[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 44 (2) }
| Devrimci BültenPDK VE A. H. YALAZ ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝLER ÜZERÝNE

PDK ve A. H. Yalaz arasýnda, yaklaþýk dört yýl önce baþlayan politik ve örgütsel birliktelik, Yalaz’ýn da belirttiði gibi (www. komunistdevrim. org sitesinde) 17 Aðustos 2006 tarihinde kendisi tarafýndan sona erdirilmiþtir.

Aslýnda bu politik ayrýlýk ile ilgili olarak komünist ve devrimci kamuoyuna kýsa bir açýklama yaparak, taraflar arasýndaki bu ayrýlýðý sadece bildirmek ile yetinmek niyetindeydik. Ancak Yalaz’ýn www.komünistdevrim.org sitesinde, bu politik ve örgütsel ayrýlýðý devrimci kamuoyuna bildirirken PDK’ya yapmýþ olduðu ve gerçekler ile ilgisi olmayan bazý ithamlar karþýsýnda, PDK’ya bir cevap hakkýnýn doðduðu kanýsýndayýz.

Yalaz’ýn ilgili sitede yazmýþ olduðu yazýda ileri sürmüþ olduðu ithamlara cevap vermeden önce, bu ayrýlýðýn nedenlerinin ve yine bu ayrýlýðýn biçiminin PDK tarafýndan nasýl deðerlendirildiðini belirtmek istiyoruz.

Yalaz ile PDK arasýndaki ayrýlýðýn temel nedeni tamamen ideolojik, politik ve örgütsel nedenlere dayanmaktadýr. Devrimci Bülten’i düzenli takip edenler, PDK’nýn ve Yalaz’ýn teorik çalýþmalarýnýn içeriðinden haberdar olanlar, taraflar arasýnda ciddi ideolojik ve politik ayrýlýklarýn olduðunu farkedeceklerdir. Gerçi taraflar bu ideolojik ve politik farklýlýklarýný komünist ve devrimci kamuoyundan saklamamýþlardýr ve her seferinde vurgulamýþlardýr. Ancak bugün gelinen noktada, bu farklýlýklar taraflarýn ayný örgüt çatýsý altýnda beraber çalýþmasýnýn temelini ortadan kaldýrmýþtýr. Aþaðýda bir kaç örnek ile de bunu tanýtlamaya çalýþacaðýz.

PDK, Yalaz ile iliþkilerin koparýlmasýný asla istememiþ ve Yalaz’a bu yönde hiçbir yazýlý ve sözlü bildirimde de bulunmamýþtýr. Ayrýlýðýn kararýný Yalaz tek taraflý ve üstelik de kesinlikle devrimci ilkelere sýðmayan bir tarz ile karþýlýklý görüþmeyi reddederek ve mektup yoluyla yapma yolunu seçmiþtir. Israr ile istenen son bir görüþmeyi de reddederek bitirmek yolunu seçmiþtir. Hiç kuþkusuz devrimci çalýþmalarda bireyler, çeþitli nedenler ile ayrýlabilirler. Bunda yadýrganacak bir durum sözkonusu deðildir. Ancak devrimci bireyler arasýnda (her ne kadar devrimci ve komünist kültürümüze yabancýsa da) ayrýlýðýn da belirli bir prosedürü vardýr ve sorumlu bireyler bunu gözönüne almak zorundadýrlar. PDK ile Yalaz arasýndaki iliþkiler mektup ile baþlamamýþtýr ki bir mektup ile sona erdirilsin. Yüz yüze bir görüþme sonucunda bu iliþkinin taraflar arasýnda bitirilmesi en doðrusuydu. Çünkü her iki taraf arasýnda iliþkiler mektup ile deðil yüzyüze baþlamýþtýr ve bu noktada PDK Yalaz’ýn ayaðýna gitmiþtir. Bundan dolayý PDK, Yalaz’ýn iliþkileri PDK’ya hakaret sayýlabilecek bir tarzda bitirmesini, komünist ve devrimci kamuoyu önünde þiddetle kýnar ve protesto eder.

Kýsacasý Yalaz’ýn PDK ile politik ve örgütsel iliþkileri bitirme biçimi ve yöntemi oldukça yanlýþ ve hatalýdýr. Önder kadro konumunda olan bir devrimciye asla yakýþmayan bir tarzdadýr.

Ýþin ilginç tarafý PDK ile Yalaz arasýnda, hiçbir sözlü tartýþma ve karþýlýklý saygýsýz bir davranýþ sergilenmemiþtir. Anlaþmazlýklarýn ortaya çýkmasý, geliþmesi ve bir örgütsel kopma ile sonuçlanmasý, karþýlýklý mektuplaþmalar yoluyla olduðu için üstelik belgelidirler. Yani sözlü ve davranýþ düzeyinde yaþanan bir durum deðil (çünkü taraflar ayný mekanda deðildirler), yazýlý düzeyde yaþanan bir durumdur. Onun için karþýlýklý yaþananlarýn ne kadar devrimci ve komünist kültüre yabancý ve aykýrý olduðunu tespit etmek ve bu konuda devrimci ve komünist kamuoyunu doðru bilgilendirmek olanaklý ve mümkündür. Madem ki taraflar komünist ve devrimci kamuoyuna karþý sorumludur, o zaman bu mektuplarýn (ki hiçbir örgütsel gizlilik durumu yoktur) devrimci kamuoyuna yayýnlanmasýný PDK olarak Yalaz’dan talep ediyoruz. PDK’nýn Yalaz’a göndermiþ olduðu mektuplarýn tek yayýnlanmasý bazý gerçeklerin ortaya çýkmasýna yetmeyecektir. Çünkü bu mektuplar Yalaz’ýn mektuplarýna verilmiþ olan cevaplardýr. Ancak Yalaz da PDK’ya kendi göndermiþ olduðu mektuplarý yayýnladýðý zaman ya da bu mektuplarýn tarafýmýzdan yayýnlanmasýný onayladýðý zaman ancak devrimci kamuoyu taraflar arasýndaki iliþkilerin gerçek içeriðini az çok doðru bir þekilde öðrenebileceklerdir. Yalaz’ýn PDK’ya göndermiþ olduðu mektuplarýn yayýnlanmasý kendi onayýna baðlýdýr ve devrimci etik gereði kendi onayý olmadan tarafýmýzdan yayýnlanamaz. Bu bizim açýmýzdan bir ilke sorunudur. Bu mektuplarýn içerikleri komünist ve devrimci kamuoyuna açýlmadýklarý taktirde taraflar arasýndaki sorunlar anlaþýlmaz ve kamuoyu yanlýþ yönlendirme ve bilgilendirme ile karþý karþýya kalmýþ olur. Kanýmýzca Yalaz, sorunun gerçek içeriðini saklayarak onu devrimci ve komünist kamuoyuna yanlýþ bir biçimde sunmaktadýr ve bu durum PDK tarafýndan asla kabul edilemezdir.

Þimdi de Yalaz’ýn PDK ile ilgili olarak ileri sürmüþ olduðu bazý ithamlarýný ele alalým ve bunlarý deðerlendirmeye çalýþalým. Yukarýda belirtmiþ olduðumuz makalesinde Yalaz þöyle yazmaktadýr:
“Beni PDK'yla örgütsel iliþkileri sona erdirmek zorunda býrakan asýl neden, "olaðan" koþullarda örgütsel ayrýlýklara neden olacak önemli teorik ve politik görüþ ayrýlýklarýnýn da varolmasýna karþýn, örgüt içi görüþ ayrýlýklarýnýn ve sorunlarýn ele alýnýþýnda kabul edilemez üslup ve dil kullanýmýnda da ifadesini bulan genel olarak sosyalist politik kültüre, özel olarak sosyalist tartýþma kültürüne iliþkin ilkesel anlaþmazlýklardý. ” (abç) (www.komunistdevrim. org)
Yalaz’ýn eleþtirisinin ana noktasý bu alýntýda da çok açýk bir þekilde görüldüðü gibi “örgüt içi görüþ ayrýlýklarýnýn ve sorunlarýn ele alýnýþýnda kabul edilemez üslup ve dil kullanýmý”dýr. O zaman bu “üslubun ve dil kullanýmý”nýn ne olduðunu belirtmek ve ortaya koymak gerekir. Çünkü bu üslup ve dil belgelidir. Sözlü yaþanan bir durum deðil yazýlý yaþanan bir durumdur. Yalaz’ýn bu “küçük” detayý gözardý etmesi oldukça düþündürücüdür. Az sonra Yalaz’ýn eleþtirmiþ olduðu “üslup ve dil kullanýmý”nýn ne olduðunu yapýlan tartýþmalardan aktarmalar yaparak belirteceðiz. Ama ondan önce asýl sorunun ve Yalaz’ý asýl sinirlendiren ve PDK ile iliþkileri koparmasýna götüren asýl nedeni okuyucu ile paylaþmak istiyoruz.

Kanýmýzca bütün sorun, PDK’nýn, Yalaz’ýn Ýsrail-Lübnan (Hizbullah) savaþýnda almýþ olduðu politik tutumun oportünist karakterini çok açýk bir þekilde ortaya sermiþ olmasý ve Yalaz’ýn bu savaþ karþýsýndaki “sosyal-emperyalist” oportünist politik tutumunu teþhir etmiþ olmasýdýr. Yalaz kendi oportünizminin açýða çýkartýlmasý ve teþhir edilmesi karþýsýnda adeta çýlgýna dönmüþ ve tartýþmayý daha da sertleþtirme yoluna gitmiþtir. Ýþte bunlarýn anlaþýlabilmesi için, Yalaz ile K. ERDEM’in bu konuda birbirlerine yazmýþ olduklarý beþ mektubun ve Yalaz’ýn “Siyonist Barbarlýk ve Emperyalist Savaþ Hazýrlýklarý” makalesinin beraber yayýnlanmasý gerekir. Bu son makale önce www. komunistdunya. org sitesinde daha sonra da www. komunistdevrim. org sitesinde yayýnlanmýþtýr. Bu makale aslýnda savaþ karþýsýnda Yalaz tarafýndan PDK’nýn resmi politik tutumunun belirlenmesi için kaleme alýnmýþtýr. Ancak PDK Merkezi Organý’nda üzerinde anlaþýlamadýðý için resmi imza ile yayýnlanmasý uygun görülmemiþ ve Yalaz da bu makaleyi kendi imzasý ile yayýnlamýþtýr. Yalaz’ýn 7 Aðustos 2006 tarihinde yazmýþ olduðu ve K. Erdem’in ona vermiþ olduðu cevabý aþaðýda yayýnlýyoruz. Yalaz’ýn eleþtirmiþ olduðu ve sosyalist kültüre yabancý olduðunu ileri sürdüðü “üslup ve dil kullanýmý”ný da böylece okur öðrenmiþ olacaktýr.

Önce Yalaz’ýn ilgili makalesini yayýnlýyoruz:

SÝYONÝST BARBARLIK VE EMPERYALÝST SAVAÞ HAZIRLIKLARI

Emperyalizmin “Ortadoðu’daki” en güvenilir ileri karakolu olan saldýrgan ve yayýlmacý Siyonist Ýsrail devleti, Filistin ve Lübnan halklarýna karþý yayýlmacý savaþýný iðrenç bir barbarlýkla sürdürüyor. Haydut Ýsrail devleti askerlerinin Hamas militanlarý tarafýndan tutsak edilmesini bahane ederek Hamas’ý sindirmek, en azýndan Hamas hükümetini yýkmak istiyor. Bu kýsa-erimli amacýna ulaþmak için Filistin’de iç savaþ kýþkýrtýcýlýðý yapýyor. Askerlerinin sýnýr-ötesi bir askeri operasyonla Hizbullah savaþçýlarý tarafýndan tutsak alýnmasýný bahane ederek, “yaz yaðmurlarý” adý altýnda bomba ve ölüm yaðdýrýyor Lübnan halkýnýn üstüne. Lübnan’da da iç savaþ kýþkýrtýcýlýðý yapýyor.

Burada, Siyonizm’in ve onun baþ destekçisi Batý emperyalizminin, özellikle Amerika Birleþik Devletleri (ABD) emperyalizmin, Rus ve Çin emperyalizminin kýsa, orta ve uzun erimli dýþ politika amaçlarýnýn, Ýran, Suriye, Türkiye gibi ülkelerde politik güç sahiplerinin dýþ politikalarýnýn ve Ýsrailli askerlerin Hamas ve Hizbullah tarafýndan neden þimdi tutsak alýndýklarýnýn ayrýntýlý bir politik çözümlemesine girilmeksizin þu saptanmalýdýr ki, Siyonist Ýsrail Devletinin Lübnan ve Filistin halkýna karþý savaþý onun saldýrgan-yayýlmacý, Nil’den Fýrat’a kadar olan “Vaat Edilmiþ Topraklar”da Büyük Ýsrail Devleti’nin kurulmasýna yönelik dýþ politikasýnýn sürdürülmesidir. Bu kadar deðil. Bu savaþ, Ortadoðu olarak tanýmlanan coðrafyanýn yeniden yapýlandýrýlmasý projesi olan Geniþletilmiþ Ortadoðu Ýnisiyatifi (GOÝ)’nin de bir parçasýdýr. Bir kez daha: Bu kadar deðil. Bu savaþ Üçüncü Emperyalist Paylaþým savaþýnýn hazýrlýk çalýþmalarýnýn bir parçasýdýr. “Ortadoðu neden yeniden yapýlandýrýlmak isteniyor? ” sorusunun yanýtýnýn verilmesi buna açýklýk getirir: Emperyalist sermaye ve onu temsil eden büyük emperyalist devletler, dünyanýn fosil enerji kaynaklarýný (petrol ve doðal gaz), diðer hammadde kaynaklarýný, sermaye yatýrým alanlarýný, pazar ve politik etki alanlarýný yeniden paylaþmak için genel bir savaþa, dünya ölçeðinde bir savaþa hazýrlanýyorlar. Büyük emperyalist güçlerin bölgesel baðlaþýklarý olan ve emperyalist sermayeyle karmaþýk bir iliþki yumaðý oluþturmuþ olan iþbirlikçi tekelci sermaye ve onlarý temsil eden gerici bölgesel devletler de bu paylaþýmdan pay almanýn hesabýný yapýyorlar. Bugünkü koþullarda dünyanýn paylaþým savaþýmý, ekonomik, “barýþçýl” politik ve kültürel savaþým biçimlerinin yaný sýra, bölgesel, yerel ve iç savaþlar, askeri ve “Turuncu devrim” vb. adlar verilen sivil darbeler aracýlýðýyla sürdürülüyor. Özellikle de ona egemen olanýn dünyaya da egemen olacaðý kabul edilen Avrasya denilen coðrafyada. (Olasý) rakip emperyalist devletlerin (olasý) enerji kaynaklarý ve enerji nakil yollarýnýn kontrolü, diðer hammadde kaynaklarý, pazarlarý, sermaye yatýrým alanlarý, politik etki alanlarý ya ele geçiriliyor ya da varolan emperyalist egemenlik güçlendiriliyor. Balkanlardan Kafkasya’ya, oradan Afganistan’a ve Ortadoðu’ya kadar uzanan geniþ bir coðrafyada alan temizliði ve ön hazýrlýklar yapýlýyor. Sermaye yeni bir emperyalist paylaþým savaþýna hazýrlanýyor.

Siyonist gericiliðin Lübnan’a karþý yürüttüðü imha savaþý böylesi geniþ bir çerçeve içinde irdelenmeli, çözümlenmeli ve hazýrlanmakta olan üçüncü emperyalist paylaþým savaþýnýn ön çatýþmalarýndan biri, taktik aþamalarýndan biri olarak deðerlendirilmelidir. Balkanlar’da, Kafkasya’da, Afganistan’da ve Irak’ta olduðu gibi. Unutulmamalýdýr ki, GOÝ yalnýzca ABD emperyalizminin deðil, gerçekleþmesinde kilit/merkezi bir rol oynamasý düþünülen ve böylesi bir projenin gerçekleþmesinden en büyük yararý saðlayacak olan bölgesel bir güç olarak Siyonist Ýsrail devletin de projesidir. Týpký ABD emperyalizmi gibi, Siyonist gericilik de “Geniþletilmiþ Ortadoðu” diye tanýmlanan coðrafyanýn politik haritasýný yeniden çizmek istiyor. Siyonist Ýsrail devletinin Lübnan’a ve Filistin’e karþý önceden planlandýðý anlaþýlan bugünkü savaþý, “büyük Ýsrail” projesinin askeri araçlarla gerçekleþtirilmesi politikasýnýn sürdürülmesidir. Böylesi bir politikaya sahip olan Siyonizm emperyalist bir barýþa bile katlanmaz. Bölgenin sürekli bir gerilim ve savaþ durumu içinde olmasý, “büyük Ýsrail” projesini gerçekleþtirme, “vaat edilmiþ topraklarý” ele geçirme Siyonist politikasýnýn uygulanmasý için gerekli koþullarýndan biridir. Siyonist Ýsrail devleti, 1948, 1967 ve 1973 Arap-Ýsrail genel savaþlarýnýn ve Lübnan ve Filistin örneklerinde olduðu gibi Ýsrail devletinin “tekil” savaþlarýnýn gösterdiði gibi, devlet sýnýrlarýný geniþletmek zorundadýr. Siyonist-militarist ideolojik-kültürel-politik yapýsý nedeniyle sýnýrlarýný geniþletemeyen bir devlet, düþman olarak gördüðü ve kendilerine karþý öyle de davrandýðý güçler tarafýndan çevrilmiþ küçük bir coðrafyada ayakta kalamaz. Bu nedenledir ki, sürekli kriz ve sürekli savaþ durumu militarist-Siyonist Ýsrail devletinin yaþam kaynaklarý arasýndadýr.

Her halkýn olduðu gibi Yahudi halkýn da baþka uluslarýn/devletlerin politik baskýsýna uðramaksýzýn yaþama, kendi politik yazgýsýný belirleme hakký olduðu tartýþma konusu bile yapýlamaz. Tartýþma konusu yapýlmasý gereken, böylesi bir hakkýn baþka uluslarýn ve etnik gruplarýn zararýna olacak biçimde kullanýlmasýdýr. Kuruluþunun ilan edildiði dönemdeki (14 Mayýs 1948) ve bugün sürmekte olan genel yapýsýyla Ýsrail devleti, özel olarak Filistin halkýna karþý yapýlmýþ olan tarihsel bir haksýzlýðýn bir ürünüdür. Filistin halký baþta olmak üzere Arap halklarýnýn, bölge halklarýnýn, Siyonist Ýsrail devletinin savaþ kýþkýrtýcýsý ve üçüncü bir emperyalist paylaþým savaþýnýn baþ kýþkýrtýcýsý ve hazýrlayýcýsý ABD emperyalizminin bir numaralý bölgesel iþbirlikçisi olmasý nedeniyle, genel olarak dünya halklarýnýn bugünlerini ve yarýnlarýný çok yönlü olarak etkilemeyi sürdüren bir tarihsel haksýzlýk. Düzeltilmesi gereken bir tarihsel haksýzlýk. Böylesi bir tarihsel haksýzlýðýn düzeltilmesinin baþta gelen gerekli koþulu emperyalizmin ileri karakolu olan bugünkü Siyonist Ýsrail devletinin yýkýlmasýdýr.

Siyonist-emperyalist barbarlýðý þiddetle kýnýyor, derhal ateþkes ilan edilerek Ýsrail ordusunun Lübnan’dan ve Filistin’den çekilmesini talep ediyoruz.

Proleter Devrimciler Koordinasyonu
7 Aðustos 2006 ”

Bu makaleyi Yalaz, PDK’nýn Ýsrail-Lübnan savaþýnda resmi politik tutumu için Merkezi Organ’a önermiþtir. Bu makaleyi ise K. ERDEM 8 Aðustos 2006 tarihinde Yalaz’a yazdýðý bir mektup ile þöyle eleþtirmiþtir:

“ Deðerli Y. . . ,

“Siyonist Barbarlýk ve Emperyalist Savaþ Hazýrlýklarý” adlý ve site için hazýrlanmýþ olan makaleni elimden geldiðince özenli bir þekilde okumaya çalýþtým.
Makalede katýldýðým ve katýlmadýðým bazý noktalar mevcut. Bunlarý maddeler halinde belirtmeye çalýþacaðým:

1-Elden geldiðince iyi niyetli bir makale yazýlmaya çalýþýlmýþ ancak iyi niyet sorun çözmüyor ve olaylarýn mantýðýna da inmiyor. Diyeceksin ki bu bir politik tutum yazýsý yani analiz için yazýlmamýþtýr. Doðrudur daha çok ajitasyon biçiminde yazýlmýþtýr. Bir bildiri þeklinde. Ancak yine de olaylarýn mantýðýný doðru koymak gerekir. Kanýmca makale çok tek taraflý görünmektedir. Çok doðal olarak Ýsrail ve ABD emperyalizmini teþhir etmekte ama Hamas ve Hizbullah’ýn yediði haltlarý pek sergilememektedir. Asýl bunlarý ve bunlarýn hizmet ettikleri yanlýþ politikalarý da teþhir etmek gerekir. Zaten Ýsrail ve ABD’nin tutumu ortadadýr ve rezil olacaklarý kadar olmuþlardýr. Onlarýn amaçlarýný ve zorbalýklarýný elbette teþhir etmeliyiz ama özellikle “masumlar” rolü altýnda, halklarýný bilerek gerici Ýran rejiminin bölgesel politikalarýna alet eden (ki onlarýn da arkasýnda Rusya ve Çin bulunmakta) Hamas ve Hizbullah’ýn da propaganda düzeyinde de olsa teþhir edilmesi gereklidir. Makale buna hiç deðinmemiþtir.

2-Ýsrail’in “askerlerinin kaçýrýlmasýný bahane” ederek Filistin ve Lübnan’a saldýrdýðýný ve bu temelde siyonist bölgesel politikalara yöneldiði yazýlmaktadýr. Bu bahane deðil gerçek bir þey. Hamas ve Hizbullah Ýsrail askerlerini kaçýrmýþlardýr ve bunu da kendi halklarýnýn çýkarlarý için deðil, çürümüþ Ýran rejiminin yönlendirmesi ve direktifleri temelinde yapmýþlardýr. Hamas ve Hizbullah’ýn belirli aralýklarla Ýsrail askerlerini kaçýrmasý ve diðer yanda Ýran’ýn nükleer programdan dolayý uluslararasý tansiyonu derece derece yükseltmesi, koordineli yürütülen bir süreçtir. Ýran, Hamas ve Hizbullah aracýlýðýyla yine Irak’taki Þiiler aracýlýðýyla (ve Suriye’yi de yanýna alarak) ABD ve Ýsrail’i yýpratmaya ve bu yýpratma aracýlýðýyla da kendisine yönelik bir askeri operasyon seçeneðini uzaklaþtýrmaya çalýþmaktadýr. (Laf aramýzda pek de aptal deðilller ve kendileri açýsýndan þimdilik en akýllý yolu seçmiþ durumdalar).

3-Hamas ve Hizbullah’ýn kendi halklarýný baþka ülkelerin burjuvazilerinin çýkarlarý doðrultusunda peþkeþ çekmeleri asla affedilmez bir durumdur. Bu örgütler dolaylý bir þekilde yürütülen emperyalist savaþýn araçlarý durumuna gelmiþlerdir. Yürüttükleri politikalarýn kendi halklarýnýn çýkarlarý ile bir alakasý yoktur. Gerek Hamas ve gerekse de Hizbullah düzenli olarak (ama özelliklle de Hizbullah) Ýran’dan resmi olarak her yýl ödenek almaktadýr. Ýran, Filistin ve Lübnan’da kendi yaratmýþ olduðu bir iþbirlikçi kast aracýlýðýyla bu ülkelerde ekonomik, politik ve ideolojik olarak kök salmaktadýr. Ýran bu yýl BM güvenlik Konseyi’nin Hizbullah’ýn silahsýzlandýrýlmasýný oyladýðý halde her yýl verdiði ödeneði Hizbullah’a yine verdi. Üstelik hiç de saklamadan. Hamas ve Hizbullah’ýn bölge ve küresel politikalara baðlanma biçimleri belirtilmeden, Ýsrail-Lübnan savaþý üzerine bir analiz yapmak neredeyse imkansýz gibidir.

4-Bizim politikamýz bu savaþta ister pasif ister aktif olsun bir tarafa angaje olmamaya çalýþmak ve her iki tarafýn da haydut olduðunu belirtmektir. Emperyalist ekonomi varoldukça ve onun temellerine dokunulmadýkça savaþýn kaçýnýlmaz olduðunu ve proletaryanýn dýþýnda ve onun enternasyonalizminin dýþýnda bir politikanýn barýþa götüremeyeceðinin propagandasýný yapmaktýr.

5-Kahrolsun emperyalist ve gerici savaþ. Tek yol sosyalist devrim! Filistin’de, Lübnan’da, Suriye’de, Ýran’da, Ýsrail’de ve bütün dünyada dolaylý ve dolaysýz bir þekilde emperyalist savaþa çekilen ülkelerin burjuvazilerinin devrilmesi olmalýdýr þiarýmýz. Silahlar bütün gericilere çevrilmelidir. Þiarýmýz emperyalist savaþý içsavaþa ve sosyalist devrime çevirmek olmalýdýr.

6-Makalenin son cümlesi yani þu cümle:
“Siyonist-emperyalist barbarlýðý þiddetle kýnýyor, derhal ateþkes ilan edilerek Ýsrail ordusunun Lübnan’dan ve Filistin’den çekilmesini talep ediyoruz. ”
Savaþan taraflardan birinin ama özellikle de Ýran’ýn iþine yarar. Bu da dolaylý olarak ister istemez bu sonuncularýn ekmeðine yað sürer. Bu cümle savaþan taraflarýn yüzleri karþýlýklý olarak teþhir edilerek yazýlmýþ olsaydý bir sorun yaratmazdý. Ancak bu durumda dolaylý da olsa bir emperyalist grubun iþbirlikçilerinin ve onun da iþbirlikçilerinin politikalarýný dolaylý olarak desteklemek sözkonusu olur. Unutmamak gerekir, gerek Hizbullah gerekse de Hamas ve onlarýn arkasýnda bulunan Ýran ve Suriye burjuvazisi bu ülkelerde iþçi sýnýfýný baský altýna almýþlardýr. Bizim görevimiz bütün politik olaylarý proletaryanýn çýkarlarýna ve bu temelde de sosyalist devrime baðlamaktýr.

Bu savaþta burjuva politik iktidarlar yýkýlmadan “barýþ” ancak birinin diðerini baský altýna almasý ve yaðmalamasý temelinde olanaklýdýr. Gerçek ve kalýcý bir barýþ ancak bir sosyalist devrim ve devrimler dizisi ile mümkündür. Bu savaþlardan sosyalist devrimin geliþtirilmesi için yararlanýlmalýdýr.

7-Ama yok sen dersen bunlar “uzun iþ” kýsa dönemli bize “pratik” bir çözüm lazým. Onun için ilk elden Ýsrail’in Lübnan ve Filistin’den çekilmesini talep etmeliyiz (elbette ki bunu talep edeceðiz ama Filistin ve Lübnan’daki gericiliðin teþhir edilmesi ve onlarýn alçaklýklarýnýn ortaya çýkarýlmasý ve kirli çamaþýrlarýnýn ortaya dökülmesiyle beraber bunu yapmalýyýz) o zaman, bende sana kötü ünlü “hareket her þey amaç hiçbir þey” ruhunun derece derece yayýlmasýna engel olamazsýn derim. (abç)

Þimdilik diyeceklerim bunlar. Yazýnýn tekrar düzenlenmesi gerektiðini ve bu haliyle yayýnlanmasýnýn sakýncalý olacaðý kanaatindeyim. Sana bir kaç gün içerisinde benim yazýyý gönderecem. (1) Þu an bilgisayarda yazýyorum. Orada görüþlerim biraz daha derli toplu.

Hoþçakal
Saygýlarýmla ”

Yalaz ile PDK arasýnda dereceli bir þekilde týrmanan gerginlik ve daha sonra da kopma ile sonuçlanan süreç iþte K. Erdem’in Yalaz’a göndermiþ olduðu bu mektup ile baþlamýþtýr. Bu mektupta “7. maddede” yapýlan eleþtirileri Yalaz “kabul edilemez üslup ve dil kullanýmý” olarak ilan etmiþtir. Çünkü bu maddede Yalaz’ýn görüþleri ima yoluyla oportünistlikle eleþtirilmiþtir. Yalaz da bunlarý kendisine bir tür hakaret olarak kabul etmiþtir. Bu noktadaki deðerlendirmeyi komünist ve devrimci kamuoyuna býrakýyoruz.

Ama olaylarýn daha açýk ve net bir þekilde anlaþýlmasý için bu noktanýn daha da açýlmasý gerekir. Herþeyden önce þu sorunun sorulmasý gerekir: K. Erdem, Yalaz’ýn “pratik” bulduðu öneride ýsrar etmesinin yani bir sosyalist devrime ve bu temeldeki devrimci görevlere baðlanmayan bir politik anlayýþýn ileri sürülmesinin neden zamanla “hareket her þey amaç hiçbir þey” ruhunun derece derece yayýlmasýna götüreceði eleþtirisini yapmýþtýr?

Yalaz’ýn makalesinde üstü örtülü bir Hizbullah savunusu yatmaktaydý. Makalenin içeriði oldukça dengesizdi; Ýsrail ve ABD makalede yerden yere vurulurken, Hizbullah’ýn gerici ve karþý-devrimci karakterinden vede yediði haltlarýndan hiç bahsedilmemekteydi. Halbuki objektif bir makale, emperyalizmin dolaylý uzantýlarý olan ve gerici bir savaþ yürüten her iki tarafý da teþhir etmekle ve karþý-devrimci yüzünü ortaya sermekle yükümlüdür. Her ne kadar makalesinde belirtmese de, Yalaz’ýn kafasýnýn arkasýnda baþka düþüncelerin yattýðý kuþkusu PDK Merkezi Organý’nda oluþmuþtur ve bu kuþkunun ne kadar doðru olduðu, Yalaz’ýn K. Erdem’in mektubuna vermiþ olduðu yanýtta görülmüþtür. Yalaz, K. Erdem’in eleþtirilerine yanýtýnda hiçbir þekilde komünist ve enternasyonalist olmayan ve onu oportünist sosyal-emperyalist yapan ve savaþ karþýsýndaki gerçek düþüncesini ve bu emperyalist savaþta dolaylý olarak taraf tuttuðunu ve bu haliyle de Bolþevizme ihanetini þu satýrlar ile açýða vurmuþtur:
“Vurguluyorum: bugünkü Ýsrail-Hizbullah (ve Ýsrail-Hamas) savaþýnda Ýsrail’in ilan edilmiþ ve edilmemiþ politik-askeri amaçlarýný gerçekleþtirememesi (bu anlamda yenilmesi) emperyalizme ve bölgesel gericiliðe karþý politik devrimci savaþýmýn lehinedir. Bunu Irak’taki durumla karþýlaþtýrabiliriz. Bugün Irak’ta emperyalist iþgale ve iþbirlikçilerine karþý savaþan baþlýca güçlerin politik anlamda ilerici olmadýklarý biliniyor. Soruyorum: Emperyalizme ve iç gericiliðe karþý devrimci savaþýmýn çýkarlarý açýsýndan Irak’ta hangi tarafýn yenilgisini tercih ederiz? Savaþan gerici güçlerin yenilmesi ve sosyalist devrimlerin zafer kazanmasý istenen bir þeydir; ama bugünkü koþullarda yakýn ve orta-erimde gerçekleþebilecek bir þey deðildir. Biz ise bugün pratik bir tutum almak zorundayýz. “Savaþan taraflarýn hepsi de gericidir” doðrusunu yineleyerek toptancý bir anlayýþla yaþanan anda asýl darbenin vurulmasý gereken gerici güçlerle ikincil darbenin vurulmasý gereken gerici güçler, baþ düþmanlarla ikincil düþmanlar arasýnda ayrým yapmaksýzýn strateji sorunlarýný ele alamayýz. Böylesi bir ayrým yapmak bir tarafý diðer tarafa karþý savaþýnda desteklemek demek deðildir. ” (Yalaz’ýn K. Erdem’e göndermiþ olduðu 10 Aðustos 2006 tarihli mektup, Arþiv)(abç)
Yalaz’ýn “dolaylý emperyalist savaþ” karþýsýnda, gelmiþ olduðu utanç verici oportünist sosyal-emperyalist noktanýn deðerlendirilmesini komünist ve devrimci kamuoyuna býrakýyoruz.

Yalaz öyle bir teorik hata yapýyor ki, ideolojik rakiplerine kendisini dövmesi için bir de sopa veriyor. Þöyle diyor:”Bunu Irak’taki durumla karþýlaþtýrabiliriz. ” Ýsrail-Lübnan (Hizbullah) savaþýný, Irak’taki savaþ ile karþýlaþtýrmadan önce, Yalaz’ýn Irak’taki savaþ karþýsýndaki tutumunu, Ýsrail-Lübnan (Hizbullah) savaþý karþýsýndaki tutum ile karþýlaþtýrmak gerekir ve böylece Yalaz’ýn nereden nereye geldiðini görmek daha kolay olur. .

Yalaz ile K. Erdem’in ortaklaþa yazdýðý Devrimci Bülten’in 32. sayýsýnýn “ORTADOÐU’DA EMPERYALÝST SAVAÞ VE ABD VE AVRUPA BÝRLÝÐÝ KISKACINDA TÜRKÝYE” adlý baþyazýsýnda Yalaz Irak’taki savaþ ile ilgili olarak þöyle yazýyordu:
“Gerek ABD önderliðindeki saldýrgan koalisyon, gerekse Baas rejimi açýsýndan gerici bir karakter taþýyan bu savaþta komünistler, yalnýzca hem bölgesel gericiliði, hem de emperyalizmi zayýflatan, sosyalizm için savaþýmý güçlendiren bir savaþýmý destekleyebilirler. Böylesi bir karakter taþýyan savaþýmýn Irak devletinin sýnýrlarý içinde yürütüldüðüne iliþkin bir bilgimiz yok. (abç) Ama vurgulanmalýdýr ki, emperyalist koalisyonun, özellikle ABD emperyalizminin yenilgisi hem bölgesel düzeyde, hem de dünya düzeyinde anti-emperyalist ve sosyalist savaþýmý güçlendirici bir etki yapacaktýr. ” (Devrimci Bülten 32, sayfa 3)
Yalaz herhalde PDK kadrolarýnýn hafýzasýný ve zeka düzeyini ölçüyor olsa gerek!

Yukarýdaki alýntýlardan da çok açýk bir þekilde görüldüðü gibi Yalaz’ýn Irak savaþýndaki tutumu ile Lübnan savaþýnda almýþ olduðu tutum arasýnda farklýlýklar vardýr. Irak savaþýnda Yalaz, bir tercihten bahsetmemektedir. Savaþan her iki tarafýn da gerici olduðunu belirtmekte ve ancak sosyalizm için savaþýmý güçlendiren bir savaþýmýn destekleneceðini belirtmektedir ki bunun yani böyle bir savaþýmýn Irak’ta mevcut olmadýðýný belirtmektedir. Anlaþýlan son dönemlerde Irak’ta böyle bir savaþým baþlamýþtýr ama bizim haberimiz yoktur!

Burada ilginç bir durum daha doðrusu sosyal emperyalist bir politika üzerinde ilerlemenin kaçýnýlmaz mantýksal sonuçlarý ortaya çýkmakta ve Yalaz’ýn sosyal emperyalizmi sosyal-þovenizm ile birleþmektedir. Bu noktayý biraz daha açmak gerekir.

Yalaz, ABD emperyalizmi ve iþbirlikçileri karþýsýnda sözde “direnen” kesimlerin kazanmasýnýn tercih edilmesinden yanadýr. Peki tercih edilen kesimler kimdir? Baasçýlar, Ýran yanlýsý Þiiler, El Kaide yanlýsý gruplar, Suriye yanlýsý gruplar vs. Bu gerici politik eðilimlerin sosyalizm için savaþýma ne getireceklerini insan gerçekten merak ediyor!?

Ama burada çok daha ilginç bir nokta yatýyor. Yalaz’ýn kazanmasýný tercih ettiði politik eðilimlerin kazanmasýný ilginçtir Türkiye Cumhuriyeti devleti de istemektedir. Çünkü bu gerici politik eðilimler Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýna karþýdýrlar ve Kürt ulusunun yeminli düþmanýdýrlar. Politik iktidarý ele geçirdikleri andan itibaren TC, Ýran ve Suriye ile beraber, Güney Kürdistan’da çeþitli reformlar sonucunda ortaya çýkan özerk Kürdistan’ý ortadan kaldýracaklarý gibi Güney Kürdistan’daki fiili durumdan yararlanan Kürdistan’ýn diðer parçalarýndaki hareketlere de büyük darbe vurmuþ olacaklar. Yalaz’ýn kazanmasýný tercih ettiði politik eðilimler kaçýnýlmaz olarak Türkiye, Suriye ve Ýran’ýn Kürdistan üzerinde stratejik üstünlüðünü getirecektir ve Kürt ulusunu katliamýn eþiðine getirecektir. Irak’taki bu gerici politik eðilimlerin kazanmasý, Kürt iþçi ve emekçilerini daha fazla Kürt milliyetçilerinin politik saflarýna itecektir ki bu durum ezen ulus milliyetçiliðini daha fazla kamçýlayacaktýr. Yalaz Irak’taki bu gerici akýmlarýn kazanmasýný tercih etmekle, pratikte Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkýný pratikte imkansýz hale getirdiði gibi bu ulusu, ezen devletlerin katliamý ile karþý karþýya getiren bir politikayý da ayný zamanda kabul etmiþ olmaktadýr. Yalaz artýk istediði kadar uluslarýn kendi kaderlerini tayin hakkýný savunsun! Bu savunu ileri sürmüþ olduðu politikalar çerçevesinde artýk süs olarak durmaktadýr! PDK da bunu yuttu öyle mi!?

Peki Yalaz’ýn ileri sürmüþ olduðu politikanýn bölgesel sonuçlarý ne olmaktadýr?

K. Erdem, Yalaz’a vermiþ olduðu yanýtta, Yalaz’ýn ileri sürmüþ olduðu politikanýn olasý bölgesel sonuçlarýný kýsaca þöyle belirtmiþtir:
“Bu pasajda Yalaz herþeyi ele veriyorsun. Peki ben niçin Irak’ta üstelik belirttiðin gibi (“iþgale ve iþbirlikçilerine karþý savaþan baþlýca güçlerin politik anlamda ilerici (abç) olmadýklarý biliniyor”) ilerici olmadýklarý ve dolaylý olarak baþka bir emperyalist grubun politikalarýnýn uzantýsý olduklarý halde taraf tutayým? Niçin ben bir tercih yapayým? Yapmam. Benim görevim her ikisinin çirkef yüzünü göstermektir. ABD ve Ýsrail kendi bölgesel planlarýný gerçekleþtiremeseler dahi yani devrimci olmayan güçler (ki bu noktada mutlaka bir emperyalist merkeze baðlýdýrlar ve emperyalist ekonominin ve politikanýn mantýðý gereði baðýmsýz kalamazlar) tarafýndan yenilgiye uðratýlsalar dahi bunun bölge iþçilerine ve emekçilerine yine tek kelimeyle gericilik ve zulum getireceði yani baþka bir emperyalist yamyam tarafýndan doldurulacaðý kesindir:1979 Ýran’da olanlar herkesin kulaðýna küpe olsun.

Ýstersen bir fikir jimnastiði yapýlabilir:Diyelim Irak’ta ABD yenildi ve Ýran’a baðlý þiiler ve Baasçýlar (Rusya ve Suriye destekli) kazandýlar. Bunun sonucu olarak G. Kürdistan’ýn kýyýma uðratýlmasý ve özerkliðin kaldýrýlmasý olur. Lübnan’da Ýsrail’in yenilmesinin sonuçlarý ise Ýran ve Suriye’nin etkisininin Lübnan’da güçlenmesi olur. Filistin’de Ýsrail’in yenildiðini ve Hamas’ýn daha da güçlendiðini varsayalým. Peki bütün bunlarýn bölge iþçilerine ve halklarýna olumlu ne tarafý var? Hatta belki eskisinden daha kötü bir durum ortaya çýkacaktýr. Bu da hangi taraf kazanýrsa o tarafýn ayný olacaðý anlamýna gelir. ” (K. Erdem’in Yalaz’a göndermiþ olduðu 11 Aðustos 2006 tarihli mektup, Arþiv)
Yalaz’ýn oportünizminin açýk seçik nedenini ve teorik kökenini artýk belirtmek gerekir. Yalaz’ýn teorik hatasý, bir zamanlar Lenin’in “Ne Yapmalý? ”da eleþtirmiþ olduðu, Ekonomistlerin ve Teröristlerin teorik ve politik hatalarýnýn bir benzeridir. Bu hatanýn özü, iþçi sýnýfýnýn politik eðitimini atlamasý, onun baðýmsýz politik eðlemini yoketmesi ve komünist hareketin geliþimini (bölge ülkelerinde) onun baðýmsýz politik eyleminden ziyade, burjuva sýnýflarýn politik olanaklarý üzerine oturtmuþ olmasý ya da ondan medet ummasýdýr.

Yalaz Irak iþçi sýnýfýnýn, Lübnan iþçi sýnýfýnýn devrimci politik görevlerini atlayarak, bu ülkelerin komünist ve devrimci hareketlerini gerici sýnýflarýn kuyruðuna takýyor. Bu ülkelerde kominist ve devrimci hareketlerin geliþimini, onlarýn baðýmsýz ideolojik ve politik eylemleri üzerine deðil, devrimci olmayan sýnýflarýn politik eylemleri ve olanaklarý üzerine kuruyor.

Doðru komünist politik tutum, bölge iþçilerinin ve halklarýnýn politik çýkarlarýný, gerici burjuva sýnýflarýn birinin diðerini altetmesi üzerine kurmak yerine, böylece de burjuvazinin politik strateji ve taktiklerinin üzerine kurmak yerine, bölge iþçilerinin devrimci görevlerinin ve önceliklerinin öne çýkarýlmasý olmalýdýr. Hiç kuþkusuz bu devrimci görev ve öncelikler de ülkeden ülkeye deðiþir ve her ülkenin komünist ya da devrimci hareketinin tarihsel geliþme düzeyine baðlý olarak deðiþik biçimler alýr.

Ýþçi sýnýfýný kendi politik örgütlenmesi ve bu örgütlenmenin çeþitli görevleri dýþýnda, baþka bir örgütsel eðilime çekmek isteyen her birey, grup, çevre, örgüt vs. oportünisttir. Komünist hareket içerisinde böyle bir eðilim, burjuvazinin iþçi sýnýfý içerisinde dolaylý etkisinden baþka bir þey deðildir, ki bunun adý da ML literatürde tasfiyeciliktir. Tasfiyecilik, burjuva ideolojik ve politik etkinin iþçi sýnýfý hareketi içerisinde tezahüründen baþka bir þey deðildir.

Plehanov, Kautsky, Martov vs. nasýl burjuvazinin safýna geçerek iþçi sýnýfýna ihanet ettiler? Ýþte böyle ihanet ettiler, Yalaz’ýn geçtiði yollardan geçerek ihanet ettiler!

Kýsacasý Yalaz, Irak savaþýnda savaþ karþýsýnda asýl görüþünü gizlemiþ ve zamanla kendi asýl görüþünü “çaktýrmadan” yaymaya ve PDK içerisinde egemen kýlmaya çalýþmýþtýr. Az ileride baþka bir sorunda da ayný þekilde davrandýðýný göreceðiz.

Doðrusunu söylemek gerekirse Yalaz’ýn “dolaylý emperyalist savaþ “ karþýsýnda böyle bir hata yapacaðýný her zaman bekliyorduk. (2) Çünkü Yalaz’ýn “emperyalizm savunusu”, “demokratik devrim savunusu”, “Kürt Ulusal sorunu” karþýsýndaki tutumu vs. ister istemez böyle bir beklentiye yolaçmaktaydý.

Yalaz’ýn eleþtirisinin ana noktasýna gelecek olursak yani “sosyalist tartýþma kültürüne yabancý olan dil ve üslup” kullanýmýna gelecek olursak iþte PDK’nýn Yalaz’a göre hatasý yukarýda kendisine karþý yapýlan eleþtiride kullanýlan dil ve üsluptur. Bu noktanýn deðerlendirmesini de komünist ve devrimci kamuoyuna býrakýyoruz ama az ileride Yalaz’ýn PDK kadro ve sempatizanlarýna karþý kullanmýþ olduðu üsluba da geleceðiz.
Yalaz ile PDK arasýndaki iliþkilerin kopmasýna neden olan olayýn geliþimini ve genel hatlarýný belirttikten sonra, Yalaz’ýn daha baþka eleþtirilerine geçelim.

Yalaz yine ayný makalede þöyle yazmaktadýr:
“ PDK'yla iliþkilerimi neden sonra erdirdiðimin daha iyi anlaþýlmasý için kýsaca PDK'dan söz edeyim. Yaklaþýk olarak 12 yýllýk bir geçmiþi olan küçük bir komünist politik örgüt olan PDK, 2002 yýlý sonlarýna doðru Yalaz'ýn katýlýmýyla "çalýþanlarýný" baðlayýcý politik çizgisi/platformu olmayan ve farklý bir yapýya kavuþturulmasý kararlaþtýrýlan özel bir geçiþ dönemi yaþamaya baþlayan bir geçiþ örgütüne dönüþtü. Özel geçiþ dönemi kuruluþ bildirgesini kabul etmeye yetkili bir organýn toplanmasýyla sona erecek ve gerek örgütün gerek merkez yayýn organýnýn adý komünizm nihai amacýna uygun bir duruma getirilecekti. Asýl olarak alýnan kararlara uygun davranýlmamasý nedeniyle bu görev yerine getirilmedi/getirilemedi. ”(abç)(A. H. YALAZ, www.komunistdevrim. org)

Burada çok açýk bir þekilde olaylarýn ve olgularýn saptýrýlmasý sözkonusudur ve asla PDK tarafýndan kabul edilemez vede Yalaz gibi bir devrimciye de asla yakýþmamaktadýr.

Gerçekten de PDK ile Yalaz (2002’nin sonu deðil Eylül-Ekim aylarýnda) nasýl bir anlaþma yapmýþlardýr?

Bu anlaþmanýn içeriðini belirtmeden önce bu anlaþma öncesi taraflarýn beraber çalýþma noktasýnda nasýl düþündüðünü açýklamak gerekir.

PDK ile Yalaz 2000 yýlýnýn sonlarýndan 2002’nin Eylül-Ekim aylarýna kadar olan zaman zarfýnda, karþýlýklý mektuplaþmalar ve yüzyüze görüþmeler sonucunda birbirlerini ideolojik-politik ve örgütsel bakýmdan asgari düzeyde tanýma fýrsatý bulmuþlardý. Bu zaman zarfýnda PDK, Yalaz ile bir çok ideolojik anlaþmazlýk noktasý görmüþ ve onun ile ilkesel olarak bu anlaþmazlýklar varolduðu müddetçe bir örgüt içerisinde çalýþmanýn olanaksýz olduðu sonucuna varmýþtý. Ancak Yalaz ile bir örgüt içerisinde olmasa da pratik ve örgütsel olarak bir çok iþ yapýlabileceði kanaatý da mevcuttu. (3) Yalaz ile bir örgüt içerisinde beraber çalýþýlmasý ancak aradaki ideolojik sorunlarýn asgari düzeyde aþýlmasý ile olanaklý olduðu düþünülmekteydi. Bunun için de belirli bir zamana ihtiyaç vardý. Karþýlýklý olarak varolan sorunlarýn tartýþýlmasý sonucunda (ki belirli bir zaman alacaðý kesindi) bir örgüt içerisinde çalýþýlýp çalýþýlmayacaðý anlaþýlmýþ olacaktý.



(1) Bu mektupta söz konusu olan yazý Devrimci Bülten’in 43. sayýsýnda yayýnlanan ama daha önce de www. komunistdunya. org sitesinde yayýnlanan « Ortadoðu’da Dolaylý Emperyalist Savaþ » adlý makaledir.

(2) Bunu tek biz söylemiyoruz, komünist çevrelerden bir çok kiþi bize ayný þeyi söylemiþlerdir.

(3) Bu kanaat hala daha devam etmektedir ve bu noktada tarafýmýzda bir deðiþiklik yoktur.


Devrimci Bülten Sayý 44, Devamý...

|
_ _