[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{  PDK Devrimci Bülten - Sayý 45 (4) }
| Devrimci Bülten
Lenin her ne kadar bazý þeyleri sezgisel olarak farketse de, olaylarýn mantýðýný tamamen kavramaktan da uzaktý. Sermayeye karþý saldýrýnýn kýsmi kesilmesinden sonra (bu nokta da çok geneldi ve özünde anlaþýlmazdý vede bir çok karýþýklýkla doludur), daha önce de belirttiðimiz gibi 1918’in sonbaharýnda yeni maliye komiseri N. Krestinski’nin yönetiminde “paranýn kaldýrýlmasý” politikasýna geçildi. Bir yandan “paranýn kaldýrýlmasý” politikasý bir yandan da “sermayeye karþý saldýrýnýn kesilmesi” politikasý taban tabana zýt bir politikadýr ve Bolþeviklerin kafalarýnýn ne kadar karýþýk olduðunu gösterir.

Aslýnda olaylar kontrolden çýkmýþtý ve kamulaþtýrmalar þu ya da bu þekilde özellikle iþçilerin alttan baskýsý sonucunda bütün ekonomiye yayýlmýþtý. Ýþçiler bir çok iþletmenin denetimini ve kontrolünü ellerine geçirmiþlerdi. Her ne kadar Lenin “sermayeye karþý saldýrýnýn kesilmesinden” bahsediyorsa da, bu noktada devlet iþçilerin alttan baskýsý sonucunda bu iþletmeleri kamulaþtýrmak zorunda kalýyordu ve yönetimini devralýyordu. Ama bu durum büyük sanayinin çöküþüne neden oldu ve o güne kadar emperyalist sermayeye baðýmlý bir þekilde geliþen ve büyük oranda dýþarýdan finanse edilen Rus ekonomisinin bütün yaþam damarlarýný kesti ve onu adeta kötürüm etti. Ama daha da önemlisi, Rus büyük sanayisinin çöküþü, çok önemli tarihsel olaylarýn nedenini oluþturdu. Bunlardan bir kaç tanesini belirtirsek eðer:

· Savaþ Komünizminin ve Bolþevik terörün geliþmesine neden oldu;
· Proletaryanýn yarý-proletarya ile ittifakýnýn kopmasýna neden oldu;
· BP’nin proleter bir parti niteliðinin kaybolmasýna ve yarý-proleter bir parti haline dönüþmesine neden oldu;
· BP’nin proleter bir partiden yarý-proleter bir partiye dönüþmesiyle birlikte, parti ve devlet içerisinde, özünde yarý-proletaryanýn örgütlenme biçimi olan bürokratizmin geliþmesine, güçlenmesine ve iktidarý ele geçirmesine neden olarak, iktidarýn proletaryanýn ellerinden kayýp gitmesine neden oldu.

Ýþte tam da bu noktada BP’yi Savaþ Komünizmi’ne sürükleyen nedenleri irdelemek ve yapýlan hatalarý ortaya koymak gerekir.

BP 1918’in yazýnda Savaþ komünizmi’ne baþvururken ayný zamanda yoðun bir propaganda bombardýmanýna da baþvurdu. Bu propaganda bombardýmaný o kadar güçlüydü ki, olaylar gerçek nedenini ustaca gizliyordu. Bolþevikler kendi hatalarýný baþkalarýnýn sýrtýna yüklüyorlardý ve olaylarýn geldiði noktada günah keçisi her zaman baþkalarý oluyordu. Ama içsavaþýn sonunda açlýktan ölen milyonlarca insanýn en büyük nedeni Lenin baþta olmak üzere BP’nin önderleriydi. Bu noktada aslýnda hiç de övünülecek bir üne sahip deðildirler.

Rusya’da kýtlýk sorunu BP’nin iktidarý ile baþlamadý. Ondan çok önce özellikle de Þubat 1917’den sonra, ülkedeki politik kriz ile baðlantýlý olarak ortaya çýktý. Ama Bolþeviklerin iktidarý döneminde, büyük sanayinin çöküþü ile baðlantýlý olarak aðýrlýðýný giderek arttýrdý. Ýçsavaþýn sonunda da zaten milyonlarca insanýn ölümüne neden oldu.

Büyük sanayinin çöküþü ile birlikte kent ile kýr arasýndaki meta deðiþimi büyük oranda durma noktasýna geldi. Bu durmanýn bir nedeni yabancý sermayenin kamulaþtýrýlmasý ve dýþ borçlarýn iptali sonucunda ortaya çýkan sermaye kýtlýðýndan dolayý sanayinin kapasitesinin düþmüþ olmasýndan dolayý kýrlar için gerekli sanayi mamüllerinin asgari düzeyde tedarik edilmemesiyse; bir diðer nedeni de daha önceleri de belirttiðimiz gibi Bolþeviklerin enflasyon politikasýna baþvurarak “parayý ortadan kaldýrma” çabalarýydý. Paranýn deðerini yitirmesi, kýrsal alanda üretim yapan üreticilerin, metalarýný, bu para ile deðiþtirme eðilimlerini de ortadan kaldýrýyordu. Böylece Bolþevikler ülke ekonomisini iki ana doðrultuda yýkýmna sürüklüyorlardý. Birincisi, sanayideki yanlýþ politikalar ile; ikincisi, yanlýþ para politikasý ile kýrsal alaný dezorganize ederek. Böylece sanayideki kriz ile tarým krizi ile iç içe geçerek genel bir krize dönüþtü. Sanayi krizi ile tarým krizinin iç içe geçme süreci 1918’in ilkbaharýndan itibaren baþladý.

1918’in ilkbaharýnda kentlerin ihtiyacý olan tahýl maddelerinin acil tedariki sözkonusuydu. Bu tahýl maddeleri de daha çok kýrsal alandaki üreticilerde bulunuyordu, ki bunlar zengin köylü (Kulak) denilen ve ücretli emek kullanarak üretim yapan köylülerdi. Ýþte kýyamet tam da bu noktada koptu. Bütün sorun Kulaklarýn ellerindeki tarým ürünlerinin nasýl elde edileceði sorunuydu.

Bolþeviklerin Kulaklar karþýsýndaki ilk politikasý “endüsrti ile tarým arasýnda meta mübadelesi temelinde tahýl tekelinin gerçekleþtirilmesi” politikasýydý. Bu politikayý da Bolþevikler, devletin ve sanayinin elindeki bazý birikimler aracýlýðýyla ve sanayi ile tarým arasýndaki meta deðiþimini az çok asgari düzeyde düzenleyerek uyguluyorlardý. Ekim 1917’den Mayýs 1918’e kadar olan zaman zarfýnda Bolþevikler, Kulaklar ile “anlaþma” yolunu izleyerek gerekli tahýlý tedarik ediyorlardý. Bu temelde de kýrlarda yarý-proletaryanýn temsilcisi olan Sol Sosyalist-Devrimciler (Sol SD) ile de müttefiklik iliþkisini devam ettirebiliyorlardý. Bolþevikler, Kulaklar ile anlaþma politikasýný, devletin ve sanayinin elinde eski rejimden kalan birikimler sayesinde yürütüyorlardý. Ama ne zamanki sanayideki yanlýþ politikalar sonucunda sanayi çöktü3 ve sanayinin ve devletin elindeki birikimler tamamen tükendi bu temelde de tarýmda bir aþýrý-üretim sözkonusu oldu. Bolþevikler giderek Kulaklar karþýsýnda politika deðiþtirmeye baþladýlar sermaye yokluðunun yerine terörü koydular.

Bolþeviklerin yaptýklarý hatalarý daha iyi anlamak için tarihsel olaylara daha yakýndan bakmak gerekir.

Ekim 1917’den önce Rus kýrýnda toplumsal sýnýf ve katmanlar genellikle þu unsurlardan oluþuyordu:

1. Tarým Proleterleri: Tamamen iþ gücünü satarak geçimini saðlayan köylüler.
2. Kýr yoksullarý (Yarý-Proleterler): Ýþletmeleri ailelerinin geçimini yeterince karþýlamayan ve bundan dolayý bu iþletmelerinin yanýnda bir kazanç elde etmek için gerek zengin köylülerin iþletmelerinde ücretli olarak çalýþan gerekse de kentlerde sanayide ve baþka sektörlerde geçici olarak çalýþan köylüler.
3. Orta köylüler: Ýlkel ekonomi çerçevesinde üretim yapan ve kendi kendilerine yeten köylüler. Bu köylüler bazen eldeki fazlalýklarýný gerekli maddeleri elde etmek için satarlardý.
4. Kulaklar (Zengin Köylü): Bir çok tabakadan oluþur. Pazarda satmak için fazla bir ürün elde eden ve ücretli iþçi çalýþtýran köylülerdir. Rusya’nýn tahýl ihtiyacýný bu zengin köylü saðlardý. Ýþletmeleri daha çok küçük ve orta boy (KOBÝ) iþletmelerdi.
5. Büyük Toprak Mülkiyeti: Devlete, kiliseye ve manastýrlara ait büyük toprak mülkiyeti.

Ekim devriminden hemen sonra, 26 Ekim 1917’de, Bolþeviklerin Sol SD’leri yanlarýnda tutmak için kabul ettikleri toprak üzerine kararname, büyük toprak mülkiyetinin topraklarýna el koyulmasýný ve köylülere daðýtýlmasýný öngörüyordu. Rus kýrýnda kýr proleterleri ve yoksul köylüler arasýnda topraðýn eþit paylaþýmý fikri oldukça yaygýndý ve popülerdi. Bunun nedeni hiç kuþkusuz Sosyalist Devrimci Parti’nin ama özellikle de onun sol kanadýnýn kýrlarda izlemiþ olduðu politikadan kaynaklanmaktaydý. Bu parti kýrlarda güçlüydü ve topraðýn eþit paylaþýmý fikrinin liderliðini yapýyordu. Bolþevikler devrimin ilk günlerinde, onlarý hükümette tutmak için onlarýn tarým programýný yanlýþ olduðunu bile bile kabul ettiler ya da kabul etmek zorunda kaldýlar.

Büyük toprak mülkiyetinin ortadan kaldýrýlmasýnda yukarýdaki ilk dört sýnýf memnun oldular. Özellikle de büyük toprak mülkiyetinin ortadan kaldýrýlmasýnda zengin köylülük en çok kazanç saðlayan sýnýftý. Bir büyük toprak mülkiyetinin malýnýn paylaþýlmasý sözkonusu olduðunda, proleter ve yoksul köylü yayan giderlerdi. Orta köylü bir yük arabasý ile giderken paylaþýma, zengin köylü iki-üç yük arabasýyla katýlýrdý. Üstelik 26 Ekim 1917 tarihli yasa, yasanýn uygulamasýný bir muhafýzýn yani devlet görevlisinin gözetiminde ve envanterin sayýlýp paylaþýlmasýný belirtmiþ olmasýna karþýn, buna uyulmamýþ adeta bir yaðma havasý içerisinde gerçekleþmiþtir. Bunda da en çok çýkar saðlayan zengin köylü olmuþtur. Daha sonra Bolþevikler, özellikle de Lenin’in aðzýnda, Kulaklar ile aralarýnýn bozulmasý sýrasýnda bu durumu onlara karþý kullanacaklardý.

BP’nin kýr politikasýnýn ana hatlarý, özellikle de ekonomi politikalarýnýn olumsuzluklarýnýn 1918’in ilkbaharýna doðru ortaya çýkmasýyla þekillenmeye baþladý. Sanayinin çökmesi ile birlikte, kýr ile kent arasýndaki meta deðiþiminin bozulmasý, kentleri açlýk ile tehdit etmeye baþlayýnca, kaçýnýlmaz olarak dikkatler tahýlý elinde bulunduran zengin köylülere dönmeye baþladý. Çünkü gerekli tahýlý tedarik etme sorunu, ülkenin ve Sovyet hükümetinin en önemli sorunu haline gelmiþti. Bolþeviklerin iktidara gelmesiyle birlikte, gerek sanayideki yanlýþ politikalarýn bir sonucu olarak gerekse de Bolþeviklerin bürokratik yönetim tarzýndan dolayý, kýrlardan kentlere akan tahýl miktarýnda dramatik bir düþüþ meydana geldi. Gerekli tahýlýn tedarik edilmesi noktasýnda Bolþevikler çok eleþtirmiþ olduklarý Geçici Hükümet’in bu noktadaki baþarýsýný yakalayamamýþlar ve hatta ezici bir yenilgi almýþlardýr:
“Sekiz aylýk varlýðý süresince, Geçici Hükümet, ülkenin ve ordunun gereksinimleri için , aylýk ortalama olarak 738. 000 tonluk buðday giriþini saðlamýþtý. Ekim devriminden sonra, bu giriþlerin ritmi (bin ton olarak) þu þekildedir:

1918’in Haziran’ýnda giriþler tamamen durdu. Sovyet hükümetinin elini Ýaþe Bakanlýðý’nýn hizmetleri üzerine koymasý ölçüsünde ve bu sonuncusunun faaliyetlerini komünist temeller üzerinde örgütlemesi ölçüsünde durmadan düþmüþtü. ”(S. N. Prokopoviç, age. , s. 114)
Bütün tarihsel göstergeler, Bolþeviklerin, Kulaklara karþý önce sertleþmeye daha sonra da terör uygulamaya , sanayinin çökmesiyle ellerindeki kaynaklarýn tükenmeye baþlamasý ve Kulaklara verecek hiçbir þeyinin kalmadýðý andan itibaren baþladýðýný göstermektedir.

Aslýnda Bolþeviklerin Kulaklar karþýsýndaki ilk politikasý uzlaþma politikasýdýr ve bu politikayý uygulamaya da çalýþmýþlardýr. Mart 1918’in sonlarýnda Ýaþe Komiserliði hükümete bir rapor sunarak, sorunun çözümünün yani kýrlardan kentlere gerekli tahýl akýþýnýn, kýrlar ile zorunlu mal deðiþiminin örgütlenmesinde yattýðýný belirtmiþtir:
“Güncel durumun analizi þu sonuca götürüyor ki, kýrlarýn istediðinin yani yalnýzca (kýrlar için---K. E) baþlýca zorunlu maddelerin saðlanmasý gizli buðdayý çýkarabilir. Bütün diðer önlemler sadece palyatiftir. ” (Aktaran S. N. Prokopoviç, age. s, 117)
Bu raporun sonucunda Sovyet hükümeti, Ýaþe Komiserliði’ne 1162 milyon rublelik (savaþ öncesi rubleyle 27 milyon ruble) bir kredi açarak, köylülüðe gerekli mallarýn alýnmasýný saðlayarak, karþýlýðýnda yaklaþýk 2 milyon ton tahýl elde etmeye çalýþtý. Ama kýrlara sürülen sanayi mallarý kýrýn gereksiniminin sadece % 20’sini saðlýyordu. Ama yine de Nisan’ýn sonuna kadar yukarýdaki tabloda da görüldüðü gibi, tahýl akýþý on kat düþse de tamamen kesilmemiþti. Tarihsel olaylarýn baskýsý altýnda Bolþevikler, Nisan 1918’de, onlarý kýrlarda adým adým bataða sürükleyecek olan ölümcül bir hata yaptýlar. Bu hata Sovyet hükümetinin yayýnlamýþ olduðu iki kararnamede somutlaþmýþtýr.

Sovyet hükümetinin, eldeki kaynaklarýn ve sermaye birikiminin tükenmesinden dolayý Nisan 1918’de uygulamaya soktuðu yeni gýda ve kýr politikasý, BP’nin Nisan 1918’deki kararý ile ortaya çýkmýþtýr. Parti Rus ekonomisinin “komünist temeller” üzerinde reorganizasyonu kararýný aldý. Bu karar daha önce köylünün özel sözleþme ile yani karþýlýklý anlaþma yoluyla belirlenen tahýl fiyatlarý temelinde pazarý tarýmsal ürünler ile besleme politikasýndan, devletin tek fiyatlarý saptadýðý sabit fiyatlar temelinde üretim fazlalýðýnýn devlete zorunlu teslimine geçiþini öngörüyordu. Lenin bu politikayý þöyle savunur:
“ ‘Çalýþmayan yemesin’---bu nasýl gerçekleþtirilir?Bu düsturu hayata geçirebilmek için , ilkin devlet tahýl tekelinin , yani tahýlla her türlü özel ticaretin yasaklanmasýnýn , tüm tahýl fazlasýnýn sabit fiyatlarla devlete zorunlu tesliminin , kim için olursa olsun tahýl fazlasýný elinde tutma ve gizlemenin kesin olarak yasaklanmasýnýn gerekli olduðu gün gibi açýktýr. ” (Lenin, SE, s. 31, Ýnter Yay. )
Burada bütün sorun, devletin saptamýþ olduðu sabit fiyatlarýn düzeyi sorunudur. Bu saptanan sabit fiyatlarýn Bolþeviklerin propagandasýný haklý çýkarýr hiçbir yaný yoktur. Ýþte Maliye Komiserliði’nin Ekonomik Anketler Bürosu’nun yayýnlamýþ olduðu devletin saptadýðý sabit fiyatlar ile pazar fiyatlarý arasýndaki iliþkiyi gösteren rakamlar. 1913 yýlý baz alýnarak yapýlan hesaplamalara göre:



(S. N. Prokopoviç, a. g. e. s. 113)

Kararnamenin saptamýþ olduðu fiyatlar temelinde devlete tahýlýný teslim eden köylüler, 1919 yýlýnda pazar fiyatlarýnýn sadece % 10’unu, 1920’de ise sadece % 1’ini, 1921 yýlýnda ise karþýlýðýnda hiçbir þey almamýþtýr. Bundan çýkan sonuç þudur: Devletin bütçesi, sanayinin ve ticaretin çökmesi ile baðlantýlý olarak çöktüðü için , devlet tahýlýn sabit fiyatlarýný , maliyet fiyatýnýn altýnda saptýyordu. Köylüler, bu saptanan sabit fiyatlar sonucunda tek gereksinimi olan sanayi maddelerini deðil ama yatýrmýþ olduklarý sermayeyi bile tekrar yerine koyamýyorlardý. Bundan dolayý þiddetli bir þekilde direnmeye baþladýlar.

Bolþevikler tarihsel koþullarýn uygulamaya olanak vermediði bir politikayý, bürokrasinin olanaklarýný sonuna kadar zorlayarak uygulamaya çalýþýyorlardý. ”Ben karar aldým herkes uymalý” politikasý, kýrlarda üretici güçlerin adým adým tahribine neden olmuþtur. Sanayinin üretici güçlerinin tahrip edilmesi politikasý “Savaþ Komünizmi” politikasý ile kýrlarda üretici güçlerin tahrip edilmesi politikasý ile birleþmiþtir. Bunun sonucunda 1921-1922 yýllarýnda milyonlarca insanýn açlýktan ölümüne neden olmuþtur.

Nisan 1918 yýlýnda yapýlan ikinci büyük hata, 19 Nisan 1918 tarihli olan “Toprak Üzerine Temel Yasa”dýr. ”Komünist üretimin temellerinin atýlmasý” çerçevesinde, bu yasa, toprak üzerinde özel mülkiyetin bir tür sýnýrlandýrýlmasýný ya da kaldýrýlmasýný öngörmekteydi. Bu yasa ister büyük toprak mülkiyeti olsun isterse de küçük toprak mülkiyeti olsun, yeraltý ve yerüstü kaynaklarý, ormanlar ve doðanýn yaþamsal güçleri üzerinde özel mülkiyeti kaldýrýyor ve elinde varolan topraklarýn dýþýnda köylüler baþka toprak sahibi olma hakkýný yasaklýyor vede topraðý, üzerinde çalýþan iþçilerle orantýlý bir þekilde daðýtýmýný öngörüyordu. Bu politikanýn kýrlarda Marksizmin temellerinden ayrýlmak olduðundan zerre kadar þüphe yoktur.

Nisan 1918’de Bolþevikleri bu yasalarý kabule zorlayan nedenlere (ki bu yasalarýn çýkarýlmasý pragmatik bir özelliðe sahiptir) az ileride deðineceðiz. Ama daha önce 19 Nisan 1918 tarihli “Toprak Üzerine Temel Yasa”nýn (ki 11 Mart 1919’da bu yasaya bazý eklemeler yapýlmýþtýr) niçin kýrlarda Marksizm’den uzaklaþýlan bir politika olduðunu göstermeye çalýþacaðýz. Bu politika 1890’lý yýllarda Fransýz sosyalistleri içerisindeki bazý revizyonistlerin kýrlarda uygulamak istedikleri politikanýn bir benzeridir. II. Enternasyonal oportünizmin BP içerisinde canlanmasýnýn somut bir örneðini teþkil eder ki Engels’in haklý eleþtirisine neden olmuþtur.

Konuya biraz daha yakýnda bakmakta fayda var.

Lenin ve diðer Bolþevik önderler, Engels’in formüle ettiði kýrlarda komünist politikanýn temel ilkelerini tahrif etmiþlerdir. Engels’in yapmamak gerekir dediði þeyleri yapmýþlardýr. Engels kýrlarda büyük ölçekli üretimin kooperatifler yoluyla geliþtirilmesinden önce, kamulaþtýrýlmaya gidilmemesini önermiþ ve topraðýn köylülere daðýtýlarak ve bu temelde üretim ölçeðinin küçültülerek, “sosyalist bir üretimin” kurulacaðý küçük-burjuva ütopyasýna direnilmesi gerektiðini ýsrarla belirtmiþtir. Fransýz sosyalistlerinin yanlýþ tarým programýný eleþtirirken þöyle yazmýþtýr:
“Bu gerekçeleri biraz daha yakýndan inceleyelim.
Önce Fransýz programýnýn, üreticilerin özgürlüðünün üretim araçlarýna elkonmasýný öngerektirdiðini söyleyen tümcesinin, hemen þu tümce ile tamamlanmasý gerekir: Üretim araçlarýna elkonmasý, ancak iki biçim altýnda olanaklýdýr; ya, hiç bir zaman, hiç bir yerde üreticiler için genel bir biçim durumuna gelmemiþ bulunan, ve sinai ilerlemenin gitgide olanaksýz kýldýðý bireysel mülkiyet olarak; ya da, maddi ve entelektüel koþullarý, kapitalist toplumun geliþmesi tarafýndan yaratýlmýþ bulunan ortak mülkiyet olarak. Öyleyse, üretim araçlarýnýn kolektif mülkiyeti, proletaryanýn elindeki bütün araçlarla izlenmelidir.

Demek ki, üretim araçlarýnýn ortaklaþa mülkiyeti, burada ardýndan koþulacak tek ana erek olarak sunulmuþtur. Sadece alanýn hanidir hazýrlanmýþ bulunduðu sanayide deðil, ama genel olarak, öyleyse tarýmda da. Bireysel mülkiyet, programa göre, hiç bir zaman ve hiç bir yerde tüm üreticilere yayýlmamýþtýr; bu nedenle, ve üstüne üstlük, sanayiin geliþmesi onu yokettiði için, sosyalizmin çýkarý onu sürdürmekte deðil, ama yokolduðunu görmektedir; çünkü bireysel mülkiyet varolduðu yerde ve varolduðu ölçüde, ortak mülkiyeti olanaksýz kýlar. Eðer programa baþvuracaksak, bu iþi, kendini programda dile getiren genel tarihsel doðruluðu, bugün onun Batý Avrupa ve Kuzey Amerika'da bir doðruluk olarak kalmasýný saðlayan koþullar içine koyduðuna göre, Nantes'da anýlan tümceyi çok anlamlý bir biçimde deðiþtiren tüm programa baþvurarak yapalým.

Üretim araçlarýnýn, tek tek üreticiler tarafýndan kendilerine maledilmesi, bugün bu üreticilere gerçek bir özgürlük kazandýrmaz. (abç) Zanaatçýlýk büyük kentlerde yýkýma uðramýþtýr; Londra gibi büyük merkezlerde hatta tamamen yokolmuþ, yerini büyük sanayi, sweating-system ve kusurlu batký ile geçinen sefil þarlatanlara býrakmýþ bulunmaktadýr. Topraðý kendi hesabýna iþleyen küçük köylü, ne toprak parçasýnýn saðlama baðlanmýþ mülkiyetine sahiptir, ne de özgürlüðe. Týpký evi, avlusu, birkaç tarlasý gibi o da tefecinin malýdýr; varlýðý, borçlarýn kölesi olan köylünün hiç yapamadýðýný yapýp, þurada burada birkaç dingin gün geçirebilen proleterin varlýðýndan daha da güvensizdir. Yurttaþlýk Yasasýnýn 2102'nci maddesini kaldýrýn, haczedilemez bir tarým aletleri, davar vb. yedekliðini yasa ile koruyun, onu, davarýný kendi "gönül rýzasý" ile satacaðý, kendini tüm varlýðýyla tefeciye vereceði ve böylece kendisine yeni bir cançekiþme süresinin tanýnmasýndan hoþnut kalacaðý, bir baskýya karþý güvence altýna alamazsýnýz. Küçük köylüyü, kendi mülkiyeti içinde koruma giriþiminiz, onun özgürlüðünü deðil, ama sadece köleliðinin özel biçimini korur; içinde ne yaþayabildiði, ne de ölebildiði bir durumu uzatýr! Öyleyse programýnýzýn birinci paragrafýna baþvurma zahmetine hiç de deðmezdi.

Gerekçeler açýklamasýna göre, üretim aracý olan toprak, bugün Fransa'da, birçok yerde, bireysel olarak, üreticilerin kendi ellerinde bulunuyormuþ; oysa, sosyalizmin rolü, mülkiyet ile emeði ayýrmak deðil, ama tersine, tüm üretimin bu iki etkenini ayný ellerde birleþtirmekmiþ. — Bu genel görünüm altýnda, sosyalizmin rolünün bu olmadýðýný, tersine, üretim araçlarýný, kolektif olarak, üreticilere vermek olduðunu daha önce belirtmiþtik. Bu durum gözden yitirilir yitirilmez, yukarda anýlan tümce, sosyalizmin, bugün sadece görünüþte küçük köylünün mülkü olan þeyi, onun gerçek mülkü haline dönüþtürmeye, yani küçük çiftçiyi bir mülk sahibi durumuna getirmeye ve borçlu mülk sahibinin borçlarýný ödemeye yönelik bir þey olduðu kanýsýný uyandýrarak, bizi yanýlgýya düþürür. Sosyalizm, köylü mülkiyetinin bu yanýltýcý görünüþünün ortadan kalkmasý ile elbette ilgilenir; ama bu görünüþ ortadan bu biçimde kalkmayacaktýr. ”
(F. Engels, Fransa ve Almanya’da Köylü Sorunu, www. Marxists. org)
Peki topraðýn üzerinde çalýþan iþçilere göre bölünmesi ve bu temelde de kýrlarda “komünist üretime” geçme politikasýnýn, komünizm ile uzaktan yakýndan alakasýnýn olmadýðýný Lenin bilmiyor muydu?

Lenin bunu bal gibi biliyordu! 19 Nisan 1918 tarihli toprak yasasýnýn Sol SD’lerin küçük-burjuva anlayýþý olduðunu da biliyordu. Bu yasa, BP’nin Sol SD’leri hükümette tutmak için kabul ettiði ve Lenin’in de eleþtirdiði ancak pragmatik bir þekilde kabul ettiði 26 Ekim 1917 tarihli yasanýn devamýydý ve bu mantýðýn uzantýsýydý.

Peki Lenin ve Bolþevikler niçin anti-Marksist bir politika olan bu yasayý kabul ettiler?

Ýþte Bolþeviklerin hatalarýnýn bazý noktalarýnýn iyice anlaþýlabilmesi için bu sorunu incelemek ve çözmek gerekir.

Lenin ve Bolþeviklerin Nisan 1918’de uygulamýþ olduklarý politikanýn altýnda yine pragmatizm vardýr. Bu pragmatizmin iki ana nedeni vardýr:
1. Sovyet hükümetinin elinde, Kulaklar ile uzlaþma politikasýný sürdürecek gerekli sermaye birikimi tükenmek üzereydi (hatta tükenmiþti) ve Kulaklar kentlere tahýl akýþýný sürekli düþürüyorlardý. Bolþevikler Nisan 1918’deki iki kararname ile Kulaklara gözdaðý vererek onlarý kuþatmaya baþladýlar.

2. Sol SD’ler, Brest-Litovsk anlaþmasýný ve Bolþeviklerin Çeka aracýlýðý ile Ekim’den beri uygulamýþ olduklarý bazý keyfi ölüm cezalarýný öne sürerek Mart 1918’de hükümetten çekilmiþlerdi. Ekim’den Mart 1918’e kadar olan süre içerisinde Bolþeviklerin uygulamýþ olduðu politikalar özellikle kentlerde sanayi ve ticaretin çökmesinden dolayý büyük huzursuzluk yaratmýþtý. Bundan dolayý bir çok iþçi ve emekçi iþini kaybetti ve periþan hale geldi. Halkýn durumunun kötüleþmesinden kaynaklanan bu huzursuzluk hemen yeni rejime karþý politik örgütlenmelere temel teþkil etmeye baþlýyordu. Bolþevikler bunu bertaraf etmek için giderek Çeka aracýlýðýyla þiddetin ölçüsünü arttýrdýlar ve hatta iþler keyfi cezalandýrmalara kadar gitti. Çeka yargýlamasý yapýlmamýþ olanlara kendi insiyatifi ile ölüm cezasý uyguluyordu. Bütün bu politikalar “Savaþ Komünizmi” döneminde uygulanýlacak olan terör politikasýnýn baþlangýcýydý.
Bolþeviklerin politikasýna alet olmamak ve sorumluluðunu paylaþmamak ve Bolþeviklerin kendilerine daha fazla muhtaç olmalarýný saðlamak için (özellikle kýrda Sol SD’ler çok güçlüydü) Sol SD’ler hükümetten Mart 1918’de çekildiler. Ýþte Bolþevikler Sol SD’lerin hükümetten bu ayrýlýþlarýnýn vermiþ olduðu zararý en aza indirmek için Nisan 1918’deki kararlarý aldýlar. Artýk uzlaþma zemini Sol SD’ler ile ortadan kalkmýþtý. Artýk BP’nin amacý, Kulaklara karþý uygulanýlacak politikayý (yani sabit fiyatlar temelinde zorunlu tahýl teslimini), Sol SD’lerin kýrlardaki tabanýný ele geçirerek, Sol SD’leri bu tabandan ayýrarak ve onlarý güçsüzleþtirerek vede tarihsel olarak onlarýn yerine ikame ederek gerçekleþtirmekti. Bu politikayý ise kýr yoksullarýnýn taleplerini kabul ederek uygulayabilirlerdi.
Ýþte kabul edilen 19 Nisan 1918 tarihli küçük-burjuva içerikli olan toprak yasasý, Sol SD’lerin kýrlarýn proleterleri ve yarý-proleterleri ve ayný zamanda küçük-burjuva unsurlar içerisindeki gücünü kýrmanýn ve bu unsurlarý Sovyet hükümetinin (ki tek Bolþeviklerden oluþuyordu) yanýna kazanmanýn aracýydý. Artýk Kulaklara karþý politika ile yarý-proleterlere (Sol SD’ler) karþý politika sýký bir biçimde birbirine baðlandý ve iç içe geçti. Ama bu politika özünde kýr yoksullarýný Kulaklarýn kucaðýna iten bir politikaydý.

Ýþte o zamanlar Bolþeviklerin politikalarýna yöne veren þey bu pragmatizimdi. Bunu haklý çýkarmak için de yoðun bir propagandaya baþvurdular ve “kýrlarda komünist üretimin örgütlenmesi” demogojisine baþvurarak, kýrlardaki iþçi ve yoksul köylüleri kazanmak için motive etmeye çalýþtýlar.

Nisan 1918’de çýkarýlan kararnamelerin, Kulaklarý kuþatmak ve Sol SD’leri de kitlesinden ayýrmak için uygulanýlan pragmatist bir politika olduðunu gösteren en önemli kanýtlar Mayýs ve Haziran 1918’de yayýnlanan iki kararnamedir.

Nisan 1918’de Kulaklarý ve Sol SD’leri kuþatmaya baþlayan Bolþevikler, Mayýs ve Haziran 1918’de onlara karþý saldýrýya geçtiler.

13 Mayýs 1918 tarihinde çýkarýlan kararname, Geçici Hükümet tarafýndan 26 Mart 1917’de çýkarýlan ama uygulamaya sokulmayan Buðday Tekelini yürürlüðe koydu. Bu yasa her buðday sahibine (çoðunlukla bunlar Kulaklardý) bir hafta içerisinde devlete elindeki buðday miktarýný bildirmeyi ve hükümetin saptamýþ olduðu fiyatlar temelinde devlete býrakmasýný þart koþuyordu. Belirlenen “normlar” temelinde gereksinim dýþýndaki fazlalýk devlete býrakýlacak, devlet de, yeni hasada kadar gerekli olan tohumluk ve kiþisel tüketim normlarýný belirleyecekti.

13 Mayýs 1918 tarihli kararname, proleter ve yoksul köylüleri, Kulaklara karþý acýmasýz bir savaþýma çaðýrýyor ve elinde buðday fazlasý olan ama bildirmeyenlere ya da teslim etmeyenlere karþý en azý 10 yýldan az olmamak üzere cezaevlerine gönderilmesine, topraklarýna ve mallarýna el konulmasýna, karþý gelenlere de Ýaþe Komiserliði tarafýndan silahlý güç kullanýlmasýný serbest hale getiriyordu.

Kulaklara karþý Mayýs 1918’de bu yasayý çýkaran Sovyet hükümeti, Sol SD’lere de 11 Haziran 1918 tarihinde yayýnladýðý bir kararname ile cephe açtý. Bu kararname “Yoksul Köylü Komiteleri” (YKK)’nin kurulmasýný öngörüyor ve bunlar aracýlýðýyla, buðdayýn , kýrlar için baþlýca zorunlu maddelerin ve tarýmsal araçlarýn saðlanmasýný öngörüyordu. Bu kararnamenin kýrlarda Sol SD’lerin ayaklarýnýn kaydýrýlmasý için olduðu, onlar üzerinde bir politik zafer elde etme aracý olduðundan kuþku yoktur.

Ýþin ilginç tarafý, Sol SD’lere kýrlarda politik darbe indirmeye çalýþan ve onun tabanýný Kulaklara karþý kendi politikasýna kazanmak isteyen Bolþeviklerin, 19 Nisan 1918 tarihli “Torak Üzerine Temel Yasa” ile kýrlardaki iþçilere ve yoksullara “politik rüþvet” vermeleridir.

Bolþeviklerin ellerinde, kýrlardaki iþçi ve yoksullarý, Kulaklara karþý harekete geçirmek için somut ve elle tutulur verecek hiçbir þeyleri yoktu. Onlar da 19 Nisan 1918 tarihli yasayý çýkararak ve bu kitlenin küçük-burjuva dünya görüþünü (ki Sol SD’lerin eseridir) kabul ederek, eðer toprak elde etmek istiyorlarsa o zaman Kulaklara karþý savaþmalý ve onlarýn mallarýný ve topraklarýný ellerine geçirmeleri gerektiði mesajýný yolluyorlardý. Bu yasa, kýr yoksullarýný, Kulaklara karþý harekete geçirmek için ve Sol SD’lerden de ayýrmak için, teþvik ve motive etmek için çýkarýlmýþ pragmatik bir yasadýr.

26 Ekim 1917’deki “zorunlu hata” þimdi “baþka zorunlu bir hata” ile birleþiyor ve derinleþiyordu. Ama Bolþevikler bu yolda ilerledikçe de proletaryanýn iradesini de parçalýyorlardý.

13 Mayýs 1918 tarihli kararname ile Kulaklara karþý saldýrýya geçen Sovyet hükümeti, bu temelde askeri mnlemler almaya baþladý. 20 Mayýs 1918 tarihli baþka bir kararname ile Sovyet hükümeti, Ýaþe Komiserliði’nin gruplarýna askeri kumandanlar atamaya baþladý. Daha sonra bunlara “Ýaþe Birlikleri Kumandanlýðý” adý verildi. Önceleri bu birlikler geçiciydi ve zorunlu olan yerlere gönderiliyorlardý. Bundan dolayý “Hareketli Ýaþe Gruplarý” adý verilmiþti ve gönüllü iþçi ve yoksul köylü komitelerinden gelenler tarafýndan oluþturulmuþtu. Kýsa bir süre sonra büyük bir kýsmý iþçilerden oluþtu. Bunun nedeni kurulan YKK’nin kýr yoksullarýný kendi siyasetlerine kazanamamasýydý. YKK’ler baþarýsýz oldu ve kýrlarda onlara karþý köylülerin büyük bir cephesi oluþtu.

Kýrlarda propaganda ve ajitasyon yoluyla ve barýþçýl araçalar ile kýr yoksullarýný kazanma politikasý baþarýsýzlýða uðradý. Bu durum karþýsýnda VI. Sovyet Kongresi (6-9 Kasýþ 1918) taktik deðiþtirerek, bu YKK’leri feshetti. Ama bu YKK’lerin “askeri kanadý” olan Hareketli Ýaþe Birlikleri’nin sayýsý ve faaliyetini Ýaþe Komiserliði’ne baðlý olarak arttýrdý. Bu birliklerin sayýsý ülke genelinde 45 000 silahlý adama çýktý. Kýsacasý kýrlarda giderek politik faaliyetin militarisayonu sözkonusuydu. Artýk tek barýþçýl yöntemler ile tahýl fazlasýna el konulmasý politikasýndan vazgeçiliyor ve tamamen savaþ yoluyla gerekli tahýlýn elde edilmesi politikasýna baþvuruluyordu. Bunun sonucu olarak elde edilen tahýlda hiç kuþkusuz bir artma oldu. Ancak bunun sonuçlarý daha sonra ortaya çýktý. Çünkü Sovyet hükümeti tek tahýl fazlasýný deðil ama tekrar üretim için ayrýlan stoklarý da bir bir yaðma ediyordu. Bunun sonucunda kýrlarda ekilecek tahýl kalmadý ve daha sonraki yýllarda yaþanan kýtlýðýn ve açlýðýn da temelini oluþturdu.

Þehirdeki iþçilerin yardýmý ile, YKK aracýlýðýyla Kulaklara karþý açýlan savaþ tam tersi sonuçlar doðurdu ve Sovyet hükümeti gerekli tahýlýn akýþýný saðlayamadý. Bolþeviklerin çýkarmýþ olduðu yasalara, Kulaklar tahýl akýþýný hemen keserek karþýlýk verdiler. Az yukarýda yayýnlanan tabloda bu açýk bir þekilde görülür.

Bir yandan Kulaklara karþý açýlan savaþ yüzünden kentlere tahýl akýþý dururken, bir yandan da hýzla tahýl stoklarý tükeniyordu. Temmuz ve Aðustos aylarýnda Ýaþe Komiserliði’nin depolarýnda hiçbir þey kalmamýþtý. Bu iki ayný zamanda Kulaklarýn ve Sol SD’lerin Sovyet hükümetine karþý silahlý ayaklanmaya giriþtikleri dönemdir. Kýrlarda “köylülerin bir tür genel grevi” ile silahlý ayaklanmanýn birleþtirilmeye çalýþýldýðý bir dönemdir. Özellikle silahlý ayaklanma Aðustos’un 20’sinde Uritski’nin öldürülmesi ve Lenin’e suikast ile doruða çýktý. Ýaþe Komiserliði 20 Aðustos’da silahlý olan Hareketli Ýaþe Birlikleri’ne, kýrlarda tahýlýn tedariki ve isyanýn ezilmesi için kapsamlý bir talimatname yolladý.

Halbuki 1918’de Rusya’da iyi bir tarým yýlý olmuþtu. Tarýmdaki hasadýn genel durumu ile devlete teslim edilen miktar aþaðýdaki tabloda belirtilmiþtir:



(S. N. Prokopoviç, age, s. 116)

Tukarýdaki tablo çok açýk bir þekilde þiddet yoluyla tahýl tedarikinin iflas ettiðini gösterir. Bu iflas politikasýnýn altýnda yatan temel nedenlerden bir tanesi, kýrlarda yoksul köylülüðün, Kulaklara karþý savaþta Sovyet hükümetini desteklememiþ olmasýdýr. Zaten YKK’lerin feshi bunu gösterir.
   
Peki yoksul köylülük Sovyet hükümetini niçin desteklemedi?
   
Bunun temel nedeni hiç kuþkusuz Kulaklarýn ve Sol SD’lerin Sovyet hükümetine karþý yürütmüþ olduðu propagandadýr. Özellikle Sol SD’ler, Sovyet hükümetinin, sanayinin çöküþünün aynýsýný kýrlarda gerçekleþtireceðinden korkuyorlardý. Kentlerden kýrlara yoðun bir göç dalgasý yaþanýyordu. Eskiden sanayide kötü de olsa çalýþýp bir ücret alan bazý iþçiler sanayinin çöküþünden sonra hiçbir þey elde edemediler ve geçinebilmek için tekrar kýrlara döndüler:
üyük sanayinin parçalanmasý, gýda krizi ve yakýt eksikliði etkisi altýnda kentlerin büyük toplu konutlarýnda oturanlarýn kitlesel olarak kaçýþý baþladý. 1917-1920 arasýnda yapýlan sayýmlara göre, þehirlerden kýrlara göç eden nüfus 8 milyondan az deðildi. ” (S. N. Prokopoviç, age, s. 104)
Sanayinin ve ticaretin çöküþünün sonucu olan bu kitlesel göç dalgasý, kýrlardaki korkuyu daha da arttýrdý. Kýrlarýn kaderlerinin de kentlere benzeyeceði endiþesi, kýrýn bir çok sosyal katmaný arasýnda yayýldý. Tahýlýn taban fiyatýnýn maliyetinin altýnda saptanmasý aslýnda kýr yoksullarýnýn ve kýr proleterlerinin iþine pek gelmiyordu. Çünkü bu katmanlar geçimlerini Kulaklarýn  iþletmelerinde çalýþarak kazanýyorlardý ve hatta aslýnda onlardan alacaklarý vardý. Tahýlýn taban  fiyatýnýn maliyetinin altýnda saptanmasý ile bu kesimler de ayný zamanda yýkýma uðruyorlardý. Kýr yoksullarýnýn ve proleterlerinin ayný þekilde de Sol SD’lerin korkusu, Bolþevik yýkýmýn kýra da sýçramasýydý ki korktuklarý çok kýsa bir zaman sonra gerçekleþti.

Bolþevikler sanayinin üretici güçlerinin tahribine, ”Savaþ Komünizmi” ile birlikte tarýmýn üretici güçlerinin tahribini de eklediler. Aþaðýdaki tablo bunu açýk bir þekilde göstermektedir:



(S. N. Prokopoviç, age, s. 126)

Bu politikanýn sonucunda tarým ürünlerinin azalmasý, sýnýflar arasýnda azalan ürünler için rekabeti de beraberinde getirdi. Varolan ürünleri elde etmek için proleterler ile yarý-proleterler yarýþmaya baþladýlar. Halk kýtlýk aracýlýðýyla ölümün eþiðine gelirken yaþamak ve ayakta kalmak için doðalarýnda varolan herþeyi açýða vurmaya baþladýlar. Herkes yaþamak için birbirinin düþmaný haline gelmeye baþladý. Halkýn moral yapýsý fiziksel çökmeyle birlikte çökmeye baþladý. Artýk onun için kimin komünist, küçük-burjuva ya da emperyalist olduðu deðil ya da ekmeðin kimin getirdiði sorunu deðildi. Onun için artýk sorun, ekmeðin nereden geleceði sorunuydu. Eðer o zamanlar Bolþevik hükümet bir ayaklanma yoluyla yýkýlsaydý ve yeni bir iþbirlikçi hükümet emperyalistlerin desteði ile kurulsaydý ve  halkýn temel sorunlarýný az buçuk çözmüþ olsaydý,  halkýn bu yeni iþbirlikçi hükümeti ne pahasýna olursa olsun destekleyeceði çok açýktý.

Sovyet hükümeti, kýrlarda Kulaklar karþýsýnda bir bataða saplanmýþtý. Ama daha da önemlisi bu bataklýk, kentte ve kýrda olsun, hükümetin (tek BP’den oluþuyordu) bütün sosyal sýnýflar ile olan iliþkilerini de kökünden sarsmaya ve deðiþikliðe iterek, ülke genelinde bir bataklýða saplanmasýna yolaçtý.
   
Kýrýn Kulaklar ve Sol SD’ler ile kendi içe kapanmasýný ortadan kaldýrmak için Sovyet hükümeti iki yöntem izliyordu. Kýrlar için gerekli sanayi mallarýný tedarik etmek ve askeri zor kullanmak. Ama gerekli sanayi mallarýnýn tedariki büyük sanayi çöktüðü için neredeyse imkansýzdý. Ýþte tam da bu noktada Bolþevikler baþka bir ölümcül hataya imza attýlar. Adým adým sanayideki küçük ve orta boy (KOBÝ) iþletmeleri kamulaþtýrmaya baþladýlar. Halbuki Bolþevikler KOBÝ’lerin kamulaþtýrýlmasýný hiçbir zaman savunmadýlar. Bu politik önlem de kendi mantýklarýna ve politikalarýna tersti. Kýrlarda içsavaþýn boyutlanmasý ölçüsünde, Sovyet hükümetinin kamulaþtýrmasý da tehlikeli bir þekilde büyük iþletmelerden küçük iþletmelere doðru bir seyir izlemeye baþladý:
“(... ) maden kömürü, madenler, selüloz ve kauçuk fabrikalarý, demir yollarý, ayný þekilde önemli bir sermayeye sahip (1’den 3 milyon rubleye kadar) diðer iþletmeler, bundan böyle ulusun mülkiyetiydi (özellikle de 18 Haziran 1918 tarihli kararnameden sonra---K. E). 1919’un baþýnda kamulaþtýrýlmýþ iþletmelerin sayýsý 830’a yükseliyordu, 1920’nin baþýnda 3394’e yükseliyordu. 1920’nin sonunda (29 Kaým kararnamesi), bireylere ait bütün sanayi kuruluþlarý ya da 5’ten fazla iþçi ve motor gücü kullanan þirketler ya da motor güçsüz 10 kiþi kullanan iþletmelerin kamulaþtýrýldýðý deklare edildi. Bu kararname, sadece büyük sanayiye deðil ama orta (ölçekli---K. E. ) sanayinin de kamulaþtýrýlmasýna son noktayý koydu. (... )
Ticari kuruluþlarýn kamulaþtýrýlmasýna antrepo ve büyük maðazalar ile baþlandý, 26 Kasým 1918’de bir çok sayýda manüfaktür maddesinin satýþý devlet tarafýndan tekelleþtirildi. ”
(S. N. Prokopoviç, age, s. 264)
Sanayideki KOBÝ’lerin kamulaþtýrýlmasýna ve bazý sanayi maddelerinin satýþýna devlet tekelinin getirilmesine neden olan durum, kýrlara gerekli olan sanayi mallarýnýn tedariki sorununun sonucudur. Devlet bu önlemler ile mallarýn maliyetini kendisi açýsýndan düþürüyordu. Çünkü satýn alacak ve kýrlara yollayacak parasý yoktu ve bunu yaparken de üretimin yapýsýný da tahrip ediyordu.

Lenin, 1922 yýlýna gelindiðinde artýk büyük sanayinin dahi zar zor karþýladýðý kýrýn ihtiyaçlarýnýn, KOBÝ’ler aracýlýðý ile karþýlanamayacaðý gerçeðini anlamaya baþladý. Devlet kapitalizmi çerçevesinde eldeki iþletmelerin kiraya verilmesi ya da dýþ sermayenin çekilmesi yani büyük sanayinin tekrar inþaasý temelinde, kent ile kýr arasýndaki iliþkilerin normalleþeceðini anladý ve bu temelde NEP politikasýna baþvurdu. Bu politika eksik olmasýna karþýn doðru ama geç bir politikaydý. Çünkü parti ve devletin komünist niteliðinin kaybolduðu bir anda devreye sokuluyordu. Bundan dolayý “bu ekonomik geri çekilme” bir bozgun ile sonuçlandý ve iktidarýn yarý-proleter ve küçük-burjuva sýnýflarýn eline geçmesinde bir kaldýraç rolü oynadý.

Az yukarýda Bolþeviklerin 19 Nisan 1918 tarihli yasa ile kýrlarda Marksist bir politikadan uzaklaþtýklarýný belirttik. Yine bu dönemdedir ki, Lenin Engels’in zengin köylülük ile ilgili olan doðru teorisini tahrif etmeye baþladý ve bunun Rusya’ya uymadýðý sonucuna vardý. Bu noktada Lenin þöyle yazar:
“Önümüzdeki görev köylülüðü tarafsýzlaþtýrmaktý. Küçük-burjuva partiler ile iliþki sorununun ortaya atýldýðý Moskova’daki bir toplantýda, sadece orta köylünün müttefikimiz olduðuna dikkat çekmekle kalmayan, aksine belki büyük köylülere karþý da zecri önlemlere, baský önlemlerine gerek kalmadan da yapýlabileceði inancýný ifade eden Engels’i aynen alýntýladým. Bu varsayým Rusya için doðrulanmadý:Kulaklara karþý doðrudan bir içsavaþýn içindeydik, içindeyiz ve içinde olacaðýz. Bu kaçýnýlmazdýr. Bunu pratikte gördük. ” (Lenin, SE-8, s. 55)
Halbuki Engels’in zengin köylülük ile ilgili olan teorik formülasyonu Rusya için de doðruydu. Sadece Rusya’nýn tarihsel koþullarýndan dolayý özel bir tarzda uygulanmasý gerekiyordu. Daha önce andýðýmýz makalesinde Engels, devrimden sonra küçük ve zengin köylülüðe karþý tutum konusunda þöyle yazar:
“Öyleyse küçük köylüler karþýsýndaki konumumuz nedir? Ve iktidarý ele alacaðýmýz gün onlara karþý nasýl davranmalýyýz?

Önce, Fransýz programýnýn þu sözü yerden göðe kadar doðru: Küçük köylünün kaçýnýlmaz yokoluþunu önceden görüyoruz, ama biz bu yokoluþu çabuklaþtýrmakla hiç de yükümlü deðiliz.

Sonra, iktidara geçtiðimizde, büyük toprak sahipleri için yapma zorunda kalacaðýmýz gibi, küçük köylüleri (karþýlýðýný ister ödeyerek, ister ödemeyerek) zorla kamulaþtýrmayý aklýmýzdan bile geçiremeyeceðimiz de bir o kadar açýk. Küçük köylü karþýsýndaki ödevimiz, ilkin, onu buna zorlayarak deðil, ama örnekler aracýyla buna götürerek, ve toplumun yardýmýný onun buyruðu altýna koyarak, onun bireysel mülkiyeti ve iþletmesini, kooperatif iþletmeye dönüþtürmektir. Ve bu konuda, daha bugünden gözlerine çarpacak üstünlükleri, küçük köylüye belli belirsiz de olsa gösterme araçlarýmýz eksik deðil.” (F.Engels,age)

“ Þimdi daha zengin köylülere gelelim. Bu kategoride, her þeyden önce kalýtým sonucu, ama borçlandýrma ve topraklarýn zorunlu satýþlarý aracýyla da, kullanma hakkýndan yararlandýklarý tüm eski topraklarý (tenure) ve hatta daha da çoðunu elinde tutan, ve küçük topraklý köylüden büyük köylüye kadar uzanan tüm bir aracý aþamalar örneklemesini buluyoruz. Orta köylü, küçük köylüler arasýnda oturduðu zaman, onlarýn çýkarlarý ve görüþleri ile, kendi çýkar ve görüþleri arasýnda pek bir ayrým olmayacaktýr; çünkü deneyi, benzerlerinden ne kadarýnýn küçük köylüler yýðýný içinde batýp gittiklerini ona söyleyecektir. Ama orta ve büyük köylülerin aðýr bastýklarý, çiftlik iþletmesinin, genellikle çiftlik uþaklarý ile hizmetçilerin yardýmýný gerektirdiði yerlerde, durum bundan baþkadýr. Bir Ýþçi Partisi doðal olarak, ilkin ücretlileri, yani hizmetkârlarý, çiftlik hizmetçilerini ve gündelikçileri koruyup savunacaktýr; bundan ötürü, köylülere, iþçilerin ücretlilik sürekliliðini içeren vaadlerde bulunmayý kendine yasaklar. Orta ve büyük köylüler, orta ve büyük köylüler olarak varolduklarý sürece, ücretliler olmaksýzýn iþlerini yürütemezler. Öyleyse, küçük topraklý köylülere varlkklarýný küçük köylüler olarak sürdüreceklerini vaadetmek, eðer bizim için sadece bir budalalýksa, ayný þeyi orta ve büyük köylülere vaadetmek, hemen hemen dolaysýz bir ihanet olur.
Kentlerin zanaatçýlarý ile yeniden bir karþýlaþtýrma yapabiliriz. Gerçi bunlar, sonlarýna köylülerden de yakýndýrlar, ama gene de sadece çýrak deðil, iþçi de çalýþtýranlarý, ya da çýraklarýna bir iþçinin iþini yaptýranlarý hâlâ vardýr. Küçük patronlar arasýnda, sonuna kadar patron kalmak isteyenlerin o yanda da kurtuluþ olmadýðýný görmeleri için, Yahudi düþmanlarý içine girmekten baþka bir yapacaklarý yoktur. Kendi üretim biçimlerinin kaçýnýlmaz yokoluþunun bilincine varmýþ bulunanlarý bizim yanýmza gelirler ve daha sonra tüm öbür iþçileri bekleyen yazgýyý paylaþmaya da hazýrdýrlar. Durum, büyük ve orta köylüler için de baþka türlü deðildir. Hizmetkârlarý, hizmetçileri ve gündelikçileri, doðal olarak bizi onlarýn kendilerinden daha çok ilgilendirirler. Eðer bu köylüler, bizim onlara, iþletmelerinin olduklarý gibi kalacaklarý yolunda güvence vermemizi isterlerse, biz, bunu, hiç bir biçimde yapamayýz. Bunlarýn yeri, her þeyi vaadettikten sonra hiç birini tutmamaktan daha büyük bir zevkleri bulunmayan Yahudi düþmanlarýnýn arasýnda, Köylüler Birliði ya da bu türlü öbür partilerin içindedir. Ýktisadi bakýmdan, kapitalist rekabet ve denizaþýrý ucuz tahýl üretimi nedeniyle, orta ve büyük köylülerin de kesenkes ezileceklerine inanýyoruz; zaten durmadan artan borçlanma ile tüm bu köylülerin gözle görülür yýkýmý da bunu kanýtlamaktadýr. Bu yýkýma karþý, mülklerin, ücretlilerin sömürüsünü gitgide ortadan kaldýracak ve yavaþ yavaþ büyük ulusal üretim kooperatifinin ayný hak ve ayný ödevlere sahip kollarý durumuna dönüþecek kooperatif bir iþletme içinde toplanmasýný salýk vermekten baþka, hiç bir þey yapamayýz. Eðer bu köylüler bugünkü üretim biçimlerinin kaçýnýlmaz yýkýlýþýný anlarlar, eðer bundan gerekli sonuçlarý çýkartýrlarsa, bize geleceklerdir, ve onlarýn dönüþmüþ üretim biçimine geçiþlerini elimizden geldiðince kolaylaþtýrmak da bizim iþimiz olacaktýr. Böyle olmazsa, onlarý kendi yazgýlarýna býrakmak, ve bizim de, onlarýn çaðrýlarýmýza kulak verecek olan ücretlilerine yönelmemiz gerekecektir. Çok olanaklýdýr ki, zorla kamulaþtýrma burada da sözkonusu olmayabilecek (abç), ve bu biraz kalýnca kafalarý saðduyuya açmak için burada da iktisadi geliþmeye güvenebileceðiz.”
(F.Engels,age)
Peki bu noktada Lenin’in hatasý nerededir?

Bir kere Engels çok açýk olarak sorunu, Fransa ve Almanya gibi, sanayisi ve ticareti baðýmlý bir þekilde geliþmeyen, kendi dinamizmi ile ayakta kalan ülkeler açýsýndan incelemiþti. Bu ülkelerde bir sosyalist devrim anýnda sermayenin kaçýþý olmayacaktý ya da çok az olacaktý. Bundan dolayý sanayi, sermaye birikimi açýsýndan bir sorun yaþamayacak ve sosyalist devlet bu sanayiye dayanarak, zengin köylülük ile bir anlaþma ya da uzlaþma arayabilecekti. Engels’in formülasyonunun özü buydu. Engels, bu ülkelerin ekonomilerinin dünya pazarý içindeki konumlarýna dayanarak köylü sorununu inceliyordu. Engels’in büyük sanayiye dayanarak zengin ve orta köylülük ile uzlaþma aranmasý gerektiði anlayýþýna en iyi örnek yine ayný makalede Fransýz sosyalistlerinin programýnýn bir maddesi ile ilgili olarak yazmýþ olduðu þu satýrlardýr:
“Daha sonra:

"Tüm dolaylý vergilerin kaldýrýlmasý ve 3.000 Franký geçen gelirler üzerindeki tüm dolaysýz vergilerin müterakki vergi durumuna dönüþtürülmesi."

Yýllardan beri, hemen bütün sosyal-demokrat programlar bunu ister. Ama yeni olan ve bu tümcenin içeriði üzerinde ne kadar az düþünüldüðünü gösteren þey, bunun özellikle küçük köylüler yararýna istenmesidir! Ýngiltere'de, sadece bir örnek vermiþ olmak için söylüyorum, devlet bütçesi 90 milyon sterlin lirasýdýr. Gelir vergisi bunun, onüçbuçuk ondört milyonunu getirir, oysa geri kalan yetmiþ alýtý milyon, kýsmen, ticarethanelerin vergilendirilmesinden (posta, telgraf, pul), ve en büyük bölümü de, yýðýn tüketimi üzerindeki vergi ve harçlardan, yani tüm halkýn, ve özellikle yoksullarýn gelirini, küçük küçük kýrpan, ama yavaþ yavaþ milyonlar oluþturan o durmadan yinelenen kemirilmesinden gelir. Ve, güncel toplumda, devlet harcamalarýnýn bir baþka biçimde karþýlanmasý da hemen hemen olanaksýzdýr. Ýngiltere'de, en az 120 sterlin lirasý (3.000 frank) olan gelirler üzerindeki müterakki bir verginin 90 milyon getireceðini kabul edelim. Yýllýk ortalama birikim, tüm ulusal zenginliðin yýllýk artýþý, 1865'ten 1875'e kadar, Giffen'e göre, 240 milyon sterlin lirasý idi. Eðer bunun bugün 300 milyon olduðunu varsayarsak, 90 milyonluk mali yükün, birikimin aþaðý yukarý üçte-birini götüreceði sonucu çýkar. Bir baþka deyiþle, sosyalist bir hükümetten baþka hiç bir hükümet, böyle bir iþe giriþemez: ama sosyalistler iktidara geçecekleri zaman, onlarýn, bu vergi reformunu gelip geçici, önemsiz bir sayýþmalýk gibi gösterecek, ve küçük köylülere bambaþka olanaklar açacak baþka iþleri olacaktýr.“ (F.Engels,age)

Bu alýntýdan da çok açýk bir þekilde görüldüðü gibi, kýr ile ilgili bir reformu Engels, ülkenin genel ekonomisi ile iliþkilendirerek ele almaktadýr. Yine Engels devlet bütçesinin büyük bir kýsmýnýn büyük sanayi ve ticaretten elde edilen vergilerden kaynaklandýðýný da çok açýk bir þekilde belirtir ki bu o zamanlar Rusya için de geçerliydi. Ama Rusya’daki durumun farklýlýðý, Ekim Devrimi’nden önce devletin bütçesine giren vergilerin büyük kýsmýnýn yabancý sermayenin ve onunla iþ yapan Rus iþbirlikçi tekelci sanayi sermayesinin vergilendirilmesinden oluþuyordu. Devrim bunlarýn mülklerine el koyunca ve yabancý sermaye de Rusya’yý terk edince devlet bütçesi aniden çöktü.

Lenin, Fransa ve Almanya ile Rusya arasýndaki kapitalist geliþme düzeyi arasýndaki tarihsel farký gözardý etmiþtir. Bundan dolayý da Engels’in doðru formðlasyonunun Rusya’ya uymadýðý sonucuna varmýþtýr. Ama Rusya’da yaþanan tarihsel olaylar tersine Engels’i haklý çýkarmýþtýr.

Peki o zaman ne yapýlmalýydý?Lenin ve Bolþeviklerin uygulamýþ olduklarý politikalara alternatif komünist bir politika var öýydý ve vardýysa bu ne olmalýydý?

Elbette bmyle alternatif ve doðru bir politika vardý. Ayný zamanda Lenin bu doðru politikayý bilince çýkarmaya en çok yaklaþan liderdir de. Her ne kadar bunu tam olarak bilince çýkarmamýþsa da sezmiþtir.

Lenin’in içsavaþtan sonra çok geç bir þekilde önermiþ olduðu NEP, bir tür “Ekonomik Brest-Litovsk”tur. Yani emperyalistler karþýsýnda ekonomik bir geri çekilmedir, ki bugün bile bu teorinin bir çok geliþtirilecek yanlarý vardýr ve gelecek sosyalist dünya devrimini kurtaracak temel yaklaþým bu teorinin geliþtirilmesinde yatmaktadýr. NEP teorisi, dünya sosyalist devrimi temelinde ve çerçevesinde ele alýnmasý ve geliþtirilmesi gereken bir teoridir. Aksi taktirde onun mantýðý hiçbir iþe yaramaz. Aksi taktirde revizyonistlerin elinde “ulusal kalkýnmacý” görünüm altýnda emperyalist baðýmlýlýðýn restorasyonuna götürür.

Bolþevikler iktidara bütün burjuva sýnýflarý birbirinden ayýrarak ve yarý-proletarya ile sýký bir ittifak yaparak gelmiþlerdi. Ama devrimden sonra yanlýþ politikalar ile birbirinden ayýrdýklarý sýnýflarý, karþýlarýnda tek bir cephe oluþturacak þekilde birleþtirdiler. Bundan da ekonomi politikalarýndaki hatalarý belirleyici bir yere sahiptir. Halbuki ekonomi politikalarýnda doðru bir yaklaþým sergileyebilmiþ olsalardý, bunu birbirinden ayýrdýklarý burjuva sýnýflarýn tekrar bir araya gelmesini önlemek için kullanabilirlerdi. Örneðin Bolþevikler hiçbir zaman tekelci burjuvazi ile Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisi arasýnda bir ayýrým yapmadýlar. Her ikisine ayný politik tavrý takýndýlar ki bu tamamen hatalý bir durumdu. Tekelci burjuvazi ancak içeride bir iþbirlikçi burjuvazi olduðu sürece karþý-devrimci faaliyetlerini yürütebilir. Ýþbirlikçi burjuvaziyi ezen bir devrim, emperyalizmin ülkedeki sosyal dayanaðýný da yokeder. Bolþevikler devlet iktidarý aracýlýðýyla iþbirlikçi burjuvaziyi ezerken ve mülkiyetini kamulaþtýrýrken, tekelci burjuvazinin mülkiyetine Rusya’da dokunmayacaklardý. Yine Ortak-Giriþim temelindeki iþletmelerde emperyalist sermayenin paylarýna ve mülkiyetine de dokunmayacaklardý ve yeni ortaklarýnýn “devlet bürokrasisi” olduðunu yani kamu sermayesi olduðunu ve beraber iþyapmaya da hazýr olduklarýný beyan edeceklerdi.

Ayný þekilde dýþ borçlarý iptal etmeyeceklerdi ve ödemelerde dengesinde bir sorun oluþtuðu anda borçlarýn bir gözden geçirilmesi ve yeniden yapýlandýrýlmasýný isteyeceklerdi ki bunu bütün kapitalist devletler yaparlar. Bütün bu önlemlere ek olarak eðer kýsaca belirtirsek þu ekonomik önlemlere baþvurmalýydýlar:

· Bolþevikler yabancý sermayeye ve dýþ borçlara dokunmadýklarý zaman ayný zamanda “ekonomik iliþkileri burjuva tarihsel alanda” kabul ettiklerini de bütün dünyaya göstermiþ olacaklardý. Sermaye hareketlerinin bu serbest niteliðini kabul etmek, ona uygun para politikasýný da kabule götürür. Ýþte bu noktada Bolþevikler Merkez Bankasý’nýn özerkliðini savunacaklardý ve bunu Sovyet Kongresi’nde çýkaracaklarý yasa ile garanti altýna alacaklardý.
· Rublenin konvertibilitesini koruyacaklardý ve ülkenin içinde bulunduðu duruma göre de ya sabit kur ya da esnek kur politikasý izleyeceklerdi.
· Merkez Bankasý’nýn altýn ve döviz rezervlerinin belirli bir sýnýrýn altýna düþmesini önlemeye çalýþacaklardý. Bunu da ancak dýþ sermayeyi Rusya’ya daha fazla çekmek suretiyle yapabilirlerdi.
· Parayý ortadan kaldýrmadan ziyade Merkez Bankasý aracýlýðýyla fiyat istikrarýný saðlamaya çalýþmalýydýlar.
· Çarlýk Rusya’sýnýn yaptýðý gibi devlet tahvilleri ve hazine kaðýtlarý satmalýydýlar ve belirli bir faiz karþýlýðýnda kamu açýklarýný finanse etmeye ya da kamu için gerekli sermayeyi elde etmeye çalýþmalýydýlar.
· Ýþbirlikçi tekelci sermayenin kamulaþtýrýlmasý Sovyet hükümetine büyük bir manevra alaný saðlamýþ olacaktý. Özellikle de borçlar noktasýnda. Ödeme güçlüðü çektiði yerlerde ya bazý kamulaþtýrýlmýþ iþletmeleri yabancý sermayeye satarak gelir elde edebilirlerdi (Bir tür özellieþtirme) ya da bazý iþletmeleri borçlarýnýn karþýlýðý olarak kiraya verebilirlerdi.

Peki bütün bu politikalar neyi amaçlamalýydý?

1. Emperyalistler kendi çýkarlarýnýn devrim tarafýndan korunduðunu görünce Rus iþbirlikçi tekelci sermayesini yüzüstü býrakacaklardý. Böylece devrim emperyalist burjuvaziyi, Rus iþbirlikçi tekelci burjuvazisinden tecrit etmiþ olacaktý. Bunun tarihte deðiþik bir örneði vardýr. Örneðin Kemalist Hareket, T.C.’nin kuruluþu sýrasýnda bu politikayý izleyerek, Türkiye’yi iþgal eden emperyalistleri ve Yunanistan’ý birbirinden ayýrmayý baþarmýþtýr. Kemalistlerin Osmanlý Ýmparatorluðu’nun borçlarýný devralmasý ve yabancý sermayeye dokunmayacaðý garantisi vermesi sonucunda Ýngilizler, Fransýzlar ve Ýtalyanlar iþgale son vermiþlerdir. Böylece Kemalistler, emperyalistleri Yunanistan’dan politik ve askeri olarak ayýrmýþlar ve bundan dolayý da çok kolay bir zafer kazanmýþlardýr. Þayet bunu yapmamýþ olsalardý kesinlikle Kemalist Hareket yenilecek ve Türkiye uzun yýllar sömürge kalacaktý.
2. Yabancý sermayeye dokunmama ve dýþ borçlarý iptal etmeme sonucunda emperyalistler, Rusya’yý Beyaz Ordular (14 ülkenin ordusu) kurarak iþgal etmeyeceklerdi ve iþbirlikçi ordular ile birleþmeyeceklerdi. Çünkü buna deðmezdi. Eðer emperyalistler devrimi boðmak için asker gönderdilerse bu Rusya’ya yatýrdýklarý sermayeyi kurtarmak içindi. Bundan dolayý iþbirlikçi ordular daha güçsüz ve desteksiz kalacaklardý.
3. Yine bu ekonomi politikalar emperyalistleri kendi içerisinde bölecekti. Emperyalist devletlerin iç politikalarý, Bolþevikleri boðmak için asker gönderip göndermeme noktasýnda bmlünecekti. Çünkü bazý burjuvalar kendi çýkarlarý garanti altýna alýndýktan sonra asker göndermeyi gereksiz bulacaklardý. Böylece Bolþeviklere karþý yapýlan Haçlý Seferi’nin hiçbir dayanaði kalmayacaktý. Emperyalistlerin iç politikalarý daha da hassas ve kýrýlgan bir hale gelecekti.
4. Emperyalistler, Rusya’nýn borçlarýný ödemesinin onun sanayisini ve ticaretini ayakta tutmaktan geçtiðini anlayacaklardý (bu noktada ustalar zaten) ve tekrar Rusya’ya kredi açacaklardý.
5. Sanayiyi uluslararasý diplomasinin ustaca kullanýlmasý ile ayakta tutan Bolþevikler, kentlerdeki huzursuzluðu en aza indirgemiþ olacaklardý ve Çeka’nýn terör politikasýna gerek kalmayacaktý ve politik açýdan Sol SD’leri az çok tatmin edebileceklerdi.
6. Yine sanayinin ayakta kalmasý, Kulaklar ile anlaþmayý kolaylaþtýracak ve Sovyet hükümeti tahýlýn taban fiyatýný maliyet fiyatýnýn üstünde (eðer pazar fiyatlarý ile deðerin çakýþtýðýný varsayarsak) yani maliyet fiyatý ile deðer arasýnda sallanan bir yerde saptama imkaný elde ederek, Kulaklarýn belirli bir kar elde etmesini saðlayacaklardý. Bu temelden de kýrlardan kentlere tahýl akýþýný uzlaþma yoluyla Geçici Hükümet döneminde olduðu gibi tedarik etmiþ olacaklardý. Hatta Kulaklarýn fazla fiyat isteme ya da spekülasyon dirençlerini dýþarýdan tahýl ithal ederek ve iç piyasaya sürerek kýrma imkanlarýna sahip olacaklardý. Bu politika Sol SD’leri sýký sýkýya proletaryaya baðlamaya yarayacaktý.
7. Sol SD’lerin proletaryaya sýký sýkýya baðlanmalarý, küçük-burjuvazinin karþý-devrimci faaliyetlerinin düzeyini düþürecekti ve onun kararsýzlýðýný daha fazla arttýrarak tarafsýzlýðýnýn sürdürülmesine neden olacaktý.
8. Proletarya emperyalistler karþýsýnda bu “politik ve ekonomik geri çekilmeyi” gerçekleþtirirken, III. Enternasyonal aracýlýðý ile ve onun merkezinde yeralan Uluslararasý Profesyonel Devrimciler Örgütü aracýlýðýyla, emperyalistlerin geri hatlarýný önce baský altýna alarak yani onlarý uluslararasý alanda kuþatarak, sonra da dünya çapýnda stratejik zafer elde etme peþinde koþacaktý. Bu sonuncu nokta olmaksýzýn daha önce geri çekilme anýnda verilen tavizler tek kelimeyle revizyonizm ile sonuçlanýr. Ülke içinde emperyalistlere verilen tavizler ancak Enternasyonalizm aracýlýðýyla uluslararasý alanda telafi edildiði ölçüdedier ki bir iþe yararlar. Rus sosyalist devrimi uluslararasý alanda diðer ülkelerin içsavaþlar yoluyla sosyalist devrimlerine baðlandýkça ve bu içsavaþlar emperyalist ülkeleri sardýkça ve sosyalist devrimlere yolaçtýkça, uluslararasý proletarya ile uluslararasý burjuvazi arasýndaki politik güç dengesi de uluslararasý proletarya lehine deðiþmeye baþlayacaktý. Ancak emperyalist ülkelerin büyük bölümünde sosyalist devrimler gerçekleþtiði andan itibarendir ki, bu ülkelerin oluþturmuþ olduðu Birleþik Ekonomi yabancý sermayeyi kamulaþtýrma yoluna gidebilir. Ama bu politikada son emperyalist kalelerin düþürülme süreci ile yani bu son emperyalist ülkelerdeki sosyalist devrimler ile iç içe geçirilerek ele alýnmalý ve dünya çapýnda koordine edilmesi gereken bir süreçtir.

Bir ülkedeki sosyalist devrim, uluslararasý politik güç dengesi, uluslararasý proletarya lehine olmadan ve bu güç iliþkileri bu düzeye daha çýkmadan emperyalist sermayeyi kamulaþtýrmamalýdýr.

Ýþte Bolþeviklerin politikasý kýsaca burada belirtmeye çalýþtýðýmýz politika olmalýydý. Bu politikaya biz “Politik Brest-Litovsk”un “Ekonomik Brest-Litovsk” ile birleþtirilmesi diyoruz.

Lenin’in baþýnda olduðu Bolþevik Parti’nin Ekim Devrimi’nden sonra uygulamýþ olduðu yanlýþ ekonomi politikalar ve bunlarýn neden olduðu diðer politikalar Marksizm’den ciddi bir sapmadýr.

Bolþevik Parti’nin uygulamýþ olduðu yanlýþ politikalar sonucunda girmiþ olduðu yanlýþ tarihsel yol, onun sosyalist demokrasiyi uygulamasýný pratikte imkansýz hale getiriyordu. Halbuki BP devrime kadar birliðini ve disiplinini sosyalist demokrasi ile elde eden bir partiydi. Devrimden sonra partinin girmiþ olduðu tarihsel yol ile birlikte sosyalist demokrasinin de parti ve devlet içerisinde giderek sönmeye baþladýðý görüldü. Parti ve devlet sosyalist demokrasiyi uyguladýklarý zaman, uygulamak istedikleri ya da uygulamaya çalýþtýklarý politikalarý gerek parti tabanýna gerekse de halka kabul ettiremeyeceklerini pratikte bir çok defa görmüþlerdi. Sosyalist demokrasi artýk parti ve devleti birleþtirmeye ve disiplinini en üst düzeye çýkarmaya deðil, onlarý çözmeye ve parçalamaya götüren bir araç durumuna gelmeye baþlamýþtý. Bundan dolayý parti ve devlet birliðini sosyalist demokrasi aracýlýðý ile deðil bürokratik otorite aracýlýðýyla artýk saðlýyordu.

Parti ve devleti sürekli bir arada ve ayakta tutma eðilimi, sosyalist demokrasinin giderek biçimselleþmesine ve ortadan kalkmasýna neden olurken, bürokratik merkeziyetçiliðin de (zaten bu ikisi eþanlý oldu) geliþmesine neden oldu.

Ekim 1917’den itibaren yani iktidarýn fethinden itibaren, yapýlan hatalarýn sonucu olarak, Bolþevik Parti’nin proleter-komünist niteliði giderek bozulmaya ve yarý-proleter bir niteliðe dönüþmeye baþladý. 1919’un Mart ayýna gelindiðinde bu süreç neredeyse tamamlanmýþtý.

Tarihte Stalin ile ilgili olan tartýþmalar yersiz bir tartýþmadýr. Stalin’in temsil ettiði politika büyük oranda Lenin tarafýndan hazýrlanmýþ bir politikadýr. Stalin’in yerinde daha sonraki yýllarda Lenin de olabilirdi Troçki de. Sorun bu deðildir. Çünkü bu liderlerin hiçbiri (Lenin, Stalin, Troçki ya da baþka biri), Ekim Devrimi ile baþlayan ve birbirini izleyen hatalar zincirini oluþturan süreci durduramazlardý. Sadece onun ürünü olabilirlerdi ki öyle oldu. Belki de Lenin’i tarihte Stalin’in yerine geçmekten ölümü kurtardý. Muhtemelen Stalin’in yerine en büyük aday oydu. Zaten belli bir süre bunu yaptý da. Onun için tarihsel olaylarý açýklarken, Lenin, Stalin, Troçki vs. den hareket etmek yerine “tarihsel dramanýn karakterlerinin” içerisinde hareket ettiði tarihsel koþullarý ve çerçeveyi bilince çýkarmak gerekir.

Ekim Devrimi ve III. Enternasyonal döneminde yapýlan hatalar, “Sosyalist Dünya Devriminin Çocukluk Hastalýklarý”ndan baþka bir þey deðildiler. Ama bu deneyimin layýkýyla yapýlacak Marksist eleþtirisidir ki gelecek sosyalist dünya devriminin daha saðlam temeller üzerinde geliþmesini hazýrlayacak ve Komünizmin kapýsýnýn aralanmasýna götürecektir.

(devam edecek)


Devrimci Bülten Sayý 45, Devamý...


|
_ _