[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 45 (2) }
| Devrimci Bülten
ÝÞBÝRLÝKÇÝ TEKELCÝ BURJUVAZÝNÝN POLÝTÝK KRÝZÝ VE “ÝKÝLÝ ÝKTÝDAR” (K. Erdem)


Ordu ve onu destekleyen politik eðilimler ile hükümet ve onu destekleyen politik eðilimler arasýnda uzun zamandan beri süren politik gerilim, giderek iþbirlikçi tekelci burjuvazinin (ÝTB) bir politik krizine dönüþmüþtür. Ama bu politik kriz, ÝTB’nin çeþitli katmanlarý arasýnda iktidar savaþýmýnýn kýzýþmasýnýn sonucu ve bu temelde de devlet aygýtýnýn þu ya da bu þekilde ÝTB’nin çeþitli katmanlarý arasýnda paylaþýlmasýnýn ve yine bu temelde de bir ikili iktidarýn ortaya çýkmasý ile karakterizedir.

Ortaya çýkan somut politik geliþmeleri doðru deðerlendirebilmek için herþeyden önce politik olaylarýn içerisinde hareket ettiði genel tarihsel çerçeveyi teorik olarak az çok doðru bir þekilde bilince çýkartmak gerekir. Aksi taktirde içinden geçilen süreçte ortaya çýkan politik olaylarýn doðru bir analizi mümkün deðildir. Tam da bu noktada öncelikli olarak sorulmasý ve cevaplandýrýlmasý gereken soru þu olmalýdýr: ÝTB içerisindeki bu politik krizin tarihsel ve toplumsal karakteri nedir?

Daha önce de bir çok defa belirttiðimiz gibi gerek uluslararasý tekelci burjuvazi gerekse de ÝTB, emperyalist dünya ekonomisinin birleþik yapýsý ve tarihsel geliþimi temelinde katmanlar biçiminde geliþir. (1) Bu katmanlarýn tarihsel oluþumu, geliþimi ve birinin diðeri içerisinden çýkýþý, bir bütün olarak uluslararasý çapta sermayenin devir hareketleri sorunu ile yakýndan baðlantýlýdýr. (2) Sermaye sürekli devir halindedir. Yani baþladýðý noktaya sürekli geri döner ama çoðalmýþ yani kar elde etmiþ olarak. Geri dönen sermaye ayný zamanda birikir ve birikim rekabetin baskýsý altýnda tekrar deðiþen ve deðiþmeyen sermaye olarak yeniden-üretim sürecine döner. Ama eskisinden daha büyük boyutlarda yani üretici güçlerin daha da geliþmesi temelinde. Ýþte üretici güçlerin geliþmesi ile sermayenin çeþitli katmanlarýnýn geliþimi el ele gerçekleþir. Demek ki, sermayenin uluslararasý devir hareketleri, onun uluslararasý yeniden-üretim ve birikim süreçlerinden, kar oranlarýnýn uluslararasý çapta eþitlenmesinden ve bunun baþka bir ifadesi olan uluslararasý çapta kar oranlarýnýn tedrici düþüþünden vede uluslararasý çapta kapitalizmin üretici güçlerinin geliþmesinden ve bu geliþimin biçimi olan katmanlarýn oluþumundan ayrýlmaz. Bütün bunlar iç içe geçmiþ tek bir süreçtir. Bu sorun bizi direk K. Marx’ýn Kapital’inin kalbine götürür.

Biz yine konumuza dönersek eðer, Türkiye’de ÝTB’nin politik krizi, uluslararasý emperyalizmin ekonomik ve politik baskýsý sonucunda , ÝTB’nin çeþitli katmanlarý (küçük, orta ve büyük) arasýnda ekonomik ve politik çýkar farklýlýðýnýn giderek daha fazla “su yüzüne” çýkmasý ve politik iktidarýn tamamen ele geçirilmesi etrafýnda da politik savaþýmýn kýzýþmasý ile karakterizedir.

Her sýnýf kendi tarihsel ve toplumsal çýkarlarýný daha da geliþtirebilmesi için politik iktidarý tamamen kendi denetimi altýna almak zorundadýr. Bu ise ancak diðer sýnýflarýn devlet aygýtý içerisinde temizlenmesinden ve toplumsal baský altýna alýnmasýndan geçer.

Az yukarýda da belirttiðimiz gibi, uluslararasý emperyalist ekonomide üretici güçlerin geliþimi Türkiye gibi ülkelerde de üretici güçlerin geliþimine neden olur. Bu geliþme kaçýnýlmaz olarak ÝTB’nin toplumsal sermayesinin geliþmesine ve büyümesine ve bu temelde de tarihsel bir evrim geçirmesine neden olur. Özellikle son 15-20 yýldan beri Türkiye’de ÝTB’nin büyük katmaný ekonomik olarak giderek güçlenmiþ ve toplumsal sermayenin ezici çoðunluðunu eline geçirmiþtir. Ama buna karþýlýk politik iktidar, ÝTB’nin orta katmanýnýn elinde kalmaya devam etmiþtir. Bu çeliþki tarihsel olarak kendisini bir çözüme baðlamaya çalýþmaktadýr. ÝTB’nin büyük katmanýnýn ekonomik düzeyi ile onun politik biçimi arasýndaki uyumsuzluk önce politik gerilime daha sonra da politik iktidarýn fethi çerçevesinde politik krize dönüþmüþtür.

Ýçinden geçilen aþamada, ekonominin geçirmekte olduðu tarihsel evrimin gecikmeli bir þekilde politik alanda geliþimi sözkonusudur. Ýçinden geçtiðimiz süreçte politik iktidar ÝTB’nin orta katmanýnýn elinden büyük katmanýnýn eline geçme sürecini yaþamaktadýr. Bu geçiþ toplumsal sýnýf ve çýkar farklýlýðýndan dolayý sancýlý ve çatýþmalý olmakta ve yer yer düþmanca biçimlere bürünmektedir ve mevcut durumda bir ikili iktidara yani devlet aygýtýnýn ÝTB’nin bu iki katmaný arasýnda örtülü ve örtüsüz bir þekilde paylaþýlmasýna neden olmuþtur.

Devrimci Bülten’in 44. sayýsýnda “Genelkurmay Neyin Hazýrlýðýný Yapýyor?” adlý makalede, mevcut hükümetin yanýnda , Genelkurmay odaklý olan ve gayri resmi bir baþka hükümetin giderek oluþmakta olduðu tespiti yapýlmýþtý:
"Türkiye’nin devlet politikasý kendi içerisinde giderek oldukça karmaþýk bir yapýya bürünmektedir. Mevcut AKP hükümetinin yanýnda giderek nüve halinde baþka bir hükümet doðmaktadýr. Bu ikinci hükümet, kendi politikalarýný mevcut hükümetin hemen yaný baþýnda ama ondan gizli þekillendirmeye çalýþmaktadýr. Görünen o ki þu anda kamuoyu oluþturmaya çalýþmaktadýr." (K. Erdem, Devrimci Bülten s. 44, s. 49)
Politik iktidarýn tamamen fethi çerçevesinde bu iki katman arasýndaki politik savaþým devlet aygýtýnýn çeþitli kurumlarýný ele geçirme çerçevesinde giderek kýzýþmýþ durumdadýr. Hükümetin AB’ye uyum çerçevesinde, AB ve ABD emperyalizminin kýsmi desteðiyle, devlet aygýtý içerisindeki bazý özerk kurumlarýn (ordu gibi) kurumsal yapýlarýný bozma ve onlarý hükümete ve parlamentoya baðlama ve böylece bu kurumlarýn bir tehdit potansiyeli olma ve çeþitli dönemlerde bu potansiyeli fiiliyata geçirme olanaklarýný elinde alma giriþimi, devlet aygýtý içerisindeki bu özerk kurumlarýn direncine çarpmakla kalmamýþ ama ayný zamanda , onlarý, geniþ bir toplumsal cephede politik olarak organize olmaya ve iktidar mücadelesini kýzýþtýrmaya itmiþtir.

Böylece devlet aygýtýný oluþturan kurumlarýn ÝTB’nin bu iki katmaný arasýnda, bilinç ve örgütlenme dereceleri ile orantýlý olarak paylaþýlmasý ortaya çýkmýþtýr.

·ÝTB’nin orta katmaný: Baþbakanlýk, Bakanlýklar, polis teþkilatý, MÝT vs. kontrol etmektedir. Bu kurumlarýn politik desteðini ise AKP ve onun hegemonyasý altýnda ANAP ve D(Y)P ile bir müttefiklik iliþkisi çerçevesinde saðlamaya çalýþmaktadýr. ÝTB’nin bu orta katmaný TÜSÝAD’ýn büyük bir kýsmýnýn ve AB ve ABD’nin kýsmi desteðine sahiptir.
·ÝTB’nin büyük katmaný: Orduyu kontrol etmektedir. Zaten bu katmanýn politik ve askeri olarak aðýrlýk merkezini Genelkurmay oluþturmaktadýr. Þu anda bir politik partinin ulusal ve uluslararasý alanda oynayacaðý politik rolü Genelkurmay rahatça oynamaktadýr. Bu kurum ÝTB’nin büyük katmanýnýn ulusal ve uluslararasý alanda politik koordinasyonunu saðlamakta ve toplumsal güçlerin tek bir cephede birleþtirilmesine þu ya da bu þekilde destek olmaktadýr. Þu anda ÝTB’nin büyük katmanýnýn ideolojik, politik ve askeri merkezi olarak çalýþmaktadýr. ÝTB’nin bu katmaný politik kitle temelini faþist Türk milliyetçiliði yani MHP ve benzeri partiler aracýlýðýyla oluþturmaya çalýþmaktadýr. Ama toplumun diðer sýnýf ve katmanlarýnda da ÝTB’nin orta katmanýný tecrit etmek için destek aramaktadýr ve bu noktada da önemli taktikler geliþtirmiþtir ve geliþtirmektedir. Genelkurmay sivil toplum örgütleri (STÖ) aracýlýðýyla ideolojik (Avrasya Stratejik Araþtýrmalar Merkezi gibi) ve politik (Atatürkçü Düþünce Derneði ve Kuvayi Milliye Derneði vs. ) etkisini geliþtirmekle kalmamaktadýr ama özellikle de bu dernekler aracýlýðýyla bazý politik taktiklerin gerçekleþtirilmesine çalýþmakta ve illegal ve gizli faaliyetlere yasal bir örtü de oluþturmaktadýr. Bu STÖ’lerin bir baþka politik fonksiyonu da, ÝTB’nin sol katmaný (temel temsilcisi CHP’dir ama baþka partileri de içerir: SHP, DSP vs. gibi) ve liberal burjuvazinin bazý politik eðilimleri (ÝP gibi) ile tabanda politik müttefiklik iliþkisinin kurulmasýný saðlamak ve bu eðilimlerin ÝTB’nin orta katmanýndan tecrit edilmesinde politik araçlar olarak yararlanmaktýr. ”Laiklik” gösterilerinde bu derneklerin CHP, DSP ve ÝP gibi partilerle beraber hareket etmesi ya da onlarý arkasýnda sürüklemesi tesadüf deðildir.

ÝTB’nin büyük katmanýnýn devlet içerisinde kontrol ettiði baþka kurumlar da Cumhurbaþkanlýðý (ki son dönemlerde etrafýnda büyük bir politik mücadeleye sahne olmuþtur) , YÖK, Anayasa Mahkemesi vs.

ÝTB’nin büyük katmaný her ne kadar taktik gereði bu partilerle bir dereceye kadar ittifaklýk iliþkisi geliþtiriyorsa da asla temel politikasýný bu toplumsal katmanlar ve onlarýn temsil ettiði ideolojik ve politik çizgi üzerine oturtmamaktadýr. ÝTB’nin büyük katmaný git gide gerek iç gerekse de dýþ koþullarýn bastýrmasý ve zorlamasý sonucu temel politikasýný faþist Türk milliyetçiliði üzerine oturtmaktadýr. Bu politikanýn asýl kitle temelini ise MHP gibi partiler oluþturmaktadýr.

Bu noktanýn anlaþýlmasý oldukça önemlidir. Çünkü genel politik eðilimin ve bu eðilimin tarihsel sonuçlarýnýn anlaþýlmasýna yardým eder.

Bu noktada çok önemli bir teorik sorun belirmektedir: ÝTB’nin büyük katmaný, kendi tarihsel çýkarlarýnýn farkýna nasýl varmakta ve kendi toplumsal bilinç biçimlerini nasýl yaratmaktadýr?

Bu noktanýn ayrýntýlý bir biçimde burada ele alýnmasý mümkün deðildir ancak kýsaca da olsa bu soruna burada deðinmek gerekir. Olaylarýn tarihsel çerçevesinin anlaþýlmasýnda ve bazý “komplo teorileri”nden sakýnýlmasý ve bu tür tuzaklara düþülmemesi açýsýndan bu soruya doðru bir teorik cevap vermek gerekir.

Herþeyden önce ÝTB’nin büyük katmanýnýn kendi toplumsal bilinç biçimlerini oluþturmasý, geliþtirmesi ve toplumsal bir hakimiyet ile sonuçlandýrmasý tarihsel bir süreçtir. Bu süreci koþullandýran temel etken , uluslararasý emperyalist ekonominin geliþmesi çerçevesinde ÝTB’nin orta katmanýnýn üretici güçlerinin daha da geliþmesi ve bu geliþimin belirli bir aþamasýndan sonra da ÝTB’nin orta katmanýndan kopan ya da ayrýlan ve ondan ekonomik ölçek olarak daha da geliþmiþ yeni bir katmanýn ortaya çýkmasý ve içinden çýkmýþ olduðu katmanýn üretim iliþkileri ile þu ya da bu þekilde çatýþmaya düþmesidir. Ama bu çatýþmayý bütün biçimleri ile þu ya da bu þekilde bilince çýkaran ÝTB’nin büyük katmanýný oluþturan kapitalistler deðildir. Onlarýn ideolojik ve politik öncüleri olan ve toplumun içerisine þu ya da bu þekilde yayýlmýþ olan aydýnlardýr. Bu aydýnlar ordu içerisinde, faþist partiler ve örgütler içerisinde, üniversitelerde, gerici dernek ve STÖ’lerde, faþist ve gerici düþünce kurumlarýnda, devlet bürokrasisinde, kitle iletiþim araçlarýnda vs. yani toplum ve devlet içerisinde þu ya da bu þekilde ilk baþlarda daðýnýk bir halde ortaya çýkmýþlardýr. Gerek iç koþullarýn gerekse de dýþ koþullarýn birbirini tamamlamasý çerçevesinde de giderek toplumsal çapta bir politik harekete dönüþmüþtür.

Ekonomik alanda ÝTB’nin büyük katmanýnýn, ÝTB’nin orta katmaný içerisindeki bir grup kapitalistin uluslarararasý tekeller ile “Ortak Giriþim” biçiminde örgütlenmesi ve ekonomik ölçeðini büyütmesi ile orta katmandan tedrici bir þekilde ayrýlmasýna benzer bir durum politik alanda da kendisine özgü bir biçimde ortaya çýkmýþtýr ve çýkmaktadýr. ÝTB’nin orta katmanýnýn politik sistemi içerisinde giderek bir politik tabaka þu ya da bu þekilde önce daðýnýk bir þekilde ondan ayrýlmaya baþlamýþ (3) daha sonra da uygun tarihsel koþullar çerçevesinde de toplumsal ölçekte birleþmeye ve güçlenmeye baþlamýþtýr. Demek ki devlet aygýtýný oluþturan kurumlarýn içeriði ideolojik ve politik olarak bir evrim geçirmektedir. Bu evrim, ÝTB’nin büyük katmanýnýn geliþimi ile onun tarihsel çýkarlarýný algýlayan, sezen ve bunu benimseyenler ile buna tarihsel açýdan motive olamayan ve ÝTB’nin orta katmanýnýn eski biçimlerinde ýsrar edenler arasýnda bir çatýþmayý da beraberinde getirmektedir. Bugünkü ikili iktidarýn tarihsel temeli ve karakteri bu fenomende saklýdýr.

Burada akýlda turulmasý gereken en önemli noktalardan birisi de, ÝTB’nin büyük katmanýný oluþturan kapitalistlerin kendi tarihsel çýkarlarýnýn farkýna ideolojik ve politik olarak ilk önce kendilerinin deðil, yukarýda belirttiðimiz gibi toplum ve devlet içerisine þu ya da bu þekilde daðýlmýþ olan ideolojik ve politik öncüllerinin yani aydýnlarýnýn farkýna varmýþ olmasý olgusudur. Bundan dolayý þu itiraz ileri sürülemez: Büyük sermaye ÝTB’nin büyük katmanýnýn politik çizgisini izlemede isteksiz ve böyle bir çizgiye onay vermez.

Bu itiraza karþý þu ileri sürülebilir: ÝTB’nin büyük katmanýnýn politik hareketi politik iktidarýn tamamen fethini belki de bu büyük sermayeye raðmen ele geçirecektir. Ama daha sonra devlet iktidarý aracýlýðýyla onlarý tamamen yanlarýna çekebilecektir.

Ýçinden geçtiðimiz süreçte ikili iktidar durumu hiç kuþkusuz fazla sürmeyecektir. Daha þimdiden ikili iktidar sorunu þöyle bir soruna dönüþmüþtür: Kim kimi tamamen altedecek ve toplumsal hakimiyetini kuracak?

Ýkili iktidar dönemleri genellikle göreceli denge dönemleridir. Bu dönemler genellikle uzun sürmez. Taraflardan birisi diðerini tamamen altedecek ve onu baský altýna alacaktýr. Dengenin bozulmaya baþladýðýný gösteren politik geliþmeler görülmektedir. Özellikle de Genelkurmay odaklý olan bir çok provakasyon ve örtülü operasyonlarda büyük bir artýþ görülmektedir. Ama bu operasyonlarýn en büyük özelliði büyük “politik riskler” içermesidir. Büyük politik riskleri ve büyük hedefleri önüne koyan bir hareket zaferden baþka bir þey düþünmez. Çünkü yenilgisi devlet aygýtýndan temizlenmesi ile sonuçlanacaktýr. (4)

Son bir iki yýldan beri Genelkurmay odaklý olduðu artýk çok açýk bir þekilde ortaya çýkan ve önce hükümetin istikrarsýzlaþtýrýlmasýný ve daha sonra da devrilmesini ama bununla birlikte de bir daha da hükümete gelememesini hedef alan ve “þeriat” korkusunun provakasyonlar ile azdýrýldýðý bazý olaylar (son bir kaç ayda bunun dozu özellikle de Cumhurbaþkanlýðý seçimi etrafýnda daha da artmýþtýr), ikili iktidar durumunun giderek bozulmaya baþladýðýný açýk bir þekilde ortaya koymaktadýr:

·Danýþtay Saldýrýsý: Bütün politik veriler “Þuursuz terörizm” çerçevesinde Genelkurmay’ýn bir provakasyonu olduðunu göstermektedir.
·2006 Nisan’ýnda TSK’nýn üst subay kademesi ile iliþkili olduðu belirlenen Vatansever Kuvvetler Güç Birliði Hareketi Derneði (VKGB)’nin bazý yöneticilerinin bir çok provakasyon eylemine karýþtýðý suçlamasýyla polis tarafýndan yakalanmasý.
· Cumhuriyet Gazetesi’ne atýlan el bombalarý: Son dönemdeki yakalanmalar Kuvayi Milliye Derneði ile baðlantýlý olan emekli askerlerin “el bombasý cephaneliði”nden olduðu anlaþýldý.
·NOKTA dergisine 13 Nisan 2007’de yapýlan “garip” baskýn: Nedeni Genelkurmay’ýn sivil politikaya müdahalesinin bazý baðlantýlarýný açýklamasý.
·Trabzon’daki Papaz suikastý: BBP’lerin kullanýlarak yapýlan bu cinayetin amacý, Türkiye’de AKP hükümeti ile birlikte giderek baþka dinlerden olanlara tahammül edemeyen bazý kökten dincilerin türediðini “zorlama” da olsa göstermek.
·Hrant Dink suikastý: Hükümeti uluslararasý alanda zor duruma sokmak ama özellikle de ABD ve AB ile iliþkilerinin zora girmesini saðlamak.
·Malatya’da misyonerlere karþý giriþilen katliam: Papaz suikastý ile elde edilmek istanen ayný amaç.
·YÖK Baþkaný’ný hedef alan ancak binaya karþý sýkýlan silah: Amaç sözde yükselen “irtica”nýn eðitimde dini kadrolaþmayý engellediði için laik kurumlarý artýk silahlý olarak hedef seçmeye baþladýðý ve bunun da hükümetten cesaret alarak yapýldýðý anlayýþýný yerleþtirmek. Saldýrganýn alevi kökenli ve Kuvayi Milliye Derneði ile baðlantýlý bir genç olduðu ortaya çýktý.
·Genelkurmay’ýn ABD ziyareti: ABD’nin Genelkurmay Baþkaný ile Dýþiþleri Bakaný’ný ayrý ayrý kabul etmesi, ABD politikasý içerisinde hem hükümet hem de TSK yanlýlarýnýn olduðunu göstermektedir.
·Genelkurmay Baþkaný’nýn 12 Nisan basýn toplantýsý: Cumhurbaþkanlýðý seçimi yaklaþýrken kamuoyunu hazýrlamaya çalýþmak.
·Cumhurbaþkaný’nýn 13 Nisan Harp Akademileri’ndeki konuþmasý: Kamuoyunu hazýrlamak.
·Ankara’da 14 Nisan “laiklik” mitingi. Daha sonra benzerleri baþka illerde de yapýldý: Politik etkinin geliþtirilmesi ve hükümetin kuþatýlmaya çalýþýlmasý ve baský altýna alýnmasý.
·Genelkurmay’ýn basýna kapalý Harp Akademileri konuþmasý: Ordu tabanýna seslenme ve onlarý politik olarak aydýnlatma.
·Genelkurmay’ýn 27 Nisan bildirisi ile verilen muhtýra.
·Genelkurmay’ýn Güney Kürdistan’a askeri harekat isteði.

Ama son bir kaç aydan beri Genelkurmay odaklý olan politik kampanyanýn daha da geliþtirildiði ve boyutlandýrýlmaya çalýþýldýðý “þeriat tehditi”nin “bölücülük tehditi” ile giderek koordine edilmeye baþlandýðý ve bu temelde toplumsal güçlerin cephesinin geliþtirilmeye çalýþýldýðý gözlenmektedir. Giderek bilinçli bir þekilde “irtica”ya karþý mücadele ile “bölücülüðe” karþý mücadele birleþtirilmektedir. Bu ikisini önüne koyan politik hareket iktidarý tamamen ele geçirmek isteyecektir.

Nasýl “irtica” tehditi abartýlýp ve provakasyonlar ile kamuoyu yaratýldýysa ayný þekilde son dönemlerde de buna benzer bir durum PKK ile olan savaþta, Genelkurmay asker cenazeleri aracýlýðýyla yaratmak istemektedir. Bu noktada biraz durup “Þeytanýn avukatlýðý”ný yapmak istiyoruz.

Asker cenaze törenleri son dönemlerde faþist milliyetçiliðin gövde gösterisine ve hükümete meydan okumaya dönüþtüðü için , seçimler öncesi, ordunun daha fazla asker cenazesi kaldýrma “politikasý” herhalde tesadüf olmasa gerek. MHP seçim stratejisini tamamen bu nokta üzerine yani “Hükümetin terör karþýsýndaki zafiyeti ve aczi” üzerine kurmuþtur. Son dönemlerde bazý olaylarýn ayný döneme rastlamasý, “rastlantý” deðerlendirmesini oldukça aþmaktadýr.

Toplumda bazý kesimlerin baþlattýðý “ savaþta üst rütbeli subaylar ölmüyor” tartýþmasý yaþanýrken bir binbaþý ve yarbayýn “öldürülmesi” yine asker cenazelerinin “Laiklik” gösterilerinden sonra ilginç bir þekilde artma göstermesi ve yine ayný þekilde Genelkurmay’ýn bildirisi ile toplumdan “teröre karþý laiklik gösterileri gibi gösterilerin yapýlmasýný istemesi” yine ayný þekilde, asker cenaze törenlerinin hükümeti büyük bir teþhir kampanyasýna dönüþmesi, insanýn aklýna þu soruyu getiriyor: Genelkurmay kendi askerlerini bazen PKK’nýn hedef menziline bilerek mi sokuyor?

Bu soru hiçbir þekilde yabana atýlmamasý gereken bir sorudur ve bunun böyle olmasý kuvvetle muhtemeldir.

Seçimler öncesi ordunun biraz fazla asker kaldýrarak dolaylý olarak kime destek verdiði ortadadýr. Yine bu cenazeler Hükümet üzerinde Güney Kürdistan’a operasyon düzenleme baskýsýný da arttýrmaktadýr.

Bunun adý oyun içinde oyundur!

Bu oyununun oldukça karmaþýk olduðu ve Genelkurmay’ýn daha büyük politik ve askeri hedefleri gözettiði daha önce Devrimci Bülten’de yeralan makalelerde belirtilmiþti. Genelkurmay tek hükümetin devrilmesini ve böylece de iktidarýn tamamen kendi politik çizgisini savunan faþist milliyetçi eðilimlerin eline geçmesini gözetmemektedir. Ama TC’yi politik ve askeri olarak bölgede daha etkin kýlacak bir yapýlanma da içerisindedir. Genelkurmay’ýn kýsa ve uzun politik ve askeri hedefleri iç içe geçmiþ ve koordineli bir þekilde yürümektedir. Devrimci Bülten’in geçen sayýsýnda bu durum belirtilmiþti:
“Bu yukarýda saydýðýmýz noktalardan en ilginci Ege Ordusu’nun K. Kürdistan’a kaydýrýlmasýdýr. Ýlk bakýþta bunun Güney Kürdistan ve PKK için kaydýrýldýðý düþünülebilir. Belki Genelkurmay hükümeti de böyle uyutmaya çalýþmýþ olabilir. Ancak bu asker kaydýrmaya Ýran’ýn bir diplomatik açýklama istediði hemen hemen kesindir. Çünkü Ýran, Güney Kürdistan ve PKK bahanesi altýnda Türkiye’nin K. Kürdistan’a asker kaydýrmasýný baþka þekilde yorumlamaktadýr. Türkiye’nin, ABD ve Ýsrail ile anlaþýp Ýran’a saldýrmasýndan þüphelenmektedir. Bu asker kaydýrmadan sonra Ýran, Türkiye’nin PKK bahanesi ile asker kaydýrmasýný önlemek için ve Türkiye’nin niyetini tam öðrenmek için, Türkiye’nin yerine PKK’nýn Kandil daðýndaki kamplarýný bombaladý. Her ne kadar Türkiye sýnýra yýðdýðý 250 bin kiþilik askerin bir kýsmýný geri çektiyse de ana gövdesini korumaktadýr.

TSK’nýn Ege Ordusu’nu laðvetmesi hiç kuþkusuz Türkiye’nin tehdit algýlamalarýnýn deðiþtiðinin bir göstergesidir. Ege ordusunun K. Kürdistan’a konumlandýrýlmasý, TSK’nýn kapsamlý bir savaþa hazýrlandýðýnýn ve bu temelde ordunun yapýlandýrýlmasýnýn en ciddi iþaretidir. Ama iþin ilginç tarafý böyle bir kaydýrma tek Türk diplomasisinin baþarýsýyla olabilecek bir durum deðildir. Yani Yunanistan ve Kýbrýs’ýn Ege’de tek TC diplomasisi durduramaz. Bu noktada ABD’nin güçlü desteðinin alýndýðýndan þüphe yoktur. ” (K. Erdem, “Genelkurmay Neyin Hazýrlýðýný Yapýyor?, Devrimci Bülten sayý 44, s. 49)
Genelkurmay kendi elinin altýndaki askerleri harcatacak kadar aþaðýlýk politikalara, toplumun gözünde hiçbir þekilde meþru olmayan politik ve askeri araçlara büyük ölçüde angaje olmuþtur. (5)

Genelkurmay odaklý olan bu örtülü ve örtüsüz operasyonlardan çýkan genel sonuç nedir?

·Ordu ve genel olarak devlet içerisinde disiplin bozulmaya baþlamýþtýr.
·Devletin tarihsel ve toplumsal temeli kayýp gitmektedir ve ancak halkýn gözünde meþru olmayan araçlar yoluyla düzen kurulmaya çalýþýlmaktadýr. Bu durum devletin halký eskisi gibi artýk yönetememeye baþladýðýný da gösterir.
·Devletin içerisindeki bazý öðelerin yine devletin koymuþ olduðu hukuki çerçeveye riayet etmemesinin boyutlarýnýn büyüklüðü ile (örneðin TSK’nýn þu andaki illegal faaliyetleri ve Cumhurbaþkanlýðý seçiminde yaþanan komedi vs. ) yani hukuksal çerçevesinin giderek biçimsel hale gelmesi, devletin yörüngesinde köklü bir kaymanýn gerçekleþmete olduðunu ve ayný þekilde ÝTB’nin çeþitli katmanlarý arasýndaki çeliþkilerin giderek keskinleþmekte olduðunu gösterir.
·Devletin tarihsel ve toplumsal temelindeki bu köklü kayma, devletin daha da totaliterleþmesine ve otoriter yapýsýnýn daha da geliþmesine neden olur ki, tarihsel sonuçlarý kaçýnýlmaz olarak iç savaþa varýr.


---------

(1) Bu noktada daha fazla bilgi için Devrimci Bülten’in çeþitli sayýlarýna bakýnýz.
(2) Bu noktada daha hazla bilgi için Devrimci Bülten’in 42. sayýsýnda yayýnlanan « Enternasyonalizmin bazý teorik sorunlarý » adlý makaleye bakýnýz.
(3) Bu noktayý doðru anlamak gerekir.Bu ayrýlmayý ille de fiziksel bir ayrýlma olarak düþünmemek gerekir.Örneðin devlet içerisinde ÝTB’nin orta katmanýnýn ideolojik ve politik eðiliminden uzaklaþan ama hala daha da bu devlet kurumlarý içerisinde faaliyet gösteren bir çok birey vardýr.
(4) Ýçinden geçilen süreç deðiþik biçimlerde ve tarihsel koþullarda 1977-1980 arasý döneme çok benzemektedir.
(5) Þu an TC’nin geçirmekte olduðu evrim ilginç bir þekilde Osmanlý Ýmparatorluðu’nun 1908-1914 arasý geçirmiþ olduðu evrime benzemektedir.Ýttihat ve Terraki Partisi’nin önce Osmanlýcýlýktan Panislamizm’e ve daha sonra da Pantürkizm’e hýzlý bir þekilde kaymasý ve bu temelde de Teþkilat-ý Mahsusa gibi orduya baðlý yasadýþý ve gizli örgütler kurmasý ve bu örgütler aracýlýðýyla toplumda korku ve istikrarsýzlýk yaratarak bir darbe ortamýnýn oluþmasýna çalýþmasýna benzer bir durum bugün de yürürlüktedir.Teþkilat-ý Mahsusa o zamanlar ordu tarafýndan Ýttahat ve Terraki Partisi’nin sivil kanadýndan gizli ve onlarýn haberi olmadan kurulmuþtu ve terör estirmiþti. 2 Ocak 1913 darbesi ile içerideki iþi bittikten sonra , savaþ sýrasýnda ülke dýþýnda faaliyete geçmiþti ama Ermeni soykýrýmýnda önemli görevler üstlenmiþti.


Devrimci Bülten Sayý 45, Devamý...


|
_ _