 |
PDK Devrimci Bülten - Sayý 46 (5) |
 |
 |
Ekim Devrimi gerçekleþtiði andan itibaren aslýnda potansiyel olarak kendi içerisinde bir çok olumsuzluk barýndýrýyordu. Emperyalist ekonomi ve onunla baðlantýlý olan Rus ekonomisi karþýsýndaki yanlýþ ideolojik konumlanma kýsa bir süre sonra potansiyel olumsuzluklarý gerçek olumsuzluklar haline getirdi. Devrim ile birlikte Rus ekonomisinin felç olmasý ve bu temelde müttefiklerin kaybedilmesi ve de düþman cephesine geçmesi ile birlikte (bu tam olarak Mart 1918’de gerçekleþti) karþý-devrimin cephe geniþliðinin ve derinliðinin daha da geliþmesi, BP’de hemen devrim sonrasý baþlamýþ olan bürokratik eðilimin geliþmesini daha da güçlendirdi ve giderek bütün bünyeyi sarmaya baþladý. Burada en önemli karakteristik durum, “Savaþ Komünizmi”nin baþlamasý ile partinin ve devletin bürokratikleþmeye baþlamasý arasýndaki direkt baðlantýdýr. Bu noktada E. H. Carr, þunlarý yazarken haklýydý:
“Mart 1918’deki Brest-Litovsk anlaþmasýný onaylayan yedinci parti kongresi hayati önem taþýyan siyasi bir mesele hakkýnda oy çoðunluðu ile karar alýnan son kongre oldu. ” (E. H. Carr, Bolþevik Devrimi-I, s. 182, Metis Yayýnlarý)
Mart 1918’den itibaren (ki bu dönemden önce de parti ve devlette bürokratizm ekonominin felç olmasýndan ve bundan kaynaklanan sosyal huzursuzluðun bastýrýlmasý noktasýnda artan keyfi bürokratik önlemlerden dolayý bayaðý geliþmiþti) Rus iç politikasýndaki köklü politik kaymalarýn sonucunda (Sol SD’lerin hükümetten ayrýlmalarý ve gerekli tahýlýn kýrlarda acil tedariki sorunu etrafýnda ortaya çýkan Savaþ Komünizmi politikasý sonucunda ) giderek geliþen ve oturan bürokratizm, Mart 1919’a gelindiðinde bütün parti ve devlet içerisinde egemen hale gelmiþti ve BP revizyonist bir partiye dönüþmüþtü.
Mart 1919’da BP revizyonizmini ilkesel düzeyde ideolojik olarak bazý kararlar alarak da tescil etti. Daha önce yarý-proleterleri kazanmak için 1918’in ilk yarýsýnda ve devrimin hemen ertesinde yayýnlanan küçük-burjuva içerikli kararnameler þimdi ilkesel düzeyde kurumsallaþýyordu. Mart 1919’da BP, Komünist Parti’sinin tanýmýný deðiþtirdi. Sekizinci Kongre (Mart 1919), Komünist Partisi’nin tanýmýný þimdi þöyle formüle ediyordu:
“Komünist Parti, kendi saflarýnda sadece proletarya ile yoksul köylülüðün öncü kesimini---bu sýnýflarýn (abç), komünist programý pratikte gerçekleþtirmek için bilinçli mücadele eden kesimini---birleþtiren örgüttür. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 204)
Bolþevikler, proletarya ile yarý-proletaryanýn öncü kesimlerini (üstelik bunlarýn ayrý sýnýflar olduðunu “bu sýnýflar” diyerek belirtiyorlardý!) ve bunlarýn toplumsal iradelerini ayný parti içerisinde eritmeye çalýþýrlarken oldukça samimi de davranýyorlardý yani bunu pratikte uyguluyorlardý. Ama bu “birleþme” proletaryanýn iradesinin parçalanmasý olmaksýzýn imkansýzdý.
Pragmatik politikalar ile baþlayan (hemen devrimin ertesi günü Sol SD’lerin yanlýþ Tarým Programý’nýn onlarý hükümette tutmak için kabul edilmesi) ve çaresizlikten dolayý baðýmlýlýða dönüþen (Sol SD’lerin Mart 1918’den sonra hükümetten ayrýlmasý), yarý-proletaryaya taviz politikalarý, sonunda onun tarihsel çýkarlarý uðruna, proleter partinin iradesinin parçalanmasýna götürdü. Bu Ekim 1917’de içine girilen sürecin doruk noktasýydý yani bu yöndeki eðilimin kaçýnýlmaz sonucuydu. Þayet parti yarý-proleter bir partiye dönüþmemiþ olsaydý iktidarda kalamazdý. Ýktidarýný o tarihsel koþullarda korumasý ile karakterinin evrim geçirmesi iç içe geçmiþti artýk.
BP’nin teoride proletarya ve yarý-proletaryanýn ortak partisine dönüþümü, aslýnda pratikte BP’nin yarý-proleter bir partiye dönüþümüdür. Bunun nedeni tarihsel materyalist yasalara göre çok basittir. Çünkü hiçbir zaman tarihsel olarak bir sýnýf, baþka bir sýnýfýn yerine, ideolojik, politik ve örgütsel olarak ikame edemez, onun tarihsel görevlerini bir bütün olarak üzerine alamaz. Böyle bir durum buna soyunan sýnýfýn görevlerini, hedeflerini ve de araçlarýný iþlevsiz kýlmaya götürür. Çünkü her sýnýfýn verili anda önceliði farklýdýr ve bu farklýlýk sürekli olarak varolan üretim tarzý tarafýndan üretilir ve sürekli kýlýnýr. BP, maddi toplumsal yapý tarafýndan üretilen bu tarihsel farký silmek gibi ütopik ve idealist bir toplumsal pratiðe giriþti.
Az yukarýda, BP içerisinde bürokrasinin onun hatalarý sonucunda karþýsýndaki düþman cephesinin büyümesi ile karar ve yetkinin küçük bir azýnlýðýn (bürokrat kastýn) elinde yoðunlaþmaya baþladýðýný belirttik. Ýþte özellikle Mart 1918’den itibaren hýz kazanan bu süreç aþaðý-yukarý bir yýl sonra yani Mart 1919’daki Sekizinci Parti Kongresi’nde üç yeni organýn kurulmasýyla özellikle partinin tepe noktasýnda tamamlandý ve kurumsallaþtý: Politik Büro (Politbüro), Örgütlenme Bürosu (Orgbüro) ve Merkez Komite (MK) Sekreterliði.
Oldukça mahsum bir þekilde kurulan bu organlar aslýnda partinin tepesinden tabana doðru yeni bir bürokratik partinin kalýba dökülmesinden baþka bir þey deðildi.
Parti içerisindeki bürokratikleþme yani karar ve yetkinin pratikte küçük bir azýnlýðýn eline býrakýlmasý ve biçimsel olarak demokratik süreçlerin iþletilmesine benzer bir süreç paralel olarak Sovyetler’de de geliþiyordu. Sovyetler de partinin geçirmekte olduðu evrimi geçiriyorlardý. Bunun sonucunda Sovyet Kongresi’nin ve Tüm Rusya Sovyetler Birliði Merkez Yürütme Komitesi (VTsIK)’nin yetkileri pratikte, Halk Komiserleri Konseyi (Sovnarkom)’nin eline geçti.
Parti ve devlet, toplumsal temellerinin daralmasý karþýsýnda birbirlerine paralel olarak bürokratikleþirken ayný zamanda da giderek birbirlerine daha çok yaklaþýyor ve karþýlýklý kenetleniyordu. Belli bir tarihsel andan itibaren de bu ikisini birbirinden ayýrmak neredeyse imkansýz hale geldi.
Bürokratik bir þekilde karar ve yetkilerin merkezileþtirilmesi, geniþleyen düþman cephesi karþýsýnda Sovyet devletine bir direnme kaynaðý teþkil ediyordu. Ama bu direnci katýlýmcýlýk ve görev bilinci yoluyla deðil (çünkü katýlýmcýlýk ve görev bilinci demokrasi yoluyla olur) bürokratik zor ile saðlýyordu.
Herþeyi küçük bir azýnlýðýn insiyatifine verme eðilimi zamanla öyle bir düzeye ulaþtý ki, giderek saçmalýk düzeyine vardý. Giderek proletarya diktatörlüðü parti diktatörlüðü ile eþitlendi, ki zaten 1921 yýlýndan itibaren BP’nin dýþýndaki partiler yasaklanýnca bu gerçekleþti. Hatta Zinovyev daha da ileri giderek, parti diktatörlüðünü (ama aslýnda ileri sürdüðü pratikte proletarya diktatörlüðüdür) Merkez Komite’nin diktatörlüðüne kadar geniþletti:
“Her þeye önderlik eden, güçlü, kudretli tek bir merkez komitesine ihtiyacýmýz var...Merkez komitesini merkez komitesi yapan þey, hem Sovyetler ve sendikalar için, hem de kooperatifler, il yürütme komiteleri ve bütün iþçi sýnýfý için ayný merkez komitesi olmasýdýr. Onun önderlik rolü bundan ileri gelmektedir;parti diktatörlüðü de kendi ifadesini bunda bulmaktadýr. ” (Zinovyev, aktaran E. H. Carr, a.g.e.s. 214-215)
O zamanki önder kadrolarýn hepsi (Lenin dahil) ayný bürokratik hastalýða yakalanmýþlardý. Bu bürokratik eðilimin temel nedeni de daha önce de belirttiðimiz gibi Sovyet sisteminin uluslararasý emperyalist sistem karþýsýnda ideolojik, politik ve örgütsel olarak yanlýþ tarihsel konumlandýrýlmasýndan kaynaklanýyordu, ki o zamanki Bolþevik önderler bunu bir türlü anlayamýyorlardý ya da göremiyorlardý.
Zinovyev’in az yukarýda aktardýðýmýz bu tehlikeli bürokratik eðilimi (ki yýllar sonra Stalin kliði fazlasýyla gerçekleþtirdi ve Zinovyev’in hayatýna mal oldu) o zamanki lider kadrolarýn anlayýþýný ve ruh halini yansýtmasý açýsýndan ilginçtir. Rejime dýþtan baský BP’nin yaptýðý hatalardan dolayý öyle bir düzeye yükselmiþti ki, rejimin tepesi çareyi her þeyi bürokratik bir þekilde merkezileþtirmekte ve bunu da teorize etmekte görüyordu. Zinovyev bu tür görüþleri savunma cesaretini aslýnda Lenin’den alýyordu. Lenin, Sol SD’leri iktidarda tutamadýklarý zaman ve BP tek parti diktatörlüðünü kurduðu zaman gelen eleþtirilere þöyle cevap veriyordu:
“Evet, tek parti diktatörlüðü!Dayanaðýmýz tek parti diktatörlüðüdür ve bu dayanaktan vazgeçemeyiz, çünkü partimiz, bütün fabrika ve sanayi proletaryasýnýn öncülüðünü onlarca yýl içinde fethetmiþ bir partidir. ” (Lenin, aktaran E. H. Carr, a.g.e.s. 214)
Parti ve devlet içerisinde bürokrasinin güçlenmesi ve oturmasýyla birlikte demokrasi de giderek sönmeye ve biçimselleþmeye baþlayýnca, bürokratik iktidar (ki yarý-proletaryanýn iktidarýna dönüþmüþtü) giderek iki cephe arasýna sýkýþtý. Aslýnda baþtan beri bu iki cephe arasýna sýkýþmýþtý ama yaptýðý hatalar ile bu iki cepheyi daha da büyütmüþtü ve iktidarda kalmasý ise bu iki cepheyi sürekli birbirinden ayýrmasýna ve ikisinin birleþmesini engelleme üzerine oturuyordu.
Cephelerden birisini, emperyalist sistem ve onun Rusya’daki uzantýlarý ve politik sistemin yasallýðý dýþýnda varolan politik yapýlar oluþturuyordu ve Mart 1918’den itibaren de bu cephe giderek büyümüþtü.
Diðer cepheyi ise parti içerisindeki yasal muhalefet oluþturuyordu ve parti ve de devletin bürokratikleþmesiyle bir çok haklarýnýn ellerinden alýnmalarý karþýsýnda harekete geçmiþlerdi. Çünkü bürokratikleþme, çoðunluðun haklarýnýn gaspedilmesi üzerinde yükseldiði için bu tür örgütlenmelerin bir sivri ucu da parti içerisindeki muhalefete de dokunuyordu. Ýktidarý ele geçiren bürokratik kast, bürokratik yöntemlerini tek dýþ düþmana deðil ama “iç” düþmana da ayný þekilde uygulamaya çalýþýyordu. Mart 1921 yýlýnda yapýlan Onuncu Parti Kongresi BP içerisinde bürokratizmin boyutlarýný göstermesi açýsýndan ilginçtir. Üstelik bu bürokratizmin ülkenin içerisinde geçtiði zor dönemlerde ne tür biçimler aldýðýný göstermesi açýsýndan ilginçtir. Parti üyeleri “sýradan haklarýný” kullanmak isterlerken ve bu haliyle de bürokrat kastý “rahatsýz” ederlerken, 1930’lu yýllarda yaþanacak olan parti içerisindeki kýyýmlara götürecek olan politikanýn bir tür provasý yaþanýyordu. Lenin yaný baþýnda sýradan haklarýný kullanmaya çalýþan yoldaþlarýný “silahla tedavi” etmekten bahsediyordu:
“ ‘Ýþçi Muhalefeti’nin tüm konuþmalarýnda bol bol bulunan...konuþma özgürlüðüne, eleþtiri özgürlüðüne iliþkin bu sözler, gerçek hiçbir anlamý olmayan, ayný laflarý tekrarlayan bütün bu konuþmalarýnýn onda dokuzunu oluþturuyor. Yoldaþlar, sadece kelimelerden deðil, kelimelerin içeriðinden de söz etmek gerekir. ’Eleþtiri Özgürlüðü’ gibi laflara kanacak deðiliz. Partide hastalýk belirtileri baþladý dendiðinde, bu teþhisin üç kat dikkate deðer olduðunu belirttik:Þüphesiz, hastalýk mevcuttur. Bize yardým edin de iyileþtirelim. Nasýl iyileþtirebileceðimizi söyleyin. Vaktimizi tartýþmalara harcadýk hep;þimdiyse söylemem gerekiyor ki, “silahlarla tartýþmak”, muhalefetin tezlerini kullanarak tartýþmaktan daha iyidir. (Lenin muhalefetin hatalý görüþlerini ima ederek bunu söylüyor. Ama daha önce de gördüðümüz gibi Lenin ve parti yönetiminin Ekim Devrimi’nden sonra uygulamýþ olduklarý politikalarýn onda dokuzu yanlýþtý ve BP içerisindeki revizyonizmin ya da II. Enternasyonal geleneðinin parti içerisinde tekrar canlanmasýný ifade ediyordu. Lenin “bu noktada” muhalefete haksýzlýk yapýyor---K. E) Yoldaþlar, muhalefete hiç ihtiyacýmýz yok, þimdi bunun zamaný deðil!Hangi yandan olursa olsun, muhalefetle deðil, silahla tedavi edeceðiz. ” (Lenin, Aktaran, E. H. Carr, a.g.e.s. 187)
Ýþin ilginç tarafý bürokratikleþmiþ parti önderliðinin, muhalefete karþý uygulamýþ olduðu anlayýþ ve metodlarý, belli bir zaman sonra ama özellikle de muhalif görüþler tamamen bastýrýldýktan sonra ve ortadan kalktýktan sonra ve de Sovyet devleti aðýr bir politik dönemde geçtiði zaman, birbirlerine karþý da uygulamýþ olmasýdýr. Yani bu metodlarý kullanan ve uygulayanlar günü geldiðinde bu metodlarýn kurbaný olmuþlardýr. Buna en iyi örnek yine bu bürokratik metodlarýn kurbaný olan Lenin’dir. Özellikle de 1922’nin baþlarýndan itibaren, Lenin sonrasý döneme hazýrlýk yapan Stalin ve kliðinin, Kafkasya’daki Büyük Rus Þovenizmi temelindeki politik zorbalýklarý ayyuka çýkýnca ve Lenin’in bu olaydan sonra “gözleri tam açýlýnca” ve bu Büyük Rus Þovenizmine karþý mücadele etmeye baþlayýnca, Stalin ve kliði, Lenin’i adeta “cezaevi”ne kapattýlar. Lenin’in üzerinde büyük baský kurarak, onun parti ile olan bütün politik kanallarýný (bu kanallar eþi ve sekreterleriydi), bu kanallar üzerinde aðýr baský kurarak yokettiler. Sekreterleriyle saðlýk sorunlarý bahane edilerek politik iliþki kurmasý yasaklandý ve N. Krupskaya da farklý bir þekilde özellikle Stalin tarafýndan baský altýna alýndý (Bu noktaya ileride tekrar döneceðiz). Lenin yine ayný Kongre’de Rusya’da Politbüro’nun onayý olmadan hiçbir politikanýn uygulanamayacaðýný ve bu haliyle “oligarþik” bir yapýya sahip olduklarýný da itiraf ediyordu. Çünkü artýk saklanacak hiçbir þey kalmamýþtý ve olaylarýn ardý arkasý kesilmeyen dýþtan baskýsý (ki kendi hatalarýnýn sonucuydu) kendiliðinden bir süreç olarak herþeyi küçük bir azýnlýðýn elinde yoðunlaþtýrmaya götürmüþtü.
Partinin tepe noktasý devrimden sonra, ideolojik yetersizlikten dolayý giderek komünist liderlerden yarý-komünist liderlere ve bu haliyle de bürokratik bir kasta dönüþürken, kaçýnýlmaz bir þekilde, partinin tabaný ile tavaný arasýnda da bir çeliþkiye ve bu çeliþkiden kaynaklanan bir huzursuzluða, çeþitli muhalefet gruplarýnýn oluþmasýna ve bu da ister istemez uygulanmak istenen politikalarda bazý zorluklara neden oluyordu. Çünkü taban zorla dayatýlan politikalarý uygulamayý kabul etmiyordu ve bazý politikalarýn daha önce savunduklarý idealler ile uyuþmadýklarýný açýkça görüyorlardý. Bunun sonucunda partinin nitelik yapýsýnda ciddi bozulmalar görüldü ve bazý politikalarýn uygulanmasý sýrasýnda bazý üyelerin ciddi bir þekilde ahlaksýzlýða sürüklendiði gözlendi. Mart 1919’daki Kongre’de yani “Savaþ Komünizmi”nin birinci yýlýnda Merkez Komite üyesi Nogin ve partinin kendisi bu durumu itiraf etti:
“Mart 1919’da, sekizinci kongrede ilk kez tehlike iþareti verildi. Merkez Komitesi üyesi Nogin ‘parti çalýþanlarýndan bir çoðunun sarhoþluðuna, sefahat alemlerine daldýklarýna, sorumsuzca davrandýklarýna dair tüyler ürpertici olaylardan’ söz etti;kongre kararý ise bu durumu, daha az renkli fakat tumturaklý bir dille belirtiyordu: ‘Yeterince komünist olmayan, ya da tamamen asalak unsurlar partiye doluþuyorlar. Rusya Komünist Partisi iktidarda olduðu için, en iyi unsurlarý olduðu kadar kariyerist unsurlarý da ister istemez kendine çekmektedir... Sovyetler’de ve parti örgütlerinde ciddi bir tasfiye gerekmektedir’. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 192)
Partideki temizlik hareketi hiçbir iþe yaramadý ve yaramazdý da. Çünkü BP’nin ideolojik ve politik çizgisi artýk yanlýþtý ve hiçbir örgütsel önlem bu yanlýþtan kaynaklanan bürokratik bozulmayý durduramazdý. Tam tersine temizlikler “yeni sürece” ayak uyduramayan kadrolarýn ve üyelerin büyük oranda tasfiyesi ile sonuçlandý ve küçük-burjuva ruh halini (ki partinin kendisi bile bu unsurlarýn partiye aktýðýný kabul etmiþtir) ve kiþilik yapýsýný içinde barýndýran, sadece itaat eden “sorun” çýkarmayan, dalkavuk kiþiler partinin önemli yerlerine yerleþti/yerleþtirildi ki zaten bürokratik kastýn istediði de buydu. Lenin’in kendisi parti içerisinde haklarýný kullanan üyeleri “silahla tedavi” etmeye kalkýþmamýþ mýydý?O zaman hiç buna gerek kalmayacak “yeni bir üye tipinin” ve bu tip temelinde yeni bir partinin kalýba dökülmesi gerekti. Ve dev mekanizma Mart 1919’dan itibaren harekete geçti ve kendi istediði üye ve kadro tipini tepeden aþaðýya doðru adým adým gerçekleþtirmeye baþladý.
Bürokrasinin örgütlenmeyi tepeden aþaðýya doðru gerçekleþtirmesi anlamlýdýr. Bürokratik önderlik önce yeni örgüt biçimleri ile kendisini garantiye aldý ve buna dayanarak örgütlenmeyi tabana yaydý. Daha önce de belirtildiði gibi, Mart 1919’daki Sekizinci Parti Kongresi’nde partinin tepe noktasýnda yeni düzenlemelere gidildi ve özellikle de bu yeni düzenlemeler partideki merkeziyetçiliðin güçlendirilmesi yönünde oldu. Ama bu merkeziyetçiliðin güçlendirilmesi, demokrasiyi tabana yayan bir merkeziyetçilik deðil, daha sonraki olaylarýn gösterdiði gibi (merkezi bürokrasinin parti içi muhalefete özellikle de Demokratik Merkeziyetçilik ve Ýþçi Muhalefeti gruplarýna davranýþýnda görüldüðü gibi) demokrasinin sýnýrlarýný daraltan, onun içeriðini boþaltan ve pratikte onu iþlevsiz kýlan bürokratik merkeziyetçilikti.
“Merkezi otoriteyi güçlendirmek gerektiðini kabul eden kongre, görevini hakkýyla yerine getirebilmesi için, bir yandan üyelerinin sayýsýný 19’a (8 yedek üye dahil) indirerek, öte yandan on beþ günde bir toplanmasýný þart koþarak, merkez komitesini takviye etti. Fakat ayný zamanda, sözde merkez komitesinin uzantýlarý olarak tasarlanan, ancak üç dört yýl içinde merkez komitesinin tüm iþlevlerini aralarýnda paylaþýp otoritenin dýþ görüntüsü hariç (abç) tümünü zapteden üç yeni organ kurma yolunda belirleyici bir adým da attý. Bu kuruluþlardan ilki, adý ve niteliði bakýmýndan, Ekim Devrimi arifesindeki kriz döneminde yaratýlmýþ olan siyasi büroyu hatýrlatan beþ kiþilik bir Politbüro’ydu. Görevi, “ivedi meselelerde karar almak” ve merkez komitesinin on beþ günde bir yaptýðý toplantýlarda hesap vermekti. Fakat hiç þüphe yok ki, Politbüro’nun þeklen ivedi meselelerde karar almak yetkisiyle sýnýrlandýrýlmýþ olmasý, týpký Sovnarkom’un yetkilerinin RSFSC anayasasýnca sýnýrlandýrýlmasý gibi geçerliðini yitirdi;Politbüro devlet aygýtý aracýlýðýyla uygulanan önemli siyasi kararlarýn alýndýðý baþlýca kuruluþ haline geldi kýsa zamanda. Ýkinci yeni kuruluþ, haftada üç kez toplanacak ve “partinin örgütlenme çalýþmasýnýn tamamýný yönetecek” olan yine beþ kiþilik “Örgütlenme Bürosu” (Orgbüro) idi. Üçüncüsü de, görevleri yeterince belirtilmemiþ bir “sorumlu sekreter” ile beþ “teknik” yardýmcýdan meydana gelen bir “merkez komite sekreterliði”ydi. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 182-183)
Partinin tepe noktasýnýn aþaðý-yukarý ayný çizgiyi savunan bürokratik bir önder grubunun elinde yoðunlaþmasý (buna Lenin de dahildir) ve bu temelde giderek parti tabanýna yabancýlaþmalarýnýn artmasý, partinin tavaný ile tabaný arasýnda farklý þekillenmelerinin ürünü olan ve bu çeliþkinin tezahürü ve ifadesi olan muhalefet gruplarýnýn ortaya çýkmasýna neden oldu. Bu muhalefet gruplarý, partinin aþýrý merkezileþmesinden yakýnýyorlardý ve bazý haklarýnýn gaspedildiklerini düþünüyorlardý. Rus devriminin gidiþatý noktasýnda ileri sürmüþ olduklarý görüþler hiç kuþkusuz yanlýþtý çünkü onlar da sorunu anlamýyorlardý ama haklarýnýn parti bürokrasisi tarafýndan giderek ellerinden alýnmalarýna karþý verdikleri mücadele doðruydu. Parti bürokrasisinin korkusu zaten giderek daralmýþ olan partinin ve devletin toplumsal temelinin, ortaya çýkan muhalefet gruplarýnýn bir bölünme yaratarak daha da daraltmasýydý. Korkunun en büyüðü ise parti içerisindeki muhalefet gruplarýnýn, partinin dýþýndaki sisteme karþý düþman partiler ile (özellikle bunlar Sol SD’ler, sað Menþevik ve sað SD’lerdi) bir blok oluþturmasýydý (Lenin 1920-21 yýllarýnda bir kongrede parti içerisindeki muhalefetin parti dýþýndaki düþman politik eðilimlere “rampa” teþkil ettiðini belirtmiþtir), ki korkulan 1921 yýlýnda Kronþtad’ta az daha gerçeðe dönüþüyordu. 1921 yýlýndaki Kronþtad ayaklanmasý, BP’nin eski tabanýnýn küçük-burjuva partiler ile birleþmesinin sonucuydu. Onun için parti bürokrasisi, parti içerisindeki muhalefet hareketinin kontrol dýþýna çýkmasýný önlemek ve onu belirli sýnýrlar içerisinde tutmak için partiyi tavandan tabana doðru kendi revizyonist-bürokratik ideolojik, politik ve örgütsel çizgisi etrafýnda tekrar kalýba dökmeye baþladý.
Yukarýda belirttiðimiz gibi, Mart 1919’daki parti kongresi, partinin tepe noktasýnýn aþaðý-yukarý ayný revizyonist çizgiyi savunan (her ne kadar aralarýnda bazý anlaþmazlýklar olsa da) önder kadrolarýnýn ortaya çýkmasýyla ya da hareketin yeni tarihsel aþamasýnda partinin lider kadrolarýnýn yarý-proleter bir revizyonist eðilime dönüþmelerini tescil etmesi açýsýndan bir gösterge sunmaktadýr. Mart 1919’dan sonraki süreç ise, partinin gövdesinin bu yarý-proleter çizgi doðrultusunda kalýba dökülmesi ile karakterizedir, ki bu süreç aþaðý-yukarý 1922-1923 yýlýna kadar uzanýr. Lenin ölmeden önce BP’nin yarý-proleter revizyonist çizgisi hem partinin tepe noktasýnda hem de tabanda aþaðý-yukarý tamamlanmýþtý!
Daha önce de belirttiðimiz gibi Mart 1919 Kongresi’nde partinin tepe noktasýnda ya da tam merkezinde oluþturulan yeni örgüt biçimleri (Politbüro, Orgbüro ve MK Sekreterliði) geliþen bürokratik merkeziyetçiliðin örgütsel biçimlerini oluþturmakla kalmýyorlardý ama tepeden aþaðýya doðru ya da merkezden çevreye doðru yeni çizgiyi biçimlendirmede de manivela iþlevi görüyorlardý. Mart 1919’dan sonra partinin ana gövdesi ile ilgili olan örgütsel politikalar, ana gövdenin merkez ile ayný nitelik çizgisine getirilmesinin ya da ana gövdenin merkezin yeni niteliði temelinde tekrar kalýba dökülmesinden baþka bir þey deðildi. Elbette rejim düþmanlarýyla mücadele halinde ve ayný anda olan bir süreçti bu.
Ýþte tam da bu noktadan itibaren daha önce parti içerisinde hiç göze batmayan bazý kurumlar giderek daha fazla göze batan ve öne çýkan kurumlar haline gelmeye baþladýlar. Partinin kalýba dökülmesinin daha iyi anlaþýlmasý, bu iþlemde büyük rol oynayan organlarýn iþleyiþlerinde açýkça görülmektedir.
Parti merkezinin, partinin ana gövdesine yeni çizgi temelinde müdahale araç ve biçimlerine geçmeden önce, MK’nýn bürokratik yapýsýyla ilgili olarak bir kaç noktaya deðinmek belki yararlý olacaktýr.
MK’nýn bürokratikleþmesinin en nemli göstergelerinden bir tanesi daha sonra Sovyet Kongresi’nin baþýna gelecek olan “toplanamama” sorunuydu. Mart 1919’daki kongreden sonra onbeþ günde bir toplanmasý gereken MK toplantýlarý zamanýnda yapýlamaz oldu:
“1919’daki sekizinci kongrede alýnan karar gereðince merkez komitesinin on beþ günde bir yapmasý gereken toplantýlar yapýlmaz oldu. Onuncu kongre merkez komitesinin sadece iki ayda bir toplanmasýna karar verdi. Böylece merkez komitesi üye sayýsýný 25’e çýkarmak kolaylaþýyordu. Komite toplantýlarýna katýlmalarýna izin verilen fakat oy hakký olmayan “yedek” üyelerin sayýsý belirtilmemiþti. 15 yedek üye seçildi. Bu deðiþiklikler hiçbir yeni geliþmeyi ifade etmiyordu; merkez komitenin zamanla partinin baþlýca etkin organý olmaktan çýkýp büyük bir “parti þefleri kurulu” haline gelmesi yolunda atýlmýþ adýmlardý bunlar. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 190-191)
1919’dan itibaren Stalin’in ve ona baðlý olan kliðin parti içerisinde giderek yükseliþi ilginçtir. Stalin MK içerisinde üç organda (politbüro, Orgbüro ve MK sekreterliði) görev alan tek kiþiydi ve bu açýdan MK’nýn kilit adamýydý. Bütün bu görevlerinin yaný sýra devrimden hemen sonra Milliyetler Komiserliði’ne getirilmiþti ve bu tarihten itibaren ayný zamanda Sovnarkom üyesiydi. Ama anlaþýlan bu görevler ona “yetmediði” için Nisan 1919 yýlýnda bir de Devlet Denetleme Halk Komiserliði görevi verildi.
Bütün sevk ve idareyi, küçük bir azýnlýðýn elinde merkezileþtirme eðilimi kendisini partinin ve devletin bütün katlarýnda açýkça gösteriyordu artýk.
Parti ve devletin üst tabakasý bürokratik bir kasta dönüþmüþtü (daha önce belirttiðimiz gibi buna Lenin de dahildi) ama bir de bunlarýn arasýnda bir iktidar mücadelesi baþlamýþtý. Bu bürokratik kastýn kendi içerisindeki iktidar mücadelesini Stalin kazandý. Bu baþka bir klik de olabilirdi ama bu Rusya’nýn içerisine girmiþ olduðu tarihsel yörüngeyi deðiþtirmezdi. Ýktidarýn dümenini elinde bulunduranlar, Rusya’nýn toplumsal güçlerinin tarihsel baskýsý altýnda yine ayný yola girerlerdi. Bu açýdan bakýldýðý zaman parti ve devletin tepesindeki iktidar mücadelesinin ayný nitelik içerisindeki farklý eðilimlerin bir çatýþmasý olduðu ortaya çýkar.
Stalin kliði bir yandan MK içerisinde güç olmaya çalýþýyordu bir yandan da dikey olarak partinin ana gövdesi içerisine nüfuz edecek kanallarý yaratmaya çalýþýyordu. MK içerisindeki üç organ içerisinde etkin olan klik giderek MK’nýn bileþenini kendi lehine çevirmeyi baþardý. Bunun en büyük nedeni partinin ana gövdesine açýlan kanallarý (birazdan deðineceðimiz gibi) ellerine geçirmiþ olmasýndan kaynaklanýyordu.
Özellikle de parti içerisinde Lenin’in saðlýk sorunlarýndan kaynaklanan politik faaliyetinin profilinin düþmesi, MK’yý iki liderin yani Stalin ve Troçki’nin “paylaþým alanýna” dönüþtürüyordu. Ýlk baþlarda Lenin bu iki lider arasýnda denge unsuruydu ve her ikisi de Lenin’i hesaba katarak hareket ediyordu. Ama belli bir noktadan sonra olaylar Lenin’i de aþtý ve MK’yý ele geçirme kavgasý, partinin gövdesindeki ideolojik, politik ve örgütsel “kristalleþme” ile birlikte daha da kýzýþtý. Daha sonra bu bölümün sonunda da göreceðimiz gibi Lenin, Stalin ve kliðinin, parti ve devlet içerisinde geliþen bürokratizmin temsilcisi olduðuna kanaat getirdikten sonra (hemen belirtelim ki Lenin’in bu anlayýþý yanlýþtý çünkü parti ve devletteki bürokratizmin nedeni önderlik etmiþ olduðu kendi politikalarýnýn sonucuydu, bu politikalar Stalin ve kliðinde sadece gerçek temsilcilerini buldular), hasta yataðýnda bu kliðe karþý mücadele etmek için, Troçki ve Stalin arasýndaki tarafsýzlýða son vererek Troçki’ye yanaþtý. Amacý partinin merkezinde Troçki’yi “kendi eli ve ayaðý”na dönüþtürmek ve Stalin kliðinin partinin ve devletin tepesinde indirilmesini saðlamaktý. Ama daha sonra da göreceðimiz gibi, Lenin yanýlýyordu ve hasta yataðýnda bu mücadeleyi kazanamazdý. Kendisi hasta olmasaydý ve Stalin kliðini yenmiþ olsaydý þayet o ideolojik ve politik görüþleriyle iþin özü deðiþmezdi.
Stalin’in MK sekreterliðine gelmesinden hemen sonra MK sekreterliðinin üyesi olan ve sendikalar ile ilgili tartýþmada Troçki’yi destekleyen ve ona yakýn duran üç sekreterin (Krestinski, Preobrajenski ve Serebriyakov) görevine son verildi ve yerlerine Stalin’e yakýn duran Molotov, Yaroslavski ve Mihailov seçildi. Bu MK içerisinde Troçki’nin etkisine vurulan ilk büyük darbeydi.
MK sekreterliðinin parti içerisinde etkinliðinin artmasý, sekreterliðinin personel sayýsýnýn Stalin’in göreve gelmesinden hemen sonra acayip büyümesinde kendisini gösteriyordu:
“Bu arada parti mekanizmasý içinde sekreterliðin öneminin artmasý, personel sayýsýndaki sürekli artýþta yansýyordu. Sekreterlik Mayýs 1919’da otuz kiþi ile faaliyete geçmiþti. Dokuzuncu parti kongresinde, Mart 1920’de, 150 görevli vardý, bu rakam bir yýl sonra yapýlan onuncu kongrenin arifesinde muhafýz ve kurye olarak kullanýlan 140 kiþilik bir askeri birlik hariç, 602’ye yükselmiþti. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 191-192)
MK içerisinde basit bir sekreterlik olan MK sekreterliði, Stalin’in bu organýn baþýna geçmesiyle giderek MK çalýþmalarýnýn aðýrlýk merkezi haline gelmeye baþladý. Politbüro ve Orgbüro’ya hizmet etmeye yarayan araç, giderek onlarýn etkinliðini pratikte kendisine baðladý. Politbüro ve Orgbüro’nun iþleri giderek MK sekreterliði içerisinde belirlenir oldu. MK içerisinde yaþanan bu bürokratik evrimin benzerleri, Parti ve Sovyet Kongreleri’nin pratikte MK’ya ve Sovnarkom’a boyun eðiþinde de yaþandý. Her tarafta farklý biçimler içerisinde ayný bürokratik eðilim yaþanýyordu.
MK sekreterliði parti içerisinde öyle stratejik bir konumdaydý ki hem MK içerisine hem de partinin gövdesi içerisine yayýlan araçlara sahipti. MK’yý kendi lehine deðiþtirmeye çalýþan klik partinin ana gövdesini de bu yönde etkileyecek araç ve kanallarý da elinde bulunduruyordu. Bu araçlardan en önemlisi MK Sekreterliði’ne baðlý olan “Sayým ve Daðýtým Seksiyonu” (Uchraspred) denilen ve partinin gövdesi içerisinde atama ve nakiller ile ilgilenen daireydi. Bu daire partinin ana gövdesi içerisinde Stalin kiliðinin partinin kilit yerlerine yerleþmesinde çok önemli bir araç oldu. Faaliyetinin çapý bunu açýkça göstermektedir:
“Onikinci parti kongresinde Stalin’in örgütlenme hakkýndaki raporu, dikkatleri, bir baþka kurumun artan önemi üzerine çekti. Onun safça fakat manidar bir tarzda belirttiði gibi, “iyi bir siyasi çizgi”, bir muharebenin sadece yarýsýný oluþturuyordu. Direktifleri yerine getirebilecek yetenekte iþçileri seçmek de bir zorunluluktu. 1920’den beri, partinin üç sekreterinden biri, “sayým ve daðýtým seksiyonu” (Uchraspred) denilen ve parti üyelerinin sayýmý ve daðýtýmý---“parti üyelerinin seferber edilmesi, nakilleri ve atanmalarý”---ile ilgilenen bölümün sorumlusuydu. Ýç savaþýn sona ermesi ve terhis iþleminin baþlamasýyla birlikte Uchraspred’in yetkileri arttý;Mart 1921’de onuncu parti kongresine sunduðu rapor, on iki aydan az bir zaman içinde 42. 000 parti üyesinin nakil ve atanmasýndan sorumlu olduðunu gösterdi. (abç) Ucraspred o dönemde, il ve bölge komitelerinin yapmasý gereken bireysel atama iþlemlerinden çok, “kitle seferberliði” ile uðraþýyordu. Fakat idari aygýt büyüdüðü ve milli ekonominin yönetilmesi onun baþlýca iþlevlerinden biri haline geldiði için, tek tek atamalar daha çok önem kazandý ve Stalin’in de belirttiði gibi, “her iþçiyi iyice tanýmak” gerekli oldu. Bu maksatla, merkez komitesi, onikinci kongreden bir kaç gün önce, “baþlýca iþletmelerimizin yönetici organlarýný komünistlerle donatmak imkanýný partiye saðlamak ve böylece, devlet aygýtý üzerinde parti önderliðini mümkün kýlmak için Uchraspred’i geniþletmeye karar verdi” (Çeviride açýlan týrnak iþareti kapatýlmamýþ ve bu sözlerin kime ait olduðu belirtilmemiþ ama paragraftan bunun MK’nýn bir bildirisine ait olduðu ortaya çýkmaktadýr---K. E) Bu suretle Ucraspred, devletin siyasi ya da ekonomik organlarý üzerinde parti tarafýndan gerçekleþtirilen denetimin gözle görülmeyen fakat güçlü bir merkezi haline geldi. Ayrýca genel sekreter tarafýndan yönetildiði için, hem parti içinde hem de devlet içinde Stalin’in otoritesinin kurulmasýnda elveriþli bir vasýta olduðu ortaya çýktý. Stalin’in onikinci kongredeki yorumlarý, mekanizmanýn hangi manivelarla yürütüldüðü hakkýnda dýþ dünyaya verilen birkaç ender ipucundan biriydi. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 212-213)
Partinin evrimine benzer bir evrimi Sovyet devleti de geçiriyordu. Nasýl partinin MK’sý parti kongresini pratikte kendisine baðlamýþ ve kongrenin bileþeni, yapýsý ve iþleyiþini önceden kendi bürokratik yapýsýna uygun olarak belirleme imkanýna (elbette ki partinin gövdesinde gerçekleþtirmiþ olduðu “cerrahi operasyonlar” sonucunda) kavuþmuþ ise ayný þekilde Sovyet Kongresi’nin içeriði de bürokratik Sovnarkom (ki partinin bürokratik MK’sýnýn denetimi altýndaydý) tarafýndan belirlenir hale gelmiþti.
Bürokratikleþen Sovnarkom’un yaptýðý baþlýca iþlerden bir tanesi, kendisini Tüm-Rusya Sovyet Yürütme Komitesi (VTsIK)’nin ve Sovyet Kongresi’nin denetiminden ve kontrolünden kurtaracak önlemleri almak oldu. Artýk Kongre ve VTsIK “ayakbaðý” ve “yük” olarak görünmeye ve gereksiz zaman kaybýna neden olan organlar olarak görülmeye baþlanmýþtý. Zaten zamanla da bu organlarýn içeriði bürokratik kastýn çýkarlarý doðrultusunda yeniden reorganize edildi. Bu andan itibaren de Sovnarkom’un çalýþmalarýný sadece tasdik eden organlara dönüþtüler. Aþaðýdaki þu satýrlar Sovyet devletinin bürokratikleþmesinin partinin bürokratikleþmesine ne kadar benzediðini göstermesi açýsýndan ilginçtir:
“1918 anayasasýnýn, “son derece ivedi tedbirlerin sadece Sovnarkom tarafýndan yürürlüðe konabileceðini” þart koþan maddesi, Sovnarkom’un, VTsIK’nýn tedirgin edici denetiminden sýyrýlmasýna yarayan kurtarýcý bir madde oldu--- zaten istenilen de þüphesiz buydu. (...) (...) Sovnarkom RSFSC’nin asýl yöneticisi konumuna geçmiþti. Sadece yürütme erkine tamamen hakim olmakla kalmýyor, ayný zamanda yasama erkini, kararnameler çýkararak, sýnýrsýz uyguluyordu ve VTsIK’ya ya da sözde en yüce organ olan Tüm Rusya Sovyetler Kongresi’ne sadece þeklen hesap vermekle yükümlüydü. (...)(abç) Merkezi Sovyet iktidarýnýn yoðunlaþmasýna parti meselelerinde bir benzeri olan ikinci bir süreç eþlik etti: Otorite, yerel organlarýn zararýna merkezde yoðunlaþtý (abç). RSFSC anayasasý hazýrlanmaya baþlandýðýnda bu geliþme de çoktan ileri bir aþamaya ulaþmýþtý. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 201-202)
Nasýl bürokratikleþen MK partinin gövdesini yeni çizgiye uygun olarak biçimlendiren araçlarý ele geçirerek dönüþtürdüyse, Sovyet devletinin tepesinde Sovnarkom da devletin gövdesini ayný þekilde dönüþtüren araçlarý kullandý. Daha önce de belirttiðimiz gibi Nisan 1919’da, Stalin, MK’daki görevlerinin ve Milliyetler Halk Komiserliði görevinin yanýnda Devlet Denetleme Halk Komiserliði (4)’nin de baþýna getirildi. Bu komiserliðin kuruluþu, parti ve devletin bürokratikleþtiðinin kabülü anlamýna geliyordu ve sözde buna çare olarak düþünülmüþtü. Ama bu kurumun baþýna Stalin’in geçirilmesi (Baþkasý da geçse iþin özü deðiþmezdi) kuzunun kurda teslim edilmesinden baþka bir þey deðildi. Bürokratlaþanlar ve bundan sorumlu olanlar, bürokratizmi sözde denetleme görevini de üstlendiler!Bütün bunlar komediden baþka bir þey deðildi! Burjuva demokrasisinde bu kadar görevi üstlenen birine komünistler küfürler yaðdýrýrlardý/yaðdýrýyorlar ama Rusya’da kimse buna ses çýkarmýyordu. Sadece Preobrajenski bu anormalliði dile getirdi ama pek onu dinleyen olmadý.
Bürokratizme çare olarak kurulan Rabkrin’in kendisinin boðazýna kadar bürokratizme battýðý ve bir çok ayak oyununun ve entrikalarýn merkezi haline geldiði çok kýsa bir zaman sonra ortaya çýktý ve partinin bürokratik önder kadrolarý arasýnda Rabkrin sorunu mini bir krize neden oldu:
“Rabkrin fýrtýnalý bir seyir takip etti. “Rabkrin’in sorumlu iþçilerinin Tüm Rusya Konferansý” Ekim 1920’de Moskova’da düzenlendi. Bir konuþma yapan Stalin, Rabkrin’in “bazý dar kafalý devlet memurlarýný ve hatta onlarýn söylediklerine kulak veren bazý komünistleri öfkelendirdiðini” söyledi. Güçlüklerden biri, bu yeni komiserliðe uygun personel bulmaktý. Rabkrin’i, bürokrasiyle mücadelede önemli bir unsur olarak gören Lenin bile, “en iyi iþçiler cepheye gittikleri” için “Rabkrin’in daha çok bir özlemden ibaret olduðunu” kabul ediyordu. 1921’in sonlarýnda yakýt darlýðý konusunda Rabkrin’in hazýrladýðý bir rapor, Lenin’in sansürüne uðradý;Stalin, kendi memurunu iyi savunan bir daire þefi gibi cevap verdi. Parti çevrelerinin çoðunda Rabkrin’e artan bir þüpheyle bakýlýyordu. Mart 1922’de onbirinci parti kongresinde Lenin, Preobrajenski’nin hücumlarýna karþý Stalin’i savundu;fakat bir kaç hafta sonra, Rabkrin’i Sovnarkom ile Çalýþma ve Savunma Konseyleri tarafýndan yayýmlanan kararnamelerin uygulanmasýný denetlemek için yeni bir sistemin kolu haline getirmeyi önerince, Troçki, “Rabkrin’de çalýþanlarýn, esas itibariyle, baþka alanlarda baþarý gösteremeyen iþçiler olduklarýný” belirterek ve “Rabkrin’e baðlý organlarda entrikanýn yaygýn hale gelmesinden ve herkesin diline düþmesinden” yakýnarak ona þiddetle hücum etti. Lenin soðukkanlýlýkla cevap vererek, Rabkrin’i laðvetmenin deðil, ýslah etmenin söz konusu olduðunu belirtti. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 211)
Ama Rabkrin tek entrikalarýn ve ayak oyunlarýnýn döndüðü bir kurum deðildi. Bu deðerlendirme onun baþka iþlevlerinin yanýnda çok masum kalýr. Isaac Deutscher’in baþka bir tespiti yine var ki, bürokratik yapýnýn bastýrma biçim ve metodlarýna baktýðýmýz zaman doðruluk payýnýn büyük olduðu görülmektedir:
“Deutscher’in belirtmiþ olduðu gibi, Stalin, Rabkrin’i, hükümet içinde kendine baðlý özel polis kuvvetine dönüþtürdü. Bu kurumun baþý olarak, tüm devlet aygýtýný, onun iþleyiþini ve personelini herhangi bir komiserlikten daha yakýndan kontrol eder duruma geldi. ” (Tony Cliff, LENÝN, cilt-4, s. 251, Z Yayýnlarý)
Yine Rabkrin bürokratizmin boyutlarýnýn anlaþýlmasý noktasýnda ilginç bir gösterge de sunmaktadýr. Lenin biraz geç uyanarak, Rabkrin’in de Stalin kliðinin elinde giderek bürokratlaþtýðýný görünce bu kurumu ýslah etmek için yeni çareler aramaya baþladý. 1922’nin sonlarýnda hasta yataðýnda, parti ve Rabkrin içerisindeki bürokratlaþmayý azaltacak ya da durduracak bir plan hazýrladý. Ama bu bölümün sonunda da göreceðimiz gibi, Lenin’in hazýrlamýþ olduðu plan, aslýnda yaþamýnýn son dönemlerinde Stalin’e ve kliðine karþý vermiþ olduðu dolaylý iktidar mücadelesinden baþka bir þey deðildi.
Lenin’in hasta yataðýnda hazýrladýðý ve Nisan 1923 yýlýnda XII. Kongre’nin pratiðe geçirmiþ olduðu plan, bu sefer de baþka bir noktayý su yüzüne çýkardý: Parti Kongresi’nin kendisi de tamamen bürokratlaþmýþtý. Kongre partinin gövdesini yansýttýðýndan, bundan partinin bürokratlaþmasýnýn artýk tamamlandýðý ortaya çýkýyordu.
Lenin parti ve Rabkrin’i ýslah etmek için, iþçi kökenli bir çok üyenin MK’ya alýnmasýný öneriyordu ve yine kongrenin MK ile ayný haklara sahip olan ama ondan baðýmsýz olan ve partiyi ve Rabkrin’i yakýndan denetleyen Merkez Kontrol Komisyonu (MKK)’nun da geniþletilmesini öneriyordu:
“Pekçok iþçinin Merkez Komitesi bünyesine alýnmasý, pekçok saðlýklý olduðu söylenemeyecek olan idari aygýtýmýzýn iyileþtirilmesine yardýmcý olacaktýr...MK üyesi durumuna gelecek birkaç düzine iþçinin, devlet aygýtýmýzýn kontrolü, iyileþtirilmesi, yeniden þekillendirilmesi iþini diðer herkesten daha iyi yapacaðý kanýsýndayým... “MK’nýn iþçi sýnýfýndan gelen üyeleri, sovyet organlarý içinde son beþ yýllýk sürede konumlarýný yükseltmiþ olan iþçilerden daha düþük durumda olan iþçi katmanlarýndan gelmelidir; bunlar, tabandaki iþçi ve köylülere yakýn olan insanlar olmalýdýr...MK ve Politik Büro’nun tüm oturumlarýna katýlacak bu tür iþçileri, sovyet sisteminin sadýk yandaþlarý olan bir çalýþanlar grubu yaratacaðýna, ilkin MK’nýn kendisine bir istikrar kazandýracaklarýna, ikinci olarak, devlet aygýtýnýn yenilenmesi ve iyileþtirilmesi iþinde etkin bir iþlev göreceklerine inanýyorum. ” (...) “Kongre’nin Merkez Kontrol Komisyonu’na 75 ile 100 arasýnda yeni üye seçmesini öneriyorum. Bunlar iþçi ve köylüler olmalýlar ve Merkez Komitesi’nin diðer üyeleriyle ayný haklara sahip olacaklarý için, diðer üyeler gibi partinin kontrol iþlevini üstlenmelidirler. ” (Lenin, akratan Tony Cliff, a.g.e.s. 253-254)
Lenin’in önermiþ olduðu önlemler bürokrasiye karþý panzehir olamazdý. Çünkü Lenin parti ve devletteki bürokratlaþmanýn nedenini ve temellerini anlamýyordu. Bu bürokratizmin kökenlerinin BP’nin yanlýþ ekonomi politikalarýnýn neden olduðu diðer politikalarýn bir sonucu olduðunu bir türlü göremiyordu. Onun için ileri sürmüþ olduðu önlemler yani iþçi sýnýfý içerisinden gelen iþçilerden medet ummasý onu bir zamanlar mücadele vermiþ olduðu “Ýþçi Sýnýfýnýn Kendiliðindenci Mücadelesinden” medet ummaya götürüyordu. Nasýl bir zamanlar Rusya’da, partinin inþaasý sorununda Ekonomistler, ideolojik yetersizlikten dolayý, komünist hareketi Çarlýk devleti ve kapitalist sistem karþýsýnda politik ve örgütsel olarak yanlýþ konumlandýrýyor ve bundan dolayý iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden eðilimine kapýlýyorduysalar, þimdi de, iktidar döneminde, proletarya diktatörlüðünün uluslararasý emperyalist sistem karþýsýnda ideolojik yetersizlikten dolayý yanlýþ konumlandýrýlmasýndan dolayý, doðru politik ve örgütsel görevlerin tespit edilememesi, Lenin ve BP’yi iþçi sýnýfýnýn kendiliðinden eðilimlerine bel baðlamaya götürüyordu. Bunun da bir tür oportünizm olduðu kendiliðinden anlaþýlýr.
Bürokratizm tek örgütsel önlemler alýnarak önlenemez ve durdurulamazdý. Çünkü sorunun kaynaðý gördüðümüz gibi tek örgütlenmeden kaynaklanmýyordu.
XII. Parti Kongresi, Lenin’in önerilerini pratiðe geçirdi ama býrakýnýz bürokrasinin durdurulmasýný, onun daha da pekiþtirilmesini saðladý. Üstelik MKK’nun baþýna Stalin en sadýk adamlarýndan birisi olan Ordjonikidze’yi geçirdi.
Bürokratizmi denetleyen kurumun kendisi bu duruma düþtükten sonra diðer kurumlarýn ne halde olduðunu “Allah bilir” artýk.
Sovyet devletinin bürokratikleþmesindeki boyutu gösteren en önemli örneklerden birisi de Sovyet adli yapýsýnýn örgütlenmesinde ama özellikle de savcýlarýn atanmasýnda görülmektedir. Adalet Halk Komiseri Krilenko, ülkedeki bütün savcýlarýn baþsavcý tarafýndan atanmasýný ve görev bölgelerindeki yürütme komitelerinin by pass edilmesini öneriyordu. Nasýl MK ve HKK, pratikte, parti ve Sovyet kongrelerinin denetiminden sürekli kurtulmaya çalýþýyorlarsa ayný eðilim baþka kurumlar içerisinde farklý biçimlerde yaþanýyordu. Adli yapýnýn örgütlenmesinde de ayný bürokratik eðilim kendisini gösteriyordu:
“Mayýs 1922’de Adalet Halk Komiseri Krilenko, bütün ülkedeki savcýlarýn baþsavcý tarafýndan atanmalarýný ve görev bölgelerindeki yürütme komitelerinden çok, baþsavcýya karþý sorumlu olmalarýný öngören bir kararname hazýrladý. Hem baþsavcýya hem yerel yürütme komitelerine karþý sorumlu olmak gibi “ikili bir baðýmlýlýk” talep edildiði için bu öneri 13 Mayýs 1922’de VTsIK’da þiddetli eleþtirilere hedef oldu. Bolþeviklerden bazýlarý bu görüþe katýlýyorlardý;Lenin ise, RSFSC’nin her yerinde “bir tek meþruiyet olmasý gerektiðinden”, adli çalýþmalarýn merkezi otorite tarafýndan atanmalarý ve denetlenmeleri görüþünün reddedilemeyeceðini savunan bir muhtýra vererek Krilenko’nun imdadýna yetiþti. Böylece, hizaya gelen VTsIK, RSFSC’nin ilk ceza yasasýnýn kabulü vesilesiyle 26 Mayýs 1922’de bu öneriyi kabul etti, iktidarýn þekli yoðunlaþmasý yolunda bir adým daha atýlmýþ oldu. ” (E. H. Carr, a.g.e.s. 204)
Sürekli bir þekilde idareyi küçük bir azýnlýðýn eline verme ve organlarý sadece bu azýnlýðýn kararlarýný uygulayacak pasif bir diþli gibi görme hastalýðý burada da görülüyor. Adli yapýnýn bu bürokratik örgütlenmesi, genel olarak Sovyet devletinin bürokratik örgütlenmesinin hem sonucudur hem de onun bir göstergesidir. Her tarafta görülen yerel komitelerin zararýna ve merkezin bürokratik yararýna olan süreç adli yapýda da kendisini gösteriyordu. Bürokratik iktidar adli yapýnýn bu bürokratik örgütlenmesini her ne kadar Lenin’in aðzýnda Rusya’nýn her tarafýnda tek bir meþruiyetin olmasý gerektiðini ileri sürerek belirtiyorduysa da aslýnda bunu daha yetkin, hýzlý ve etkili bir bastýrma mekanizmasý yaratmak için istiyordu. Devletin karþýsýndaki cephenin büyümesi ve devletin toplumsal temelinin daralmasý, onu, hukukun örgütlenmesinde de bürokratik yöntemlere itiyordu. Ýþin aslý buydu.
Bu bürokratik eðilim, parti ve devlet içerisinde geliþirken ve güçlenirken, bunun baþka politik alanlara yansýmamasý tuhaf olurdu. Çok kýsa bir zaman sonra partinin bu bürokratik ve revizyonist çizgisi, ulusal sorunda da kendisini ortaya koydu ve RKP’nin bu noktadaki çizgisi pratikte sosyal-þoven bir biçime büründü (5).
Rus Komünist Partisi (RKP) içerisindeki Rus sosyal-þovenizminin kökenleri, Rus içsavaþý döneminde ama özellikle de “Savaþ Komünizmi” döneminde yapýlan hatalar ile sýký baðlantý halindedir.
(devam edecek)
(4) Bu komiserlik 7 Þubat 1921’de « Ýþçi Köylü Denetleme Halk Komiserliði » (Rabkrin ya da RKÝ)’ne dönüþtü. (5) Bu noktaya kýsaca deðinip geçeceðim ve sadece sorunun mantýksal yanýna dikkat çekerek vede bazý somut tarihsel örnekler içerisinde,Rus sosyal-þovenizminin kaynaðýnýn Ekim Devrimi’nin yanlýþ ekonomi politikalarýnýn bir sonucu olarak ortaya çýktýðýný ortaya koymaya çalýþacaðým.Rus sosyal-þovenizmi ile yanlýþ ekonomi politikalar arasýnda çok yakýn bir iliþki sözkonusudur.
DEVRÝMCÝ BÜLTEN’DEN OKURLARA
Dünya ve Türkiye komünist hareketi, tarihsel olarak, çok aðýr diyebileceðimiz bir kriz içerisinde bulunmaktadýr. Bu kriz ilk bakýþta, bir politik ve örgütsel kriz olarak görünmektedir. Bunun da en açýk göstergesi iktidar mücadelesinde kitlesel anlamda politik bir güç olamamadýr.
Ama bu politik ve örgütsel kriz, aslýnda bir ideolojik krizin sonucu ve uzantýsýdýr. Yani hareketin nesnel evrensel süreçlerini (uluslararasý kapitalist sistemin analizi, komünizm teorisi, devrimin karakteri sorunu, strateji ve taktik sorunu, proletarya diktatörlüðü sorunu, politika ve örgüt teorisi vs. ) doðru bir mantýk aracýlýðý ile çözümleyememektir.
Ama bu ideolojik kriz de eðer daha yakýndan bakýlýrsa, hareketin felsefi krizine, daha doðrusu Marksist felsefe noktasýndaki yetersizliklere baðlýdýr. Yani diyalektik mantýðýn doðru ele alýnamamasýna ve kavranýlamamasýna baðlýdýr. Uzun zamandan beri Marksist diyalektik çok basit kavramlara indirgenmiþ ve Marx’ýn dönemindeki ama özellikle de Kapital’in içeriðinde sergilenen örgüsünden tamamen kopartýlarak, olmasý gereken biçimin dýþýnda ve de idealist olarak yanlýþ bir þekilde kurgulanmýþtýr. Geçerken belirtelim ki, Lenin dahi, Kapital’in içeriðinde sergilenen gerçek Marksist diyalektiðe büyük bir çaba sarfetmesine karþýn ulaþmada yetersiz kalmýþtýr. Dünya ve Türkiye komünist hareketinin bu çok aðýr krizden çýkabilmesi, ancak ve ancak, bir tek evrensel baðýmlýlýk prensibine tabi olan, felsefi, ideolojik, politik ve örgütsel süreçlerin: 1- En genelden en özele, mantýksal olarak doðru bir biçimde dizilmeleri yani bir tek zincirin farklý halkalarý olarak doðru bir biçimde dizilmeleri; 2-En genelden en özele doðru dizilen bu halkalarýn her birinin temel sorunlarýnýn göstermelik deðil, doðru ve layýkýyla çözülmeleri gerekir ve de bu temelde bütün halkalarýn mantýksal olarak tek bir nitelik yaratacak bir biçimde birbirine baðlanmalarý gerekir. Bu onyýllarca süren devasa boyutlardaki teorik çalýþmalarýn bir sentezi olarak ancak ortaya çýkabilir.
Zaten Marksizmin kendisinin doðuþu ve toplumsal bir hareket biçimine kavuþmasý da en genelin sorunlarýnýn çözümünden baþlayan ve en özele doðru giden bir süreci izleyen ve de bu temelde yeni bir niteliðin oluþmasýna neden olan bir sürecin sonucudur.
Komünist hareketin en genel sorunlarýnda yapýlacak hatalar ya da eksiklikler, onun içerisinde kapsanan özel süreçlerin yanlýþ kurulmasýna neden olacaklardýr. Böylece halkalarýn birinde yapýlan yanlýþlýk, biri diðerini etkileyerek, bütün halkalarýn birbirine yanlýþ baðlanmasýna götürecek ve bu durum tek sosyal hedeflerden uzaklaþmaya deðil araçlarýn kendisinden uzaklaþýlmasýna da neden olacaktýr.
Hareketin en genelden en özele doðru giden halkalarý þunlardýr: 1-Felsefe, 2-Ýdeoloji, 3-Politika, 4- Örgüt.
Marksizmin doðuþunda da görüldüðü gibi, ancak felsefedeki bir tarihsel birikim ve bu birikimin neden olduðu nitel sýçrayýþ yani diyalektik materyalizmin ortaya çýkmasý, burjuva toplumun ekonomik hareket yasalarýnýn doðru anlaþýlmasýna ve bu temelde üstyapýda ortaya çýkan ideolojik ve politik þekillenmelerin doðru ele alýnýþýna götürmüþ ve de bu temelde doðru araçlarýn yaratýlmasýna neden olmuþtur.
Bundan çýkan en önemli sonuç, hiçbir zaman örgüt ve politika sorunlarýndan baþlayarak, komünist hareketin doðru bir toplumsal ve tarihsel temele oturtulamayacaðýdýr. Demek ki ilk etapta sorunun çözümünü geniþ kitlelerden arama hastalýðýndan kurtulmak gerekir.
Sorun ilk etapta felsefi ve ideolojik bir temelde ortaya çýktýðý için, sorunun çözümü bu sorunlarýn gerçek muhatabý olan, komünist aydýnlarda ya da hareketin lider kadrolarýnda aranmalýdýr. Ancak bu lider kadrolarýn içsel yani düþünsel yoðunlaþmalarýdýr ki, hareketin politik ve örgütsel süreçlerini koþullandýran ilkeler bütünlüðünü ( o da ancak layýkýyla yapýldýðý zaman) saðlayabilir.
Ama tam da bu noktada, Türkiye devrimci ve komünist hareketinin lider kadrolarýný felsefi ve ideolojik sorunlarda etkisi altýna almýþ olan korku hastalýðý denebilir ki hareketi tek kelime ile çürütmüþtür. Revizyonizme düþme korkusu, komünist hareketin tarihine eleþtirel yaklaþma ve Marksizmi evrensel olarak daha da geliþtirme anlayýþýnýn bir kenara býrakýlmasýna neden olmuþtur. Halbuki Marksizmin devrimciliði onun tepeden týrnaða kadar her þeyi eleþtirinin odaðýna oturtmasýnda oluþur.
Sorun tam da þuradadýr ki ya Marksizm evrensel olarak daha da geliþtirilecek ve bu temelde pratik politik hattýn genel çerçevesi daha doðru kurulacak ve de bu temelde komünist hareket niteliðini kaybetmeden, kontrollü bir þekilde geniþ kitlelere açýlacak ve iktidar mücadelesine kilitlenecektir. Ya da eðer bu dönüþüm gerçekleþmezse hareketin þu andaki lider kadrolarý tasfiye olacaklardýr ve yeni bir kuþaðýn iþe el atmasý gerekecektir.
Ama bu yenilenmenin olabilmesi için, lider kadrolarýn kendilerini özgür hissetmeleri ve bu özgürlük temelinde her þeye (Marksizmin kurucularý, Lenin dahil) eleþtirel yaklaþmalarý gerekir. Teorik yaratýcýlýk ancak bu manevi özgürlük temelinde geliþebilir. Bu manevi özgürlüðün olmadýðý yerde teorik yaratýcýlýk ve dönüþüm tek kelimeyle hayaldir.
DEVRÝMCÝ BÜLTEN
|
 |
|
|
|