan bir þey deðildir. Ulusal mutabakatla da yapýlabilir. ” (Kofi ANNAN, 8 Eylül 2006, Hürriyet gazetesi)
Demek ki UNÝFÝL, dolaylý olarak, Lübnan ordusunun (ki çoðunlukla Suriye ve Ýran karþýtý güçlerden oluþur) Hizbullah’ý silahsýzlandýrmasýna katýlacaktýr. Ama Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasýna katýlmak demek dolaylý olarak Ýran ve Suriye’yle de savaþmak demektir. Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasý Lübnan’ýn içsavaþa sürüklenmesi demektir. ABD, Ýsrail ve müttefikleri, Suriye ve Ýran karþýtý güçleri kullanarak Lübnan’ýn Suriye ve Ýran etkisinden kurtarýlmasý planýný yaparlarken ayný zamanda Lübnan’ý da içsavaþa sürüklemektedirler.

UNÝFÝL’e asker veren ülkeler, Hizbullah ile savaþmayacaklarýný belirtiyorlar. Bu temelde Lübnan’a gittiklerini belirtmektedirler. Bu bir içsavaþ döneminde bu ülke askerlerinin orada kalmayacaklarýný da gösteriyor. Madem ki ABD ve Ýsrail, Lübnan’da bir içsavaþ aracýlýðýyla Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasýný er ya da geç gerçekleþtirmek isteyecekler (BM güvenlik konseyi de bu kararý almýþtýr zaten), o zaman Suriye ve Ýran Lübnan’da bu içsavaþýn kaçýnýlmazlýðý karþýsýnda, ilk önce harekete geçmek isteyeceklerdir. Yani Ýran ve Suriye, Lübnan’da kendi nüfuzunda olan politik örgüt ve partiler aracýlýðýyla bir darbe gerçekleþtirerek (darbe baþarýlý olmasa da) içsavaþý tetikleyebilirler ve Lübnan’ý güvenliksiz bir yere dönüþtürerek hem UNÝFÝL askerlerini kaçýrtabilirler hem de Lübnan üzerinden Ýsrail’i tehdit etmeye devam ederek Ýsrail’i baský altýna almaya çalýþýrlar. Bunun sonucu olarak da ABD ve Ýsrail’i bütün Lübnan ile uðraþmaya zorlarlar. Lübnan’da merkezi otoritenin çökmesi ya da zayýflamasý ve ülkenin güvenliksiz bir yere dönüþmesi, Lübnan’a uzun menzilli füzelerin yerleþtirilmesini de kolaylaþtýrýr. Yok eðer darbe baþarýlý olursa yani Lübnan Ýran ve Suriye nüfuzuna geçerse, o zaman bu darbeyi gerçekleþtirenler, Suriye ve Ýran ile kapsamlý bir politik ve askeri anlaþma imzalayabilir; içeride terörü geliþtirerek muhalefeti baský altýna alýrlar ve açýktan açýða Ýsrail’i tehdit ederler.

Bu durum karþýsýnda ABD ve Ýsrail’in, içsavaþa sürüklenmiþ bir Lübnan, Suriye, Ýran, Irak ve Afganistan cepheleri ile baþa çýkma güçleri yoktur. Bu kadar büyük bir cephe geniþliðini uzun süre idare etmek de mümkün deðildir. Bu noktada ABD ve Ýsrail’in yapacaðý tek þey, kendi cephelerini saðlam müttefikler ile geniþletmek ve düþmanlarýnýn da baþka düþmanlar ile uðraþmasýný saðlamak yani ona karþý baþka cepheler açmaya ve böylece de güçlerinin bölünmesini saðlamaya çalýþmak. Bu savaþ dönemlerinde emperyalist diplomasinin çok iyi bildiði bir yöntemdir. (3)

Bu ateþkesten sonra (önceden de zaten öyleydi) ABD ve Ýsrail, Lübnan, Suriye, Irak ve Ýran sorununu hep birlikte ele almak zorunda kalacaklardýr. Yani bir ülkedeki bir sorunu diðerlerinden asla baðýmsýz ele alamayacaklardýr. Çünkü Ýran ve Suriye Ortadoðu’daki her sorunda aktif olarak mevcutturlar. Bundan sonra ABD ve Ýsrail’in uygulamaya çalýþacaklarý politikalarý kýsaca þöyle sýralayabiliriz:
  • Suriye-Ýran ittifakýný bölmeye çalýþmak. Suriye’yi Ýran’dan koparmak için ona bazý tavizler vererek anlaþýp, Ýran’ý tam tecrit etmek, böylece de Lübnan’daki Suriye yanlýsý güçleri tarafsýzlaþtýrýp, Hizbullah’ý tam köþeye sýkýþtýrmak vede Lübnan’daki iþbirlikçi merkezi devletin güçlenmesini saðlamak. Bununla ilgili geliþmeler de olmuþtur. Ýsrail Baþbakaný Suriye ile anlaþma önerisine sýcak baktýklarýný belirtmiþtir. Ancak Suriye devlet Baþkaný Beþar Esad bunu þimdilik açýkça reddetmiþtir. Ýsrail’i düþman ilan etmiþtir.
  • ABD ve Ýsrail’in Türkiye’yi saðlam bir müttefik olarak kazanmaya çalýþmasý ve bu temelde Türk iç politikasýnda, Suriye ve Ýran karþýtý güçleri desteklemesi, ki bunlar genellikle Türk milliyetçileri ile Türk Silahlý Kuvvetleri ve bazý liberal kesimlerdir. Bu temelde Ýran ile Türkiye arasýndaki düþmanlýðý körüklemek, özellikle de Ýran’ýn nükleer çalýþmalarýnýn Türkiye’nin güvenliðine yönelik olduðunu ve Türkiye’nin “bölgesel liderliðini” sýfýrlayacaðýnýn propagandasý etrafýnda Türkiye’yi Ýran’a karþý harekete geçirmek. (4) Türkiye ile Ýran’ýn karþý karþýya getirilmesinin ise baþka devletlerin (Rusya, Çin ve AB’deki bazý devletlerin) savaþa çekilmesine ve çeþitli ülkelerde içsavaþlarýn tetiklenmesine (Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlar’da) neden olur.
  • Oldukça güç olmakla birlikte, bir baþka seçenek de, ayný anda iki cephede savaþmak. Ýran ve Suriye’yi aðýr bombardýman altýnda tutmak. Ýsrail, Suriye ve Lübnan’ý, ABD’de Ýran’ý havadan aðýr bombardýmana tutarak (Yugoslavya’da NATO’nun 1999 yýlýnda yaptýðý gibi), altyapýlarýný çökertmeye çalýþmak ve bu temelde bu ülkelerde içsavaþý körüklemeye çalýþmak. Rejim karþýtlarý için uygun politik ortamýn geliþmesini yaratmaya çalýþmak.
  • Bir diðer olasýlýk da, Alman Genelkurmayý’nýn I. ve II. Dünya savaþlarýndaki stratejisini uygulamak. ABD ve Ýsrail’in Ýran’ý aðýr bir þekilde bombalamasý ve daha sonra da hýzlý bir þekilde Suriye’nin sindirilmesi için Suriye üzerine dönülmesi.
  • UNÝFÝL’e asker veren ülkelerin, Lübnan’da bir içsavaþ durumunda ABD tarafýndan özellikle bir seçim ile karþý karþýya býrakýlmasý ve bu temelde baský altýna alýnmak istenmesi. Bu noktada ABD’nin elinde ekonomik ve politik olarak bir çok koz bulunmaktadýr. Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasýný öngören BM kararý da en büyük kozlardan birisidir. Bu noktada ABD’nin yanýnda açýktan yer alan bir ülke Suriye ile Ýran ile de düþmanlýðýný ilan etmiþ olur.
Bundan sonra gerek Suriye-Ýran ekseni gerekse de ABD-Ýsrail ekseni hangi seçeneði masaya yatýrýrsa yatýrsýn, karþýlýklý olarak hangi politik hamleler yapýlýrsa yapýlsýn, politik göstergeler, Ortadoðu’nun genel bir savaþa sürüklenmekte olduðunu göstermektedir ve bu savaþtan “barýþçýl” bir çýkýþýn imkansýz olduðudur. Bu savaþtan adil bir çýkýþ, ancak gerici burjuva devletler bir sosyalist devrim ile yýkýldýkça mümkündür. Bu savaþ karþýsýnda sadece “barýþçý” olmak yani sosyalist devrimi istemeden ve devrimci görevleri yerine getirmeden “salt bir barýþ” savunmak yine ayný þekilde bir ülkenin bir baþka ülkeye yapýlan saldýrýsýnýn tek durdurulmasýný savunmak ve ilk acil görevin “demokratik bir barýþ”ý elde etmek savunusu proletaryaya ihanettir.
Komünistler, barýþý, bir sosyalist devrim perspektifine ve bu temeldeki devrimci görevlere baðlamadýkça, oportünist, sosyal-þoven ve sosyal-emperyalist politikalar karþýsýnda kendi ideolojik, politik ve örgütsel baðýmsýzlýklarýný saðlayamayacaklardýr.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN

---------

(1) ABD’nin uluslararasý stratejisi hakkýnda daha fazla bilgi için Devrimci Bülten’in 32. sayýsýnda yayýnlanan ”ABD Emperyalizminin Yeni Resmi Ýdeolojisi ve Bunun Politik ve Askeri Sonuçlarý Üzerine” adlý makaleye bakýlabilir.

(2) Aslýnda ABD ve Ýsrail’in asýl planý Güney Lübnan’a bir NATO gücünün yerleþtirilmesiydi. Böylece buradaki askeri güç daha aktif olacaktý.Ancak ABD ve Ýsrail bunun zor olacaðýný hatta olamayacaðýný baþtan beri biliyorlardý.Ama diplomatik olarak yine de denendi.ABD,Roma Konferansý’ýnda bunun pazarlýðýný da yapmaya çalýþtý.Ancak Fransa’nýn ve baþka bazý ülkelerin muhalefetiyle karþýlaþtý.

(3) Bu noktada Henry KÝSSÝNGER’in « Diplomasi » kitabýna bakmak oldukça öðretici olacaktýr.

(4) Milli Güvenlik Kurulu (MGK),Ýran’ýn nükleer çalýþmalarýný yakýndan izlemektedir.


Devrimci Bülten Sayý 43, Devamý...


|
_ _