[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRİMCİLER KOORDİNASYONU (PDK)  26-02-2024 ]
{ komunistdunya.org }
   Açılış_sayfanız_yapın  Sık_Kıllanılanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazılar / Broşürler
   Açıklamalar
   Komünist Hareketten
   İlerici / Devrimci       Basından
   Kitap - Broşür PDF
   Sanat
   Görüşler

 Arşiv - Ara
   Arşiv
   Sitede Ara

 İletişim
   Bağlantılar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazılar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
EMPERYALİZM VE TÜRKİ...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrımcı Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
Devrimci Bülten Sayı...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayı 31 (4) }
| Devrimci BültenTOPLUMLARIN BİRBİRLERİNE EKLEMLENME SORUNU (K. ERDEM)

Marx niçin kapitalizm öncesi toplum biçimlerini inceleme ihtiyacı duymuş ve zamanının büyük bir kısmını bu araştırmalara ayırmıştır? Marx’ın bu eski toplumlar üzerine olan araştırmaları ile kapitalizm üzerine olan araştırmaları arasında ne gibi bir bağlantı vardır? İlk bakışta hiçbir bağlantının olmadığı eski toplumlar üzerine olan araştırmaların sadece materyalist tarih anlayışını ispatlamaktan ve böylece öğretinin bilimsel yanını güçlendirmekten başka bir işe yaramadığı düşünülebilir. Ama Marx için, eski toplumlar üzerine olan araştırmaların başka bir yönü yine vardı. O da kapitalizmin tarihsel yapısının çözümlenmesi ile ilgilidir.

Marx gibi Engels de bu eski toplumlar üzerine olan çalışmalara büyük önem vermekteydi. C. Schmidt’e yazdığı 5 Ağustos 1890 tarihli mektubunda bu nokta ile ilgili olarak şöyle yazıyordu:
“Oysa bizim tarih anlayışımız herşeyden önce bir inceleme klavuzudur, yoksa Hegelci biçimde bir kurgulama aracı değildir. Bütün tarih yeniden incelenmeli, farklı toplum oluşumlarının varolma koşulları, bunlara karşılık düşen, politik, hukuksal, estetik, felsefi, dinsel vb. görüşleri ortaya çıkarmadan önce, birer birer gözden geçirilmelidir. Şimdiye değin bu yönden pek az şey yapıldı çünkü, pek az kimse bu işe ciddi olarak sarıldı. Bu alanda büyük katkılara gereksinme var;konu uçsuz bucaksız ve ciddi çalışan herkes çok şey başarabilir ve kendisini gösterebilir. ” (1)
Bugün de hala Engels’in yukarıda belirtmiş olduğu durum geçerlidir ve bu nokta da hala daha çözümlenmeyi bekleyen bazı sorunlar vardır. Örneğin toplumların kendi içerisinde hangi özel biçimlerde geçmekte olduğu ve bu biçimleri koşullandıran temel ekonomik yasalar ve bunların neden olduğu ideolojik, siyasal, hukuksal, estetik vs. biçimler tam olarak bilince çıkarılmış değildir.

Biz yine Marx’a dönerek, onun geçmiş toplumların analizinden toplumun gelecekteki evrimi açısından nasıl yararlanmak istediği sorununa gelelim. Marx’ın bu noktada en büyük amacı, birbirini izleyen toplumların, tarihsel bir süreklilik ve bağıntılılık içerisinde birbirine nasıl eklemlendiğini ve bu eklemlenmenin en genel biçimlerini ortaya çıkarmaktı. Çünkü tarihsel materyalizmin yasaları, bütün toplumlar için geçerlidir ve geçmişte tarihsel hareketini tamamlamış toplumlardaki en genel evrim biçimlerinden hareket ederek, feodalizm-kapitalizm ve kapitalizm-komünizm arasındaki geçiş biçimlerine ulaşmak istiyordu. Marx bu nokta ile ilgili olarak şöyle yazıyordu:
“. . . Bizim için çok daha önemli olan şey, yöntemimizin, hangi noktada tarihsel görüş açısını getirmek gerektiğini ve burjuva ekonomisinin, üretim sürecinin salt tarihsel biçimi (abç)(yani özel biçimlerinden arındırılmış genel biçim olarak-K. E. )daha önceki üretim tarzlarına nereden bağlandığını (abç)(Burası çok şey ifade etmektedir. Kapitalizmin, önceki üretim tarzının hangi aşamasında doğduğu ve tarihsel gelişimi içerisinde bu üretim biçimini hangi aşamada kendi egemenliği altına aldığının anlaşılması açısından—K. E. ) açıklığa kavuşturmaktır.

Ama burjuva ekonomisinin yasalarını geliştirmek için üretim ilişkilerinin tarihini yazmak burada mutlaka gerekli değildir. Gerçekte, kendileri tarih boyunca ortaya çıkmış ilişkiler olarak bu yasaların doğru anlayışı ve tümden gelme zincir-lenmesi, bu sistemden önceki geçmişi daima anımsatan kıyaslamalara götürür (abç)---tıpkı örneğin ampirik verilerin doğa bilimlerinde yaptığı gibi. Bu anımsatmalar, aynı zamanda bugünün doğru anlayışıyla birlikte, geçmişi anlamamız için gerekli anahtarı bize verir:bu, bir gün ele almayı umduğumuz ayrı bir çalışmadır. ”(2)
Marx’tan aktardığımız bu pasaj, tarihsel materyalist düşünce açısından oldukça derin bir içeriğe sahiptir. Çeşitli noktalardan bu pasajı analiz edersek eğer:

1-Üretim ilişkileri özel biçimlerinden (ilkel komünal, köleci, feodal, kapitalist ve komünist) ayrı olarak temelde aynı genel hareket yasalarına sahiptirler.

2-Geçmişteki toplumların genel evrimine (bunlar tarihsel hareketini tamamlamış olduğu için daha yüksek düzeyde soyutlama yapabilme olanağı sağlarlar) bakarak, gelişimlerinin tarihsel aşamalarında hangi koşullarda ve biçimlerde birbirlerine eklemlendiklerini çözümlemek, bize mevcut toplumun tarihsel yönünü görmek için teorik bir olanak sağlar. Aynı şekilde mevcut toplumun genel tarihsel evriminden yararlanarak da geçmiş toplumların genel evrimlerindeki ve birbirlerine eklem-lenmelerindeki teorik boşlukları doldurabiliriz. Böyle ikili bir geçiş, yani, hem geçmişten çağımıza geçiş hem de çağımızdan geçmiş tarihsel dönemlere geçiş, materyalist tarih anlayışının temel prensiplerinin daha da geliştirilmesi için önemli bir teorik metod sağlar.

Kanımca toplumların birbirlerine eklemlenmelerinin belirli bir düzenliliği ve bunun da genel hareket prensipleri vardır. Çeşitli toplumlardaki özel biçimleri ve bu biçimlerin tarihsel evrimini anlayabilmek için herşeyden önce bütün toplumlar için ortak olan en genel hareket biçimlerini bilince çıkarmak gerekir. Hareketin en yüksek biçiminde geliştireceğimiz genel yasalar aracılığıyla ancak geçmiş toplumlardaki çeşitli biçimleri ve bunların tarihsel yerlerini doğru bir şekilde kavrayabiliriz.

Marx, ilkel komünal toplumdan sınıflı köleci topluma geçişi incelerken, aynı zamanda amacı, sınıflı toplumun nasıl ortadan kalkacağını teorik olarak bilince çıkarmaktı. İlkel komünal toplumun yavaş yavaş dağılması ile birlikte değer yasasının nasıl yavaş yavaş toplum içerisine sızmaya başladığını ve böylece bütün toplumu egemenliği altına aldığını açıklayarak, bunun aynı şekilde nasıl ortadan kalkacağını ve kalkışın biçimlerini anlamak istiyordu. Bu noktada toplumlar arasındaki genel benzerlikler ve kıyaslamalar önemli ipuçları sunmaktadır.

3-Marx, belirttiği doğru yöntemin izinden yürüyerek çalışmalarını sonuçlandırma fırsatını bulamamıştır. Şayet Marx, bunu yapabilmiş olsaydı, biçimlerinden soyutlamış bir şekilde ele almış olduğu burjuva toplumunun genel tarihsel evrimi üzerinde, yaşadığı çağın hangi tarihsel momente tekabül ettiğini, böylece tarihsel kapitalizmin en uç sınırı ile yaşadığı dönemin kapitalizmi arasındaki tarihsel boşluğun nasıl olduğunu veya neye benzediğini, kapitalizmin çeşitli tarihsel aşamalarının (klasik emperyalizm ve modern emperyalizm) varlığını genel hatlarıyla da olsa bilince çıkarabilecek vede böylece komünist teori için çok daha büyük analizler yapabilecekti. Marx’ın izlediği yöntem doğru olmasına karşın, Marx’ın bu yöndeki düşüncesinin derinleşmesine engel teşkil eden ve üstesinden gelinmesi gerçekten imkansız bazı tarihsel koşullar vardı. Bunlar arkeolojinin daha fazla gelişmemiş olması ve geçmiş toplumlar ile ilgili bilgi ve bulguların yetersiz oluşuydu. Ama Marx’ın bu çalışmanın yöntemini ve yönünü göstermesi dahi ondan sonra gelen komünist teorisyenlere büyük bir teorik miras niteliğindedir.

Yeni toplumun üretici güçleri eski toplumun bağrında gelişirken, birinci olarak, eski toplumun en son biçimi içerisinde gelişir;ikinci olarak bu en son biçimin içerisinde üretici güçlerin en çok gelişmiş olduğu toplumlar içerisinde gelişir. Yeni toplumun öğeleri, eski toplumun yanında önce yerel ve dağınık bir şekilde ortaya çıkar. Daha sonra bu parçalı ve dağınık yapısını merkezileştirerek eski toplumu parçalamaya başlar. Marx’ın kapitalizm için belirtmiş olduğu şu durum, komünizm de dahil bütün toplumlar için geçerlidir:
“Sermayenin ilkin dağınık ya da yerel olarak, eski üretim tarzlarının yanında ortaya çıktığı, ama giderek bunları parçaladığı ilk tarihsel biçim, sözcüğün gerçek anlamıyla manüfaktürdür (henüz fabrika değil). ”(3)
Manüfaktür niçin feodalizmin doğuş ya da yükseliş döneminde değil de çöküş döneminde ortaya çıkmıştır?

Çünkü feodalizmin daha önceki dönemlerinde manüfaktürün ortaya çıkması için tarihsel koşullar mevcut değildi. Kapitalizmin feodalizm içerisinden çıkıp gelişi doğru incelenirse şayet, komünizmin kapitalizm içerisinden çıkışı için önemli teorik ip uçları sağlanabilir. Yine materyalist tarih anlayışının bu noktada geliştireceği ilkeler, Sovyetler Birliği’nin incelenmesinde Marksist teorisyenlere önemli temel ilkeler sağlayacaktır.

Kısacası, toplumların birbirlerine eklemlenme biçimlerini ve bunun temel prensip-lerini komünist teorisyenler bilince çıkarmak vede bunu komünist toplumun gelişi-mine uygulamasını bilmek zorundadırlar. Toplumların tarihsel hareketine böyle yük-sekten bir bakış olmaksızın kaba hatalara düşmek kaçınılmazdır.


DEVRİMCİ BÜLTEN’DEN OKURLARA

Devrimci Bülten’i sürekli ve düzenli bir şekilde takip eden okuyucular, devrimci bir örgütün gerekliliği noktasındaki vurgu ve ısrarımızı kolayca farkedeceklerdir. Sürekli olarak aynı noktanın öne çıkarılması tesadüf değildir. Çünkü komünizm, modern revizyonizm ve onun her türlü varyantı ile tek ideolojik ve siyasal düzeyde değil ama örgüt noktasında da tamamen kopuşmalıdır.

Uzun zamandan beri, genel olarak devrimci hareket özel olarak da komünist hareket içerisinde, giderek yaygınlaşan ve kökleşen yanlış bir anlayış sözkonusudur. Devrimci bir çalışma denildiği zaman hemen devrimcilerin aklına legal çalışma gelmektedir:Legal politik gazete, sendika çalışması, dernek ve kültürel çalışma vb. Ve üstelik bu anlayış o kadar kökleşmiştir ki, neredeyse devrimci hareket içerisinde bir politik kültür düzeyine yükselmiştir ya da yükseltilmiştir.

Bir devrimci-komünist çalışmaya nereden ve nasıl başlanacağı sorunu, sıradan bir sorun değil bir ilke sorunudur. Çünkü inşaa edilecek binanın nasıl bir temele oturacağı ve gelecekte bu temel üzerine oturacak dev büyüklükteki kütlesel ağırlığı ne kadar kaldırıp kaldıramayacağı iyi sorgulanmalıdır.

Sistemin sınırları içerisinde ve yasal olan araçlar, özünde burjuva araçlardır. Çünkü bu araçlar, politik sistemi devirecek bir devrimci politikanın taşıyıcısı olamazlar. Bu araçların tarihsel olarak devrimci kapasiteleri sınırlıdır. Devrimci çalışmaya, bu araçlardan başlayan bir politik hareket aslında daha işin başında kaybetmiştir. Yasal alandaki bu araçlar, ancak yasadışı ve gizli bir devrimci örgütün otoritesi ve yönlendirmesi altında oldukları zaman devrimci bir politikanın araçları olabilirler. Hareketin odağında bu yasal araçların yeraldığı ya da pratik çalışmasında bu araçların ağırlığı altında ezilen bir hareket, potansiyel olarak küçük-burjuva eğilimlere de sürekli açık haldedir.

İçinden geçtiğimiz süreçte, komünizmin en temel görevlerinden birisi de, devrimci bir çalışmaya yasadışı ve gizli bir örgütten başlanılması gerektiği noktası üzerinde ısrarla durmak ve bunun propagandasını yapmaktır. Komünist hareketin gelişiminin her tarihsel aşamasında bu yasadışı ve gizli örgüt de aynı şekilde sürekli gelişmeli ve yetkinleşmelidir. Hareketin toplmsal çapının gelişmesine paralel olarak, bu devrimci örgüt de derinlemesine gelişmelidir. Yani bu devrimci örgüt statik bir yapıda değil dinamik bir yapıda olup, hareketin her yeni aşamasının gereklerine uygun olarak yeni biçimler almalıdır.

Komünizm, modern revizyonizme ve onun etkilerine tek ideolojik-politik düzeyde değil ama örgütsel düzeyde de karşı koymasını bilmeli ve bu revizyonist örgüt anlayışının temsilcilerini teşhir etmelidir. Çünkü Lenin’in de belirtmiş olduğu gibi “Burjuvaziye karşı savaşımda proletaryanın örgütten başka silahı yoktur. ”

DEVRİMCİ BÜLTEN
|
_ _