 |
komunistdunya.org |
 |
|
 |
Son Yazýlar |
 |
|
|
 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 44 (3) |
 |
 |
PDK VE A. H. YALAZ ARASINDAKÝ ÝLÝÞKÝLER ÜZERÝNE-2 2000 ile 2002 yýlý arasýndaki zaman zarfýnda her iki tarafýn da oldukça samimi ve iyi niyetli olduðundan kuþku yoktur. Her iki taraf elinden geldiðince sorunlar üzerinde düþünmekte ve belirli bir çaba sarfetmekteydi. 2002 yýlýnýn Eylül-Ekim aylarýnda Yalaz, PDK ile görüþme talebinde bulundu. Görüþmede Yalaz, birlikte çalýþma noktasýnda PDK’nýn görüþlerini sordu ve daha sonra kendi görüþünü belirtti. PDK, Yalaz’a kendisini bir taraf olarak gördüðünü ve bazý teorik görüþlerine oldukça önem verdiðini (özellikle de örgüt noktasýndaki teorik görüþlerine) ve kendisine “ittifak” önerdiðini yani bir örgüt içerisinde yeralmadan ama en sýký iþbirliði yoluyla beraber iþ yapmayý önerdi. Yalaz ise aþaðý-yukarý þunlarý söyledi: Geçen iki yýl zaman zarfýnda PDK’yý az-çok tanýdýðýný; komünist teoriyi geliþtirmesi noktasýndaki çabalarýný gördüðünü ve olumlu bulduðunu, özellikle de komünizmin tarihine olan eleþtirel yaklaþýmý çok önemli bulduðunu; komünist örgüt noktasýndaki tutumunu olumlu bulduðunu ve ilk defa kendisinin bu noktadaki görüþlerini az-çok kabul eden bir örgütün bu noktada PDK olduðunu ama bununla birlikte de PDK ile arasýnda önemli ideolojik anlaþmazlýklarýn varolduðunu ama bunun bir örgüt içerisinde beraber çalýþmaya, þayet her iki taraf bu birlikteliði belli bir dönem özel bir tarzda yürütmeye çalýþýrsa mani olmayacaðýný belirten bir konuþmada bulundu. Doðrusunu söylemek gerekirse PDK, Yalaz’ýn yapmýþ olduðu öneriyi biraz sürpriz karþýladý. Çünkü Yalaz’ýn böyle bir öneri getireceðini pek de tahmin etmiyordu. Çünkü Yalaz oldukça ince eleyip sýk dokuyan ve oldukça ihtiyatlý hareket eden birisidir. Ama yine de Yalaz’ýn önerisini olumlu karþýladý çünkü bu öneride bir örgüt içerisinde beraber çalýþma kabul edilmekle birlikte, taraflar aralarýndaki ideolojik anlaþmazlýklardan dolayý “özel bir dönem” de vurgulanýyordu. Peki bu özel dönemin içeriðini taraflar nasýl doldurmuþtu ya da nasýl bir anlaþma yapmýþlardý? Bu özel dönem hiçte Yalaz’ýn iddia etmiþ olduðu þu görüþ deðildi: “(...)"çalýþanlarýný" baðlayýcý politik çizgisi/platformu olmayan ve farklý bir yapýya kavuþturulmasý kararlaþtýrýlan (...) (...)Özel geçiþ dönemi kuruluþ bildirgesini kabul etmeye yetkili bir organýn toplanmasýyla sona erecek ve gerek örgütün gerek merkez yayýn organýnýn adý komünizm nihai amacýna uygun bir duruma getirilecekti. ” Yalaz’ýn bu ileri sürdükleri sadece olaylarýn saptýrýlmasýndan baþka bir þey deðildir. Kaldý ki mantýklý da deðildir. PDK Yalaz’ýn katýlmasýndan sonra “baðlayýcý politik çizgisi olmayan” bir yapýya kavuþmadý. Her seferinde olaylara taraflar kendi ideolojik-politik bakýþ açýsýndan yaklaþacaklardý ve yaklaþtýlar (zaten baþka türlü olmasý mümkün deðil). Bu özel dönem taraflarýn aralarýndaki ideolojik anlaþmazlýklarý çözme dönemi olacak ve belirli bir süre sonra þayet bu sorunlar olumlu bir þekilde çözülürse de bir konferansa gidilerek resmi olarak tescillenecekti. Þayet çözülmez ise taraflar ayrýlacak ama bunu yaparken birbirlerini incitmemeye ve olumsuz þeyler yaþanmamasýna dikkat edecek ama birlikte iþ yapmayý da sürdüreceklerdi. Burada yapýlan hata PDK açýsýndan þudur: Bu özel dönemi belirli bir zaman süresi ile kýsýtlamamýþ olmasý ve ucunu açýk býrakmýþ olmasýdýr. Örneðin anlaþma yapýldýðý zaman bu anlaþmanýn iki yýl sonra gözden geçirilmesi ve bir bilanço çýkarýlmasý temelinde devam edip ettirilmeyeceðinin kararýnýn PDK tarafýndan öne sürülmemiþ olmasý PDK’nýn en büyük hatasý olmuþtur. Kendiliðinden anlaþýlýr ki taraflar arasýnda asgari bir ideolojik birliktelik yakalanmadan, bu özel sürecin olumlu bir þekilde sonlandýrýlmasý yani Yalaz’ýn iddia etmiþ olduðu “yetkili bir organýn toplanmasý” (kaldý ki bu konferanstýr) mümkün deðildir. Taraflar böyle bir özel dönem üzerinde anlaþtýlarsa, bu her iki tarafýn özerkliðinin ve baðýmsýzlýðýnýn görüþ ayrýlýklarýndan dolayý garanti altýna alýnmasý içindir. Çünkü taraflar kendi savunmuþ olduklarý görüþlerin mutlak olmadýðýný ve göreceli olduðunu, bu özel dönem süresince ideolojik mücadele, eleþtiri ve özeleþtiri yoluyla karþýlýklý olarak birbirlerini etkilemeye çalýþacaklarý üzerinde anlaþmýþlardý. Þayet taraflarýn görüþleri kendileri açýsýndan mutlak olsaydý o zaman özel bir dönem üzerinde anlaþmaya yine ayný þekilde bir araya gelip bir tek örgüt çatýsý altýnda çalýþma üzerinde anlaþmaya da gerek yoktu. Çünkü daha baþtan itibaren her iki tarafýn da anlaþamayacaðý bellidir. Taraflarýn kabul ettiði özel dönem aradaki ideolojik sorunlarýn çözümüne yönelik olan ve bu dönem boyunca taraflarýn özerkliði ve baðýmsýzlýðýný asgari düzyde garanti altýna alan ve ucu açýk olan yani belirli bir zaman sonunda belirli bir asgari ideolojik ve politik birliktelik yakalanamadýðý zaman da taraflarýn ayrýlmasý ile sonuçlanabilecek bir dönemdir. Yukarýda da PDK’nýn bu noktadaki hatasýnýn bu özel dönemi bir zaman süresine baðlamamak olduðunu da belirttik. Çünkü bu nokta önemli ve buraya ileride tekrar döneceðiz. Ama taraflar bir konferans toplamayý da prensip olarak kabul etmiþlerdir. Ama bu konferans kararý ne zaman alýnmýþtýr? Bu karar 2004’ün sonlarý ve 2005’in baþýnda alýnmýþtýr yoksa Yalaz’ýn iddia ettiði gibi 2002’de deðil. Bu noktanýn daha da açýlmaya ihtiyacý var çünkü konferans kararýnýn nasýl ve hangi þartlar altýnda alýndýðýnýn bilinmesi gerekir. 2005’in baþlarýna gelinceye kadar ideolojik sorunlarýn çözülmesi noktasýnda PDK ile Yalaz arasýnda bir arpa boyu yol katedilmemiþtir. Taraflar eski ideolojik pozisyonlarýna yüzde yüz denmese de yüzde doksan sadýk kalmýþlardýr. Bu noktada PDK’nýn Yalaz’a bir konferans önermesi doðru deðildi ve etik de deðildi. Çünkü toplanacak bir konferansta Yalaz’ýn azýnlýkta kalacaðý açýktý. Bu noktada konferans isteði Yalaz’dan geldi. Yalaz ile anlaþmadan önce PDK’nýn bir konferans toplama ve bu konferans ile örgütün ve merkezi yayýn organýnýn adýný deðiþtirme ve o güne kadar olan ideolojik çalýþmalarýný resmileþtirme çalýþmasý vardý. Ancak Yalaz ile yapýlan anlaþma sonucunda bu konferansýn belirli bir süre ertelenmesi uygun görüldü. Konferans önerisi 2004’ün sonlarý ve 2005’in baþlarýnda Yalaz’dan geldi. Bu öneri geldiði zaman Yalaz’a þu soruldu:Aramýzda ciddi ideolojik anlaþmazlýklar varken nasýl konferansa gideceðiz? Nasýl bir irade birliði saðlayacaðýz? Kendisi bu noktada aþaðý-yukarý þunlarý söylemiþtir: Konferansta hem fikir olduðumuz (bu noktanýn örgütsel ilkeleri kapsadýðý açýk) noktalar üzerinde anlaþýlabileceði, örgütün ve merkezi yayýn organýnýn adýnýn deðiþtirilebileceði ve anlaþmazlýk noktalarýnýn ise dýþarýda býrakýlarak ileriki sürece ertelenebileceðini belirtti. Bizim buna ilkesel olarak bir itirazýmýz yoktu. Kendisine bu noktada üzerinde anlaþabileceðimiz bu asgari ilkelerin bir taslaðýnýn hazýrlanmasý önerisi yapýldý ve kendisi de bildiðimiz kadar bunun üzerinde çalýþýyordu. Bu taslaðýn hazýrlanmasý daha bitmemiþti. Bu yukarýda yazýlanlardan sonra artýk okurun bu özel dönemin gerçek içeriði ve kapsamý hakkýnda doðru bir fikir sahibi olduðu inancýndayýz. Þimdi de Yalaz’ýn yapmýþ olduðu baþka bir eleþtiriye geçelim: “Örgüt-içi iliþkilerde öyle bir noktaya gelinmiþti ki, sorunlarýn eleþtiri ve özeleþtiri yöntemlerinin uygulanmasýyla çözülme olanaðý olmadýðý sonucuna vardým. Örgütsel ayrýlýk dýþýnda baþka yöntemlerle çözülemeyecek bir örgüt-içi kriz dönemi yaþanýyordu. Yoldaþça güven, karþýlýklý saygý ve dayanýþmaya ve örgüt içi açýklýða dayanan bir örgütsel iliþki sürdürme olanaðý kalmamýþtý. Örgütsel iliþkilerin koparýlmasýnýn benim için yerine getirilmesi gereken bir görev olduðu noktaya gelindiðinde de gereðini yaptým. ” (abç)(ayný makale) Anlaþýlan Yalaz’ýn taktiði belli: En iyi savunma saldýrýdýr! Ancak bu taktik “geri hatlarý” saðlam olanlar için geçerlidir. Yalaz gibi sicilinin pek de bu noktada parlak olmayan birisi için bu taktik bozgun ile sonuçlanabilir. Aslýnda Yalaz tam da bu noktada bizim can damarýmýza basmýþtýr. Aslýnda bu eleþtiriyi bizim ona yapmamýz gerekirken o bize yapýyor. Þu bizim açýmýzdan tartýþmasýzdýr: Eðer PDK içerisinde gerçekten sosyalist kültüre ve sosyalist örgüt içi iliþkilere yabancý ve yoz iliþkiler varsa bunlarý bilen ama teþhir etmeyen birisi suç iþlemektedir. Ama bunlar da somut kanýtlar temelinde yapýlmalýdýr. Sadece bazý þeyleri ima etmek ama bunlarý somut kanýtlara dökmemek sadece bir kurumu zan altýnda býrakmaya yarar ki bunun hiçbir þekilde devrimci bir yaný yoktur. Bu noktada açýkça þunu söyleyebiliriz ki ne yazýk ki Yalaz yine olaylarý çarpýtmýþ ve gerçekleri bambaþka göstermeye çalýþmýþtýr. Belki çok garip gelecek ve okur gerçekten inanmakta zorlanacak ama Yalaz’ýn “Yoldaþça güven, karþýlýklý saygý ve dayanýþmaya ve örgüt içi açýklýða dayanan bir örgütsel iliþki sürdürme olanaðý kalmamýþtý. ” demek ile ileri sürdüðü þey kendisine yapýlan ideolojik eleþtiride kendisinin ima yoluyla revizyonizm ile eleþtirilmesidir. Bereket versin sorun yeni deðil! Bazý þeylerin anlaþýlabilmesi için bu noktanýn biraz açýlmaya ihtiyacý var. Yalaz’ýn görüþüne göre, ideolojik tartýþmalarda kendisinin görüþlerinin revizyonist, reformist, sosyal-þoven vs. nitelendirilmesi bir ideolojik eleþtiri deðil kendi kiþiliðine yapýlmýþ bir hakarettir. Bunlarý yazarken okur kendisiyle alay ettiðimizi ya da Yalaz’a iftira attýðýmýzý düþünecektir. Ama maalesef gerçek! Böyle bir zihniyet ile karþý karþýyayýz. Bunlarý tartýþmak bile gerçekten utanç vericidir ama gerçek bu! Gerçek bu olduktan sonra yapýlacak tek þey gerçeðin yüzüne bakma cesaretini göstermektir. Bunlarý yazarken Yalaz’a hakaret etmek ya da iftira atmak aklýmýzýn ucunda dahi geçmemektedir. Ama bu ileri sürdüðümüzü somut kanýtlara da dökeceðiz. Yýl 2001’in sonlarý PDK’yý temsilen Yalaz’ý ziyarete giden K. ERDEM ile YALAZ ulusal sorun üzerine normal bir þekilde tartýþmaktadýrlar. Bir ara ERDEM Yalaz’ýn görüþlerini ima yoluyla sosyal-þovenizm ile eleþtirir. Bunun üzerine kýzan Yalaz K. ERDEM’e yüksek bir ses ile terbiye sýnýrlarýný aþan bir tarzda ve tonda baðýrýr. Tartýþma orada diðer bir güne kadar kesilir. Yalaz özür dileme ihtiyacý duymaz. Yýl 2005’in Mayýs aylarý. Yalaz K. ERDEM ve K. SALMAN’ýn olduðu bir grup PDK’lýyý ziyaret eder. Bu ayný zamanda Yalaz’ýn konferans önerisini yaptýðý dönemdir ve konferans ile ilgili toplantýnýn ilkinin yapýlacaðý bir dönemdir. Yalaz ile uzun zamandýr yüz yüze gelmeyen K. SALMAN onun ile karþýlaþmayý fýrsat bilerek Yalaz’ýn “Ulusal Sorun” (4) ile ilgili yazýsý hakkýnda devrimci çevrelerden gelen bir eleþtiriyi Yalaz’a aktarýr. K. SALMAN’ýn aktardýðý eleþtiri þudur: “Dýþýmýzdaki devrimci çevreler senin yazýn hakkýnda ulusal sorunda sosyal-þovence bir tutuma sahip diyorlar” Yalaz, Salman’a “devrimci çevreleri bir kenara býrak sen bu konuda ne düþünüyorsun? ” diye sorar. Salman’ýn Yalaz’a cevabý þudur: “Ben de ulusal sorunda sosyal-þoven bir tutuma sahip olduðunu düþünüyorum” diye cevap verir. Bunun üzerine Yalaz çok sinirlenir ve baþ parmaðýný Salman’a sallayarak “Kimsenin kendisine böyle hakaret edemeyeceðini ve bunu yapaný onun yanýna býrakmayacaðýný” belirtir. Orada bulunanlar olaya müdahale ederler ve tartýþma son bulur. K. Salman ortamý terk eder. Bir gün sonra iki yoldaþýn kendisine yapmýþ olduðu eleþtiri de hatasýný kabul eder ama Salman’dan özür hiçbir zaman dilemez. Ama Yalaz’ýn hatasýný kabul etmesi de kendisine özgüdür. Bu olay ile ilgili olarak özeleþtiri de bulunurken tam hatalý olduðunu kabul etmez sadece “vücut dilinin yanlýþ olduðu”nu (bu sözcükler tamamen kendisine aittir) kabul eder (Sanki Yalaz’ýn “vucudunu” kendi bilinci deðil de baþkasý yönetiyor!). Üstelik cezayý kestiði kiþi de bellidir: K. ERDEM. Nedeni K. Erdem Salman’ýn “hakaretleri” karþýsýnda Salman’a tavýr almamýþtýr ve Salman’ýn “hakareti”ni sadece bir ideolojik eleþtiri saymýþtýr ki bu eleþtiri deðil hakarettir. Herþey bu kadar ile kalsa iyi ama Yalaz devam eder. K. ERDEM suçludur çünkü Salman’ýn Yalaz’ýn ulusal sorundaki görüþlerinin sosyal-þoven olduðunu bilmektedir ama bunu Yalaz’dan gizlemiþtir. Hatta bu bir komplodur çünkü bu tartýþma açýlarak Yalaz teþhir edilmek istenmiþtir. Ayný þekilde Salman’da sabotajcýdýr çünkü toplantýnýn gündemini baþka bir soru sorarak sabote etmiþtir! Kaldý ki bu bir toplantý sýrasýnda deðil evde yapýlan normal bir sohbet sýrasýnda sorulmuþ bir sorudur. Dýþarýdan PDK’ya bakan birisinin bu olay karþýsýnda ilk diyeceði þey herhalde þu olmalý: PDK denen örgüt herhalde bir zýr deliler örgütü olmalý! Ama olaylar burada kalsa iyi, ýsrarla Yalaz Salman’ýn söylediklerinin ideolojik bir eleþtiri deðil, hakaret olduðundan ýsrar eder ve isterse örgüt dýþýndaki “baðýmsýz” kiþilere de bunun sorulabileceðini belirtir. Israrla birisi ayný þeyleri söylemeye devam ederse belli bir zaman sonra insan artýk kendisinden þüphelenmeye baþlar. ”Acaba Yalaz haklý olabilir mi? ” diye sormaktan kendisini alamaz. Bunun üzerine devrimci ve komünist hareketten þu kiþi ve çevrelere danýþýlýr: Teori ve Politika dergisi çevresinden bir arkadaþa; KÖZ çevresinden bir yoldaþa; Devrimci Parti Güçleri’nden bir yoldaþa; Kürdistan Marksist Leninist Partisi'nin Ýnþasý Ýçin KOMÜNÝST HAREKET‘ten bir yoldaþa ve yine pek çok baðýmsýz devrimci ve sýradan sempatizana þu soru soruldu:bir devrimci bir devrimciye sosyal-þoven eleþtirisinde bulunduðu zaman bu bir ideolojik-politik eleþtiri midir yoksa hakaret midir? Ýlginçtir yukarýda sorduðumuz kiþi ve çevrelerden hiç kimse bunun hakaret olduðunu söylememiþlerdir ve sanki aðýz birliði etmiþçesine bunun bir ideolojik-politik eleþtiri olduðunu belirtmiþlerdir. PDK tarafýndan defalarca Yalaz’a, ideololojik mücadelede bu tür sözcüklerin kullanýlabileceði ve gerektiði yerde kullanýlmasý gerektiði ; herhangi birisinin eleþtirisinde bu tür sözcüklerin yasaklanmasýnýn ya da ona kullanýlmamasýnýn önerilmesinin oldukça tehlikeli ve bürokratik eðilimlere yolaçacaðý belirtilmiþtir. Eleþtiri yapan kiþi karþý tarafý eleþtirirken bu eleþtirileri yanlýþ da yapabilir. Herkes doðru eleþtiri yapacak diye bir kaide yoktur. Ama yanlýþ eleþtiri dahi eleþtiri yapanýn bu tür sözcükleri kullanma özgürlüðünü elinden almaz. Bu nokta Yalaz’a defalarca belirtilmiþtir. Bu noktada PDK’nýn tavrý açýk ve nettir: Marx mezarýndan kalksa; Engels’in külleri bir araya gelse dirilse;Lenin mozelesinden uyansa ve gelip PDK’dan böyle bir tavizde bulunsalar onlara dahi bu taviz verilmeyecektir! Çünkü bu sosyalist demokrasinin geliþtirilmesi, içselleþtirilmesi ve onun aracýlýðýyla kadrolarýn teorik ve politik bilincinin geliþtirilmesi açýsýndan olmazsa olmaz koþuldur. Anlaþýlan Yalaz’ýn bu hastalýðý devam ediyor. Çünkü son olaylarda iliþkileri koparmaya götüren durum onun eleþtiriye olan tahammülsüzlüðüdür. Üstelik bunlarý “sosyalist kültürü” aðzýndan düþürmeyen Yalaz yapýyor. Bu sözcüðü en son kullanacak kiþi odur! Baþkalarýnýn kendisine bu tür ideolojik eleþtiriler yapmasýný istemeyen Yalaz peki kendisi PDK kadrolarýna ne tür eleþtiriler yapmýþtýr bir de ona bakalým. Ýþte yine ulusal sorunda Yalaz’ýn yüzyüze olan konuþmalarda yapmýþ olduðu bazý eleþtiriler: - PDK “Birleþik Kürdistan”ý ilke düzeyinde savunduðu için Kürt milliyetçiliðinin aðýr ideolojik etkisi altýndadýr.
- Kürt olduðunuz için ulusal sorunda Birleþik Kürdistan’ý savunuyorsunuz.
- Madem ki PDK içerisinde aðýrlýklý Kürt kökenli komünist var niçin Kürdistan komünist hareketi içerisinde deðil Türkiye komünist hareketi içerisinde örgütleniyorsunuz. vs.
Bu tür eleþtirileri yapan Yalaz’a kimse bir þey dememiþtir ve onda art niyet de aramamýþtýr. Çünkü bu eleþtirileri yapan Yalaz bunlarý art niyetli bir þekilde söylemiyordu biraz da iþin psikolojik boyutundan bakmaya çalýþýyordu. Þayet soruna onun pencerisinden bakmýþ olsaydýk yukarýdaki bu eleþtirileri bize karþý hakaret saymamýz gerekirdi. Ama asla böyle olmamýþtýr ve Yalaz’a karþý hiçbir saygýsýzlýk sözkonusu olmamýþtýr. PDK kadrolarý Yalaz’a karþý hep özel bir dikkat göstermiþlerdir. Birincisi içimizde en yaþlý olan kiþi Yalaz’dý ve Yalaz’ýn yaþýndan dolayý kimsenin ona saygýsýzlýk yapmasý aklýndan bile geçmemiþtir. Ýkinci olarak, Yalaz hep geldiði örgütlerde bürokratik yönetimden ve engellerden yakýnmýþtýr. PDK’da Yalaz’ýn hiçbir yazýsý sansüre uðramamýþ ve yazýlarýna katýlmasak da yayýnlanmasýna itirazýmýz olmamýþtýr. Devrimci Bülten imzasý altýnda dahi. Bunun örnekleri vardýr. Böyle bir durum olmuþsa Yalaz ortaya çýkýp söylemelidir. Son dönemlerde Yalaz’a verilen görevler ile Yalaz PDK içerisinde bir tür doðal “genel sekreter” konumuna yani örgütün en tepesine yükselmiþtir. Bunu inkar edebilir mi? Üçüncü olarak içimizde Türk kökenli nadir yoldaþlardan birisidir ve onun dýþlanmýþlýk duygusuna kapýlmamasýna çalýþmak bizim açýmýzdan da çok önemliydi. Bunun için hal ve hareketlerimizde dikkatli olmak bizim açýmýzdan özel bir durum arzetmekteydi. PDK kadrolarýnýn Yalaz’a karþý en ufak bir saygýsýzlýk göstermediðinin kanýtý Yalaz’ýn dört yýl PDK ile çalýþmýþ olmasýdýr. Çünkü Yalaz’ý az çok tanýyanlar þunu çok iyi bilirler:Yalaz kendisine en ufak bir saygýsýzlýðýn yapýldýðý yerde deðil dört yýl, deðil dört ay, deðil dört gün, dört saat dahi kalmaz! Yalaz ile çalýþmýþ ya da onun ile az çok insani iliþkilere sahip olanlar Yalaz’ýn bu ilkesel tutumunu çok iyi bilirler. Az yukarýda Yalaz’a son dönemlerde verilen görevlerden sonra (tabii bu da bazý zorunluluklarýn sonucuydu) Yalaz’ýn doðal bir “genel sekreter” konumuna yükseldiðini belirttik. Yine ayný þekilde Yalaz’ýn bazý bürokratik eðilimlerinden bahsettik. Bu noktada Yalaz’ýn son dönemlerde PDK merkezi Organý’ýndaki çalýþmalarýna ve yine genel olarak PDK ile arasýndaki örgütsel iliþkilerine ve pratiðine de yakýndan bakmak gerekir. Çünkü son dönemlerde Yalaz’ýn özel yaþamýnda almýþ olduðu bazý kararlar onun PDK ile iliþkilerini derinden etkilemiþtir. Bunlar belirtilmeksizin bazý gerçekler açýða çýkmaz. 2003 yýlýnýn baþlarýnda yapýlan bir Merkez Komite toplantýsýnda çok önemli bir karar alýnmýþtýr. Bu toplantýda PDK’nýn etkili bir yapýya kavuþabilmesi için, örgütün ideolojik, politik ve örgütsel ihtiyaçlarýnýn asgari düzeyde karþýlanabilmesi için, merkez komitesi çalýþanlarýnýn profesyonel bir çalýþma biçimine geçmelerinin içerisinde geçilen dönemde ana halkalardan birisi olduðu sonucuna varýlmýþtýr. Bunun için mali kaynaklarýn yaratýlmasý üzerinde düþünülmeye baþlanmýþ ve bazý öneriler yapýlmýþtýr. Daha sonralarý bu noktada küçük çapta da olsa bazý çalýþmalar yapýlmýþtýr ve halen de yapýlmaktadýr. Bu toplantý PDK’nýn çok önemli bir sorununa parmak basmýþ ve örgütsel çalýþmanýn niteliðinin yükseltilmesinin ve geliþtirilmesinin mali sorunlarýn asgari düzeyde çözülmesinde yattýðýný belirtmiþtir. Çünkü MK çalýþanlarý günlük geçim sorunlarýndan dolayý ve bunun için normal bir iþte çalýþmalarýndan dolayý bir çok defa örgütsel görevlerini aksatmýþlardýr vede aksakmaktadýrlar. Ýster istemez bu durum çalýþmalarýn dezorganize olmasýna ve sürekliliðin zayýflamasýna neden olmaktadýr. Örneðin yayýn organýnýn periyodunun sürekli akmasýnýn en önemli nedeni budur. Yine bir çok önemli teorik sorunun üzerine kapsamlý bir þekilde gidilememesinin nedeni budur. Yine bunun yanýnda pratik çalýþmalarda ortaya çýkan aksaklýklarýn altýnda yatan neden budur. Bu PDK’nýn kanayan yarasýdýr ve gerçek bir durumdur vede saklamaya da gerek yoktur. Peki bunlarý niçin yazýyorsunuz ve Yalaz ile ilgisi nedir diye sorulacaktýr? Yalaz Temmuz 2006 yýlýnda PDK’ya dört yýl sürecek bir “doktora” çalýþmasýna baþlayacaðýný ve doktora öðreniminin bir üniversite tarafýndan kabul edildiðini belirtmiþtir. Yalaz bir yanda haftada kýrk saatlik bir iþte çalýþmakta ve bunun yanýnda da dört yýl sürecek olan bir doktora çalýþmasýna baþlamaktadýr. Yalaz’ýn doktora çalýþmasýnýn bir çok örgütsel çalýþmayý aksatacaðý ve Yalaz’ýn üç iþi ayný anda götüremeyeceði açýktýr. Yalaz doktora yapma kararýný verirken bize danýþma ihtiyacý duymamýþtýr. Bundan belli bir süre önce Yalaz, beþ yýl sonra Türkiye’ye dönme ve orada yaþama kararý aldýðýný da yine PDK’ya bildirmiþtir. Yalaz’ýn doktora çalýþmasýnýn örgütsel çalýþmalarý aksatacaðý ve Yalaz’ýn PDK’ya karþý sorumluluðunu yeterince yerine getirmesine engel olacaðý bizim açýmýzdan oldukça açýktýr. Yalaz’ýn gerek çalýþtýðý iþ gerekse de doktora çalýþmasý günlük yaþamýn düzenli baskýsý altýndadýr ve bu noktada aksatacaðý çalýþma PDK merkezi organýndaki görevidir. Bunu bildiðimiz için kendisinden acil bir randevu talep ettik. Bu randevu 22 Aðustos 2006’da gerçekleþecekti ama savaþ karþýsýndaki politik tutum ile ilgili olan tartýþmalarda iliþkilerin kopmasýndan dolayý gerçekleþmedi. Kendisine ýsrarla yapýlan biraraya gelip görüþme ve sorunlarýn ele alýnmasý önerisini her seferinde geri çevirdi. Þayet Yalaz ile planlanan randevu gerçekleþmiþ olsaydý PDK’nýn Yalaz’a söyleyeceði þeyler kýsaca þunlar olacaktý: - Doktora çalýþmasý daha önce kabul edilen MK üyelerinin profesyonelleþme kararýnýn tam tersidir. Yani çalýþmanýn daha da amatörleþtirilmesidir. Örgütsel çalýþmanýn bir “hobi” çalýþmasýna indirgenmesidir.
- Böyle bir çalýþma tarzý ile önümüze koyduðumuz çok önemli teorik sorunlarýn çözülmesi mümkün deðildir ve komünist hareket içerisinde oportünist akýmlara karþý ideolojik ve politik olarak mücadele etmek de mümkün deðildir. Çünkü dýþýmýzdaki bütün örgüt, çevre ve gruplar az çok kendi çaplarýnda bir profesyonel çalýþma yürütmektedirler.
- PDK ile Yalaz arasýnda geçen dört yýllýk zaman zarfýnda önemli ideolojik farklýlýklar devam etmektedir ve bunun bir kopma ile sonuçlanmasý da mümkündür (þimdi olduðu gibi çünkü perþembenin geliþi çarþambadan belliydi!). Onun için iliþkilerin tekrar gözden geçirilerek yeni bir çalýþma tarzýnýn bulunmasý gerekir. Çünkü gelinen noktada Yalaz’ýn öncelikleri ile PDK’nýn önceliklerinin farklýlýk arzettiði ortaya çýkmýþtýr.
- Yalaz’ýn doktorasý süresi boyunca (dört yýl) aradaki ideolojik sorunlarýn bu zaman zarfý boyunca çözülemeyeceði ve bundan dolayý erteleneceði açýk hale gelmiþti. Çünkü Yalaz’ýn böyle bir tartýþmayý yürütecek imkaný ve zamaný olmayacaktý. Bu dört yýllýk zaman boyunca ideolojik sorunlarýn çözülmesini bir yana býrakalým, Yalaz merkezi organdaki çalýþmalarýný dahi layýkýyla yerine getiremez. Bunun için geçen dört yýllýk zaman zarfýndaki pratiðine bakmak yeter. Yalaz’ýn yayýn organýna yazdýðý bir çok yazý geçmiþte yazdýðý yazýlarýn bir tür derlemesi ve tekrar düzenlenmesidir. 2002-2006 arasýnda daha olumlu koþullarda görevlerini aksatýrken daha olumsuz koþullarda bunun nasýl olacaðýný bilmek için kain olmak gerekmez. Bu noktada bir örnek kanýmýzca aydýnlatýcý olacaktýr. Her yayýn organý çýktýktan sonra merkezi organda düzenli toplantýlar yapýlmaya çalýþýlýr. Devrimci Bülten’in 42. sayýsý çýktýktan sonra da böyle bir toplantý yapýlmýþtýr. Haziran 2006’da çýkan yayýnýn üzerinden yaklaþýk bir ay geçtikten sonra (tam olarak toplantý 23 Temmuz 2006’da yapýlmýþtýr) yapýlan toplantýda K. Erdem Yalaz’a kendi makalesi (6) hakkýnda ne düþündüðünü sorar. Yalaz makaleyi daha okuyamadýðýný belirtir. PDK Merkezi Organ tamamýný okumadýðý ama yayýnladýðý bir organ konumuna gelmiþti artýk! Yine bu sayýda Yalaz Aralýk 1999 tarihli bir makalesini yayýnlar. Bütün bunlar daha iþin baþýnda iþlerin nasýl bir yol izleyeceðinin çok açýk belirtisiydi.
- PDK Yalaz’a iliþkilerin yeni bir biçimde düzenlenmesi noktasýnda iki öneride bulunacaktý. Bu öneriler bir ayrýlýk anýnda her iki tarafýn maðdur olmamasýný ve elinin kolunun baðlanmamasýný içeriyordu. Bu öneriler hala daha da geçerlidirler. Ama içeriklerini burada yazmýyoruz.
Yalaz ‘ýn makalesinden aktarmalar yapmaya devam edelim: “Evet, dört yýl önce PDK'yla birlikte çalýþmaya baþlama kararý vermekle bir risk aldým. O günkü veriler, özellikle kimi ilkesel sorunlardaki (iþçi sýnýfýna dayanan sosyalizm anlayýþý, proletarya diktatörlüðü aracýlýðýyla komünist toplumun örgütlenmesi, komünist-devrimci savaþýmda saðlam bir gizli örgütün zorunluluðu gibi) yakýnlýk derecemiz, PDK'nýn dünya komünist hareketinin geçmiþine ve sosyalizm deneylerine eleþtirel yaklaþýmý, öðrenmeye ve deðiþmeye açýk genel bir tutuma sahip olmasý, varolan örgütü geliþtirerek yaþatma konusunda gösterilen kararlýlýk, PDK'nýn benden yardým istemesi ve bana karþý takýnýlan son derece olumlu genel tutum bu riskin alýnmasý gerektiðini gösteriyordu. Bugün gelinen noktada söylemeliyim ki, PDK'yla örgütsel iliþki kurma adýmýný erken atarak oportünistçe davrandým. Örgütsel iliþki kurmadan önce ortak iþler yaparak birbirimizi daha iyi tanýmalýydýk. “(abç)(Yalaz, aynýmakale) Yalaz burada çok ilginç bir özeleþtiride bulunmaktadýr. Örgütsel iliþki kurma adýmýný erken attýðýný belirtmektedir. Bunu söylerken ayný zamanda PDK’yý da dolaylý olarak oportünizm ile eleþtirmektedir. PDK bu noktada Yalaz ile ayný fikirde deðildir. PDK ile Yalaz arasýndaki iliþkilerde oportünist denebilecek bir durum sözkonusu deðildir. En azýndan bunu PDK açýsýndan söyleyebiliriz. PDK ile Yalaz aralarýndaki ideolojik farklýlýklara raðmen komünist hareket içerisinde eþine az rastlanýr bir pratik sergilemiþlerdir. Farklýlýklarýný komünist ve devrimci kamuoyundan gizlemeden ama farklýlýklarýna raðmen komünist güçleri bir araya getirme ve bir arada tutma çabasýný vermiþlerdir. Komünist hareket içerisinde sekterliðin oldukça güçlü olduðu bir dönemde böyle bir pratik bazý çevrelere garip de görünmüþtü. Ancak bu pratik yine de olumlu ve öðretici olmuþtur ama ayrýlýkla sonuçlanmasý da zorunlu deðildi. Þayet Yalaz yukarýda belirttiðimiz hatalarý yapmamýþ olsaydý ya da hata yapsa dahi kendisini bazý noktalarda geliþtirmiþ (bunu ideolojik noktalar için söylemiyoruz) olsaydý bu iliþki hiç kuþkusuz devam edebilirdi. PDK Yalaz ile yapmýþ olduðu anlaþmaya baþýndan beri sadýk kalmýþtýr ve taraflar arasýndaki ideolojik sorunlarý ideolojik mücadelenin dýþýnda baþka bir araç ile çözme düþüncesinde hiçbir zaman olmamýþtýr. Bunun için taraflar arasýndaki iliþkileri oportünistçe deðerlendirmek doðru deðildir. Yok þayet Yalaz kendisi açýsýndan bu deðerlendirmeyi yapýyorsa buna bir þey demiyoruz. Bu noktada onun özeleþtirisini kabul etmekten baþka bir þey bize düþmez. O zaman da þu durum ortaya çýkar: Demek ki Yalaz PDK ile çalýþmaya baþlarken kafasýnda yapýlan anlaþmadan baþka þeyler tasarlamýþtýr. Yani savaþ karþýsýndaki tutumunun bir benzerini burada bulmaktayýz. Artýk etik açýsýndan bunun deðerlendirmesini de komünist ve devrimci harekete býrakýyoruz. Bu makaleyi sonlandýrýken makalenin baþýnda yapmýþ olduðumuz çaðrýyý tekrarlamak istiyoruz. Yalaz ile K. Erdem arasýndaki mektuplaþmalarýn tamamýnýn kamuoyuna yayýnlanmasýný Yalaz’dan talep ediyoruz. Aksi taktirde kamuoyunun yanlýþ bilgilendirilmesi ve gerçeklerin saptýrýlmasý sözkonusu olur. Bu makale bizim açýmýzdan Yalaz ile ilgili olarak yazdýðýmýz ilk ve son makaledir ve kendisiyle polemiðe girmek de istemiyoruz. Zorunlu kalmadýkça da Yalaz’a cevap vermeyi de düþünmüyoruz. PDK
(4) Yalaz’ýn sözkonusu olan makalesi Devrimci Bülten’in 33. , 34. ve 35. sayýlarýnda yayýnlanan « Ulusal Sorun ve Komünist Örgütlenme » adlý yazýsýdýr. (6) Sözkonusu olan makale K. Erdem’in Devrimci Bülten’in 42. sayýsýnda yayýnlanan « Enternasyonalizmin Bazý Teorik Sorunlarý Üzerine (III) » adlý makalesidir. Devrimci Bülten Sayý 44, Devamý...
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|