[ Kurdî   English   Francais                                 PROLETER DEVRÝMCÝLER KOORDÝNASYONU (PDK)  13-04-2026 ]
{ komunistdunya.org }
   Açýlýþ_sayfanýz_yapýn  Sýk_Kýllanýlanlara_Ekle

 Site Menü
   Ana Sayfa
   Devrimci Bülten
   Yazýlar / Broþürler
   Açýklamalar
   Komünist Hareketten
   Ýlerici / Devrimci       Basýndan
   Kitap - Broþür PDF
   Sanat
   Görüþler

 Arþiv - Ara
   Arþiv
   Sitede Ara

 Ýletiþim
   Baðlantýlar
   Önerileriniz

_ _
{ }


_ _
{ Son Yazýlar }
Devrimci ve Demokrat...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Say...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
EMPERYALÝZM VE TÜRKÝ...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrýmcý Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
Devrimci Bülten Sayý...
_ _
{   PDK Devrimci Bülten - Sayý 33 (2) }
| Devrimci BültenSOVYET MODERN REVÝZYONÝZMÝNÝN TOPLUMSAL EKONOMÝK TEMELÝ ÜZERÝNE (K. ERDEM)

I-Giriþ

Sovyet revizyonizminin incelenmesi ve çözümlenmesi niçin önemlidir?

Çünkü tarihte, modern revizyonizm, Sovyetler Birliði (SB)’nde ulaþmýþ olduðu yüksek tarihsel pratik düzeyine hiçbir yerde ulaþmamýþtýr. Modern revizyonizmin SB’nde ulaþmýþ olduðu tarihsel düzey ve aðýrlýk, diðer oportünist akýmlarýn yörüngesinde yer aldýklarý (farkýnda olsunlar olmasýnlar pratikte farketmez) genel bir çekim merkezi olmasýna yol açmýþtýr. Her ne kadar bugün, nesnel olarak, eski gücünde olmasa da, felsefi-ideolojik ve politik olarak mevcuttur vede maddi ve manevi etkisi, komünist ve iþçi hareketi içerisinde þu ya da bu þekilde etkin durumdadýr.

Sovyet revizyonizmi sorununun oldukça zor ve karmaþýk bir sorun olduðunun farkýndayýz. Zaten bu makalede, bu sorunun tamemen ele alýnýp çözümlenmesi sözkonusu deðildir. Makalenin amacý da bu deðildir. Bu makalede sadece, Sovyet modern revizyonizminin toplumsal ekonomik temelini koymakla yetineceðiz. Sorunun deðiþik yanlarýnýn ele alýnmasýný ise baþka çalýþmalara býrakacaðýz.

II-Sovyet Modern Revizyonizminin Toplumsal Ekonomik Temeli Nedir?

Modern Revizyonizmin Sovyetler Birliði Komünist Partisi (SBKP) içerisinde geliþmesi tarihsel bir süreçtir ve bunun bir tarihsel evrimi sözkonusudur. Ne komünist hareket birden bire ölmüþ ne de modern revizyonizm birden bire ortaya çýkýp iktidara gelmiþtir. II. Enternasyonal ve Alman Sosyal-Demokrat Partisi (ASDP) içerisindeki revizyonist oportünizmin evrimine benzer (elbette ki kendi tarihsel koþullarý içerisinde) bir evrim geçirmiþtir. Bu evrim, modern revizyonizmin lehine ve komünist hareketin aleyhine ve dinamik bir þekilde geliþen bir süreç olmuþtur. Þimdi bugünün komünistlerine düþen görev, bu iki eðilimin (modern revizyonizm ile komünist hareketin) hangi noktalarda ve hangi sorunlar etrafýnda hangi biçimlerde göründüðünü incelemek ve ortaya çýkarmaktýr.

XX. Kongre’de modern revizyonizmin resmi tescili, uzun bir evrimin son noktasýdýr. Yani SBKP içerisinde evrimini tamamlamýþ ve toplumsal hakimiyeti ele geçirmiþtir. Nasýl ASDP 1914 yýlýnda savaþ kredilerini onaylamasý ile bir anda oportünist olmamýþ sadece bu yoldaki evrimini tamamladýðýný göstermiþ ise, ayný þekilde de XX. Kongre de SBKP içerisindeki bu evrimin tamamlandýðýný göstermiþtir.

Modern revizyonizmin toplumsal bilinç biçimleri (ideoloji, siyaset, sanat, hukuk vs. ) içerisindeki görünüþ biçimlerini tam olarak doðru analiz edebilmek için, onun tarihsel yerini yani toplumsal ekonomik iliþkiler içerisindeki yerini tam olarak kavrayýp, bilince çýkarmak gerekmektedir.

O halde SB’nde, modern revizyonizmin tam olarak toplumsal ekonomik temeli nedir?

SB’nde modern revizyonizmin toplumsal ekonomik temeli küçük-burjuvazidir. Ancak bu küçük-burjuvazinin toplumsal kökenleri, küçük meta üretimi (zanaatçýlar, küçük toprak sahipleri vs. ) içerisinde deðildir, tam tersine büyük ölçekli üretim içerisindedir. Ve bu büyük ölçekli üretimin geliþip, büyümesi ile de toplumsal temeli de giderek geniþlemektedir. Bunlar mühendisler, teknisyenler, iþletme yöneticileri (müdürler, menejerler vs. ), profesörler, doktorlar, öðretmenler vs. dir. Genel olarak bu toplumsal katmaný tek bir kavram ile ifade edersek eðer, bütün bunlarý küçük-burjuva teknokratlar -1- olarak belirtebiliriz. Küçük-burjuva teknokratlarýn toplumsal niceliði, bilim ve teknolojinin sanayiye kapsamlý bir þekilde uygulanmasý sürecinde yani üretimin teknik temelinin geliþmesi ölçüsünde de giderek artmaktadýr. Onun için onun toplumsal çýkarý, ayný zamanda, küçük-ölçekli üretimin kaldýrýlarak onun yerine büyük ölçekli üretimin geçmesi yönündedir. -2-

III-Küçük-burjuva Teknokratlar ve Ýþçi Aristokrasisi

Þimdi de sorunun bir baþka yanýný ele almaya çalýþacaðýz. Dikkat edilirse eðer, az yukarýda “teknokratlar” kavramý ile belirtmiþ olduðumuz toplumsal katman, vasýflý (nitelikli) iþçilerden oluþmaktadýr. Bu nitelikleriyle de iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý katmanýný ya da iþçi aristokrasisini oluþturmaktadýrlar. Bu noktada hemen akla þu soru gelmektedir: Peki neden bu toplumsal katmana iþçi aristokrasisi denilmiyor da küçük-burjuva teknokratlar denilmektedir? Ya da baþka bir þekilde sormak gerekirse, bu toplumsal katmana iþçi aristokrasisi de denilebilir mi?

Ýþçi aristokrasisi çok geniþ bir kavramdýr. Bu kavram, iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý tabakasýnýn bütün biçimlerini kapsamaktadýr. Örneðin iþçi sýnýfý içerisindeki bu ayrýcalýklý tabaka, emperyalistlerin arpalýklarýyla beslenen ve emperyalistler tarafýndan satýn alýnmýþ bir tabaka olabileceði gibi, sendikalar, legal kitle örgütleri, parlamento vs. çalýþmalarýnda ortaya çýkan ve mücadele içerisinde ayrýcalýklý bir statü elde eden iþçi sýnýfýnýn ayrýcalýklý bir toplumsal katmaný da olabilir. Ya da yukarýda belirtmiþ olduðumuz gibi, üretimin teknik temelinin geliþmesi ile giderek oluþan ayrýcalýklý bir tabaka da olabilir. Küçük-burjuva teknokratlar, ayný zamanda iþçi aristokrasisidirler ama bu iþçi aristokrasisinin özel bir türünü oluþturmaktadýrlar. Yani burjuva tarihsel iliþkilerinin herhangi bir döneminin deðil, bu iliþkilerin evriminin belirli bir tarihsel döneminin ürünüdürler.

Bu noktada baþka bir soru belirmektedir: Peki nasýl oluyor da iþçi ya da ücret kategorisi içerisinde bulunan bir toplumsal katman, küçük-burjuva bir kategori düzeyine yükseltilmektedir. Burada modern ekonomi-politiðin bir tahrifatý söz konusu deðil midir?

Tahrifat görünüþtedir çünkü iþin aslý baþkadýr.

Bütün ücret biçimleri, toplumsal deðerden kendi paylarýna düþen ayný deðer hacimlerini yansýtmazlar. Ücretin içeriðinin ifade ettiði toplumsal deðer miktarý, ücretin biçimine göre farklýlýk gösterir. Örneðin vasýflý (nitelikli) ve vasýfsýz (niteliksiz) iþçilerin ücretleri arasýndaki fark bunun en açýk göstergesini oluþturur. Her iki tip iþçinin ücretleri arasýnda belirli bir fark sözkonusudur. Yani her iki tip iþçinin ücretlerinin toplumsal deðer hacimleri farklýdýrlar. Yani her iki tip iþçinin ücretleri arasýnda belirli bir açý sözkonusudur. Bunun nedeni, nitelikli iþçinin yetiþmesi için gerekli olan toplumsal deðer miktarýnýn, niteliksiz iþçinin yetiþmesinden daha fazla olmasýdýr. Ayrýca nitelikli emek, emek üretkenliði bakýmýndan, niteliksiz emekten daha üstündür. Bu durum kaçýnýlmaz olarak ücretlerin içeriðine de yansýmaktadýr.

Sorun tek ücret kategorisi ile açýklanamaz. Ayný zamanda bu ücretin , burjuva toplumsal iliþkiler içerisinde nasýl bir biçime sahip olduðunu da yani burjuva üretim iliþkileri içerisinde hangi toplumsal sýnýf ya da katmaný da ifade ettiði de çok önemlidir. Ücret kategorisinin kaçýnýlmaz olarak iþçi sýnýfýný ifade ettiði görüþü doðru deðildir. Bu iþin sadece bir yanýdýr.

Örneðin, anonim þirket biçiminde kapitalist örgütlenmenin geliþmesiyle birlikte, bir çok kapitalist, yöneticilik (genel müdür, menejer vs. ) biçimi altýnda ücret almaktadýr. Bundan hareketle, bu kapitalist sýnýfý, iþçi sýnýfýnýn toplumsal bir bileþeni olarak ele alabilir miyiz?Aklý baþýnda hiç bir marksistin bunu yapmayacaðý çok açýktýr. Marx, Kapital’de sanayi kapitalistinin para kapitalistine dönüþmesini incelediði bölümde þöyle yazmýþtýr:
“Fiilen iþlev yapan kapitalistin yanlýzca bir yönlendirici, baþkalarýna ait sermayenin yöneticisi, ve sermaye sahibinin sýrf bir sahip, sýrf bir para-kapitalist haline dönüþmesi. Bunlarýn aldýklarý temettüler, faiz ile giriþim karýný, yani toplam karý içerse bile, (çünkü, yöneticinin ücreti, fiyatý, herhangi baþka bir emek gibi emek-piyasasýnda düzenlenen, belirli türden vasýflý bir emeðin ücretidir ya da böyle olmalýdýr), bu toplam kar bundan böyle ancak faiz biçiminde elde edilmekte, yani týpký yöneticinin kiþiliðinde, bu iþlevin sermaye sahipliðinden ayrýlmýþ olmasý gibi, fiili yeniden-üretim sürecindeki iþlevden þimdi tamamen ayrýlmýþ bulunan sermaye mülkiyeti için sýrf bir tazminat olarak alýnmaktadýr. ”(1)
Burada da çok açýk bir þekilde görüldüðü gibi, ücret kategorisi kaçýnýlmaz olarak tek iþçi sýnýfýný yansýtmaz. Onun için teknokratlarýn, ”ücretli iþçi “olmalarý onlarýn küçük-burjuva bir toplumsal katman olarak ortaya çýkmalarýna engel deðildir.

Toplumsal yeniden-üretimin geliþmesi ve sermaye birikiminin boyutlarýnýn büyümesi birlikte, teknokratlar, giderek iþçi sýnýfýnýn büyük çoðunluðundan koparak toplumda ayrýcalýklý bir küçük-burjuva toplumsal tabaka olarak biçimlenmiþlerdir.

Ancak küçük-burjuva teknokratlarýn, tarihsel rollerinin iyi anlaþýlabilmesi için, onlarý, dünya ekonomisi içerisinde incelemek gerekmektedir. Çünkü Sovyetler Birliði, birleþik dünya ekonomisinin bir parçasýný teþkil etmekteydi ve bundan dolayý da deðer yasasýnýn bütün etkilerine de açýk haldeydi.

IV-Sovyetler Birliði ve Dünya Ekonomisi

Sovyet ekonomisi, dünya ekonomisinin bir parçasýný oluþturmaktaydý. Yani belirli bir uluslararasý iþbölümü ile dünya ekonomisine baðlýydý. Bu iþbölümünün en iyi göstergesini, SB ile emperyalist dünya arasýndaki ticaret göstermektedir. Uluslararasý ticaret, birbirinden tecrit durumda bulunan ulusal ya da bölgesel ekonomileri tek bir ekonomik organizma olarak birleþtirmekte ama ayný zamanda da, bu ekonomilerin olumlu ve olumsuz yanlarýnýn da göstergesi olmaktadýr.

Uluslararasý ticaret aracýlýðý ile çeþitli ulusal ekonomiler bir bütünlük oluþtururken, ayný zamanda, uluslararasý emperyalist üretim iliþkileri temelinde de, çeþitli sýnýf ve tabakalar arasýnda da þu ya da bu biçimde bir birlik ya da birbirlerine eklemlenme oluþur. Çeþitli ara tabakalarýn tarihsel rolleri ise dünya ekonomisi içerisindeki temel sýnýflarýn ve bunlara baðlý bir þekilde varolan ara katmanlar arasýndaki iliþkilerin biçiminden ancak çýkarýlabilir. Bunun için, bir an, dünya ekonomisini, bütün ulusal biçimlerinden soyutlanmýþ olarak, temel sýnýflarý ve ara katmanlarý bir tek toplumsal organizma olarak düþünmek gerekir.
 
Uluslararasý emperyalist sistem içerisinde temel sýnýflar, uluslararasý tekelci burjuvazi ve uluslararasý proleteryadýr. Bu temel sýnýflarýn dýþýnda ama bu temel sýnýflara þu ya da bu þekilde baðlý olan ara sýnýflarý ise þöyle belirtebiliriz:Yarý-proleterler, küçük-burjuvazi (bütün biçimleri ile birlikte), orta burjuvazi, iþbirlikçi tekelci burjuvazi vs.

Bir sýnýf toplumsal üretim ve bölüþümde tuttuðu yere göre belirlenir. Bu üretim ve bölüþüm iliþkilerinde temel sýnýf ve temel olmayan sýnýflar ya da katmanlar yeralýrlar. Sýnýf ya da sýnýflarýn kendisi asla, toplumsal biçimden ayrý olamaz. Çünkü toplumsal biçim, toplumdaki sýnýflarýn birbirleriyle olan iliþkilerinin toplamýnýn görünümüdür.

Yukarýdaki soyut belirlenimlerden hareket ederek, bu belirlenimlerin SB somutunda nasýl göründüðünü ve bunun uluslararasý sisteme nasýl baðlandýðýný analiz etmek gerekir. Ama bunun için SB’nde hangi toplumsal sýnýf ve katmanlarýn olduðunu incelemek gerekir.

SB’nde varolan sýnýf ve katmanlar ayný zamanda SB’ndeki üretim biçimlerinin de göstergesini oluþturmaktadýrlar. Ýç savaþtan hemen sonra, NEP dönemindeki SB’nde sýnýf ve katmanlar þunlardan oluþuyordu: Proleterya, yarý-proletarya, küçük-burjuvazi (bütün biçimleriyle birlikte), zengin köylülük ve devlet kapitalizminin toplumsal sýnýrlarýný çizdiði özel kapitalist unsurlar. 1920’li yýllarýn sonlarý, 1930’lu yýllarýn baþlarýnda ise “Kollektifleþtirme” hareketinin sonucunda yani tamamen devlet kapitalizminin egemen olmasýndan sonra toplumdaki sýnýf ve katmanlar þunlardý: Proletarya, küçük-burjuva teknokratlar, kent yarý-proleterleri, yarý-proleter köylü ve orta köylü. Bu toplumsal sýnýf ve katmanlar içerisinde proleterya temel bir sýnýf, diðerleri ise ara toplumsal katmanlardý. Ara toplumsal katmanlarýn toplumsal kökenleri ise uluslararasý kapitalizm içerisinde yatmaktaydý.

SB’nde tekelci burjuva bir sýnýf yoktu. Bu tür büyük burjuva sýnýf ve tabakalar tasfiye edilmiþti. Bu tür sýnýflar SB’nin dýþýndaki emperyalist dünyada mevcuttu ve emperyalist-kapitalist sistemin de iplerini ellerinde tutuyorlardý. Bu sýnýflarýn SB’ndeki sosyal dayanaklarý ise küçük-burjuva toplumsal tabakalardý. SB’nde küçük-burjuva teknokratlarýn modern revizyonizm biçimindeki egemenliðidir ki, giderek orta ve büyük Rus tekelci burjuvazisine yolu açmýþtýr. Çünkü modern revizyonizm ile birlikte SB, giderek uluslararasý emperyalizmin tarihsel yörüngesine girerek, onun ideolojik-politik, ekonomik, kültürel eðilimlerine de dolaylý ve dolaysýz olarak açýk hale geldi.

Lenin, Ekim devriminin daha ilk dönemlerinde, küçük-burjuvazinin eðer proletarya tarafýndan denetim ve gözetim altýna alýnmaz ise, proletaryayý yeneceðini ve iktidarýn yolunu büyük burjuvalara açacaðýný þöyle belirtmiþtir:
“Onlar sosyalizme ya da komünizme katiyen inanmýyorlar ve proleter fýrtýnasý gelip geçene kadar yerlerinde ‘sýkýca tutunuyorlar’. Ya bu küçük-burjuvaziyi denetim ve gözetim altýna alýrýz (yani, nüfusun çoðunluðunu ya da yarý-proletaryayý sýnýf bilincine varmýþ proleter öncünün etrafýnda örgütleyebilirsek bunu yapabiliriz) ya da onlar, devrimin týpký ayný küçük mülkiyet tarafýndan fýþkýran Napolyon’lar ve Cavaignac’lar tarafýndan devrildiði gibi kuþkusuz ve kaçýnýlmaz olarak, bizim iþçi iktidarýmýzý da devirecekler. Sorun budur ve sorunu yalnýzca bu açýdan alabiliriz. . . ”(2)
Yine bir baþka yerde:
“. . . bizi tehdit eden en büyük, en ciddi tehlike, küçük mülk sahipliði anarþisinin devamýdýr ve (onu yenmezsek) hiç kuþkusuz bizi yýkacaktýr. ”(3)
SB’nin parçasý olduðu dünya ekonomisi (her ne kadar iki dünya ekonomisinin varolduðu belirtilmiþ olsa da) tek bir ekonomiydi ve bunun temel dinamikleri de uluslararasý emperyalizm tarafýndan belirlenmekteydi. Modern revizyonizm ile birlikte, SB, kerte kerte uluslararasý emperyalist sisteme entegre olmaya baþlamýþtý. Ama entegrasyon, uluslararasý emperyalist sisteme uygun olan tekelci ekonomik ve politik örgütlenme biçimlerini dayatmaktaydý. Uluslararasý emperyalist sistemin derinlik ve çapýnýn geliþmesiyle birlikte, küçük-burjuva modern revizyonizm, tarihsel süreç içerisinde, siyasal iktidarý yavaþ yavaþ liberal ve tekelci sýnýflar lehine kaybetmeye baþladý. Elbette ki bu birden bire deðil ama belirli bir tarihsel evrim içerisinde gerçekleþti. Zaten iktidarý kaybettikten sonra bir daha da onu ele geçiremedi. Ýktidarýn ara toplumsal katmanlarýn ellerinden kayarak, büyük burjuvaziye doðru gitmesi, emperyalist sistemin mantýðýnýn gereðiydi ve öyle de oldu. Çünkü dünya toplumsal sermayesinin ezici çoðunluðunu ellerinde bulunduran uluslararasý tekel burjuvazidir. Onun için küçük-burjuvazinin onu izlemesinden baþka çaresi ve olanaðý yoktur.

Fransa’da 1793-1799 ve 1848-1852 arasý yaþanan durum, SB’nde daha geniþ bir tarihsel dilim çerçevesinde yaþandý. Elbette ki, kendi özel tarihsel koþullarýnda ve deðiþik biçimlerde.

V-Modern Revizyonizm Ve Dünya Baðlamý

SB’nde, modern revizyonizmin siyasal iktidarý ele geçirmesine kadar götüren tarihsel olaylar zincirinin doðru bir þekilde incelenmesi ancak olaylarýn dünya baðlamý içerisinde incelenmesiyle elde edilebilir. Bu dünya baðlamý belirlenimi ise kaçýnýlmaz olarak Enternasyonalizm sorununu ortaya çýkarýr. Modern revizyonizmin geliþmesi için uygun tarihsel koþullarýn nasýl oluþtuðunun incelenmesi, oldukça zor ve karmaþýk bir sorun olup, basit ve yüzeysel açýklamalarý dýþtalar. Daha kapsamlý araþtýrmalarý sonraya býrakarak bu noktada þimdilik bir kaç noktayý belirteceðiz.

Emperyalizmin birinci paylaþým savaþý döneminde, uluslararasý emperyalizmin ekonomik ve politik bunalýmý sonucunda ortaya çýkan Ekim Devrimi, Enternasyonal Komünizm açýsýndan geliþiminin en asgari düzeyinde kalmýþtýr. Halbu ki, sosyalist devrimin nesnel koþullarý bir çok ülkede (Almanya, Ýtalya, Avusturya, Macaristan, Orta ve Doðu Avrupa, Türkiye vs. ) olgunlaþmýþ olmasýna raðmen, sosyalist devrim Rusya ve etkisi ile sýnýrlý kaldý. Yani nesnel koþullarýn geniþliði ile öznel etkinin darlýðý arasýndaki açý muazzam bir boyuttaydý. Normalinde sosyalist devrimin yüzölçümü Almanya-Ýtalya sýnýrýndan Rusya ve Türkiye’ye kadar uzanan bir kara parçasýný kaplamalýydý. Sosyalist devrimin bu dar sýnýrda kalmasýnýn altýnda, II. Enternasyonal içerisinde III. Enternasyonal’in çýkýþ biçimleri ve bu çýkýþýn eksik ve zaaflý yanlarý yatmaktadýr. O zamanki dönemde dünya devrimi içerisinde çok önemli aðýrlýk merkezlerinin (özellikle Almanya, Ýtalya, Avusturya, Macaristan) emperyalist sistemden koparýlamayýþý, daha sonralarý özellikle 1920’li, 1930’lu ve 1940’lý yýllarda SB’nin tarihsel evrimi üzerine olumsuz bir þekilde yansýmýþtýr. Bütün bu tarihsel olaylarýn modern revizyonizmin SB’nde ortaya çýkýþý, geliþimi ve iktidara ilerleyiþi arasýnda sýký bir iliþki mevcuttur. Onun için kýsa da olsa bu noktayý biraz daha açmak gerekir.

VI-Modern Revizyonizmin Oluþum Ve Geliþiminin Tarihsel Koþullarý: Uluslararasý Ve Ulusal Etkenlerin Bileþkesi

Uluslararasý Komünist Hareketi, tarihsel bir çerçevede incelersek eðer, onu, bir bütün olarak yani ulusal biçimlerinden ayrý olarak, bir tek nitel toplam olarak düþünmek gerekir. Bu durumda hareketin hiçbir parçasý diðerine ilgisiz deðildir. Yine bu durumda hem olumlu hem de olumsuz özellikler bütüne yansýmaktadýr.

Daha geniþ bir tarihsel perspektif ile bakýlýrsa eðer, SBKP’nin 1920-1930-1940 ve 1950’li yýllarda yaþadýðý ve belirli bir tarihsel döneme yayýlan yozlaþmasýnýn temelleri aslýnda XX. yüzyýlýn baþlarýnda atýlmýþtý. Bunu tam olarak ifade edersek eðer, bu birinci Rus devrimi (1905-1907) ve hemen ertesinden ibarettir.

Bolþevizmin en büyük eksikliklerinden bir tanesi II. Enternasyonal oportünizmine karþý mücadeleyi zamanýnda baþlatmamýþ olmasýdýr. Bu noktada, A. H. YALAZ’ýn bolþevizmin bu eksikliðine karþý getirmiþ olduðu þu eleþtiri yerindedir:
“Eleþtiri silahýný daha gerilere de çevirme söz konusu olduðu sürece vurgulanmasý gereken noktalardan biri de Lenin baþta olmak üzere Rusya komünistlerinin ve diðer ülkelerden komünistlerin Ýkinci Enternasyonal revizyonist-oportünizmine karþý komünist devrimci savaþýmý baþlatmada gecikmiþ olmalarýdýr. Lenin’in önderliðinde Rusya komünistleri ve diðer ülkelerin komünistleri, Ýkinci Enternasyonal’in açýk ihanetine karþý devrimci tutum takýnarak ve sosyal-reformist II. Enternasyonal’in karþýsýna Komünist Enternasyonal’i çýkararak dünya komünist ve iþçi hareketine büyük bir hizmette bulundular. Ancak, kabul etmek gerekir ki, onlar, Alman Sosyal-Demokrat Partisi (ASDP)’nin bürokratik-revizyonist yozlaþma sürecini yaþadýðýný, bürokratik bir sosyal-reformist düzen partisi durumuna geldiðini saptayamadýlar, onun yozlaþmasýna zamanýnda karþý çýkamadýlar. Asýl önemli olan açýk revizyonist ihanetten sonra ASDP’ye ve onun önderlik ettiði Ýkinci Enternasyonal revizyonizmine karþý tutum almak deðil, onun geliþimini önceden görmek ve daha aðýr zararlar vermeden ona karþý savaþým bayraðýný kaldýrmak ve komünistlere ve sýnýf bilinçli iþçilere önderlik etmekti. Komünist devrimci önderlik bunu gerektirir. Bu anlamda baþta Lenin olmak üzere komünistler görevlerini yapmadýlar ya da yapamadýlar. Uluslararasý komünist hareketin, sonuçlarýnýn ortaya çýkmasý on yýllara yayýlan, aðýr bedeller ödenmesinin nedenlerinden biri de iþte bu baþarýsýzlýk oldu. ”(4)
YALAZ’ýn da belirtmiþ olduðu gibi, Bolþevizmin II. Enternasyonal oportünizmine, özellikle de ASDP’ye karþý mücadeleyi zamanýnda baþlatmamasýnýn bedelini Uluslararasý Komünist Hareket aðýr ödedi ve bugün de bunu ödemektedir. -3-

Lenin ve Bolþevikler 1914 yýlýnda, ASDP’nin savaþ kredilerini onaylamasý ile birlikte onlarý karþýlarýna alýrlarken, ASDP 1914’te oportünist olmamýþtý. Yirmi yýl boyunca zaten ASDP bu çizgiyi izlemiþti. Lenin ve Bolþevikler, 1914 yýlýna kadar ASDP’yi izledikleri ve onlarýn revizyonist ve reformist politikalarýna ses çýkarmadýklarý zaman hatalýydýlar. Ama ne Lenin ne de Bolþevikler bu dönemin öxeleþtirisini vermemiþlerdir. -4-

Eðer ASDP 1914 yýlýnda oportünist olmuþ ise, o zaman bazý oportünist akýmlarýn ileri sürmüþ olduðu, SBKP’nin Stalin öldükten hemen sonra oportünist-revizyonist olduðu tezinin de kabul edilmesi gerekir. Halbu ki her ikisinin de böyle olmadýðý ortadadýr.

Bolþevikler, Rusya’da, partinin inþaasý döneminde Ekonomistlere -5- karþý daha sonra da Menþeviklere karþý mücadele yürüttükleri zaman, aslýnda, II. Enternasyonal oportünistlerinin Rusya’daki temsilcileriyle ve dolaylý olarak II. Enternasyonal ile mücadele halindeydiler. Öyle olmasaydý eðer, Bolþevik Parti’nin, parti ve örgüt öðretisine getirmiþ olduðu temel ilkeler, Marksizmin evrensel teorik hazinesine giremezdi.

Bolþevik Parti, birinci Rus devriminde , Aralýk 1905’te, 140 milyonluk bir ülkede 35 bin parti üyesi ile silahlý ayaklanmayý hazýrlayarak iktidarý ele geçirmeye çalýþtý. 1917’nin Ekim’inde ise ayaklanmayý 250 bin parti üyesi ile gerçekleþtirdi. Almanya gibi bir ülkede ise ASDP, 1907’de 250 bin parti üyesi, 1914’te de 500 bin parti üyesi ile iktidarý ele geçirme giriþiminde dahi bulunmuyordu. Yani kýsacasý ASDP, aþaðý-yukarý yirmi yýldan beri oportünist bir çizgi izlemiþti. -6-

Peki revizyonizme karþý bu mücadelenin, uzun bir dönem tatil edilmesinin bedeli ne olmuþtur?

Bu hatanýn toplumsal ve tarihsel aðýrlýðý hiçbir zaman kaybolmamýþ, kendisini tarihsel evrim içerisinde olumsuz biçimlerde göstermiþtir. Nasýl enerjinin korunumu yasasýnda, enerji bir biçimden diðerine dönüþürken, kütle kaybýna uðramazsa, ayný þekilde tarihte, belirli bir dönemde yapýlan hatanýn sonuçlarý da kaybolmaz ve kendisini olumsuz biçimlerde gösterir. Revizyonizme karþý mücadelenin bu tatil edilmesi, uluslararasý komünist hareketin, tarihsel ve toplumsal temellerinin dar kalmasýna neden olmuþtur.

Eðer Bolþevikler, 1905’ten hemen sonra, II. Enternasyonal içerisinde mücadeleyi yükseltmiþ olsalardý, ASDP içerisindeki ayrýþtýrmayý hýzlandýrmýþ olsalardý, Alman sosyalist devriminin daha olumlu koþullar içerisinde geliþmesi olasýydý. Sosyalist devrimin yenilgiye uðradýðý yerlerde (Almanya, Ýtalya, Avusturya, Macaristan, Polonya vs. ) burjuva devletini kurtaranlar hep sosyal-demokratlar yani II. Enternasyona’in çizgisini izleyenler olmuþlardýr.

Batý’daki devrimin yenilmesinin , daha sonralarý SB üzerindeki etkileri nasýl olmuþtur?

Almanya, Ýtalya ve Avusturya gibi emperyalist ülkelerde devrimlerin yenilmesi, emperyalist ülkelerden toplumsal–ekonomik olarak geri olan SB’nin, uluslararasý ekonomik iliþkilerden tecritine neden olmuþtur. Bu durum, SB’nde sermayenin birikim kolþullarýna etki yaparak, onun üzerine olumsuz bir þekilde yansýmýþtýr. Sermaye birikiminin toplumsal ve tarihsel temellerinin daralmasý, buna karþýn Almanya, Ýtalya ve Avusturya gibi emperyalist devletlerin sosyal-demokratlar tarafýndan kurtarýlmasý ve böylece uluslarrasý emperyalist sistemin parçalarý olarak kalmalarý, yine emperyalist birikim süreçlerine derinlik katmalarý ve yine ayný þekilde uluslararasý emperyalist sistem tarafýndan SB’nin sýkýþtýrýlmasý ve tecritinde de önemli mevziler olmuþlardýr. Unutulmamalýdýr ki, sosyalist devrimlerin kaçýrýldýðý bu emperyalist ülkelerde, siyasal boþluðu dolduran faþist hareketler, iktidara gelerek, SB’ne tarihin en kapsamlý saldýrýsýný gerçekleþtirmiþlerdir.

Uluslararasý sosyalist devrimin, özellikle de Alman, Ýtalyan ve Avusturya devrimlerinin yenilmesinin, SB üzerine en önemli olumsuz yansýmasý, emperyalist sistemden baðýmsýz bir þekilde, sovyet ekonomisini reorganize etmek ve geliþtirmek için gerekli olan toplumsal sermaye miktarýný tek kendi kaynaklarý ile saðlama yoluna girmesine neden olmasýdýr. Emperyalistlerin SB’ni dünya ekonomisinden tecrit etmeleri ve böylece onu köþeye sýkýþtýrmalarý, SB’ni sadece kendi iç kaynaklarý ile toplumsal geliþimini yapmaya doðru itmiþtir.

Emperyalist sistemin birikim koþullarýný geliþtirmesi yani sermayenin karlýlýðýný arttýrmasý (ki emperyalistler bunu sömürgeleri ve yeni-sömürgeleri aracýlýðý ile yapmaktaydýlar), SB üzerinde bir toplumsal-ekonomik ve politik baskýya neden olmuþtur. Bu durum karþýsýnda SB, Sovyet toplumsal sermayesinin karlýlýðýný arttýrmanýn yollarýný aramaya baþlamýþtýr. Bunun sonucunda “Kollektifleþtirme” hareketiyle köylülüðün üzerine giderek, köylülük ile ittifaký gererek zora sokmuþ, ”Çalýþma Kamplarý” (Gulaklar) aracýlýðý ile köle emeðini ortaya çýkarmýþ ve terör ile de, sermayenin birikimini en son sýnýrýna kadar geliþtirmeye çalýþmýþtýr. Uluslararasý devrimin yenilmesi, SB’nin ya da sovyet komünizminin önüne tek baþýna aþýlmasý imkansýz tarihsel engeller koymuþtur. Uluslararasý devrimin yenilgisi asla Uluslararasý Komünist Hareket için cezasýz kalmamýþtýr: Geçmiþin kaderi geleceðin üzerine yansýmýþtýr.

Burada bir baþka noktayý da kýsaca belirtmek gerekmektedir.

1930’lu yýllarda SBKP’nin uygulamýþ olduðu terörizmin bir sosyo-ekonomik temeli vardýr. Þöyle ki, terörizmin amacý tek “karþý-devrimci” ve “anti-komünist” denilen klikleri tasfiye etmek deðildi. Bu iþin sadece bir yanýdýr. Bunun ile birlikte bu terörizm aracýlýðý ile büyük çalýþma kamplarý oluþturmak ve bu çalýþma kamplarý aracýlýðý ile büyük sermaye gerektiren iþleri (barajlarýn yapýmý, demiryollarýnýn yapýmý, nehir yataklarýnýn deðiþtirilmesi, maden sanayii vs. ) daha ucuza elde ederek, sermayenin tasarufu saðlanmaya çalýþýlýyordu. Büyük ve maliyeti yüksek iþlerin sovyet ekonomisi içerisinde giderek stratejik bir noktaya doðru kaymasý, bunlarýn yapýmýnda kullanýlan köle emeðinin terörizm aracýlýðý ile elde edilmesi, yani bir çok masum insanýn yalan ve iftira ile dev terör çarkýnýn diþleri arasýna alýnmasýna neden olmuþtur.

Kýsacasý SB’nin tarihsel evriminin biçimi, Komünist Enternasyonal’in kaderi tarafýndan belirlenmiþti. Bu ikisi arasýnda birbirini karþýlýklý etkileyen bir iliþki mevcuttur.

VII-SB’nin Uluslararasý Emperyalizm Ýle Entegrasyonu Ve Ara Sýnýflarýn Durumu

Ara sýnýflar, temel sýnýflara baðlý olarak varolduklarý için, tarihsel seyir içerisinde elde etmiþ olduklarý insiyatifi de onlarýn lehine kaybederler. Bugüne kadar tarih bu noktayý defalarca ispatlamýþtýr. Ara sýnýflarýn belirli özerk durumlarý olmalarýna karþýn, nihai temelde baðýmsýz durumlarý sözkonusu deðildir.

SB, modern revizyonizm ile birlikte kerte kerte uluslararasý emperyalist sistem ile entegre olurken, ara sýnýflar her zaman büyük burjuvazinin oluþumuna giden yolda destek noktalarý olmuþlardýr. Küçük-burjuvazi, uygulamýþ olduðu ekonomi-politikalar ile liberal burjuvazinin oluþumunu hazýrlamýþ; liberal burjuvazi de Rus tekelci burjuvazisinin oluþumunu hazýrlamýþtýr.

Uluslararasý tekelci kapitalizm ile entegrasyonun sonucunda Rus tekelci burjuvazisi oluþmuþtur. Zaten tekelci bir ekonomik iliþkiler içerisinden baþka bir ekonomik örgütlenme de beklemezdi.

SB’nin emperyalist sistem ile entegrasyonuna giden süreçte, karakteristik olan nokta, ara sýnýflarýn siyasal iktidatý ellerinden tutamamalarý ve bir kez ellerinden kaçýrdýktan sonra da tekrar ele geçirememeleridir. Böylece ayný zamanda iktidarý ellerinden kaçýrýrlarken de, iktidarýn yolunu da büyük burjuvaziye açmýþlardýr.

VIII-Sonuç

Modern revizyonizm, belirli bir felsefi-ideolojik temelden beslenmektedir. Her ne kadar Marksizm biçimine bürünmüþse de ve felsefi eðilimini diyalektik materyalizm olarak belirtse de, özünde onun felsefesi, Lenin’in yýllar önce, yirminci yüzyýlýn baþýnda hedef aldýðý ve çürüttüðü Ampiryokritisizm’dir. Bu felsefi temelden beslenen modern revizyonizm, mücadelenin bütün alanlarýna (ekonomi, uluslararasý politika, iç politika, kültür, parti, örgüt, devlet vs. ) ayný felsefi ilkeleri taþýyarak genel bir çizgi ya da akým yaratmýþtýr.

SSCB’de modern revizyonizmin genel görünümünü kýsaca þöyle özetleyebiliriz:

Toplumsal temeli: Küçük-burjuva teknokratlar.
Felsefesi: Ampiryokritisizm.
Ekonomi politikasý: Ýçpazara hapsolma.
Dýþ politikasý: Sosyal-emperyalist, yayýlmacý ve uluslararasý emperyalizm ile uzlaþmacý.
Ýç politikasý: Sosyal-þoven , Slav-milliyetçisi ve cumhuriyetlerdeki burjuva-milliyetçilerle uzlaþmacý.
Kültür politikasý: Küçük-burjuva ve liberal kültür.

SB deneyiminden, Uluslararasý Komünist Hareket’in alacaðý en büyük ders ve çýkaracaðý en büyük teorik sonuç, Enternasyonalizm’in dýþýnda hiçbir yolun, kapitalist sistem dýþýnda ve ondan baðýmsýz bir tarihsel varoluþa götüremeyeceðidir.



Devrimci Bülten Sayý 33, Devamý...

 
KAYNAKLAR

1-Marx, Kapital cilt-III, s. 386, Sol Yayýnlarý.
2-Lenin, Ýþçi Sýnýfý ve Köylülük, s. 301, Sol Yayýnlarý.
3-Lenin, a.g.e. s. 303.
4-A. H. YALAZ, Devrimci Bülten sayý 31, s. 10-11.
----
-1- Belki daha iyi bir kavram da bulunabilir.Ama biz þimdilik teknokrat kavramýný kullanacaðýz.
-2- Dikkat edilir ve iyi incelenirse eðer,modern revizyonistler,küçük meta üretiminin tarihsel zemini temelinde beslenen sapmalardan kendilerini hep ayrý tutmuþlardýr ya da onlar karþýsýnda hep ihtiyatlý davranmýþlardýr.
-3- Bugün U.K.H.’in krizinin nedenlerini açýklamaya çalýþýrken,bu dönemlere mutlaka inilmeli ve olaylar ve olgular tarihsel sürekliliði içerisinde ele alýnarak,bugün ve geçmiþ birbirleriyle iliþkilendirilmelidir.
-4- Lenin ve Bolþeviklerin bazý eksikliklerini belirtmek onlarýn tarihsel büyüklüklerine zerre kadar gölge düþürmez.
-5- Unutulmamalý ki , Ekonomizmin babasý E.Bernsteýn ASDP içerisinden çýktý.
-6- ASDP’nin 1890’lý yýllardaki oportünist tutumu ile ilgili olarak verilebilecek en önemli örnek,ASDP ile F.ENGELS arasýnda 1895 yýlýnda yaþanan olaydýr.ENGELS’in,ölmeden az bir süre önce,Marx’ýn « Fransa’da Sýnýf Savaþýmlarý 1848-1852 » adlý yapýtýna yazmýþ olduðu Giriþ’i ,ASDP yönetimi « yasadýþý ve þiddet araçlarýný ön plana çýkardýðý için » yayýnlamayý reddetmiþtir. Bu dahi ASDP’nin o zamanlar nasýl bir oportünizmin içerisine battýðýný göstermektedir.Daha fazla bilgi için,YALAZ’ýn Devrimci Bülten’in 31.sayýsýnda yayýnlanan «Engels yaþamýnýn sonuna kadar kapitalizmin devrimle yýkýlmasýný savundu» makalesine bakýlabilir.
|
_ _