 SOSYALÝST DEVRÝM VE ULUSLARARASI TEKELCÝ SERMAYE KARÞISINDA TUTUM SORUNU (II) (K. Erdem)
3-“Ýþçi Denetimi ve Kontrolü“ mü Yoksa “Komünist Üreticilerin Denetimi ve Kontrolü“ mü ?
Büyük sanayinin çöküþüne neden olan en önemli etkenlerden bir tanesi de (elbette ki diðer etkenlerin birlikte) “iþçi denetimi ve kontrolü” görünümü altýnda ortaya çýkan küçük-bujuva anarþizmi olmuþtur. Marksist teoride “iþçi denetimi ve kontrolü” hep yanlýþ anlaþýlmýþtýr. Bu yanlýþ anlamanýn altýnda “sosyalizm (komünizm) teorisi”nin yanlýþ anlaþýlmasý yatmaktadýr. Ama bu sonuncusunun yanlýþ anlaþýlmasýnýn altýnda da kapitalizmin mantýksal ve tarihsel yapýsýnýn yanlýþ anlaþýlmasý yatmaktadýr. Kapitalizmin tarihsel çerçevesinin doðru ortaya konulamamasý, komünist teorisyenleri (Lenin de dahil) sanayi temelinde bir sosyalizm (komünizm) anlayýþýna ve bu temelde de ekonomik ve politik kategorileri birbirine baðlamaya götürmüþtür. III. Enternasyonal’in kurulduðu dönemde bütün teorisyenler (Lenin, Stalin, Troçki, Buharin vs. ) istisnasýz sanayiyi sosyalizmin temeli olarak ele alýyorlardý. Onlara göre büyük ölçekli üretimin az çok ortaya çýktýðý bir toplumda yapýlacak tek þey, burjuva devleti parçalamak ve proletarya diktatörlüðünü kurmak vede kapitalistlerin özel mülklerini kamulaþtýrarak sosyalist üretim ve bölüþümü örgütlemektir. Bu “sosyalist üretim ve bölüþümü” de “iþçi denetimi ve kontrolü” aracýlýðýyla “sosyalist demokrasi”nin bütün iþçi ve emekçileri kucaklamasýný saðlayarak gerçekleþtirmekti. Herþey dýþarýdan bakýnca mantýklý görünüyordu. Ancak tarihin akýþý içerisinde, olaylarýn hiç de öyle olmadýðý, kafalarýnda tasarlamýþ olduklarý þeyin sadece bir dogma olduðu ortaya çýktý. Denebilir ki sonuçlarý tek kelimeyle felaket oldu. 1920’li yýllarda bir teorik tartýþmada Stalin, sosyalizmin sanayi temelinde inþaa edileceðinin iþin ABC’si olduðunu belirtirken, tek kendi görüþünü deðil, içerisinden çýkýp geldiði ve ürünü olduðu genel anlayýþý da açýða vuruyordu: "... sanayi sosyalizmin, sosyalist inþaanýn temelidir, ABC'sidir; ancak sanayiyi geliþtirebilmek için ise iþe tarýmdan baþlamak zorundayýz." (Stalin, Eserler cilt-8, s. 109 Inter yayýnlarý)
Bolþeviklerin en büyük teorik hatalarýndan bir tanesi de kamulaþtýrma ile sosyalizasyonu ayný anlama gelecek þekilde kullanmak olmuþtur. Bir çok defalar da belirttiðimiz gibi bu durum Lenin, Stalin ve Troçki’de çok belirgindir ve ortak bir noktadýr. Halbuki Marx ile Engels bu ikisini hiçbir zaman birbirine karýþtýrmamýþlardýr. Aralarýndaki ayýrýmý vurgulamýþlardýr. Üretim araçlarýnýn sosyalizasyonu (komünistleþmesi), sosyalist (komünist) toplumun maddi geliþiminin somut biçimlerinin bilince çýkarýlmasý ile iç içe geçtiði için ve bunun da emperyalizm teorisi ile baðlantýlý bir durum olmasý dolayýsýyla, Bolþeviklerin emperyalizm teorisindeki eksiklikleri ve yanlýþlýklarý, kaçýnýlmaz olarak onlarý, sosyalizm ve proletarya diktatörlüðü sorunlarýnda hatalara götürmüþtür. Kýsacasý üretimde “iþçi denetimi ve kontrolü”, sosyalist demokrasi çerçevesinde ancak sosyalizmin (komünizmin) maddi unsurlarýnýn geliþmiþ olduðu ve toplumu büyük oranda kendisine baðlamýþ olduðu bir toplumda uygulanabilir. Böyle bir maddi temelin daha ortaya çýkmadýðý toplumlarda, üretimin denetimi ve kontrolü, iþçi sýnýfýnýn öncüsü tarafýndan sýnýf adýna ancak bürokrasi aracýlýðýyla gerçekleþtirilebilir. Bunun dýþýnda bir uygulama “iþçi sýnýfýnýn kendiliðindenci eðilimine” kapýlmaktýr ki özü itibariyle küçük-burjuva anarþizmidir. Bu noktada doðru politikanýn uygulanmasý ancak sosyalizm anlayýþýnýn teorik olarak sanayi temelinden bilimsel üretim temeline kaydýrýlmasýyla elde edilebilir. Bilimsel üretim topluma kerte kerte egemen oldukça, komünist (iþçi deðil) üreticiler üretimi denetim ve kontrol altýna almaya baþlarlar. Ama bunun ortaya çýkmadýðý bir yerde yani komünist üreticinin ortaya çýkmadýðý yerde bu politikayý uygulamak tek kelimeyle üretimi felç etmekle sonuçlanýr. Ekim Devrimi’nden hemen sonra bazý Bolþevik önderler, ”iþçi denetimi ve kontrolü” görünümü altýnda ortaya çýkan küçük-burjuva anarþizmin sanayinin çöküþüne neden olduðunu belirtmeye baþlamýþlardýr. Bolþevik Parti üyesi A. Gastiev, I. Ulusal Ekonomi Konseyi’nde, burjuvaziden ziyade “iþçilerin sabotajý”ndan þöyle bahsediyordu: “Doðrusunu söylemek gerekirse, muazzam bir ölçeðe yayýlan bir sabotajýn huzurundayýz. Burjuva sabotajdan konuþulduðunu duyduðum zaman ve ne zaman bana korkmuþ burjuvayý sabotajcý gibi tanýttýklarý zaman gülümsüyorum. Proleter, halkçý tehlikeli bir sabotaj hasmýmýz var (abç). Ne zaman onlara (iþçilere---K. E) üretim ‘normlarý’ empoze etmek istesek, iþçi yýðýnlarýnýn muazzam bir direniþine çarpýyoruz. (Aktaran, S. N. Prokopoviç, Histoire Economique de L’URSS, s. 270, Au Portulan Chez Flammarion, 1952)
Ekim Devrimi, büyük sermayenin elindeki üretim araçlarýný kamulaþtýrýp “iþçi sýnýfýnýn mülkiyetine” (bu özel mülkiyetin bir biçimidir aslýnda) verdiði zaman ayný zamanda iþçi sýnýfýnýn üretim disiplinini ve ahlak yapýsýný da bozdu. Kapitalist emeði, zorba örgütlenmesinden ve ahlaksýzlýktan dolayý eleþtiren iþçi, kendisi ondan beter hale geldi. Adam kayýrma, kafa-kol iliþkisi, parti yandaþlýðý, hatýr-gönül aracýlýðý ile adýný listelere yazdýrýp ama gerçekte ise ya evde yan gelip yattý ya da gidip baþka iþlerde çalýþýp ek gelir elde etmeye çalýþtý. Normalinde varsayým, üretim araçlarý “kendi mülkiyetine” geçtiði zaman iþçi daha çok dikkat edecek ve üretime dört elle sarýlacak ve israfý önleyerek emek üretkenliðini daha da arttýracaktý. Ama gerçek “iþçi sýnýfýnýn bu bilinçte olmadýðýný” ortaya çýkardý. Sorun þuydu: “Ýþçi sýnýfýnýn kendiliðinden bilinç durumu” ile onun eline verilen üretim araçlarý arasýndaki tarihsel uçurumun büyüklüðü. Bu tarihsel bir farktý ve zorlamayla, iyi niyet ile çözülemezdi. Niteliksiz iþçilerin eline “nitelikli kapitalist”in iþini vermekle sorun çözülmüyordu.
Ýþçi omuzlarýna yüklenen ve kendisini tarihsel olarak aþan sorunun aðýrlýðý altýnda ezildi ve tepkisini disiplinin bozulmasý ve ahlaksýzlýk ile dýþa vurmaya baþladý. Bu kesinlikle iþçinin hatasý deðildi. Onun öncüsünün yani Bolþevik Parti’nin ve onun önder kadrolarýnýn (baþta Lenin olmak üzere) hatasýydý. (1) Bozguna uðrayan bütün ordularda görülen temel iki özellik vardýr: Disiplinin bozulmasý yani hiyerarþiye saygý göstermeme, onu takmama, onun otoritesini dolaylý yollar ile sekteye uðratma ve ahlak bozulmasý. Yani karþý çýkýlan moral deðerlerin bazý özelliklerinin zamanla karþý çýkanda görülmeye baþlanmasý. Örneðin rüþvet, adam kayýrma vs. gibi. Bu durum “iþçi denetimi ve kontrolü” politikasýnýn bozgun ile sonuçlandýðýnýn bir göstergesidir. Bunun nedeni de iþçi sýnýfýnýn tarihsel bilinç durumu ile onun omuzlarýna yüklenen tarihsel yük arasýndaki uzlaþmaz ya da kapanmaz farkýn varolmasýdýr. Ýþte bu tarihsel durumdur ki “iþçi denetimi ve kontrolü” yerine partinin yönlendirmesi ve otoritesi altýnda bir “uzman bürokratlar ve teknokratlar” ordusunun tarihsel olarak devreye girmesini gerekli kýlar. Bu bürokratlar ve teknokratlar sosyalizmin geliþmesiyle de kerte kerte kaybolacaklardýr. Bunun dýþýnda bir yaklaþým , üretimin teknik temelinin baltalanmasýyla vede verimliliðin düþerek toplumun hayat damarlarýnýn kesilmesiyle sonuçlanacaktýr.
Bütün herþey bu bürokratlar ve teknokratlar ordusunun insafýna mý býrakýlacaktýr. Elbette deðil. Ýþçi sýnýfý gerek parti gerekse de Sovyet örgütlenmesinin sosyalist demokrasi yapýsý yoluyla dolaylý olarak bu sürece katýlacaktýr. Bu dolaylý yol sosyalizmin maddi temelinin geliþmesi ölçüsünde de dolaysýzlýða çevrilecektir.
Komünist teori kulaða hoþ gelen ama hiçbir iþe yaramayan “iþçi denetimi ve kontrolü” anlayýþýný teoriden atmalý ve yerine “komünist üreticilerin denetimi ve kontrolü” anlayýþýný koymalýdýrlar. Ekim Devrimi, “iþçi denetimi ve kontrolü” politikasýnýn yanlýþ olduðunu ortaya koymuþtur vede büyük sanayinin çöküþünde de bu politika önemli bir yere sahip olmuþtur.
4-“Politik Brest-Litovsk”un “Ekonomik Brest-Litovsk” ile Birleþtirilmesi Ekim Devrimi her sosyalist devrimin karþýlaþacaðý temel politik ve ekonomik sorunlarý ortaya koymuþtur. Her ne kadar bu sorunlarý layýkýyla çözemese de tarihsel ve teorik olarak “ortaya koymasý” ve komünistlerin temel dikkatini bu noktalara çekmesi bakýmýnda olumlu bir iþ yapmýþtýr. Daha önceleri de belirttiðimiz gibi, Rusya’da politik iktidarýn prolertaryanýn ellerinden kayýp gitmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi “ekonomi politikalarý”nda yapýlan hataydý. Bolþeviklerin “ekonomi politikalarý” ile diðer politikalarý arasýnda bir uyumsuzluk sözkonusuydu. Ekim 1917’den 1921’e kadar olan süre içerisinde Bolþevik Parti (BP)’nin “ekonomi politikalarý” emperyalist burjuvaziye karþý “stratejik saldýrý”ya denk düþen bir yaklaþýma sahipken; diðer politikalarý daha çok “stratejik savunma”ya denk düþüyordu. Ýlk baþlarda Bolþevikler bunu görmüyorlardý. Dünya devriminin bir parçasý olarak Rus devrimi, emperyalist sistem karþýsýnda zorunlu olarak stratejik savunma yapmak zorundaydý. Çünkü uluslararasý güç dengesi, uluslararasý proletaryanýn deðil uluslararasý emperyalizmin lehineydi. Bundan dolayýdýr ki, 1918’in Mart ayýnda devrimci Rusya, Alman emperyalizmi ile Brest-Litovsk anlaþmasýný imzaladý. Bu anlaþma uluslararasý politik ve askeri güç iliþkilerinin doðru ve nesnel bir analizine dayanýyordu. Dünya devrimi ileri gidemiyordu ve emperyalist ülkelerde sosyalist devrim için nesnel ve öznel koþullar daha ortaya çýkmamýþtý. Bundan dolayý uluslararasý proletarya, emperyalistlere cepheden yani stratejik bir saldýrý (yani saldýrý savaþý) yapacak bir durumda deðildi. Bunun için beklenmesi ve güç biriktirmesi gerekiyordu. Yani emperyalistler ile cepheden karþýlaþmadan, uluslararasý alanda manevra yapacak, dolaylý yollardan yani Komintern’in diðer seksiyonlarý aracýlýðý ile devrimi emperyalist merkezlere az çok “taþýmaya” çalýþacaktý. Bu zaman zarfýnda taktik uzlaþmalar ve tavizler kaçýnýlmazdý. Bolþevikler dýþ politikada bunu az çok gerçekleþtirdiler. Stratejik savunma temelinde emperyalistler ile iliþkiler kurulmasý doðruydu. Ancak bu politikayý sürekli olarak sekteye uðratan ve baltalayan, bundan dolayý da etkisini zayýflatan “ekonomi politikalarý”ndaki hatalarýydý. Lenin bu durumu geç de olsa az çok içsavaþ sonunda gördü ve NEP “ekonomi politikalarý”nýn diðer politikalar ile ayný stratejik çizgiye yani stratejik savunma çizgisine getirilmesi çabasýndan böylecede genel stratejinin iç yapýsýndaki dengesizliði ve bozukluðu gidermeden baþka bir þey deðildi. Ancak çok geçti. Çünkü zamanýnda uygulanýlmayan politika doðru politika deðildir artýk. Zamanýnda uygulanýlmayan (yani iktidara gelindiði zaman Ekim 1917’de uygulanýlacaktý) bu politika bozgun ile sonuçlanarak stratejik yenilgiye götürdü. Bugün geriye dönüp baktýðýmýz zaman Bolþeviklerin ama özellikle de Lenin’in önermiþ ve uygulamýþ olduðu Brest-Litovsk anlaþmasý politikasýnýn tamamen yerinde ve doðru bir politika olduðu tartýþýlmazdýr. Bu anlaþmanýn mantýðý ve öðrettiði dersler tek Rusya’ya özgü deðil ama evrensel önemdedir. Lenin Brest-Litovsk’taki temel mantýðý geç de olsa içsavaþ sonrasýnda ekonomi politikalarýna sezgisel bir þekilde uygulamaya çalýþmýþtýr. Ama daha öncede belirttiðimiz gibi bunda tarihsel olarak geç kalýnmýþtý. Lenin’in bu çabasýna kýsaca “Politik Brest-Litovsk”un “Ekonomik Brest-Litovsk” (2) ile birleþtirilmeye çalýþýlmasý ve bu temelde de III. Enternasyonal’in doðru bir dünya stratejisine çekilmeye çalýþýlmasý denebilir. Ama bir çok nedenden dolayý bu gerçekleþmedi ancak bizi burada ilgilendiren III. Enternasyonal’in tarihsel arka planýnda süzülen bu mantýk yapýsýdýr. Çünkü bu mantýk yapýsý ve bunun doðru ve yanlýþ yanlarýnýn ayrýþtýrýlmasýdýr ki gelecek Enternasyonal’i felaketlerden koruyacaktýr. Açýklamalarýmýza somutluk kazandýrmak için önce “Politik Brest-Litovsk” ile baþlayalým ve daha sonra bunun temel prensiplerini kullanarak “Ekonomik Brest-Litovsk”un o zamanki Rusya’da çeþitli somut sorunlar etrafýnda nasýl ele alýnmasý gerektiði ile birleþtirmeye çalýþalým. Baþka bir deyiþle, doðru politikanýn ve bunun araç ve metodlarýnýn neler olmasý gerektiðini göstermeye çalýþalým. Bu nokta gelecekteki bütün komünist hareketlerin temel sorunu olacaktýr ve bu sorunun teorik olarak doðru çözümü olmadýkça da proletarya iktidarý hiçbir zaman elinde tutamayacaktýr. 1918’in Mart ayýndaki Brest-Litovsk anlaþmasý ve bu dönemde yaþanan tartýþmalar, Rus komünist hareketinin önderlerine teorik ve politik olarak çok þey öðretmekle kalmadý ama ilk defa onlarý pratikte dünya sosyalist devriminin sorunlarý ile karþý karþýya getirerek gerçek Enternasyonalistler (her ne kadar kýsa sürse de) olarak da eðitti. Yine bu deneyimledir ki Bolþevik önderler Rus devrimi ile dünya devriminin organik bir bütün olduðunu ve iç içe geçtiðini iyice kavradýlar. Lenin bu noktada 7 Mart 1918’de þöyle yazar: “Burada Rus devriminin en büyük zorluðuyla, en büyük tarihsel problemiyle karþý karþýyayýz: Uluslararasý görevleri çözme zorunluluðu, uluslararasý devrimi baþlatma zorunluluðu, dar ulusal bir devrim olarak devrimimizden, dünya devrimine geçiþi gerçekleþtirmek. Bu görev önümüzde bütün inanýlmaz zorluðuyla duruyor. ” (Lenin, Seçme Eserler, cilt-7, s. 302, Ýnter Yayýnlarý)
1918’in Mart’ý Lenin’e çok önemli bir noktayý teorik olarak gösterdi: Rusya’da proletaryanýn bilinç ve örgütlenme düzeyinden kaynaklanan stratejik düzeyi ile bir bütün olarak uluslararasý proletaryanýn, emperyalizm karþýsýnda bilinç ve örgütlenmeden kaynaklanan stratejik düzeyi ayný deðildi. Rusya’da proletarya Rus burjuvazisi karþýsýnda stratejik saldýrý aþamasýndaydý ve iktidardaydý ve bu stratejik düzeye uygun olarak da içsavaþý baþlatmýþtý. Ama dünya devrimi sözkonusu olduðunda, emperyalizm karþýsýnda dünya ölçeðinde , uluslararasý proletarya ve kazanýmlarý daha çok küçüktü ve bu küçük kazanýmlara dayanarak emperyalizme karþý uluslararasý bir stratejik saldýrý baþlatamazdý. Yani uluslararasý proletaryam dünya ölçeðinde emperyalizm karþýsýnda stratejik savunmadaydý ve bunu ilk farkeden Lenin oldu. Lenin uluslararasý proletaryanýn niçin stratejik savunmada kalmasý gerektiðini ve bu politikanýn ana hatlarýný da þöyle formüle ediyordu: “Çünkü bir çok ülkeyi kapsayan, uluslararasý emperyalizmi yenilgiye uðratabilecek kadar güçlü bir uluslararasý sosyalist devrim patlak vermediði müddetçe, tek (özellikle geri) bir ülkede zafer kazanmýþ sosyalistlerin doðrudan görevi, emperyalist devletre karþý savaþý kabul etmemek, savaþtan kaçýnmak, emperyalistlerin birbiri arasýndaki mücadele onlarý daha da güçsüzleþtirinceye, diðer ülkelerde devrimi daha da yakýnlaþtýrýncaya kadar beklemektir. ” (Lenin, age, s. 367)
Madem ki uluslararasý güç iliþkileri proletaryaya, emperyalistler ile karþýdan savaþma olanaðý vermiyordu, o zaman proletarya taktik uzlaþma aramalýydý ve bazý taviz politikalarý ile uluslararasý alanda güç biriktirmenin yollarýný aramalýydý. Elbette ki stratejik savunma politikasý pasif deðil aktif bir stratejik savunmaydý. Yani stratejik savunmayý dünya ölçeðinde önce stratejik dengeye sonra da stratejik saldýrýya çevirmeye çalýþan bir politikadýr. Ama o zamanlar BP içerisindeki “sollar” bunu göremiyorlardý ve Rusya’daki politik güç iliþkilerini mekanik bir þekilde uluslararasý devrime uyguluyorlardý. ”Sollar” özü itibariyle yanlýþ bir politika savunmuyorlardý. Söyledikleri þeylerde doðruluk payý ve mantýk da vardý. Ancak doðru þeyleri yanlýþ zamanda ve proletarya açýsýnda uluslararasý güç iliþkilerinin yanlýþ düzeyinde bunu savunuyorlardý. Onlarýn hatasý buydu. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse eðer, “sollar”a mensup olan Osinski’nin þu söylediklerini aktarabiliriz: “Sadece uluslararasý sosyalizmin müdahalesinin , sadece daha yüksek bir geliþme aþamasýnda bulunan iþçilerin yardýmýnýn, Rus ekonomisinin mutlak bir yükseliþini saðlayabileceði” (... )”Aksi taktirde hiçbir çýkýþ yolu yoktur ve sadece içsavaþýn bir dünya savaþýna ... dönüþümüyle bizim için gerekli nefes molasýný elde edebiliriz. ” (Osinski, aktaran Editör, Lenin, age, s. 521)
“Sollar” genel olarak doðru þeyleri savunuyorlardý ancak bir soruya cevap veremiyorlardý:Uluslararasý devrim yardýma gelene kadar “eldeki kazanýmlarý” yani proletarya diktatörlüðünü Rusya’da nasýl koruyacaklardý? Bu soruya “sollar” hep kaçamak cevap veriyorlardý ve anýn görevlerini genel hedef ve görevler ile birleþtiremiyorlardý. ”Sollar”ýn kaçamak cevap verdiði soruya Lenin yukarýda da aktardýðýmýz gibi net bir cevap veriyordu: Uluslararasý emperyalizm karþýsýnda Kominter daha çok zayýftýr ve bundan dolayý saldýrý savaþý deðil savunma savaþý yürütmelidir vede bu temelde emperyalizm karþýsýnda uluslararasý alanda manevra yapmalýdýr. Yani cepheden karþýlaþmadan, taktik uzlaþma ve tavizler ile uluslararasý güçlerini biriktirmenin ve güç dengesinin uluslararasý proletarya lehine deðiþmesinin yollarýný aramalý ve bu temelde zaman kazanmalýdýr. Eðer uluslararasý proletarya bu politikayý uygulayabilirse, günü geldiðinde yani uluslararasý güç dengesi proletarya lehine deðiþtiðinde daha önce emperyalistler ile yapýlmýþ olan taktik uzlaþma ve taviz politikalarýnýn temeli kendiliðinden kalkacaktýr. Bu politikanýn doðruluðu 8-9 ay sonra Almanya’da devrim patlak verdiði zaman ortaya çýktý. Alman imparatorluðu yýkýldýðý zaman ve Almanya savaþý kaybettiði zaman Brest-Litovsk’ta verilen tavizler de boþa çýktý. Aslýnda Bolþevikler Alman Ýmparatorluðu’nu oyuna getirmiþlerdi. Onlara taviz vermiþlerdi ama bunu onlarý uluslararasý alanda kuþatmak için yapmýþlardý. Bolþevikler 1918 Mart’ý ile 1918 Kasým’ý arasý, Brest-Litovsk anlaþmasýna aykýrý olarak, Alman komünist hareketine yardým etmiþlerdi. Lenin bunu zaten açýk açýk belirtir: “Elbette ki anlaþmayý ihlal ediyoruz, þimdiye kadar otuz kez, kýrk kez ihlal ettik. ” (Lenin, age, s. 314)
Bu da stratejik savunma politikasýnýn pasif deðil aktif bir politika olduðunu gösterir. Ama bütün bu doðru politikalarý temelde dinamitleyen ve etkisini zayýflatan çok önemli bir nokta vardý:Yanlýþ ekonomi politikalarý. Uluslararasý alanda politik güç dengelerinden dolayý stratejik bir savunma yapan Bolþevikler, ekonomi politikalarýnda saldýrý savaþý (stratejik saldýrý) politikasý yürütüyorlardý. Bunun en önemli kanýtý ise þu noktalarda uyguladýklarý politikadýr: · Dýþ borçlarýn iptali; · Yabancý sermayenin tamamen kamulaþtýrýlmasý; · Dýþ ticaret tekelinin oluþturulmasý. Bu politik önlemler Rus devriminin tarihsel gücü ile tezatlýk oluþturuyorlardý. Rus devrimi tek baþýna bu önlemleri gerçekleþtiremezdi. Çünkü tekelci sermayenin kökleri emperyalist ülkelerdeydi. Emperyalist ülkelerde bir sosyalist devrim olmadýkça tekelci sermayenin mülkiyetinin kamulaþtýrmak, özellikle ülke dýþarýya baðýmlý bir þekilde sanayileþmiþ ise yarar deðil zarar getirir. Ekonomi politikalarýndaki bu yanlýþ saldýrý savaþý politikasý yine Bolþeviklerin baþka yanlýþ politikalarý ile birleþince (iþçi denetimi ve kontrolü, paranýn ortadan kaldýrýlmasý vs. ) sonuç adeta felaket oldu: Büyük sanayi anýnda çöktü ve kent ile kýr arasýndaki meta deðiþimi büyük oranda durdu. Ýþte tam da bu noktada büyük sanayinin çöküþünün sonucu olan feci bir politikaya imza attýlar: Kýrlarda Kulaklara savaþ açtýlar ve Savaþ Komünizmi politikasýna baþvurdular. Bu politikanýn sonucu olarak proletarya, 1921 yýlýna kadar adým adým iktidar bloku içerisinde hegemonyayý yarý-proleterya lehine kaybetti. 1921 yýlýna gelindiðinde BP tek proletaryanýn deðil, proletarya ve yarý-proletaryanýn ortak partisi durumuna gelmiþti (Bu noktaya az ileride yine deðineceðiz). Tam da bu noktada biraz daha ayrýntýlý olarak BP’nin ekonomi politikalarý ve bunun neden olduðu tarihsel olaylar üzerinde durarak “Ekonomik Brest-Litovsk”un ne olmasý gerektiði üzerinde duralým. Lenin Ekim devriminden 5-6 ay sonra (1918’in ilkbaharýnda) bir þeylerin ters gittiðini hemen farketti. Uygulanan ekonomi politikalarýn, ekonomiyi geliþtirmediðini hatta daha da kötüye doðru götürdüðünü gördü. Özellikle yabancý sermayenin kamulaþtýrýlmasýnýn ve dýþ borçlarýn iptalinin ve bununla birlikte ekonomiye yayýlan iþçi denetimi önlemlerinin ülke ekonomisini krize soktuðunu hemen anladý. Bundan dolayý 1918’in ilkbaharýnda, partinin politika deðiþtirmesi gerektiðini belirterek “sermayeye karþý saldýrýnýn kesilmesi gerektiði” politikasýna dönerek, Ekim devriminden önceki parti programýyla arasýna mesafe koymaya baþladý ve bunu da açýk bir þekilde belirtti: “Mevcut anda objektif durumun dikte ettiði, sermayeye karþý saldýrýnýn ‘kesilmesi’nin tam da böyle bir karakter taþýdýðýný kavramayanlar, þimdiki politik andan hiçbir þey anlamamýþlardýr. ” (Lenin, age, s. 334) “Sermayenin mülksüzleþtirilmesini þimdi eski tempoda sürdürmek isteseydik, muhakkak yenilgiye uðrardýk. ” (Lenin, age, s. 334)
Devrimci Bülten Sayý 45, Devamý...
(1)Zaten Stalin döneminde bu uygulamalara bir son verildi.Ama o zaman da « emeðin bürokratik » örgütlenmesi ortaya çýktý. (2) Bu kavramlarýn bu tür kullanýmýnýn ne kadar doðru olduðu tartýþýlýr .Ben þimdilik bunlarý kullanýyorum. (3) Bunun kanýtý için bu yazýnýn 2.bölümünde yayýnlanan büyük ve küçük sanayi ile ilgili tabloya bakýnýz.Bu tabloda da görüldüðü gibi Ekim devriminden sonra sanayinin kapasitesi 1918’de %33’e,1919’da %14’e,1920’de de %12’ye düþmüþtür.
|