[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{   PDK Devrimci Bülten - Sayý 44 (1) }
| Devrimci BültenÝÇÝNDEKÝLER
  • AB-Türkiye Ýliþkileri Çýkmaza mý Giriyor?
  • PDK ve Yalaz Arasýndaki Ýliþkiler Üzerine
  • Sosyalist Devrim ve Uluslararasý Tekelci Sermaye Karþýsýnda Tutum Sorunu (I)
  • Genelkurmay Neyin Hazýrlýðýný Yapýyor?
  • Devrimci Bülten’den Okurlara
AB-TÜRKÝYE ÝLÝÞKÝLERÝ ÇIKMAZA MI GÝRÝYOR?

Avrupa Birliði’nin Aralýk 2006 Zirvesi’nde, AB’nin, Türkiye ile olan müzakerelerde sekiz müzakere baþlýðýný dondurmasý ve bununla birlikte de Gümrük Birliði Anlaþmasý’ný Güney Kýbrýs Rum Devleti’ni kapsayacak bir þekilde geniþlemesini Türkiye’den istemesi, bir kez daha AB ile Türkiye arasýndaki iliþkileri politik bir krizin eþiðine getirdi.

TC Hükümeti, AB’nin KKTC’ye olan izolasyonlarý kaldýrmadan, Güney Kýbrýs Rum Devleti’ne Gümrük Birliði Anlaþmasý’ný uygulamayacaðýný ilan etse de, yine de hükümet AB ile olan politik krizi aþmak için bir manevrada bulundu. Güney Kýbrýs bandýralý gemi ve uçaklara bir liman ve bir havaalanýný açma önerisini götürdü ancak bu öneri Güney Kýbrýs Rum Hükümeti tarafýndan reddedildi.

Bu noktada beliren en önemli soru, müzakerelerin dondurulmasýnýn hem Türkiye’ye ve hem de AB’ye etkilerinin neler olacaðýdýr. Müzakerelerin dondurulmasý, AB-Türkiye iliþkilerini bir çýkmaza sürükler mi? Ve bu çýkmazýn yakýn ve orta dönemde bölge ve dünya politikasýna etkileri neler olabilir? Bu sorulara doðru cevaplar bulmak komünist hareket açýsýndan son derece önemlidir.

1990’lý yýllarýn sonlarýnda ama özellikle de 1999 AB Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin aday üye statülüðünün kabul edilmesinden sonra, üyelik için yapýlan reformlar, Türkiye’de iþbirlikçi tekelci sermaye içerisindeki bazý kesimleri oldukça rahatsýz etmeye baþladý. Bu kesimler daha önce elde etmiþ olduklarý avantajlý konumlarýný reformlar süresince kaybetmeye baþladýlar. Özellikle ordu ve bürokrasi içerisinde oldukça güçlü olan bu kesim, AB ile entegrasyon sürecinde oldukça güç bir duruma düþtü. Ýþbirlikçi tekelci sermayenin ezici çoðunluðu özellikle medya aracýlýðýyla ve bazý partiler aracýlýðýyla halkýn ezici çoðunluðunu AB ile entegrasyon sürecine kazanmayý baþardý. Bu politik baský karþýsýnda ilk dönemler AB ile entegrasyonu savunan bu kesimler, reformlarýn ucunun yavaþ yavaþ kendilerine dokunmasýyla birlikte adým adým geri çekilmeye ve bu sürece direnme baþladýlar.

Bu kesimin giderek sýkýþmaya baþladýðý bir dönemde, ABD’de yaþanan 11 Eylül 2001 terör saldýrýsý ile ABD’nin dünya politikasýnda daha saldýrgan bir konuma geçmesi ve önce Afganistan’a daha sonra da Irak’a saldýrmasý ile birlikte, bu kesim ilginç bir þekilde iç politikada tecrit olduðu durumdan giderek çýkmaya baþladý. Çünkü ABD’nin Ortadoðu’ya müdahalesi ve bu müdahalenin istendiði yönde geliþmemesi, birden bire Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenlik ve tehdit vektörlerini deðiþtirdi. Üstüne üstlük AB’nin Irak savaþýnda kendi içerisinde bölünmesi ve tek bir politika oluþturamamasý ve çok önemli emperyalist devletlerin (Ýngiltere, Ýtalya) savaþa ya direk destek vermesi ya da Almanya gibi dolaylý destek vermesi ve yine diðer bazý devletlerin (Polonya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Ýspanya gibi) ABD politikalarýný desteklemeleri, AB’nin politik geleceði noktasýnda bazý kuþkulara yolaçtý. Bütün bunlara AB Anayasa’sýnýn bazý önemli ülkelerde halk tarafýndan reddedilmesi de eklenince AB’nin emperyalist prestiji önemli ölçüde sarsýldý. Ama iþin ilgiç tarafý bu prestij kaybýnýn devam etmesidir. Özellikle de son dönemlerde AB’nin Rusya’ya olan enerji baðýmlýlýðý ve Rusya’nýn AB’nin bu baðýmlýlýðýný Ukrayna ve Beyaz Rusya’ya doðal gaz vanalarýný belirli bir süre kapatarak ve AB’de kýsa bir panik yaratarak dünyaya göstermesi, AB’nin prestij kaybýnýn sürdüðünü göstermektedir.

Ýþte tam da bu noktada Türkiye’de iþbirlikçi tekelci sermaye içerisinde, AB ile bütünleþmekte çýkarý olmayan kesim (iþin ilgiç tarafý bu kesim ÝTB içerisinde en büyük katmanýn tarihsel çýkarlarýný savunmaktadýr), iç politikadaki politik tecriti yavaþ yavaþ kýrmaya baþladý. Ama özellikle de ABD’nin Irak’ta zor duruma düþmesiyle de giderek cesaretlenmeye baþladý. Çünkü ABD Irak’taki Baas rejimini devirmekle ama onun yerine etkili bir iþbirlikçi sýnýf geçirememekle ama buna karþýlýk da Irak’ta Ýran’ýn Þiiler aracýlýðýyla güçlenmesine neden olarak da, bölgede Türkiye’nin yardýmýna olan ihtiyacý daha da arttýrdý. Artýk gelinen noktada ABD’nin, Ortadoðu’da Ýran, Suriye, Rusya ve Çin’in gerek direk gerekse de örtülü bir þekilde örmüþ olduðu politik ve askeri eksene karþý Türkiye’yi aktif bir þekilde çekmesi neredeyse þart oldu. Ýþte tam da bu noktada AKP Hükümeti, ABD’nin bu ihtiyacýný yeterince karþýlayamadý ve bu noktada yetersiz kaldý. Bu durumda ÝTB içerisindeki anti-AB’ci kesim vazife çýkardý. Bir emperyalist merkezin desteði olmaksýzýn iktidara gelemeyeceklerini ve gelseler de kalamayacaklarýný bilen bu kesim giderek ABD’ye göz kýrpmaya baþlamýþlardýr.

Ýþte AB’nin Aralýk 2006 zirvesi bu politik konjonktürde gerçekleþti. Bundan dolayý AB ile Türkiye arasýndaki politik krizin eski politik krizlerle ayný kefeye konmasý ve bu krizin zamanla giderileceðinin beklenmesi oldukça yanýltýcýdýr. Bunun nedeni ABD’nin bölgesel politikasýnda önemli bir kýrýlmanýn gerçekleþmiþ olmasýdýr. ABD Ortadoðu’da istediði politikayý gerçekleþtirememiþ, bir çok kontol dýþý politik eðilimin (Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da vs. ) geliþmesine neden olmuþtur. Ýþte ABD’nin bölgede bu politik sýkýþmýþlýðýný bir tür “sermayeye” çevirmek isteyenler vardýr. Bunlarýn baþýnda Türkiye’de ÝTB içerisindeki anti-AB’ciler sözkonusudur. Ýþin ilgiç tarafý AB’nin politik stratejistleri de bunu görmektedirler ve Türkiye’nin AB’nin politik nüfuz alanýndan çýkmasýnýn tehlikelerinden bahsetmektedirler. Bunun nedeni hiç kuþkusuz Ortadoðu politikasýnýn giderek dünya politikasýnýn neredeyse aðýrlýk merkezine gelmiþ olmasýdýr.

AB Komisyonu Baþkan Yardýmcýsý Günter Verheugen, AB’nin Türkiye ile olan müzakereleri sekiz baþlýkta dondurmasýný deðerlendirirken, hiç kuþkusuz bugünkü krizin diðer önceki krizlerden farklý olduðunu þu sözleri söylerken dolaylý olarak da kabul etmiþ olmaktadýr:
“Biz reformlar için cesaretlendirmek yerine tamamen ülkenin zaaflarýna bakýyoruz. Bu politika Türkiye’de bizim istediðimiz reformlarýn ilerlemesi konusunda isteksizlik yaratýyor. Avrupa’da ise Türklerin bu iþi baþaramayacaðý görüþüne neden oluyor. Bu, sonu, dünya politikasý açýsýnda, iflasa varabilecek kýsýr bir döngüdür. ” (abç)(...)

“Hedef tam üyelik diye yazýyor. Türkiye ile müzakerelerin baþarýsýzlýða uðramasý için bahaneler aranmasýna karþý uyarýyorum. Batý’ya sýký baðlar ile baðlý, demokratik, insan haklarýna saygýlý, azýnlýk haklarýný koruyan ve hukuk devleti olan bir Türkiye’ye bizim çok ihtiyacýmýz var. Türkiye’deki reform yanlýlarý bunlardan yana ve Avrupa’nýn desteðini hakediyorlar.


AB’nin Türkiye’ye ihtiyacý Türkiye’nin AB’ye ihtiyacýndan çok daha büyük. ” (abç) (Hürriyet Gazetesi, 8 Ekim 2006)
AB’nin Türkiye ile müzakereleri askýya almasý ve belirli bir süre ertelemesi (2009’a kadar düþünülmektedir), Türk iç politikasýný oldukça hassas hale getirmektedir. Bunun nedeni Ortadoðu’daki geliþmelerdir. Onun için Türk iç politikasýnda köklü bir kayma gerçekleþebilir. Özellikle de ÝTB içerisindeki anti-AB’cilerin (her ne kadar çok farklý politik katmanlara ve nüanslara sahiplerse de) geniþ bir yelpazede bir araya gelmelerine neden olabilir. Türkiye’nin iç politikada köklü bir “tektonik” kaymaya uðramasý ile onun farklý bir jeopolitik konuma sürüklenmesi arasýnda iliþki kuranlar da vardýr:
“Bu, çok büyük bir trajedi, bir potansiyel felakettir. (...) Türkiye herþeye raðmen çalýþacaðýný söylüyor, ancak Türkiye’nin artýk tamamen farklý bir jeopolitik yola girmesi riski var. ”(...)

“ Aþýrý milliyetçiler ile ordudaki ‘AB karþýtlarý’ arasýnda ‘kutsal olmayan bir ittifakýn kanýtlarý’nýn göründüðünü (...)” (Newsweek’ten aktaran Hürriyet Gazetesi, 4 Aralýk 2006)

Bu analizlere katýlmamak mümkün deðil. Emperyalistler dahi Türkiye’nin içine sürüklenmekte olduðu durumu görmektedirler ama Türkiye komünist ve devrimci hareketi bunu görememektedir. Türkiye emperyalist dünya ekonomisi ve politikasýnýn son dönemlerde geçirmiþ olduðu evrim ile baðlantýlý olarak hýzla bir devrimin menziline sürüklenmektedir. Türkiye’deki anti-AB’cilerin uluslararasý politikanýn bastýrmasý sonucu yakýn dönemde politik iktidara gelmeleri çok büyük olasýlýktýr. Hiç kuþkusuz bu varolan burjuva demokratik reformlarýn ortadan kaldýrýlarak devletin Türk milliyetçiliði temelinde tam totaliter ve faþist bir devlete dönüþümüne neden olacaktýr. Ama bu ayný zamanda bu devletin toplumsal ve tarihsel temellerinin de giderek daralmasýný getirecek ve bu tamamen milliyetçi faþist devleti orta dönemli olarak bir devrimin girdabý içerisine sokacaktýr.

Bugün komünist hareketin en temel görevi, Türkiye’nin içerisine sürüklenmekte olduðu politik durumun bilincine varmak ve bu temelde komünist partisinin inþaasýnýn teorik, politik ve örgütsel önceliklerini doðru tespit etmek ve yine bu temelde de oportünizme kapsamlý savaþ açarak onun yenilgisinin strateji ve taktiðini hazýrlamaktýr. Ancak belki o zaman tarihteki randevuya zamanýnda yetiþilebilir.

DEVRÝMCÝ BÜLTEN


Devrimci Bülten Sayý 44, Devamý...


|
_ _