 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 33 (1) |
 |
 |
ÝÇÝNDEKÝLER - Irak’ta Emperyalist Ýþgal ve Bölgesel Rekabet
- Sovyet Modern Revizyonizminin Toplumsal Ekonomik Temeli Üzerine
- Ulusal Sorun ve Kom. Örgütlenme (I)
- Komünist Hareketin Genel Tarihsel Yapýsý ve Ýç Çeliþkileri Üzerine
IRAK’TA EMPERYALÝST ÝÞGAL VE BÖLGESEL REKABET
Ortadoðu’da politik hararet yükselme eðilimini sürdürüyor. Kýsa bir süre öncesine kadar düþünülmesi zor geliþmelere tanýk oluyoruz. Birkaç ay öncesine dek Filistin sorunu Ortadoðu politik gündeminin en yakýcý sorunuyken, þimdi onun yerini Irak sorunu aldý. Irak’ýn emperyalist iþgali ve emperyalist ve bölgesel gerici güçlerin bu ülke üzerinde ve genel olarak Ortadoðu’da yürüttükleri nüfuz savaþýmý, yalnýzca Ortadoðu’da deðil, dünya ölçeðinde güç iliþkilerini büyük ölçüde yeniden yapýlandýracaktýr. Vurgulamak gerekirse, Irak’ta savaþ, yalnýzca bölgesel deðil, ayný zamanda küresel olarak da daha büyük ölçekte yeni bir istikrarsýzlýk dönemini açtý.
ABD, Fransa, Rusya, Almanya gibi büyük emperyalist ve Türkiye, Ýran, Ýsrail gibi güçlü bölgesel gerici güçler kýyasýya bir rekabet içindedirler. Kimi ittifaklar sarsýlýrken, açýkça ilan edilmiþ ve edilmemiþ yeni ittifaklar kuruluyor veya varolan ittifaklar güçlendiriliyor. Bu yazýda Saddam rejimi sonrasý Irak’ta ve genel olarak Ortadoðu’da yaþanan kimi geliþmeleri genel çizgileriyle ele alacaðýz.
Ýlginç olan geliþmelerden biri de, Kerkük valisine suikast giriþiminde bulunma hazýrlýklarý içinde olduklarý gerekçesiyle, Temmuz ayý baþlarýnda Süleymaniye’deki Ýrtibat Bürosu’na baskýn yapýlarak, özel harekat timine baðlý Türk askerlerinin ABD’li askerler tarafýndan kýsa süreli olarak gözaltýna, daha doðrusu esir alýnmalarýdýr. (“Esir alýnma” gibi bir durumu onurlarýna yediremeyen T.C. yetkilileri daha az onur kýrýcý olarak kabul ettikleri “gözaltý” sözcüðünü kullanmayý tercih ettiler.) Kýsa bir süre öncesine kadar düþünülmesi zor olan geliþmelerden biri de bu. Bu olay ABD-Türkiye iliþkilerinde daha önce tanýk olunmadýk yeni bir gerginliðe neden oldu. T.C. yetkilileri, önce esir alma iþinin bir ABD’li albayýn bireysel kararýna dayanan bir olay olduðunu iddia ettiler. ABD Dýþiþleri Baþkanlýðý Türk askerlerinin Kuzey Irak’ta rahatsýz edici çalýþmalarda bulunduklarý gerekçesiyle gözaltýna alýndýðýný açýkladý. “Gözaltý” süresinin görece uzunluðu ve olayý soruþturmak üzere Ankara’da çalýþmaya baþlayan Türkiye-ABD Ortak Komisyonu’nun kurulmasý ve komisyonda taraflara korgeneraller düzeyinde baþkanlýk edilmesi (ABD heyetinin baþkanlýðýný NATO Müttefik Kuvvetler Baþkomutan Yardýmcýsý yapýyor) ABD-T.C. iliþkilerinde yaþanan gerginliðin oldukça ciddi olduðunu gösteriyor. Ayný askeri pakta üye olan devletlerden birinin askerleri bir diðerinin askerlerini esir alýyor. Üstelik söz konusu olan, bölgede ve dünyada sadýk bir ABD iþbirlikçisi devletin askerlerinin esir alýnmasýdýr. Ankara görüþmelerinin Türk askerlerinin geçici olarak esir alýnmalarýnýn ötesinde bir içerik taþýdýðý, pazarlýk görüþmeleri olduðu bir sýr olmasa gerek.
Bu, diðer þeylerin yaný sýra, Irak’ta ABD-T.C. rekabetine de iþaret ediyor. ABD. T.C.’nin Saddam rejimine karþý savaþta gösterdiði istikrarsýzlýðýn intikamýný da alýyor. ABD, Saddam rejimine karþý kendisine bir baðlaþýktan beklenen desteði vermeyen bir devletin kendi komutasýna baðlý olmayan askeri varlýðýndan rahatsýzlýk duyuyor. Irak’ta ve bu arada Güney Kürdistan’da patronun kendisi olduðunu vurguluyor. Irak’ta gerek dolaysýz askeri varlýðýna, gerekse Türkmen desteðine dayanarak T.C., bölgesel büyük bir güç olarak, Irak’ta kendi devletsel çýkarlarýný savunuyor. T.C., Irak’ta yeniden politik yapýlandýrma sürecinde etkin bir politik ve askeri rol oynayarak Güney Kürdistan’daki petrol kaynaklarý üzerinde söz sahibi olma, Kürt sorununda kendi çýkarlarýna ters düþecek, bu arada Kuzey Kürdistan’daki Kürtlere “kötü örnek” olabilecek geliþmeleri önleme, KADEK’i denetim altýnda tutma ve daðýtma ve Ýran’ýn bölgesel rekabette güç kazanmasýný önleme gibi politikalarýný gerçekleþtirmek istiyor. Diðer þeylerin yaný sýra, ABD’li yetkililerin KADEK’in bölgedeki varlýðýna göz yummalarý ve KADEK’le görüþmeler yapmalarý T.C. yetkililerini, özellikle askeri otoriteyi son derece rahatsýz ediyor. Sözün özü bölgesel büyük bir güç olduðunun, buna denk düþen bölgesel çýkarlara sahip olduðunun kabul edilmesini ve ona uygun davranýlmasýný bekliyor. Gerek ABD, gerekse onunla iþbirliði yapan Barzani ve Talabani tarafýndan temsil edilen Kürt örgütleri, Güney Kürdistan’da Türkiye’nin askeri varlýðýnýn yaný sýra, Irak Türkmen Cephesi aracýlýðýyla politik etki saðlama çalýþmalarýný kendi çýkarlarý açýsýndan uygun bulmuyorlar.
Gerici Saddam-Baas rejiminin yýkýlmasýyla, Amerika Birleþik Devletleri (ABD) emperyalizminin önderliðinde Irak’ta yürütülen emperyalist savaþta büyük çaplý askeri operasyonlar sona erdi. “Modern Moðollar” ya da “emperyalist barbarlar” Saddam rejimine karþý askeri bir zafer kazandýlar; ama savaþ bitmedi. Emperyalist iþgal ve Irak halkýna karþý savaþ sürüyor. ABD ve Büyük Britanya emperyalist iþgaline karþý, silahsýz ve silahlý biçimleriyle direniþ sürüyor. Bu direniþin politik karakteri konusunda henüz herhangi bir deðerlendirme yapmaya yeterli bilgiye sahip deðiliz.
ABD emperyalizmi, Irak’ta, bölgesel ve uluslararasý çýkarlarýna uygun düþecek yeni bir ekonomik ve politik sistem kurmaya çalýþýyor. Ýþbirlikçi bir politik rejimi kurmanýn kolay olmayacaðý her geçen gün daha iyi anlaþýlýyor. Savaþýn bitiminde Irak’a geçici yönetici olarak atanan ve geçici bir yönetim kurmakla görevlendirilen bir general eskisi yerini birkaç hafta sonra bir sivile, eski bir büyükelçiye býrakmak zorunda kaldý. ABD Kongresi Araþtýrma Servisi’ne göre, ABD, kuruluþundan bu yana 200’den fazla askeri müdahale yaptý. Bunlardan on altýsý yabancý ülkelerde yönetici kurumlarýn yeniden yapýlandýrýlmasý anlamýna gelen “ulus oluþturma” (“nation building”) olarak kategorileþtirilebilir. ABD, bu on altý giriþimden yalnýzca dördünde (Ýkinci Dünya Savaþý sonrasý Japonya ve Almanya, 1983’te Grenada ve 1989’da Panama) istediði gibi rejimler kurabilmiþtir. Bu on altý giriþimden on ikisi ABD’nin tek baþýna yaptýðý giriþimdi. Bu on iki tek taraflý “ulus oluþturma” giriþiminin onu baþarýsýz oldu. Görülüyor ki, “ulus oluþturma” söz konusu olduðunda ABD’nin tarihi baþarýsýzlýklarla dolu. Bu durumda, onun Irak’ta kendi istediði gibi bir politik sistem kurma þansýnýn oldukça zayýf olduðu saptamasýný yapmak kehanet olmaz. (1) Bush yönetiminin emperyalist beyin takýmýnýn seçkin üyelerinden biri olan Richard Perle, “Foreign Policy” (Dýþ Politika) dergisinin düzenlediði bir tartýþmada, ABD’nin Irak politikasýný eleþtiren 1968 öðrenci hareketlerinin önderlerinden biri olan Daniel Cohn-Bendit’in Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda kurtarýlmýþ Paris’e ABD’li bir generalin deðil, güçsüz de olsa bir Fransýz generalin, yani kendisinin girmesi gerektiðini savunan general Charles de Gaulle örneðini hatýrlatmasý üzerine “bizim de Baðdat’a girecek Ahmed Chalabi’miz (Irak Ulusal Kongresi’nin baþkaný) var” yanýtýný veriyordu. Genel olarak “yeni muhafazakarlar” diye anýlan emperyalist beyin takýmýnýn bu gerici ideologu düþ kýrýklýðýna uðradý. Pantagon’un adamý olarak bilinen ve Türk devletinden de destek arayýþý içinde olan Ahmed Chalabi, en azýndan þimdilik, baþ oyunculuktan çekilmek zorunda kaldý.
Irak’ta ulusal ve dinsel bölünmeler öylesine belirgin ve çeliþkiler öylesine keskin ki, bilinen “böl ve yönet” politikasýný uygulayan emperyalist iþgalciler Irak’ý yönetmekte ve kendilerine iþbirlikçi yöneticiler bulmakta güçlük çekiyorlar. ABD Þiiler arasýndan da iþbirlikçileri kullanmak istiyor. Amerikalý koruyucularýnýn gözleri önünde 10 Nisan’da öldürülen Þii Abdel Majid Khoel bunlardan biriydi. Irak halkýna özgürlük ve demokratik bir politik rejim vaadinde bulunan ABD yönetimi, merkezi politik iktidarýn Ýran’daki molla rejimi yanlýsý Þiilerin eline geçmesinden korkuyor. Irak’ta yaþanacak “demokratik” bir seçim süreci, çok büyük bir olasýlýkla, köktendinci Þii din adamlarýnýn politik iktidarý ele geçirmelerine neden olur. Irak’ta Ýran rejiminin ideolojik-politik etkisinin artmasý demek olacak böylesi bir durum ABD emperyalizminin iþine gelmez. Emperyalist iþgalcilerle iþbirliði yapan Barzani ve Talabani gibi Kürt önderlerin tek baþlarýna Irak’ýn bütünü açýsýndan baþrol oynayamayacaklarý da ortada. ABD yönetimi kendisine Sünni nüfus arasýnda dayanak noktalarý yaratabilecek bir önder/önderler de bulabilmiþ deðil.
ABD’nin 21. yüzyýlý Amerikan yüzyýlý yapma emperyalist projesi (bu proje adýný “Yeni Bir Amerikan Yüzyýlý Projesi” adýný taþýyan emperyalist beyin ya da uzman danýþmanlar grubundan alýyor) (2) ve bunun uygulanma biçimleri, ABD emperyalizmine, bugünkü küresel ekonomik ve askeri güç iliþkileri söz konusu olduðunda karþý koyabilecek denli güçlü bir devlet ya da devletler bloðu/bloklarýnýn var olmadýðý koþullarda daha da iddialý, cüretkar ve küstah. (3) Pax Americana – iþte ABD’nin peþinde koþtuðu budur. ABD, izlediði imparatorluk kurma politikasýyla uluslararasý iliþkilerde kendisini politik olarak birçok devletten yalýttý ve dünya halklarýnýn tepkisini üstüne daha da çok çekti. ABD’ye ve genel olarak ABD vatandaþlarýna karþý kine varacak denli duyulan tepki bunun bir göstergesidir. Kapitalist bir Roma Ýmparatorluðu, küresel bir kapitalist-emperyalist diktatörlük kurma emperyalist projesini gerçekleþtirmek için diðer emperyalist güçleri adeta hiçe sayar gibi davranmasý, Irak’ta iktidarsýzlýðý ortadayken Suriye ve Ýran’ý tehdit etmesi, her iki ülkede de rejim deðiþikliði için etkinliklerini artýrmasý, uzun yýllardýr en sadýk baðlaþýklarýndan olan Türk devletiyle iliþkilerinde kriz yaratmayý göze almasý, vb. gibi olgular ABD emperyalizminin, en azýndan bugünkü yöneticilerinin emperyalist cüret ve küstahlýðýnýn göstergeleridirler.
Ýran’da örgütlenen rejim karþýtý gösterilerde ABD’nin rolünün olduðu yadsýnamaz. Bush yönetimi, Mayýs ayý içinde, Birinci Körfez Savaþý diye anýlan 1991 emperyalist savaþý sýrasýnda Ýran’la kurulan diyalogu, Suudi Arabistan’da 12 Mayýsta gerçekleþtirilen saldýrýlarý bahane ederek, kesti. ‘Washington Post’ ve ‘New York Times’ gazetelerine göre, Bush yönetimi Ýran’la diyalogu tamamen kesme ve, rejimi yýkma dahil olmak üzere, cepheden karþý durma politikasýný yeðliyor. Yukarýda sözü edilen “Yeni Bir Amerikan Yüzyýlý Projesi” ve Amerikan Giriþimi Enstitüsü”ne göre, Khatami’nin temsil ettiði kesim de dahil, Ýran rejimiyle kurulacak diyalog tamamen zaman kaybýdýr. Amerikan Giriþimi Enstitüsü’nün baþkaný Meyrav Wurmser, Irak’a karþý savaþ uzun sürecek bir meydan savaþýdýr, derken ABD’nin emperyalist politikasýný dillendiriyordu.
Bush yönetimi, Irak’ta politik sistemin yeniden kurulmasý sürecinde güçlü bir rakibi olan Ýran’daki mollalar rejimine karþý olan bütün güçleri, özellikle de bölgede politik ve askeri etkisi olanlarý, bunlarý “terörist” listesine dahil etmiþ olsa da, kullanmak istiyor. Halkýn Mücahitleri (Mujahadin-e Khalq) örgütü bunlardan biri. ABD Savunma Bakan Yardýmcýsý Paul Wolfowitz ve Douglas Feith gibi Pentagon “þahinleri”, Nisan ayý içinde Irak’ta ABD yetkililerine teslim olan bu örgütü Ýran rejimine karþý yürüttüðü politikanýn bir aleti olarak görüyorlar. Bu konuda da emperyalist rekabetin ilginç bir örneðine tanýk olundu. ABD, Halkýn Mücahitleri örgütüyle “iyi” iliþkiler geliþtirirken, ABD’ye karþý gerek dünya ölçeðinde, gerekse Ortadoðu’da karþý bir güç olma, daha doðrusu karþý bir bloksal gücün üyesi olma politikasý izleyen Fransýz devleti bu örgütün üyelerini göz altýna aldý. Biri Ýran’daki gerici rejime seni yýkmak için elimden ne gelirse yapacaðým derken, öbürü Ýran’daki rejimle var olan iliþkilerini daha da geliþtirmek istediði mesajýný veriyordu.
Yalnýzca Irak üzerinde deðil, Ýran üzerinde de emperyalist rekabet kýzýþýyor. Irak’ta etki kurma savaþýmýnýn taraflarýndan biri olan Ýran’ýn kendisi de etki kurma savaþýmýnýn alanlarýndan biri. Ýran’ýn gelecekte izleyeceði yol ve onun ABD ile iliþkileri yalnýzca Irak savaþý sonrasý Ortadoðu’daki deðil, dünyadaki güç iliþkilerini de büyük ölçüde biçimlendirecektir. Yalnýzca Ortadoðu’nun deðil, Kafkasya ve Orta Asya’nýn politik haritasýnýn yeniden çizilmesinde Ýran kilit bir öneme sahiptir. Ayný zamanda bu nedenle de, Ýran rejimi Irak’ýn politik yeniden kuruluþunda büyük bir rol oynamak ve baþarýlý olmak zorundadýr. Ýran rejimi bu savaþýmda yalnýz deðildir. ABD’nin bölgesel ve küresel çapta rakibi olan emperyalist devletler, örneðin Fransa, ve Rusya, Ýran’ýn açýkça ilan edilmemiþ baðlaþýklarýdýr. Güçlü bir bölgesel aktör olan Ýran’da ABD yanlýsý bir politik rejimin kurulmasý demek Irak, Ýran ve Afganistan hattýnýn büyük ölçüde ABD kontrolüne geçmesi demektir. ABD’nin, dünya petrol kaynaklarýnýn %70’ini barýndýrdýðý söylenen bir bölgeyi (Basra ve Hazar havzalarý) etki alaný içinde tutmasý demek, gelecekteki en büyük küresel ve bölgesel rakipleri olmaya aday olan Rusya ve Çin’e ve Fransa, Almanya, Ýngiltere ve Japonya gibi müttefiklerine karþý emperyalist savaþýmda ABD’nin elinin güçlenmesi anlamýna gelir. ABD, Avrupa Birliði gibi bölgesel emperyalist bir bloðun yaný sýra, Japonya ve Çin gibi devletlere karþý enerji sorununu bir savaþým aracý gibi kullanacaktýr. (4) Baas rejiminin devrilmesiyle birlikte ABD, OPEC’in petrol politikasýný da daha yakýndan etkileyebilecektir.
ABD, Ortadoðu’da, Kafkasya’da ve Orta Asya’da askeri varlýðýný gittikçe artýrýyor. Suudi Arabistan’daki askeri varlýðýnýn yaný sýra, ABD’nin Katar, Kuveyt, Bahreyn, Oman gibi Ýran Körfezi ülkelerinde askeri üsleri var. Irak’ta da dört üs kurma planlarýndan söz ediliyor. ABD bununla yetinmiyor. Kafkasya’da Gürcistan’da, Orta Asya’da Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kýrgýzistan ve Tacikistan’da toplam olarak on iki askeri üssü var. Buna Afganistan’daki beþ üssü de eklersek ABD’nin neyin peþinde olduðu daha iyi anlaþýlýr. (5) Görülüyor ki, ABD Rusya’nýn geleneksel etki alanlarýna girmekle kalmýyor, onu Güneyden çember içine almaya çalýþýyor. Çin ve Hindistan sýnýrýna dek uzanan bir alanýn ABD’nin denetimine girmesi emperyalistler arasý çeliþkileri keskinleþtiriyor, silahlanma yarýþýný hýzlandýrýyor ve yeni bir dünya savaþý tehlikesini daha da artýrýyor.
Son olarak, baþka yazý/yazýlarýn konusu olabilecek olasý bir geliþmeye kýsaca deðinmekle yetinelim. Ýran’da ABD lehine olabilecek bir politik rejim deðiþikliði, ABD emperyalizminin bölgeye iliþkin dýþ politikasý açýsýndan Türkiye’nin önemini azaltacaktýr. Türk devleti ikircikli ve istikrarsýz Irak politikasýyla ABD yönetimini oldukça kýzdýrdý. ABD-Türkiye iliþkilerinde belirgin bir soðuma yaþandý ve bu, yukarýda deðinilen ve kriz olarak tanýmlanabilecek durumun ortaya çýkmasýna dek vardý. ABD’nin, Irak’ýn yaný sýra Ýran üzerinde de denetim kurmasý (henüz Irak üzerinde istenen denetimi kurabilmiþ deðildir) Türkiye-ABD iliþkilerinde genel bir kriz durumunun ortaya çýkmasýna neden olabilir.
DEVRÝMCÝ BÜLTEN
Devrimci Bülten Sayý 33, Devamý...
(1) Yeni-sömürgecilik sisteminde ABD emperyalizminin Vietnam, Laos ve Kamboçya’da yürüttüðü emperyalist savaþlardan sonra “unutulan” yollar yeniden kullanýlmaya baþlandý. Askeri darbeler aracýlýðýyla politik rejim deðiþikliklerine, özellikle 1980’li yýllardan baþlayarak, dolaysýz askeri müdahaleler ve savaþlar yoluyla rejim deðiþiklikleri eklendi. Özellikle terörizme karþý savaþým adý altýnda, dolaysýz askeri müdahaleler ve savaþlar yoluyla politik rejim yýkýp yenisini kurarak emperyalist denetim saðlama, , emperyalist rekabette sýkça kullanýlan bir araç durumuna geldi. Irak’ta savaþ bunun en son örneðidir. (2) Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Richard Perle bu emperyalist beyin takýmýnýn önde gelen isimleri arasýndadýr. (3) En güçlü emperyalist devlet olmasýna karþýn, ABD’nin ekonomik ve askeri gücü tek baþýna bir dünya diktatörlüðü kurmaya yeterli deðildir. Güçlü rakiplerinin yokluðu koþullarýnda ABD’nin ekonomik, politik ve askeri gücü olduðundan fazla görünüyor. Küresel bir diktatörlük yalnýzca askeri güçle kurulamaz. ABD bütçesi sürekli olarak açýk veriyor. Açýk gittikçe büyüyor. Bu açýk baþka devletlerden sermaye aktarýmý yoluyla kapatýlýyor. Sermaye aktarýmý borç verme yoluyla olduðu gibi, ABD þirketlerini satýn alma yoluyla da gerçekleþiyor. Ekonomisi parlak olmayan bir dönemden geçen ABD’de ekonominin daha da askerileþtirilmesi politikasý izleniyor. Kapitalist-emperyalizmin tarihi, ekonominin daha da askerileþtirilmesinin orta ve uzun erimde çözüm olmayacaðýnýn örnekleriyle doludur. (4) Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Richard Perle bu emperyalist beyin takýmýnýn önde gelen isimleri arasýndadýr. (5) En güçlü emperyalist devlet olmasýna karþýn, ABD’nin ekonomik ve askeri gücü tek baþýna bir dünya diktatörlüðü kurmaya yeterli deðildir. Güçlü rakiplerinin yokluðu koþullarýnda ABD’nin ekonomik, politik ve askeri gücü olduðundan fazla görünüyor. Küresel bir diktatörlük yalnýzca askeri güçle kurulamaz. ABD bütçesi sürekli olarak açýk veriyor. Açýk gittikçe büyüyor. Bu açýk baþka devletlerden sermaye aktarýmý yoluyla kapatýlýyor. Sermaye aktarýmý borç verme yoluyla olduðu gibi, ABD þirketlerini satýn alma yoluyla da gerçekleþiyor. Ekonomisi parlak olmayan bir dönemden geçen ABD’de ekonominin daha da askerileþtirilmesi politikasý izleniyor. Kapitalist-emperyalizmin tarihi, ekonominin daha da askerileþtirilmesinin orta ve uzun erimde çözüm olmayacaðýnýn örnekleriyle doludur.
|
 |
|
|
|